Düşmanın Türkiye’yi İçten Vurmak için “Sızma Birlikleri”

-A A +A

İsrail’in ve ABD’nin, tüm İslam ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de meşru görünümlü, örtülü sızma birlikleri yok mudur? Bu birlikler siyasi ve stratejik alanlarda ne kadar derinliklerde ve ne kadar etkin düzeydedir?

CIA ve MOSSAD’ın örtülü
sızmalarına dikkat Türkiye!

Önce bir örnekten yola çıkalım, sonra konumuza başlayalım:

İsrail, Gazze’de gerçekleştirdiği vahşet saldırılarında, Filistinli Müslümanlar üzerinde yeni yeni silahlar denemiş. Patlatıldığında düştüğü yerde insanların vücutlarını kemiklerine kadar yakan fosfor bombaları, patladıktan sonra etrafa yayılan, düştükleri yerde tekrar patlayan ve büyük tahribata yol açan misket bombaları, insanın vücudunu eriten ve iskelet haline getiren gaz bombaları bunlardan bazılarıymış.

Bu dehşet verici silahlar bütün hunharlığına rağmen yine de Filistinli Müslümanları korkutmuyor ve durdurmuyordu.

Ama Yahudi devletinin Filistinli Müslümanlara karşı bunlardan daha çok tehlike arzeden başka savaş yöntemleri oldu. Bombasız ve sessiz işleyen bu savaş yöntemleri, Filistinlileri bombalardan daha çok korkutmuş ve endişelendirmiştir.

Peki bu savaş yöntemleri nasıl işlemiş ve Filistinlileri nasıl tehdit etmiştir?

Peki Türkiyemiz’de bugün bizden gözüken, bizim gibi hareket eden ve yaşayan, düşmanın böyle ajan ve casusları yok mudur?

MÜSLÜMANLARI İÇTEN VURAN
SIZMA DÜŞMAN BİRLİKLERI

İsrail ordusunun Filistin'deki komutanlarından Albay Erez Wiener Savunma haberleri veren bir Amerikan dergisine Batı Şeria’da 2200 Filistinliyi tutukladıklarını ve bunlardan 1500 adedinin İsrail ordusuna ait "Özel Sızma Birimleri" sayesinde yapıldığını söylemiştir. Bu birimlerin aldıkları özel eğitim gereği Filistinli Arapların arasına rahatlıkla sızabildikleri ve onların Arap olmadığının anlaşılmasının çok zor olduğunu belirten Albay Wiener bu ekiplerin yaptıkları istihbarat çalışmaları sayesinde pek çok Filistinli direnişçiyi elleriyle koymuş gibi bulabildiklerini ifade etmiştir.  [1]

Nitekim MOSSAD’ın, kamuflajlı ve sinsi hareket eden sözkonusu sızma birlikleriyle FKÖ (El-Fetih) lideri Arafat’ın, öncelikle en yakınındaki dava arkadaşları tek tek yok edilmiş, böylece lider yalnız bırakılarak hareketin altı oyulmuştur.

Bir örnek verelim:

KUZEY IRAK’TA ÇOK İYİ KAMUFLE
OLABİLEN MOSSAD AJANLARI VAR

Dünyanın en saygın gazetecilerinden olan Pulitzer ödüllü ABD'li Seymour Hersh şöyle demiş: “Şu anda Kuzey Irak'ta eğitim vermiş ajanların dışında 1000 Mossad ajanı var. Cok iyi kamufle olmuşlar. Bir Kürt'ten daha iyi Kürtçe, Arap'tan daha vurgulu Arapça ve Türkmen'den daha iyi Türkçe konuşuyorlar.”  [2]

TARIM UZMANI YA DA İŞ ADAMI
KILIĞINDA GEZİNEN DÜŞMAN AJANLARI

2003 ve 2004 yıllarında GAP İdaresi başkanlığı, 10 İsrail firmasının bölgede çeşitli projeler yürüttüğünü açıklamış. İdarenin bildirdiğine göre İsrail’li uzmanlar sık sık GAP yöresine gelip bölge halkına “eğitim” vermiş, bir bölümünü de İsrail’e götürerek “eğitim”e tabi tutmuştur. [3]

GAP’ta faaliyet gösteren kuruluşlar arasında kısa adı CINADCO olan İsrail Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı Uluslararası Tarımsal Kalkınma İşbirliği Merkezi ve MASHAV (İsrail Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İşbirliği Merkezi) başta geliyor. MASHAV bölgeye geldiğinden beri 216 kişiyi ‘eğitim programından’ geçirmiş. [4] 2004’lerden bu yana bu sayının herhalde daha çok büyümüş olması gerekir.

Burada sözkonusu tarım eğitim faaliyetlerinin ne sakıncası olabilir, diyebiliriz. Tarım konusunda eğitim faaliyetlerinde ilk bakışta bir sakınca görülmeyebilir. Ancak olayın arka planı araştırıldığında gerçeğin hiç de öyle olmadığı farkedilecektir. Zira tarımsal işbirliği adı altında yapılan anlaşmalarda tarım mühendisliği ve uzmanlığı, İsrail için ülkelere sızmanın en pratik ve kestirme yollarından biri olmuştur.

İsrail’in, ülkelerle gerçekleştirdiği tarımsal işbirliği ilişkileri ve anlaşmaları, Yahudi devletinin o ülkelere siyasi, sosyal ve askeri yönden nüfuz edebilmesi için bir kamuflaj görüntüdür. Daha açık bir ifadeyle, MOSSAD’ın ve İsrail’in gizli askeri birimlerinin faaliyetlerini gizleyen meşruiyet örtüsüdür. Bu konudaki delillerden bazılarını sıralayalım:

Eski MOSSAD ajanı Victor Ostrovsky şöyle demiştir: ‘MOSSAD, diğer bütün Afrika ülkelerinde olduğu gibi Güney Afrika'ya da askeri danışmanlar, tarım uzmanları, ya da diplomat görüntüsü altında ajanlarını yerleştirdi.’

2004’de The New Yorker’da gazeteci Seymour M. Hers’in yayınlanan makalesine göre, Irak’ın Kürt bölgesinde peşmergelere komando ve diğer askeri eğitimleri veren, ayrıca Irak dışında İran ve Suriye’nin Kürt bölgelerinde operasyonlar düzenleyen İsrail gizli servisi MOSSAD ve askeri birimleri, bu faaliyetlerde daha çok işadamı ve bilim adamı kimliklerini kullanmışlardır. [5]

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronot, Kuzey Irak’ta son bir buçuk yıldır gizlice Kürt güvenlik güçlerini eğiten İsrailli komandoların, Irak’a amaçlarını gizlemek suretiyle Türkiye üzerinden, İsrail pasaportlarıyla, mühendis ya da tarım uzmanı kisvesi altında giriş yaptıklarını yazmıştır. Gazete, İsrail komandolarının mühendis, ya da uzman olarak temsilcisi gözüktükleri İsrail şirketlerinden birisinin kurucuları arasında, İsrail parlamentosu üyesi ve güvenlik danışmanı olan, İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD'ın eski başkanı Dani Yatom'un da bulunduğunu kaydetmiştir. [6]

Yine İtalya'da yayımlanan La Stampa Gazetesi de, aynı konuda bir haber vermiş, İsrail ordusundan emekli olan onlarca askerin, tarım uzmanı ve mühendis kimliği altında Kuzey Irak'a gittiğini bildirmiştir. [7]

TÜRKİYE’DE İSLAMCI GRUPLARI
ARAŞTIRAN DÜŞMAN AJAN GRUPLARI

Bu verilerden sonra şu sorunun cevabını düşünmek gerekiyor: Son yıllarda İsrail’le gelişen tarım ve sulama konusundaki ilişkilerle, özellikle GAP bölgesinde yoğunlaşan İsrailli tarım uzmanlarının, mühendislerinin ve işadamlarının MOSSAD ajanları olmadıklarını, ya da İsrailli gizli askeri birimlerin elemanları olmadıklarını kim temin edebilir?

Peki İsrail, memleketimizde tarımda ve ekonomide böyle kamuflajlı ve kılıflı sızmalarda bulunduğuna göre aynı sinsi faaliyeti sosyal ve siyasi alanlarda da gerçekleştiriyor olamaz mı?

Nitekim Yahudi devletinin, Türkiye toplumunun sosyal yapısını ve ülkemizdeki siyasi gelişmeleri mercek altına aldığı biliniyor. Bir örnek vermek gerekirse, MOSSAD eski Başkanlarından Shabtai Shavit’in, "İsrail Uluslara Karşı Terör Politikaları Enstitüsü (ICT)"nün başına geçtiğinde Enstitüye, "Türkiye''de Radikal İslamcı Politik Gruplar" başlıklı bir araştırma yaptırdığı kaydediliyor. [8]

Şimdi yukarıda sorduğumuz soruyu tekrar edelim: Türkiye’de İsrail’in kılıflı ve kamuflajlı sızma birlikleri, siyasi ve stratejik alanlarda ne kadar derinliklerdedir, ne kadar etkin düzeydedir, nerelere kadar uzanmaktadır?

Sadece İsrail’in sızma birlikleri mi? ABD’nin CIA’sinin ve başka Batılı ülkelerin istihbarat örgütlerinin sızma birlikleri yok mudur ülkemizde?

ALTINDAL: “TÜRKİYE
CASUSLAR CENNETİ”

“Türkiye ve Dünya'da Casuslar” kitabında Türkiye'deki istihbarat servislerinin günümüzdeki ve geçmişteki faaliyetlerini anlatan Aytunç Altındal, şöyle demiştir:

“Resmi kaynaklara göre Türkiye'de en az 3 bin casus vardır. Tahminen, 3000-3500 ajan, muhbir, casus ve istihbaratçı olduğunu düşünüyorum. Bunlara din adamı, araştırmacı, sivil toplum üyesi (NGO) kisvesi altında çalışan ajanlar dahil değildir. Son 10 yılda Türkiye, geçmişte olduğu kadar istihbarata önem vermemiştir. Günümüzde Türkiye ‘casusların cenneti’ olmuştur. “  [9]

“AVRUPA’NIN EN BÜYÜK
CIA ÜSSÜ İSTANBUL’DADIR!”

Eski CIA ajanı Philip iraldi, Balkanalysis adlı internet sitesinde yayınlanan söyleşide, CIA`nin İstanbul bölgesi şef yardımcısı olarak çalıştığı 1986-1989 döneminde İstanbul`daki durumu değerlerdirirken, “Ben orada iken İstanbul, Avrupa`nın en büyük CIA üssü idi.” Demiştir. [10]

Yıllar önce böyleyken, 2001 yılında tüm İslam dünyasına karşı başlatılan Haçlı savaşından sonra durum nasıldır, tahmin edebiliriz.

ABD’NİN HER KILIĞA GİREN AFOSİ
AJANLARI ANADOLUDA CİRİT ATIYOR

2004 yıllarında, Genelkurmay Başkanlığı'nın İçişleri Bakanlığı'na 'çok gizli' ibareli ve kriptolu yazı gönderilmiştir ve Türkiye'de görev yapan ABD'li ajanlara karşı polisin uyarılması istenmiştir. Genelkurmay Başkanlığı'nın endişesinin dile getirildiği yazıda, Türkiye'deki üslerde görevli ABD askerlerinin denetiminden sorumlu olan, ABD Hava Kuvvetleri Özel Tahkikat Bürosu (AFOSİ)'nin elemanlarının, görevlerinin dışına çıktığı kaydedilmiştir.

Genelkurmay Başkanlığı, Nisan 2009'da ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye ziyareti öncesinde de aynı uyarıyı yapmıştır. Yazıda Türkiye'de görevli ABD'li görevlilerin özellikle yerel belediye yöneticileriyle bir araya geldiklerine dikkat çekmiştir. Bakanlık olası kriz çıkabileceğini göz önüne alarak Obama'nın Türkiye'den ayrılmasının ardından 81 ili uyarmıştır.

AFOSİ'nin görev dışında faaliyet yaptığına yönelik iddialar 2004 yılında da gündeme gelmişti. ABD'li görevlilerin yetki sınırlarını aşarak Türkiye'nin değişik bölgelerinde kimlik araştırması yaptığı, bilgi topladığı, üst düzey kamu görevlileri ve vatandaşlarla görüşmelerde bulunduğu kaydedilmişti. Yine, Adana İncirlik Üssü'nde görevli bir AFOSI personelinin Giresun ve Trabzon'da da bazı kişi ve kişilerle ilgili araştırma yaptıkları gündeme gelmişti. [11]

MOSSAD VE CIA AJANLARI “İSLAM” 
OLARAK KARŞIMIZA NASIL ÇIKIYOR?

MOSSAD ve CIA ajanlarının çoğunlukla Müslümanları yanlış yönlere sevk edebilmek için İslami hareketlerde karşımıza çıkabilir. Nitekim bu konuda pek çok örnekler sıralayabiliriz.

CIA ve FBI [12] ile ilgili araştırmalarıyla tanınan gazeteci ya­zar Ronald Kessler'in "CIA Savaşta" (The CIA at War) adlı kitabında yer alan iddialara göre, CIA, ABD için çalışacak sahte dini li­derler yetiştirerek İslam dünyasını etkiledi.

Başta CIA Başkanı George Tenet olmak üzere üst düzey CIA ve FBI yetkilileriyle defalarca görüşen Kessler, kitabında şu iddiaları ortaya attı: "Öteki din­lerde olduğu gibi İslam’da da herhangi birisi kendini dini önder ilan edebilir. Dolayısıyla CIA sahte mollalar kiraladı, ajanları kendilerini dini lider ilan etti ve bunlar Müslüman olmayanlara karşı  daha  toleranslı  bir  söylem  geliştirdi.  CIA, imamları ra­dyolarda konuşturdu. "

Kes­sler’in kitabında bir CIA kaynağının “Radyo istasyonlarının yönetimini devralıyor ve din adamlarını destekliyoruz. Propa­gandaya geri dönüş başladı. Ilımlı Müslümanlar yaratıyoruz” şeklindeki sözlerine yer verildi. [13]

Nitekim CIA’nin faliyette bulunduğu İslami örgütlere örnekler verecek olursak, “Amerika’da CIA’nin “The Minaret” (Minare) adıyla kurulmuş bir teşkilatı vardır. Bu gayri resmi bir kuruluştur. Aynı teşkilat Taksim Katliamı’nda da vardır. Kahramanmaraş olaylarında da vardır.” [14]

Ayrıca İran’ın Belucistan bölgesinde CIA’nin kurduğu “Cündullah” diye anılan bir örgüt vardır. “Cündullah” kavramı, “Allah’ın ordusu” anlamına gelmektedir.  [15]

SONUÇ

ABD’nin CIA’sinin ve İsrail’in MOSSAD’ının bizden gözüken, Müslüman Türkiye’den gözüken böyle faaliyetlerine daha pek çok örnekler verilebilir.

Son yıllarda Genel Merkezi ve karargahı Türkiye’de İzmir’e taşınan NATO da İslam’a karşı bu Haçlı savaşında yer aldığına göre, İslam düşmanları Müslümanları birbirleriyle savaştırmak için, önümüzdeki dönemde İslami görüntülü ve “bizden” gözüken savaş oyunlarına daha çok girişecekler demektir.

Başlangıçta Amerikalı stratejistler, “Bu Haçlı savaşı Hıristiyanlarla Müslümanların değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacak” dememişler miydi?

Türkiye’nin ve bütün İslam ülkelerinin her zamankinden daha çok dikkatli ve uyanık olmaları gerekmez mi?

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com



[7] Milliyet Gazetesi, 02.12.2005

[8] Hasan Demir, Yeniçağ Gazetesi, 21.02.2006

[9] Vatan Gazetesi, 21.12.2008

[10] 2006-07-31 Haber7 http://www.haber7.com

[11] Akşam, 11.12.2009

[12] Amerikan Federal Soruşturmu Bürosu.

[14] Boxer Dergisi - 77.Sayısı ‘ndan: http://aytuncaltindal.com/haber/index_haber.htm#basin

[15] İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 27 Ağustos 2009.

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 21.01.2017 - 12:47 -618-
Bu sayfayı paylaşın :