+A A -A

Düşmanlarımıza yenilmemek ve galip gelmek için önce ne yapmalıyız?

-A A +A

Bugün karşılaştığımız Haçlı savaşında cevaplayacağımız en önemli soru:

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyurur:
“Siz kendinize bakınız, siz doğru yolda olursanız, dalalete sapmış olanlar size zarar veremez”
 “Allah, takva sahiplerini kurtuluşa erdirir. Onlara hiç bir fenalık dokunmaz.
Onlar kalben mahzun da olmazlar.”

“Karşılaştığımız her yenilgi ve
her bela kendi günahlarımız
yüzündendir”

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (CC) şöyle buyurmuştur:

“Sizi çarpan her musibet, kendi ellerinizin işleyip kazandığı (günahlar) yüzündendir. Bununla beraber Allah bir çoğunu affeder (de sizi musibete uğratmaz.)” [1]

“Sana isabet eden iyilik Allah’tandır. Sana isabet eden kötülük de kendi nefsindendir.” [2]

“KÖTÜ BİR ŞEYLE KARŞILAŞAN
KENDİNDEN BAŞKASINI AYIPLAMASIN”

Bir kutsî hadiste Peygamber Efendimiz (SAV), Allah’ü Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Kim hayırla karşılaşırsa Allah’a hamd etsin (şükretsin). Kim de hayırdan başkasını bulursa kendi nefsinden başkasını ayıplamasın” [3]

Kur’an-ı Kerim’de helak olan geçmiş kavimlerle ilgili olarak şöyle buyurulur:

“Allah onlara zulmetmedi, onlar kendi nefislerine zulmettiler.” [4]

BAŞKALARI SİZE ZARAR VERİYORSA
SİZ DOĞRU YOLDA DEĞİLSİNİZ DEMEKTİR

Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (CC) şöyle buyurur:

“Siz kendinize bakınız, siz doğru yolda olursanız, dalalete sapanlar size zarar veremez” [5] “Eğer sabrederseniz ve Allah’tan korkarsanız, onların hile ve oyunları size zarar vermez.” [6]

 “Allah, takva sahiplerini selamete erdirir. Onlara hiç bir fenalık dokunmaz. Onlar kalben mahzun da olmazlar.” [7]

Bu beyanlardan anlıyoruz ki, kasıtlı çevrelerin ve düşman odakların toplumumuza verdikleri zararlar, insanlarımızın çoğunlukla Allah’tan korkmadığının ve dosdoğru yolda olmadığının bir göstergesi oluyor.

“İNSANLAR ALLAH’I UNUTURSA
ALLAH DA ONLARI UNUTUR”

“Onlar Allah’ı unuttu, Allah da onları unuttu.” [8]

“Allah’ı unutan ve Allah’ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.” [9]

Yüce Mevlâ (CC) asla unutmaz. Ancak kendisini unutanları, kendisinden korkmayanları, ilahi ölçüleri dikkate almayanları rahmetinden ve yardımından mahrum bırakarak onları “unutulmuş”luğa mahkum eder.

Bugün toplum olarak Allah’ı unutanların veya çok az hatırlayanların, O’nun ölçülerini önemsemeyen ve umursamayanların çoğunlukta olduğu bir ortamda bulunuyoruz. Bu yüzden sözkonusu ayeti kerimelerin tecelli ettiğini görüyoruz.

“Bir toplum özlerindeki (güzel hal ve ahlakı) değiştirip bozmadıkça Allah o toplumun halini değiştirip bozmaz.” [10]

Bu ayeti kerimede de insanların ve toplumların başına gelenlerin asıl suçlularının yine kendileri olduğu vurgulanıyor.

İnsanlar önce kendilerindeki iyi ve güzellikleri yitiriyor, sonra Yüce Allah, onlara verdiği nimetlerini geri alıyor.

Bugün toplum olarak bizi biz yapan değerlerimizi, faziletlerimizi ve güzelliklerimizi yitirmeğe başladığımızdan beri, felaketlerden ve üzücü gelişmelerden kendimizi kurtaramıyoruz.

   “KÖTÜLÜKTEN MEN ETMEZSENİZ,
    YOK OLURSUNUZ”

Hadisi şeriflerde kötülükten men etmemek, helâk ve çöküş nedeni olarak vurgulanır.

“Ya iyiliği emredersiniz ve kötülükten vazgeçirirsiniz, ya da Allah’ın üzerinize azap göndermesi yakındır. Sonra Allah’a dua edersiniz de duanız kabul olunmaz.” [11]

“Halk zalimi görüp de zulmüne engel olmazlarsa, Allah onların tümüne azap gönderir.” [12]

“Kötülükten men edenleri kurtardık” [13]

Bugün, insanlarımızın birbirlerini kötülüklerden, günahlardan ve zulümlerden vazgeçirmedikleri bir ortamdayız. Bu durumda felaketler bütün topluma yansıyor.

“BİRBİRİNİZLE ÇEKİŞİRSENİZ
 ZAAFA DÜŞERSİNİZ”

Kur’an-ı Kerim’in başka bir ayeti sanki toplumumuzun bugün içinde bulunduğu durumu anlatıyor.

“Allah’a ve Resulüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra korku ile zaafa düşersiniz, rüzgarınız, kuvvetiniz (kesilip) gider. Bir de sabr ve sebat edin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.“[14]

Toplumumuzda sürekli kamplaşmalar ve kutuplaşmalarla gerginlikler yaşanıyor maalesef. İnsanlar arasında sürtüşmeler ve kavgalar gittikçe yoğunlaşıyor. İnsanlarımız biraraya gelemedikleri için, başbaşa ve elele veremedikleri için, toplumumuz varlık ve bekasını koruyabilecek güçlü bir yapılaşmaya gidemiyor ve zaaflardan kendini kurtaramıyor.

“BİZ ANCAK HALKI ZALİM OLAN
 MEMLEKETLERİ HELAK EDERİZ”

Allahü Teâlâ (CC) “Biz, ancak ahalisi zalim olan memleketleri helak etmişizdir.” [15] buyuruyor.

Toplumların yok oluş sebebi olarak vurgulanan zulüm ve haksızlıkların bugün bizim memleketimizde de ne kadar yoğun hale geldiğini görüyoruz. Toplumumuzun hemen her kesiminde insanlarımızın birbirlerine yaptıkları haksızlıklar, sosyal faciaları ve felaketleri doğuruyor. Toplumumuzun sosyal çöküşünü ve helakini davet ediyor.

“ZULMEDENLERE MEYLEDERSENİZ
YARDIM OLUNMAZSINIZ”

“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa ateş sizi çarpar. Zaten sizin Allah’tan başka yardımcılarınız yoktur. Sonra O’ndan yardım göremezsiniz.” [16]

Bugün içinde bulunduğumuz ortamda, zulmedenlere,  günahları teşvik edenlere meyledenlerin ve arka çıkanların ne kadar yoğunluk arz ettiğini gözlüyoruz.

Bu yüzden “Allah tarafından yardım olunmazsınız” uyarısına muhatap bir konumda bulunuyoruz.

“Ey müminler Allah’tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırd edecek bir marifet ve nur verir, suçlarınızı örter ve sizi yarlığar...” [17]

Bugün toplum olarak iyiyle kötüyü, yanlışla doğruyu ayırt edemeyecek kadar basiretten ve ferasetten yoksun olmanın ceremesini çekiyoruz.                                                                                                                                                

Demek ki, Allah’ın ölçülerine göre, karşılaştığımız kötü hallerden ve başımıza gelen felaketlerden asıl sorumlu ve suçlu olan bizleriz... Asıl sorun bizde... Zira yönetimler, toplumların aynasıdır. Ankara’da olanlar Türkiye toplumunun sosyal ve moral olarak içinde bulunduğu durumun görüntüsünden ve yansımasından başka bir şey değildir.

İnsanlar, bilinçli ve basiretli olmazsa, dürüst değilse ve Allah’tan korkmuyorsa, yöneticiler de Allah’tan korkmuyor, bilinçli ve dürüst olmuyor, Toplumda vefasızlık aldatıcılık yaygınsa, merhametsizlik ve güvensizlik hakimse, yönetimler de güvensiz, merhametsiz, vefasız ve aldatıcı oluyor. Hani hatırlanacağı üzere, fıkrada halk, “biz eski padişahımızı  arıyoruz” deyince. padişah, “ben de eski halkı arıyorum” demiş...

Toplum olarak örce kendimize bakalım, acaba gerçekten Türkiye’yi mutluluğa götürebilecek ve yüceltebilecek yöneticileri hak edebilen bir konumda mıyız?

NE YAPMAK VE NEREDEN
BAŞLAMAK LAZIM?

Madem ki, başımıza gelenler, bizim yaptıklarımız yüzünden... Başarısızlıklarımız, karşılaştığımız üzücü gelişmeler, bizim yanlışlarımızdan, günahlarımızdan ve haksızlıklarımızdan kaynaklanıyor, öyleyse öncelikle kendimizi düzeltmemiz, ıslah etmemiz gerekiyor. Başımıza gelen belaların ve kötü gelişmelerin sebebi olan yanlışlarımızdan, günahlarımızdan ve zulümlerimizden kendimizi kurtarmamız gerekiyor.

Aynada yansıyan yüzümüzün ak olması için, temizlenmemiz gerekiyor. Biz toplum olarak yüzümüzü kara yapan yanlışlardan ve kötülüklerden temizlendiğimiz nispette Ankara aynasındaki görüntümüz de değişecektir.

Hz. Peygamber ne yapmıştı? 

Mekke’de İslâm’ın doğuşundan itibaren Allah’ın Elçisi (SAS), insanları puta tapmaktan vazgeçirirken, Kâbe’deki putları kırmakla işe başlamamış, önce gönüllerdeki putları kırmış, tabuları yıkmış, insanları yanlış yargılardan, saplantılardan kurtarmış, kem kişilikleri, güzel kişiliklere dönüştürmüştür...

Mekke’yi fethetmeden önce gönülleri fethetmiş. Mekke’nin fethi bu yüzden kansız bir şekilde gerçekleştirilebilmiş ve kitleler bunun için duraklamadan “Akın akın Allah’ın dinine girmişler...” [18]

Demek ki, öncelikle gönüllerdeki putları, tabuları yıkmak gerekiyor. Yanlış zihniyetlerin ve yargıların işgal ettiği, kötü akımların ve anlayışların istilası altında bulunan gönülleri kurtarmak ve yeniden kazanmak gerekiyor.

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com



[1] Şûrâ Suresi 30.

[2] Nisa Suresi: 79.

[3] Müslim.

[4] Âl-i İmran Suresi: 117.

[5] Maide Suresi: 105.

[6] Âli İmran Suresi: 130

[7] Zümer Suresi: 61

[8] Tevbe Suresi: 67

[9] Haşr Suresi: 19

[10] Ra’d Suresi: 11

[11] Sünen-i Tirmizi.

[12] Sünen-i Ebu Davut - Sünen-i Tirmizi

[13] Araf Suresi 165.

[14] Enfal Suresi: 46.

[15] Kasas Suresi: 59.

[16] Hud Suresi: 113.

[17] Enfal Suresi 29.

[18] Nasr Suresi: 2.

 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 23.06.2018 - 13:52 -793-
Bu sayfayı paylaşın :