Edirne Mimar Sinan Vakfı & Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı Balkan Gezisi

-A A +A

Epeydir Edirne temsilcimiz Av. Müjdat KAHVE ’ye bizi Edirne’ye ne zaman çağıracağını söylüyorduk.  Sayın Kahve ise, bize Edirne ve Balkanlar’da sizin yaptığınız çalışmaları (Mimar Sinan Vakfı bünyesinde) yapıyoruz. Sizleri bu arkadaşlarla tanıştıracağım diyordu. Neticede 3 Ağustos’ta başlayan bir programda anlaştık.
Vakıf Mütevelli üyemiz Av. Ali AYDIN ’la 3 Ağustos sabahı Ankara’dan yola çıktık. İstanbul’dan Şube Başkanımız Mikail HASBEK ’i alarak ikindi öncesi Edirne’ye ulaştık. Dostlarla buluştuk. Mimar Sinan Vakfı’nı, (kurucu başkan Hasan Gümüş şehir dışında olduğu için tanışamadık.) mensupları, binası, Hüdavendigar Yurduyla tanıdık. Vakıf Başkanı Şükrü Çeşme, Av. Müjdat ve Av. İbrahim Gümüşle tanıştık.
Selimiye, Ulu Camii, Üç Şerefeli Camii, Saray İçi, Eski Çarşı, tabyalar ve tarihi eserleri ziyaretle günü tamamladık. Gece Yurtta kaldık. Doğrusu iki kişilik odalarda düzenleme nefis olmuş. Daha çok Balkan’lardan gelen öğrencilere hitap ediyor.

SEYAHAT
4-5-6-7 Ağustos 2017

 

 

 

 

 

 

 

 

1. GÜN 04 Ağustos 2017 Cuma

Sabah Ekip, Müjdat ve Şükrü Beylerle beş kişi olduk. Ziyaretlere başladık.  

DİMETOKA

Tarihte, 1361 yılında Edirne’nin fethinden önce ve sonra, padişahın ikameti hazırlanana kadar kısa bir süre Osmanlı Devletinin idare merkezi. Bu sebeple bazı tarihçiler tarafından Osmanlı başkentlerinden sayılır.

Edirne’ye 45 km uzaklıkta. Meriç Nehri kenarında. Yunanistan’ın bugün Evros iline bağlı bir yerleşim yeri. Merkez nüfusu yaklaşık 10.000. Bunun yaklaşık 2000 i roman asıllı Müslüman. Merkezde Balkanların en eski camilerinden biri olan 1420 yılında tamamlanan Çelebi Mehmet Cami var. İbadete ve ziyarete kapalı. Birkaç ay önce çıkan yangında çatısı çökmüş.

Dimetoka Müslümanları Eğitim ve Kültür Derneği başkanı Süleyman Macır ile görüşme. Geçen yıl ilk defa iftar programı düzenlenmiş.

Yine geçen yıl ilk defa toplu sünnet töreni yapılmış. Bu yıl da yine Evros ili merkezi Dedeağaç’ta (Alexandroupoli) 30 çocuğun sünnet ettirilmesi planlanıyor.

Bölgede müslümanlar üzerinde baskılar son dönemde artmış. Diyanet İşleri Başkanı M. Görmez’in ziyaret ettiği ve diyanetin tefriş ettiği mescit kapatılmış.

Dedeağaç’a uğramadan geçtik.  

KOZLUKEBİR

Yunanistan’ın Rodopi iline bağlı bir belediyesi. Belediye başkanı Rıdvan Ahmet. Edirne İmam Hatip Lisesi mezunu ve İstanbul’da okumuş bir inşaat mühendisi. Bölgenin en önemli sorununun ekonomik sıkıntılar ve işsizlik olduğunu, bu sebeple gençlerin bölgeden göç ettiğine vurgu yapıyor. Batı Trakya’da, başkanı Türk olan 3 belediye bulunuyor. Göç’ü önleyici yatırım ve destek bekleniyor. Özellikle tarım ürünlerine artı değer katacak yatırım.

GÜMÜLCİNE

Rodopi ilinin merkezi. Yaklaşık 70.000 nüfus. Üçte biri Türk. Batı Trakya’da İskeçe ve Gümülcine olmak üzere iki seçilmiş müftülük bulunuyor. Batı Trakya dediğimiz yer, mübadele kapsamı dışında bırakılan, İskeçe ve Gümülcine şehirleri ile bağlı köylerden oluşan dar bir bölge. Türkiye sınırına yakın bölgelerde Müslüman Türk azınlık nüfusu iskan edilmemiş.

Gümülcine Eski Camide cuma namazı. Seçilmiş müftü yardımcısı Fehim Ahmet cuma vaazı verdi ve namazı kıldırdı. Cuma sonrası, Gümülcine Türk Gençler Birliğinde Fehim Ahmet ile görüşme.

Batı Trakya İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği (Bihlimder) ziyareti. Başkan Mehmet Emin Ahmet ile görüşme. Kendisinin de Edirne İmam Hatip Lisesi mezunu olduğunu ve yetişmesinde Mimar Sinan Vakfının büyük payı olduğunu belirten başkan, Batı Trakya’da, Türkiyedeki imam hatiplerden mezun çok sayıda mezun olduğunu, bu insanların bugün Batı Trakya’da belediye başkanı, müftülük, kuran kursu ve din hizmetleri gibi birçok alanda önemli görevlerde bulunduklarını anlatıyor. Türkiye’den resmi ve sivil bu tip desteğe ihtiyaç olduğunu söylüyor.

KAVALA, SELANİK, EDESSA

Kavala, Ege Denizi kıyısında turistik, tipik bir ege şehri. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın memleketi. Osmanlıya asi olduğu için Yunan devletince Paşa’nın yaptırdığı imaret ve evine hiç dokunulmamış, bilakis imar edilmiş, halen ayakta. Şehirde Paşa’nın heykeli bile var. Müslüman nüfus yok.

Selanik, Osmanlı’nın tek kurşun atmadan 1912 de çekildiği şehir. Herşeyiyle İzmir’e benziyor. Birkaç eski Osmanlı eseri var. Atatürk’ün doğduğu ev, T.C. Konsolosluğu bünyesinde ve ziyarete açık.

Edessa, Osmanlı’daki adı Vodina “su şehri” demek. Şehir merkezinde şelale var. Mübadele kapsamında kalan, bugün Müslüman nüfusun olmadığı bir yer.

Gece Makedonya’ya geçtik ve Manastır’da konakladık.

2. GÜN 05 Ağustos 2017 Cumartesi

MANASTIR

Manastır (Bitola), Makedonya’nın güneyinde yaklaşık 40.000 nüfuslu bir şehir. Müslüman nüfus çok az. Merkezde iki büyük cami var. Birini Tika restore etmiş, ibadete açık. Atatürk’ün okuduğu Askeri İdadi müze olarak ziyarete açık.

OHRİ ve STRUGA

Makedonya’nın Ohri gölü kıyısında iki yazlık ve turistik şehri. Gölün karşı kıyısı Arnavutluk. Ohri’de Halveti tekkesi faal.

GOSTİVAR

 

 

 

 

 

 

 

Batı Makedonya’da Türklerin yoğun olduğu yaklaşık 40.000 kişilik şehir. Genç Kalemler Derneği Başkanı Türker Kamberi, önceki başkan Raif Raifi ve Eski Devlet Bakanı şimdi Başbakanlık danışmanı Hadi Nezir ile yemekli toplantı.

Türkiye sevdası yoğun. Gözler Türkiye’de. Ancak tüm iyi ilişki ve gelişmelere rağmen Türkiye’nin halen ciddi bir Balkan politikasının olmadığı vurgulanıyor.

Mimar Sinan Vakfı ile gönül bağına dayalı, sağlıklı ve uzun soluklu ilişkiler kurulmuş. Karşılıklı programlar düzenleniyor, öğrenci alışverişi yapılıyor. İlk defa Edirne’ye İmam hatip Lisesine ve üniversiteye öğrenci gönderilmiş.

TETOVA

Gostivar’ın kuzeyinde, 20 km mesafede Arnavut müslümanaların yoğun yaşadığı bir şehir. Alaca Camii ve Bektaşi Tekkesi ziyareti

ÜSKÜP

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Makedonya’nın başkenti. Vardar Nehri, şehri ikiye ayırıyor. Nehrin bir yakası müslüman, diğer yakası hristiyan nüfusun yoğun yaşadığı yer. Tarihi Osmanlı Köprüsü ayakta. Son yıllarda Makedonlarca, şehrin müslüman kesiminin silüetini bozmak için büyük binalar ve heykeller yapılmış.

Kosova’ya geçitik ve Prizren’de konakladık.

3. GÜN 06 Ağustos 2017 Pazar

PRİZREN

Türk nüfusun da yaşadığı tipik bir Osmanlı Balkan şehri. Tarihi camilerin birçoğu ayakta. Ancak gerek Manastır’da gerek Prizren’de, haftasonu gece hayatı içler acısı. Bölge gençleri uygunsuz durumlarda, geç saatlere kadar dışarıda, yiyor, içiyor. Toplumsal hayat ve kültürel yozlaşma had safhada. Dini hayat pek hissedilmiyor.

MEŞHED

 

 

 

 

 

 

 

Kosova’nın başkenti Priştina yakınlarında Sultan 1. Murat Hüdavendigar’ın şehit düştüğü yere yapılan ve iç organlarının defnedildiği türbe ziyareti. Sultan 1. Murat Balkanlar için çok önemli bir kişilik. Balkanların İslamlaşmasında büyük bir etken. Sultan Reşat, çıktığı Avrupa seyahatinde bölgeyi ziyaret etmiş.

Karadağ üzerinden Sırbistan’a geçiş.

NOVİ PAZAR (Yeni Pazar)

 

 

 

 

 

 

 

 

Sancak bölgesi, müslüman boşnakların yaşadığı bir bölge. Ortadan sınır geçiyor, büyük bölümü Sırbistan içinde, bir kısmı da Karadağ sınırları içinde kalmış.

Bölgenin başkenti sayılan Novi Pazar, diğer gezdiğimiz yerlere göre dini hayatın son derece diri olduğu bir merkez. Müslümanların yerleşmiş ve kökleşmiş kendi kurumsal yapıları ve teşkilatları var.

İslami İlimler Fakültesi ziyareti ve dekan Prof. Enver Gitsiç ile görüşme. Enver Gitsiç, İslam Hukuku profesörü, Lübnan’da yükseköğrenimini tamamlamış, Filistin’den evli, 8 çocuk babası. Fakültede 150 lisans, 60 yüksek lisans ve 30 doktora öğrencisi eğitim görüyor. Yaz dönemi Arapça kursları devam ediyor. Fakültede Türkçe eğitimi için tüm çabalarına rağmen bir sonuç alamamış, Türkiye’den bir öğretmen temin edememişler.(Boşnakça Türkçe bilen)

 

 

 

 

 

 

 

Sırbistan’da iki diyanet veya başmüftülük var. Biri Enver Hocaların grubu. Daha köklü ve tabanı olan bir teşkilat. Saraybosna’da bulunan tüm bölge ülkelerindeki Boşnakların en üst dini otorite olarak tanıdığı Riyaset makamına ve Reisul Ulema’ya bağlılar.

Diğer grup, daha çok Sırbistan resmi devletiyle ilgili bir teşkilat. Şöyle ilginç bir çarpıklık var: Enver Hocaların grubu, Türkiye’nin de tanıdığı ve iyi ilişkiler içinde bulunduğu Bosna riyasetine bağlı olduğu halde Türk resmi makamları bu grubu tanımıyor ve desteklemiyor.

Enver Hoca bu çelişkinin, kendilerini Türkiye’ye karşı vahhabi gibi yaftalarla tanıtan aradaki kötü niyetli kişilerden kaynaklandığını söylüyor. Bu manada Edirne Mimar Sinan Vakfı ile son yıllarda geliştirdikleri ilişkilere vurgu yapıyor ve bunun önemini anlatıyor. Birkaç defa Vakfın daveti ve desteğiyle fakülte öğrencilerine Edirne ve İstanbul gezisi yapmışlar.

Belgrad’da konaklama. SIRBİSTAN

BELGRAD

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Uzun yıllar Osmanlı idaresinde kalmış, Sırbistan’ın ve eski Yugoslavya’nın başkenti. Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş. Bayraklı Camii, şehirdeki çok sayıda eserden ayakta kalan tek cami.

4. GÜN 07 Ağustos 2017 Pazartesi

Sabah Belgrad ziyaretinden sonra Bulgaristan’a giriş yaptık.

SOFYA

Sofya Bulgaristan’ın başkenti. Banya başı Camii şehirde ayakta kalan ve ibadete açık tek cami. 8 milyonluk Bulgaristan’ın yaklaşık dörtte biri Türk ve müslüman. Ancak komünizm rejiminin ağır uygulamaları büyük hasarlara yol açmış. Dini duygular ve hayat zayıf. Ekonomik sıkıntılar da had safhada. Başmüftülük var. Ayrıca 11 yerde bölge müftülükleri var. Yeni kurulan ve son seçimlere katılan Dost Partisi tecrübesi Türkler arasında büyük tahribata ve ayrılıklara yol açmış. Yanlış bir politika olduğu anlaşılıyor.

YAMBOL

 

 

 

 

 

 

 

Edirne’ye 100 km mesafede, yaklaşık 6000 roman asıllı müslümanın yaşadığı bir şehir. Merkezde 1413 tarihli bir Eski Cami var. İmamı Recep Hoca, maddi sıkıntılar olduğunu, imamlara Türkiye’den gelen desteğin kesildiğini, bu sebeple birçok imamın görevini bırakarak Avrupa’ya göç ettiğini anlatıyor.

GÖRDÜKLERİMİZ

Balkan’larda öbek öbek İslami gayretler olsa da, gönüllü fiili destekle güzel şeyler olacak ümidi.

Çoğu yerleşim yerlerinde İslam ve Osmanlı eserlerinin yok edildiği.

Var olanların virane, restorasyonlarda TİKA damgası.

Oluşturulan devlet ve sınırların sun’i olduğu, toplulukları parçalamak için her şey yapılmış. Örneğin; Bulgaristan Yunanistan sınırında Pomaklar, Sırbistan Karadağ sınırında Sancak bölgesinde Boşnaklar, Makedonya, Kosova ve Arnavutluk içinde Arnavutlar için geçerli olduğudur.

Mimar Sinan Vakfı’nın bu bölgeyle etkin diyalog ve çalışması,

Müslümanların faaliyetlerinin masrafını kendi dar imkanları veya yurt dışına göçen veya çalışan insanların ve sivil destekle karşıladıkları,

Osmanlının Edirne’yi 1361’de fethettiği 800-900 km uzaklıktaki Kosova’yı 28 yıl sonra 1389’da fethettiği,

Türkiye’den Müslüman toplulukların, farklılıklarında, birinden yana taraf olma değil, hakemlik-arabuluculuk olmalı isteğidir.

Murat Hüdavendigar’ın savaş öncesi yaptığı DUA‘yı okuyan arkadaşımız, sonunu getiremedi.

DUYDUKLARIMIZ

Balkanlarda duranlarda hiç ümitsizlik yok. Ama maddi- manevi- kültürel- fikri proje desteğine, bütüncül ve ciddi kalıcı Balkan politikasına ihtiyacın olduğunu söylüyorlar. Hadi Bey: “Babam, bizim için güneş daima Türkiye’den doğar, derdi” diyor.

Ziyaret gelin, ama bizden olan birini eğiterek yollayın, yatırım yapın.

Göç edenler, burayı unutmasın. Göç çare değil, burada kalmalıyız. Diyorlar.

Fehim Hoca’nın “Kendi değerlerimize göre hayatımızı tanzim etmeyince, gönül coğrafyamız, Pakistan, Anadolu, Ortadoğu, Balkanlarda küresel güçler, kendi projelerini uyguluyor.” diyor, vurgulu ve acı.

Pomak, Roman, vb. unsurlara siz Müslüman azınlıksınız, Türk değilsiniz diyor, resmi otorite. Ancak onlar bunu kabul etmiyor, Müslüman ve Türk Milletinden olduklarını söylüyorlar.

Makedonya’nın doğusunda herkesin unuttuğu bir Yörük topluluktan bahsedilmektedir. Buraya hep ziyarete gelirler ama bir daha hatırlayan olmaz. Mimar Sinan Vakfı hariç diyorlar.

Şükrü Bey’in Müjdat Bey için (bizleri tanıdıktan sonra) “İmam Hatipli değil, nasıl yolumuz kesişti, dünya görüşü ve medeniyet anlayışı hususunda nasıl uyuştuk, diye düşünüyordum, yetiştiği muhit ve kaynak şimdi anlaşıldı” ifadeleri.

Pazartesi gecesi yurda dönüş yaptık.

5. GÜN 08 Ağustos 2017 Salı

KAHVALTI SOFRASI 

 

 

 

 

 

 

 

Ekip, kahvaltıda Hasan Gümüş Hocam ve Ömer Faruk Kahve ile buluştu.

Seyahati değerlendirdik. Edirne’deki Mimar Sinan Vakfı’nın geçmiş hikayesi ve yaptıklarının özetini anlatan hoş sohbetti.

Vahiy ve risalet ışığında, ehli kıbleyi tekfir etmeyen, kimseyi kutsamadan, sünnetullaha uygun, medeniyet tasavvuru ve medeniyetimizin birlikte yeniden inşası ve çabası içinde olma, mutabakat tesisiyle vedalaşma.

DÖNÜŞ YOLCULUĞU

Ancak, Ömer Faruk Kahve İstanbul’da dönüşte,(İlahiyat Mezunu) sohbeti sen nasıl buldun sorusuna, zevkle sizleri izliyorum. İfadesi.

Mastır yapacağı için konu ne olacak soruma, Tasavvuf dedi. Neden dedim. Anadolu, Balkanlarda vahiy ve risaletin mesajıyla oluşan Alevi-Sünni geleneğine uygun tasavvuf akımlarının rolünü önemsiyorum. Bu alanda da pek çalışma yok dedi.

İşte bizim diyaloglarımız, etkilendiğimiz, ümitlendiğimiz sözler, duygular, gayretler.

Başta Mimar Sinan Vakfı yöneticileri, Hasan Gümüş Hoca, Av. Şükrü Çeşme, Av. İbrahim Gümüş’ü, tanıma ve tanışma, Av. Müjdat Kahve’nin çalışma azminden duyduğumuz mutluluğumuzu ifade etmek isteriz.

Diğer taraftan, ekip arkadaşlarım, Şükrü’nün mihmandarlığı ve hepsinin katılım ve gayretlerine, ayrıca seyahat boyunca benim rahatım için gösterdikleri hassasiyetlerine teşekkür ediyorum. 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 15.08.2017 - 12:45 -742-
Bu sayfayı paylaşın :