Eğilmeyen Adam-İmam-ı Azam (r.a)

-A A +A

            Milletleri millet yapan onun inanç ve idealleridir. Bu bizim için İslam kültürüdür. Bizim için İslam kültürü varlığımızın milli birlik ve beraberliğimizin, yücelişimizin manevi bir simgesidir. Kültürümüze, milli ve manevi değerlerimize hizmet etmiş birçok fikir adamı ve Allah dostu vardır. Bunlardan biri de İmam-ı Azam(r.a)

      Kısa Öz Hayatı                                                                          

         İmam-ı A’zam, dört mezhep imamlarından birincisi ve en büyüğüdür. İmam-ı Azam,  Emevî Halifelerinden Abdülmelik bin Mervan zamanında 80 (M.699) senesinde Kûfe’de doğup, 150 [M.767]’de Bağdat’ta şehit edilmiştir. 

Babasının adı, Sabit’tir. Acemistan’ın (İran’ın) ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olup, Faris oğullarındandır. Dedesi Zuta, İslam dinini kabul etmiş ve Hazret-i Ali’ye ikramda bulunmuştu. İlim sahibi salih ve kıymetli bir zat olan babası Sabit, Hazret-i Ali ile görüşmüş, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını almıştır.

İmam-ı Azam, Emevî Halifelerinden Abdülmelik Bin Mervan zamanında Kufe’de doğup büyüdü ve orada yetişti. Ailesinden çok üstün bir terbiye ve din bilgisi aldı. Küçük yaşta Kur’an-ı kerimi ezberledi ve Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahv, şiir ve edebiyatını öğrendi. Gençliğinin ilk yıllarında Eshab-ı kiramdan Enes bin Malik’i, Abdullah bin Ebi Evfa’yı, Vâsile bin Eska’ı, Sehl bin Saide’yi ve hicri 102’de en son Mekke’de vefat eden Ebu’t-Tufeyl Amir bin Vasile’yi görmüştür. Bunlardan hadis dinlemiştir. 

İmam-ı Azam’ın hocası Hammad, fıkıh ilmini İbrahim Nihai’den, bu da Alkame’den, Alkame de Abdullah bin Mesud’dan, O’da Peygamber efendimizden (s.a.s) öğrenmiştir. Hammad’ın derslerine yirmi sekiz yıl devam edip emsalsiz bir dereceye ulaştı, daha ders aldığı sırada fıkıhta tanınıp meşhur oldu. 

Tasavvuf bilgilerini Muhammed Bakır, ondan sonra da Silsile-i aliyyenin büyüklerinden olan Cafer-i Sadık hazretlerinden öğrendi. Yüksek makamlara kavuştu. Eshab-ı kiramdan İbni Abbas’ın ilmini, Mekke fakihi Ata bin Ebi Rebah’tan ve İkrime’den, Hazret-i Ömer ve onun oğlu Abdullah’tan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömer’in azatlısı Nafi’den öğrendi. Böylece, Eshab-ı kiramdan İbni Mesud ve Hazret-i Ali’den nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü Tabiinden öğrendi.

İmam-ı Azam ticaretle de uğraşırdı. Talebelerinin ihtiyaçlarını kendi kazancından karşılardı. Talebelerine son derece şefkatli davranır, onların ilimde iyi yetişmeleri için büyük titizlik gösterirdi. Talebelerini o kadar mükemmel yetiştirmişti ki, başkalarının uzun zamanda buldukları hükümleri onlar kısa zamanda bulurdu. Onun ders usulünü ve talebelerini görmek için gelen, aralarında Tabiinin büyüklerinin de bulunduğu ilmi bir heyet onların bu üstünlüğünü, başarısını görerek büyük bir memnuniyetle ayrılmışlardır. Talebelerine; “Sizler benim kalbimin sevinci, hüznümün tesellisisiniz” buyururdu.

İmam-ı Azam, 4000 ni aşkın talebesinin olduğu zikredilmektedir. Başta gelen talebeleri; İmam-ı Ebu Yusuf ismiyle meşhur Yakub bin İbrahim, Muhammed Şeybani, Züfer bin Hüzeyl, Hasan bin Ziyad, oğlu Hammad, Davud-i Tai, Esad bin Amr, Afiyat bin Yezid el-Advi, Kasım bin Ma’an, Ali bin Müshir, Hibban bin Ali gibi âlimlerdir.

İmam-ı Azam, ömrü boyunca, insanları, imandan ayırmaya çalışan ve kendilerine “Dehriyyun” denilen dinsizlerle ve sapık fırkalarla mücadele etti. Bunların başında ibni Sebeciler, Hariciler ve Mürcie, Mutezile, Cebriyye gibi fırkalar gelmekteydi. Bu fırkaların her biri ile yaptığı münazaralarda onları kesin delillerle susturuyordu. Hatta ders verdiği sırada bile, ellerinde kılıçlarıyla yanına girip münazara edenler, aldıkları ikna edici cevaplar karşısında, ya doğru yola giriyorlar veya verecek cevap bulamayınca perişan bir halde çekip gidiyorlardı. (1)

İmam-ı Azam’ın Kuranı Kerim Sevgisi

İmam-ı Azam, Fevkalade akıl ve zekâya sahip olduğundan 7 yaşında hafız oldu. Meşhur ulama ve fukuadan ilim tahsil ederek çok kısa bir zamanda parmakla gösterilen âlimler arasında yerini aldı.

 İmam-ı Azam, Kuranı Kerimi çok okurdu. Mesela Ramazan aylarında Ramazanın gündüzünde bir, gecesinde de bir hatim okumak sürtiyle bir Ramazanda 60 hatim okuduğu rivayet edilir.

İmam-ı Azam’ın Fazilet ve Üstünlük Sebepleri.

İmam-ı Azam, Ashab-ı Kiramdan birkaç tanesine kavuşmuş ve bunlardan bazı hadisi şerifler rivayet etmiştir. Mesela Hz. Enes (r.a) gibi uzun yaşayan Ashabı Kiram’a kavuştuğu zikredilmektedir. Dolayısıyla Tabiinden olmaktadır. 

İmam-ı Azam, güler yüzlü, tatlı sözlü gayet merhametli ve cömert bir zattı.

İmam-ı Azam, Allah’ın hakiki dostu olduğundan kendisinde bazı keramet ve keşifler görülmüştür.

Mesela; bir genç günlerden bir gün abdest alırken İmam-ı Azam, oradan geçmekte iken onu görüyor ve abdest suyunun damlalarına bakarak “Ey evlat, anana babana isyan etmekten vazgeç, tövbe et.” Diyor İmam-ı Azam’ın bu sözünü duyan genç derhal ana ve babasına isyan etmeyi bırakıyor, tövbe ve nedamet ediyor.

İmam-ı Azam’ın İçtihat ve Fetvadaki Titizlik ve Şahsiyeti.

İmam-ı Azam, bir meselede içtihat edeceği vakit, kendi ashabı ile istişare etmeden içtihatta bulunmazdı. İçtihadın büyük bir iş olduğunu beyan eder ve ashabına da dini meselelerde daima dikkatli davranmalarını tavsiye ederdi.

İmam-ı Şafii Hz. O’nun hakkında “Bütün insanlar, fıkıhta Ebu Hanife’nin İyali, onun talebesidir.” Buyurarak, ona layık olan meth-ü senayı yapmıştır. Bu faziletli kişilerin hallerinden bütün din büyüklerine ve müslümanlara ibretler vardır. 

    Vefatı
          İmam-ı Azam, bütün zorlamalara rağmen hükümet ve siyaset işlerine asla karışmadı.

 İkinci Abbasi halifelerinden Mansur kendisine kadıyul kudatlık (şeyhülislamlık, diyanet reisliği, müftülük, hâkimlik) teklif ediyor.  İmam-ı Azam, Mansur’un yaşayış ve icraatını sünnete uygun bulmadığından, böyle bir kimsenin emri altında vazife almayı kabul etmiyor. Bunun üzerine halife öfkeleniyor. “Eğer kabul etmezse onu hapseder ve döğerim” diyor. İmam-ı Azam yine kabul etmiyor. Mansur hapse attırıyor ve sokağa çıkarıp, halka ilan ederek her gün on değnek vurduruyor. Daha sonra ekmek ve sudan da kısıtlama yapıyor. Bu şekilde on gün devam edileceğini emrediyor. Bu şekilde yapılan işkenceler sonunda İmam-ı Azam’ın topuklarından kan akıncaya kadar dövülüyordu. Nihayet beşinci gün İmam-ı Azam kendisi Allah’a dua ve niyazda bulundu. Hicri 150 [M.767] senesinde Bağdat’ta Rahmet-i Rahman’a kavuşarak şehit olmuştur. Allah ondan razı olsun. . (2)

Eserleri:
         İmam-ı A’zamın eserleri pek çok olup zamanımıza kadar ulaşmış olan başlıcaları şunlardır; Aslında akaid ve fıkıh ilimlerinde rivayet edilen bütün meseleler onun eseridir. 

1) Risale-i Redd-i Havaric ve Redd-i Kaderiyye: İmam-ı a’zamın usul-i dinde ilk yazdığı eserdir.
          2) El-Fıkh-ul-Ekber: Akaide dairdir. Bu eserin birçok şerhi yapılmış olup, başlıcaları şunlardır: El-Kavlül-Fasl; Muhyiddin bin Behaeddin tarafından yapılan şerhidir. Bu kitap Hakikat Kitabevi tarafından ofset yoluyla basılmıştır. Pezdevi, Ebu’l Münteha ve imam-ı Matüridi tarafından yapılan şerhleri de meşhurdur.
          3)El-Fıkh-ül-Ebsat: İmam-ı a’zam bu eserinde istita’at (insan gücü) hayır ve şer, kaza ve kader meselelerini açıklamaktadır.
           4) Er-Risale li Osman Büsti: Eserde iman, küfür, irca ve va’id meseleleri açıklanmıştır.
           5)Kitab-ül-Âlim vel-Müteallim: Bu eserde muhtelif meseleler hakkında Ehl-i sünnet itikadını bildirmek için tertiplenmiş soru ve cevaplar vardır.
          6)Vasiyyet-i Nukirru: Eserde Ehl-i sünnet vel-cemaatin hususiyetleri anlatılmakta, akaid ve farzların hudutları açıklanmaktadır. Bu vasiyetten başka oğlu Hammad’a ve talebesi Ebu Yusuf’a yaptığı vasiyet olmak üzere on beş kadar vasiyetnamesi vardır.
         7)Kaside-i Numaniyye:
           8) El-Asl.
           9) El-Müsned-lil-İmam-ı Azam Ebi Hanife

           İstifade Edilen Kaynaklar:

 (1) http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1771

(2) Bayrak Dergisi 21 Temmuz 1980 Sayı 546 Sayfa 12 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.11.2017 - 22:55 -407-
Bu sayfayı paylaşın :