Elçiye Zeval Olmaz…

-A A +A

Hindistan’ın milli kahramanlarından Gandi, ”Britanya’lılarla mücadelede ne zaman müslümanlarla anlaşsak, Müslümanlarla  işbirliğine başlasak, ertesi günü bizim Hindu mahallesinin meydanına bir inek ölüsü atılırdı”, diyor.

Burada maksat bellidir: Düşmanın gücünü azaltmak. Müttefikler arasında ihtilaflar meydana getirmek..

Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi, bir polis tarafından öldürüldü. Kendisi  de çıkan çatışmada öldürüldü. Olayın nihai çözümünde; yumuşayan Türk –Rus ilişkileri gerginleştirilmek mi isteniyordu, hatta iyice gerginleşen ortadoğu’da tarafların aktif olarak savaşa katılması mı isteniyordu? Daha başka şeyler mi isteniyordu? Bunlar, teferruatları ile  belli ki, aydınlanacak..

Ancak şu var, bir ölüm bazen büyük fitneyi, büyük bir kargaşayı, hatta savaşı beraberinde getirir. Öyle olmasa bile ölümü meydana getiren şartlar, böyle bir şey umar. Onların istediğinin olup olmaması o andaki şartlara ve insanların tavrına bağlıdır.

Adam komşusunu sevmez. Ama komşusuna zarar verecek bir  işi bizzat da yapmaz. Küçük bir çocuğa  veya mahallenin serserisine üç kuruş para verip, ”şu binaya bir  taş at, kaybol” der. İşin azmettirenidir işi bizzat da yapmamıştır ama, kendi içindeki koru da söndürmüştür. Bir diğer komşu da o evi yananı sevmezdi. Ama o da oh der. Yani bir işi bizzat yapanın eylemi  ile hiç alakası olmayan, ama böyle bir olay olmasını isteyenin de isteği bir yerde buluşmuş olur. İçinden çok kişi “oh” der. İşi yapan  bir kişidir ama, işe sevinenler çoktur yani. Bu suikastta da böyle hisler buluşmuş olabilir..

Olayın vahametini, Türk ve Rus yetkililerin mantıklı açıklamaları bozmuştur.

Türk-Rus ilişkileri uçak düşünme ile gerginleşmişti. Uçak düşürmede Türkiye’yi suçlamak; Ruslar için daha kolaydı. Zira, bizimkiler, uçağı düşürmek için kendilerinin emir verdiğini açık açık beyan ettiler, iş şüphede kalabilecekken. Rusya da Türkiye’ye cephe aldı. Her yönden: Hem siyasi, hem ekonomik hem daha başka..

Ama, büyükelçi suikastında açıktan Türkiye’yi suçlayacak bir durum yoktu. Olay herkesin gözü önünde olmuştu. Buradaki eylem bir ferdi eylem gibi gözüküyordu. Ardında değişik beklendiler içinde olanlar olsa da. Ardında (belki de) örgüt olsa da.. Ama Türkiye’yi açıktan suçlamak zoraki bir durum meydana getirebilirdi. Ama özellikle Rus yetkililer bu konuda tahrik olmadı. Düzelen ilişkiler tekrar zarar görmedi.

Bazen bir adamın öldürülmesi, bir harp sebebidir. l.Dünya Harbi, Avusturya-Macaristan Arşidükü Franz Ferdinard’ın 28 Haziran l914’de Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürüldüğü için çıktı.

Hemen Avusturya -Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan’a bir ültimatom vererek, Sırbistan’ı işgal etti. Ardından, Almanya, Belçika, Lüksemburg ve Fransa’yı işgal  etti. Rusya da Almanya’yı işgal etti. Ortalık birden karıştı. Dünya harbi çıktı.

Burada “sudan bir sebeple olay çıkması” değildir asıl olan. Sudan bir sebeple dünyanın nasıl karışmış olabileceğidir. Olayların oraya kadar hazırlanmış olmasıdır. İnsanların konuşacak ve tartışacak bir konularının kalmamış olmasıdır.. l.Dünya Harbi’ne gelmeden önce dünyanın askeri, siyasi ve ekonomik olarak bir gerilim içinde olduğudur asıl olan. Dünya, karışmak için bir kibrit çakımlık öfke halindedir. Bir adam öldürülmesi, bir sınır ihlali, bir kaş çatma ilişkileri daha da gerginleştirecektir. İşte l.Cihan Harbi böyle bir psikolojik ortamda çıktı. Herkes birbirini suçluyordu. Herkes suçlayacak yer arıyordu. Türkiye l.Dünya Harbine girmedi. Ama tarafını tuttuğu devletler yenildi diye Türkiye de yenilmiş sayıldı. Yani böylesine bir tuhaf hakemlik..

2.Dünya Harbi de önemli bir olay sebebiyle çıkmadı. l.Dünya Harbi’nin galipleri, anlaşmaları ile öyle ekonomik yaptırımlar koydular ki, yenilenler ve yenilmiş sayılanlar, bunun altında 20 yıl kadar ezildiler. Bu 20 yıl yeniden kopacak  bir fırtına için, iç öfke oluşturdu. İnsanlar, l.Dünya savaşının ağır ekonomik sıkıntılarının altında inledi. 2.Cihan Harbi’ni hazırlayan önemli amillerden birisi bu idi.

Şimdi de insanlık bu iki büyük felakete rağmen, yıllardır yeni yeni yapılanmalar içindedir. Rusların sıcak denizlere inme politikası tam olarak gerçekleşmemiştir. İran’ın “devrim ihracı ”küçük küçük adımlar halindedir. Ve devlete vücut vermemiştir. Amerika, zaten dünyanın jandarmasıdır. Meydanı kimseye  bırakır mı? Suriye ve Irak’da bulunmak isteyen her devletin, geçmişten gelen bir hedefi vardır. Dünya küçük bir bahaneye bakmaktadır. Burada hem bizim liderlerimizin, hem de dünya liderlerinin geçmişteki büyük felaketlerden ibret alması, adımlarını sağlam atması gerekir.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.01.2017 - 15:40 -602-
Bu sayfayı paylaşın :