Facialar dünyası: Sanal Âlem

-A A +A

                Değerli okurlarım! Toplum o yıllar bugünkü kadar politize olmamış, vahşi kapitalizmin dayattığı tüketim ekonomisi bugünkü kadar iliklerimize işlememiş, sosyal ve moral değerlerimiz bugünkü kadar törpülenmemiş, kaybolmamıştı. Ekonomik bağımlılık bugünkü boyutlarda değildi. Milletimizin hayat pınarı bugünkü kadar kuraklaşmamıştı. Sanat, kültür sahaları bugünkü kadar çoraklaşmamıştı. O sebeple, sosyal çalkantılar olsa da bugünkü kadar kinler, nefretler, ihtiraslar ve hırslar içinde boğulmuyorduk. Herkesin kendi çapında başarılı olmak gibi insani bir hedefi vardı, hepsi o kadar.

                Hey gidi günler hey!  Zaman içinde hayatımızdan pek çok şey uçup gitti. Onlar gibi radyo da önemini yitirdi maalesef. Şimdi çoklukla arabalarda ve pek az miktarda mutfaklarda hanımlar tarafından kullanılıyor. Radyonun saltanatını televizyon, televizyonun saltanatını da bilgisayar ve internet yıktı. Arkasından akıllısıyla delisiyle sökün eden bir cep telefonu furyası geldi. Ve sanal âlem, sanal dünya! Dinlediklerimden anladığıma göre “facialar dünyası!”

                Değerli okurlarım! Doğrusu bu âlem bildiğim bir âlem değil. Hatta bazı meslektaş ve arkadaşlarım beni bu âlemden uzak tutmaya çalışırlar, “Mail adresi kullanma, face girme, tweet hesabı gibi şeyler açma. Sen yazılarına ve sohbetlerine bizim alıştığımız şekilde devam et” derler. Niçin diye sorduğumda da, telefonlar bağımlılık yapıyor ve insanı gerçek hayattan koparıyor, diyorlar.

                               SANAL ÂLEMDE REZALET DİZ BOYU

                Bizi yakından tanıyan bir dostumuz da aynen: “Sen sanal âlem denen rezaleti bilmezsin. Oraya girip sözüm ona arkadaşlar edinip cinayetlere karışanlar; yıllardır sürdürdükleri arkadaşlıklarını o ortamda bitirenler; gelin kaynana tartışmaları ve o âlem üzerinden ‘kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’ tarzında birbirlerine giydirmeler; eltiler arasında ucu mahkemelere kadar uzanan dokundurma ve tartışmalar ve daha acısı boşanmalar. Tahsil görmüş iki elti,  sanal ortamda çocuklarının fotoğraflarını yayınlamış, kaynana birininkini beğenmiş ötekisini es geçmiş. Bu yüzden aile geçimsizlikleri yaşandığını ben biliyorum, insanlar birbirlerine karşı nazik ve kibar gibi davranıyorlar ama kimsede ne sabır, ne sevgi ve ne de saygı bırakmadı bu âlem” demişti. Radyolu yıllarımızda rezalet bu kadar diz boyu değildi.

                Dostumla bu sohbeti yaparken gözüm bir dergiye ilişti. Bir üniversitemizin tanıtım bölümlerini okurken, eğitim programları arasına “Sevgi Dersi” konduğunu sevinçle gördüm. Üniversitemizin bayan rektörüne göre, “Sevgi, saygı, dürüstlük, şeffaflık, adalet gibi evrensel ve toplumsal değerlerimiz” kaybolmaya yüz tutmuştu. Kimse kimsenin yüzüne dahi bakmıyor, karşısındaki insandan bir tebessümü bile esirgiyordu. Bunları yeniden yerlerine iade etmek “Sevgi Dersi” ile mümkün olacaktı. Doğrudur, fakat yetmez. Bunların başına, kaybetmek üzere olduğumuz “sabrı” koymak zorunda olduğumuzu belirtmek isterim.

                Değerli okurlarım! Sözü, düşündürücü şu Kur’ân ayetiyle bitirelim ve başta terör olmak üzere, milletçe yaşadığımız buhranlardaki sorumluluğumuzu hatırlamaya çalışalım. Düşünmeli ki, sıkıntı ve bela durup dururken gelmiyor bir topluma. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez.” (Ra’d Suresi, 13/11) Bu ayet, hem sakınmamız gerekenlere ve hem de yapmamız gerekenlere işaret ediyor. Yapıcı olmayı öğütlüyor, yıkıcı olmaktan sakındırıyor.

                 Sanal âlemdeki rezaleti duydukça, eksiğiyle, gediğiyle radyonun asaletini düşünmekten kendimi alamıyorum. Ve sanal âlem dedikleri rezaletten uzak durulmasını diliyorum. Yaşıma ve tecrübeme dayanarak, en iyisi bir kitap okumaktır, diyorum.  Teklifimi isterseniz sakin bir kafa ile düşünün, derim değerli okurlarım.

Kategori: 

2 Comments

ÇOK HAKLISIN İSMAİL AĞABEY

ÇOK HAKLISIN İSMAİL AĞABEY -MÜKEMMEL BİR YAZI OLMUŞ - ŞURASI ÇOK İLGİNÇ Kİ; BU ÇAĞA YETİŞENLERE BİR DİYECEĞİM YOK, ALLAK ONLARI ISLAH EDER İNŞALLAH/ANCAK 50 VEYA 60!ŞINA MERDİVEN DAYAYANLARA NE DİYELİM ONLAR GENÇLERDEN BETER;

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 02.08.2017 - 14:18 -375-
Bu sayfayı paylaşın :