Fethullah Gülen kimdir ve kimden yanadır, ABD onu niçin Türkiye’ye vermiyor?

-A A +A

(2. BÖLÜM)

23.07.1997 tarihinde Fethullah Gülen, Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde NevvalSevindi’nin sorularına verdiği cevaplarda, o zamanlarda İslam’a ve İslam dünyasına karşı aynı zamanda Türkiye’ye de karşı “Haçlı Seferi” adı altında bir Haçlı savaşı başlatmak hazırlığında olan ABD’ye karşı sanki Müslümanların direnmemelerini ve teslim olmalarını tavsiye etmektedir.

Fethullah Gülen acaba hangi saflarda yer alıyor?

Bu adam, Türkiye’den ve Müslümanlardan yana mı, yoksa 2001 yılında İslam’a ve bütün İslam dünyasına karşı Haçlı savaşı başlatmış bulunan ABD’den ve Batı’dan yana mı?

Bu soru size biraz garip gelecek, ama bu yazıda naklettiğimiz belgeleri okuduktan sonra siz de bize hak vereceksiniz şüphesiz.

Fethullah Gülen’i anlatan ve tanıtan bir çok yazar vardır. Ama herhalde en sağlıklı ve doğru anlatım ve tanıtım, insanın kendi ağzından çıkanlardır. Fethullah Gülen’in kendi itirafları ve kendini tanıtan  söylemleri nasıl bir profil ve nasıl bir kimlik ortaya koyuyor?

Bu sorunun cevabı üzerinde duracağız.

23.07.1997 tarihinde Fethullah Gülen, Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde NevvalSevindi’nin sorularına verdiği cevaplarda, o zamanlarda İslam’a ve İslam dünyasına karşı aynı zamanda Türkiye’ye de karşı “Haçlı Seferi” adı altında bir Haçlı savaşı başlatmak hazırlığında olan ABD’ye karşı sanki Müslümanların direnmemelerini ve teslim olmalarını tavsiye etmektedir.

İşte Gülen’in konuşmaları:

“ABD GÖZARDI EDİLMEMELİ
VE DAİMA DOST EDİNMELİ”

 “Eğer burada Amerikalılar'ın anladığı, tesis ettikleri, kutsadıkları manâda bir demokrasi olmasa, zaten buradaki bu birlik korunamaz. O demokrasinin yumuşak havası herkesi barındırıyor. Amerika, dünyada şu andaki yerinde duruyor, (…) Amerika'da çok şey yapılabilir. Bizim düşünce dünyamız, bizim fikir hayatımız adına da çok şey yapılabilir, Amerika da şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir ve hatta denilebilir ki, şöyle veya böyle Amerika ile dostça geçinmeden destek almak değil, dostça geçinmeden, Amerikalılar istemezlerse, kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. (…). Amerika, hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır. (…) Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. Rusya destekleyebilir bir işi, fakat Amerika ile iyi geçinmezseniz, işinizi bozarlar. Çünkü Amerika kendi işlerinin ahenk içinde gitmesini ister, Amerika düzeninin bozulmamasını ister. Amerika'daki ahengin devam ve temadisini ister. Ve ben bunu çok yadırgamam. (…) ABD'ne bugün de dünyada ihtiyaç vardır. (…)

“ABD BİZE DÜŞMAN OLABİLİR, AMA BİZ
DÜŞMANIMIZLA İYİ GEÇİNMELİYİZ!”

Ama şimdi, dünyanın dengesinde önemli bir unsur olarak ve demokratik felsefesiyle oturmuş bir ülke sarsılırsa, dünyada çok ciddi kargaşa yaşanır. (…) insan olarak bizi çok alakadar eden dünyadaki dengeyi düşünüyorsak, o zaman Amerika'nın bu dengedeki yerine dikkat etmek zorundayız. Dümende onlar var. (…) dünya dengesi çatışmasında Amerika'nın önemli bir unsur olduğunu göz ardı edemeyiz. (…) Amerika düşmanlığı yapıyorlar. Amerika bize düşmanlık yapabilir. Fakat birlikte yaşadığımız bir dünyanın genel ahengi düşünüldüğünde, bazen düşmanımızla bile iyi geçinmek mecburiyetinde oluruz. Bu hususta da, ehven-i şer, eşedd-i şer meselesi söz konusudur. (…) Mesihî bir ruh, diyalog, hoşgörü ruhuyla dünyada huzur ve sükûn adına hareket ediyoruz.” [1]

“İNANMIŞ BİR İNSAN (MÜSLÜMAN) ABD
İLE ENTEGRASYONA KARŞI OLAMAZ!”

Fethullah Gülen o günlerde Zaman Gazetesi’nde sanki yine aynı tavsiyede bulunmaktadır:

"İnanmış bir insanın Batı karşısında, Batı'yla entegrasyon karşısında, Amerika'yla entegrasyon karşısında olması katiyyen düşünülemez."[2]

GÜLEN MÜSLÜMAN KATLİAMINA SUSTU
AMA ÜÇ ABD’LİYE TAZİYDE BULUNDU

Bilindiği gibi ABD, 2001 yılında İslam’a ve İslam dünyasına karşı bir dünya savaşı başlatmıştır. Afganistan ve Irak’ta yüzbinlerce Müslüman’ın üzerine bomba yağdırmış ve çoluk-çocuk demeden katliama tabi tutmuştur. O günlerde Fethullah Gülen’in öldürülen ve şehit edilen Müslümanlarla ilgili Haçlı savaşçılarını telin eden/kınayan ve Müslümanların acılarını paylaşan bir mesajı duyulmamıştır. Ama 2012 yılında Libya’da ABD Büyükelçiliğinde öldürülen Amerikalılar için taziyede bulunmuştur. Taziye mesajı şöyle olmuştur:

“ABD'nin Bingazi'deki Konsolosluğu'na yapılan saldırıda, Büyükelçi Christopher Stevens ve üç konsolosluk çalışanının hayatını kaybettiğini teessüfle öğrenmiş bulunuyorum. Görevi itibariyle ABD'ini Libya'da temsil eden ve aynı zamanda bu ülkede misafir hükmünde olan Büyükelçiyi hedef alan saldırıyı en şiddetli şekilde kınıyor ve bu vesileyle faili kim olursa olsun terörün her türlüsünü lanetliyorum. (…) Olayda hayatını kaybedenlerin yakınlarına, Amerikan halkına, hassaten ABD Dışişleri Bakanı Sayın Hillary Clinton'a başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar temenni ediyor ve acılarını yürekten paylaşıyorum."[3]

“ABD İLE ÇATIŞARAK OKUL AÇAMAZSINIZ
ÖYLEYSE AMERİKA İLE ÇATIŞMAMALISINIZ”

Gülen, uluslararası okulların, ABD’nin isteği ve desteğiyle kurulduğunu şöyle itiraf etmiştir:

"Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz."  [4]

Bu değerlendirmelerden Fethullah Gülen’in bütün dünyada açılan okullarının ABD’nin müsaadesiyle ve yardımıyla açıldığını öğreniyoruz. ABD, nasıl bir menfaat buluyor ki bu okullara yolları açıyor? [5]

GÜLEN PAPA’YA: “HİZMETİNİZDE SİZE
YARDIM ETMEK İÇİN GELDİK” DİYOR

Fethullah Gülen 9 şubat 1998 günü Papa'nın ayağına giderek "Pek muhterem Papa cenapları" diye hitap etmiş ve ona mektubunda şöyle yazmıştır:

"Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam eden Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.” [6]

Papa’nın ayağına, Papalığın misyonunu gerçekleştirilmesine yardım için gitmiş. Acaba Papa’nın gerçekleştirmek istediği misyonu neydi?

“YAHUDİLİĞİN GÜLEN’E HAZIRLATTIĞI
VE YAYINLATTIĞI İNGİLİZCE KİTAP

 “3 gündür Türkiye’de bulunan Yahudi Liderler Heyeti, Başbakan Yılmaz, Orgeneral Çevik Bir, TBMM Başkanı Çetin ve Dışişleri Bakanı Cem’den sonra Fethullah Gülen ile görüştü... Görüşmede; Gülen’in, ABD’nin en etkili Yahudi Lobisi olan ADL’nin (Anti–DefamationLeague) teklifiyle hazırladığı “hoşgörü ve diyalogla ilgili kitap” da gündeme geldi. Gülen, İngilizce olarak hazırlanan kitap üzerindeki çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu söyledi. Kitap, ADL tarafından basılarak dünyanın dört bir yanında dağıtılacak...” [7]

Gülen’in kitabını Yahudiler teklif etmiş ve onlar tarafından yayınlanmış ve dağıtılmış. Yahudilik insanlığın hayrına mı bu kitabı yayınlamıştır?

FETHULLAH GÜLEN’İN AKİDEVİ
SAPMA VE SAPITMALARI

Bunlara ayrıca daha önceki yazılarımızda dikkat çektiğimiz akidevi sapmaları da ilave edelim. Fehullah Gülen Hıristiyan Batı’nın inançlarını ve anlayışlarını tasvip eden değerlendirmelerinde neler diyordu, hatırlayalım:

“Kelime-i Tevhid’in ikinci bölümünü, yani “Muhammet Allah’ın resûlüdür” kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere (kuvvetle muhtemel Hıristiyanlar kasdediliyor) rahmet ve merhamet nazarıyla bakmalıdır...”[8]

“Batılı düşüncenin öyle yararlı yanları vardır ki, sistemli düşünme, bu mümince bir sıfattır.(…) Böyle bir sıfatı taşıyan Hıristiyan olsun, Mecusi olsun, Budist olsun; o ise mümin sıfatı taşıyor demektir. Burada çok ince bir husus vardır. Allah nezdinde en azından dünyada sıfatlarınız, davranışlarınız önemlidir.” [9]

“Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler ya Hazreti Muhammed (SAS) döneminde yaşayan, ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.”[10]

"İslam'da ve Katolik Hıristiyanlıkta esas olan inanç hükümlerinden başka, her iki dindeki ahlaki esaslar da denilebilir ki aynıdır. Teferruat meseleleri bir tarafa bırakalım!" [11]

“MÜSLÜMAN RAHİP”
YAKIŞTIRMASI

2006 yılında Türkiye’de yoğunlaşan, İslam’ın Protestanlaştırılması söylemlerinde ve değerlendirmelerinde en çok Fethullah Gülen örnek gösterilmişti.  Bu düşünceyi savunanlara göre, Türkiye’de  “İslam Protestanlığı”nın, ya da “İslam kalvinizmi”nin lideri Fethullah Gülen’di.

Hürriyet Genel yayın yönetmeni olan Ertuğrul Özkök, “Türk ekonomisinin yeni motor zihniyetini oluşturan bu "Kalvinist Müslüman" veya "Protestan Müslüman" hareketinin fikri lideri kimdir?(…) bana göre "Kalvinist Müslüman" hareketin lideri Fethullah Gülen'dir.” Demişti.[12]

Hatta Özkök, Gülen için “Müslüman rahip” yakıştırmasında bile bulunmuştu.  [13]

“GÜLEN HAREKETİ TÜRK
PROTESTANLAŞMASI VE SİYONİZMİDİR”

ABD’de Utah üniversitesinde öğretim görevlisi olan M. Hakan Yavuz'un, Amerika'daki Georgetow Üniversitesi Profesörü, Hıristiyan-İslam Kaynaşması Vakfı Müdürü ve Dinlerarası Diyalog ve ılımlı İslam organizatörü, Siyonist John L. Esposıto ile birlikte yazdığı bir kitap vardır. Kitabın ismi  "TurkishIslamandtheSecularState: TheGulenMovement" (Georgetown UniversityPress, Washington D.C, 2002)"Laik Devlet ve Fethullah Gülen Hareketi"dir. Bu kitap[14] ile ilgili Tempo Dergisi’nde bir tanıtım yazısı çıkmıştır. Bu yazıya göre kitapta yazar Hakan Yavuz kitabında “Gülen hareketi, bir Türk Protestanlaşması ve Türk Siyonizmi'dir"demiş,[15] ve burjuvazisinin ihtiyacı olan İslam'ı üretme çabasında olduğunu savunmuştur. [16]

“İSLAM’IN PROTESTANLAŞMASI”
VEYA “ORTODOKS İSLAMI”

Hakan Yavuz’un kitabından alıntıya devam edelim:

" Tıpkı Katoliklik içinde Protestanlık'ın Avrupa burjuvazisinin yardımıyla doğması gibi, Gülen hareketi de Ortodoks İslamı'ndan doğmaktadır" (s: 77)

“İSLAM’IN MARTİN
 LUTHER’İ GÜLEN”

“ABD eski başkanlarından Bill Clinton'un danışmanı Eckelman, Fethullah Gülen'i "İslam'ın Martin Lutheri" olarak tanımlamıştır.” [17]

GÜLEN ÖRNEK “ILIMLI İSLAMCI”
OLARAK CIA RAPORLARINDA

CIA’nin yayınlanan bir raporunda "Ilımlı İslami bir lider oluşturulması" başlıklı bölümünde şöyle deniyor: "Ilımlı İslamcılar'ın cesur sivil liderler olmasına çalışılmalı (…) sivil toplum örgütleri oluşturarak Ilımlı İslamcı liderlere yardım edilmesine çalışılmalı.” Deniyor, raporun 38. sayfasında Ilımlı İslamcı olarak Türkiye'den Fethullah Gülen'in adı örnek olarak veriliyor ve Ilımlı İslamcılar'ın en büyük eksikliklerinden birinin "ekonomik güç" olduğu vurgulanarak maddi açıdan desteklenmeleri isteniyor.][18]

“GÜLEN HAREKETİ MÜSLÜMAN’I NASIL
DÖNÜŞTÜRÜYOR VE DEĞİŞTİRİYOR?”

CIA’nin eski Türkiye sorumlusu Graham Fuller, “Yeni Türkiye Cumhuriyeti” adlı kitabında Gülen hareketi hakkında şöyle demiştir:

"Hiç şüphesiz ki hareket, gayet açık bir şekilde bireyi dönüştürmek suretiyle toplumu dönüştürmeyi arzu etmektedir."[19]

Yani Gülen Hareketi Müslümanı ve Müslüman toplumları dönüştürmeyi ve değiştirmeyi arzu etmektedir. Acaba Müslümanlar neye göre ve kimden yana dönüştürülecektir?

Ayrıca aynı kitapta “Gülen hareketi neredeyse Calvinist bir harekete bürünür şekildedir”, denmiştir. (s.116)

Ünlü CIA görevlisi Graham Fuller, Zaman Gazetesi’nde, yayınlanan bir röportajda, Gülen hakkında övücü bir dille, “Batı, Fethullah Gülen gibi örnekleri görünce çok umutlanıyor. Çünkü Gülen, modern devlet ve toplumda İslam’ın nasıl bir rol oynaması gerektiği konusunda geniş bir vizyonu temsil ediyor”[20]Demiştir.

BU DURUMDA FETHULLAH GÜLEN
KİMDİR VE KİMDEN YANADIR?

Bütün bu belgelere göre, acaba nasıl bir kimlik ve kişilikle karşı karşıya bulunuyoruz? Bu bilgilere göre, Fethullah Gülen kimdir ve kimden yanadır?

Müslümanlardan yana mı, yoksa İslam’a karşı Haçlı savaşını sürdürenlerden yana mı?

Gülen hangi saflarda yer alıyor?

Bazı çevreler İslam’ın bir gereği olarak, Fethullah Gülen cemaati ile barışmaktan ve birlik içerisinde olmaktan söz ediyorlar.

Bu cemaatin örneklerini verdiğimiz, yukarıdaki çarpık görüşlerle ve anlayışlarla hiçbir ilgisi olmayan tüm alt kesimlerine karşı Müslümanların bir küskünlüğü ve ayrılığı olamaz. Onlar bizim kardeşlerimizdir.

Onlar, liderleri gibi değiller. Aynı çarpık görüşleri ve anlayışları benimsemiyorlar. Bugün olmasa da yarın muhakkak üzerlerindeki gaflet perdesini atacaklar ve uyanacaklardır. Liderlerini gerçek İslam’ın süzgecinden geçirecekler ve sorgulayacaklardır, bunu ümit ediyoruz.

Bizim sorunumuz, gerçek İslam’la ve Kur’an-ı Kerim’le bağdaşmayan tepedeki lider kadrolardır. Bunlar sömürgeci Haçlı merkezlerinin etkisi ve nüfuzu altında düşünce ve anlayış üretiyorlar. O odaklar tarafından oynanan, Müslümanların değiştirilmesi ve Batı’nın Hıristiyanlık inançlarına dönüştürülmesi oyununa alet oluyorlar.

Yani İslam’a karşı Haçlı savaşında kullanılıyorlar.

BU DURUMDA ABD GÜLEN’İ
TÜRKİYE’YE TESLİM EDER Mİ?

Bugünlerde güncel bir tartışma başlamıştır: ABD, Gülen’i Türkiye’ye teslim eder mi? Etmez mi?

Ancak ABD isterse gelebilir.

Peki ABD sömürgeciliği onun Türkiye’ye dönmesini isteyebilir mi? Buna izin ve müsaade verebilir mi?

Bu soruyu aslında şöyle düşünmek ve anlamak gerekir:

2001 yılında İslam’a karşı Haçlı Seferi başlatan ABD, savaşın bugün bütün hızıyla sessiz ve sinsi bir şekilde devam eden soğuk savaş boyutunda Müslümanları ve Türkiye’yi teslim olmaya razı etmeyi ve dönüştürmeyi düşünüyor ve istiyor. Bu konuda görüşleri ve söylemleriyle pek çok yardımlarda bulunan bir adamı Türkiye’ye teslim eder mi?

Daha büyük bir oyunu varsa eder.

Oyunlara gelme Türkiye!

Oyunlara gelme Müslüman!

Değerlendirmelerimize devam edeceğiz.

Sevgiler, saygılar…

 

Hasan ERDEN
herden1950@hotmail.com

 



[1]Yeni Yüzyıl Gazetesi, 23.07.1997.

[2]Zaman gazetesi, 4 Eylül 1997

[4]Nevval Sevindi, Fethullah Gülen ile New York Sohbeti, Sabah Kitapları, 4. basım, İstanbul, Aralık 1997, s.39

[5]Türkiye’den Amerikancı liderlerin, devletin üst sorumluları olarak dünya liderlerine sözkonusu okulların açılması için mektuplar yazdıkları biliniyor. Özal ve Demirel’in yazdığı mektupların kaynağı: http://tr.fgulen.com/content/view/3141/13/

[6]M.Fethullah Gülen / Rabbin aciz kulu / 9 şubat 1998. Bkz.: Zaman gazetesi, 10 Şubat 1998

[7]Zaman, Selçuk Gültaşlı, Diyalog çabaları devam ediyor, 10 Mart 1998

[8]Küresel Barışa Doğru, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, s. 131

[9]Neval Sevindi tarafından yapılan röportajdan, Yeni Yüzyıl, 28 Temmuz, 1997

[10]Küresel Barışa Doğru,Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yay. s: 45

[12]Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 26 Ocak 2006

[13]Hürriyet, 4 Eylül 2000

[14]Gelenek Yayıncılık, 2004, İstanbul

[16]Yavuz’un sözkonusu kitabıyla ilgili Tempo Dergisi’nde çıkan tanıtım yazısını ve naklettiğimiz bu alıntıları, Fethullah Gülen sitesinde ve Gülen cemaatinin bir vakfı olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın “gyv.org.tr”   adresinde bulabilmek mümkündür.

[17]Kaynak: Dr. Necip Hablemitoğlu’nun çalışması: Fetullah Gülen ve İslam'ın Protestanlaştırılması

[19]Yeni Türkiye Cumhuriyeti, s.119, Timaş Yay., İst., 2008

[20]Bkz: “CIA eski ajanı Fuller, Zaman’dan TSK’ya saldırdı”, Aydınlık, sayı:567, 31 Mayıs 1998, s.11.

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.02.2017 - 17:28 -255-
Bu sayfayı paylaşın :