Fetihten önce Endülüs’ün hali..

-A A +A

Klasik tarih kitaplarında; “Tarık Bin Ziyad komutasındaki Müslüman askerler,İberik Yarımadası’nı baştan başa fethetti, komutan Tarık,askerin geri dönme umudu olmasın diye çıkartma yaptığı bütün gemileri yaktırdı, fetihten başka çaresi kalmayan, geri dönme umudu tükenen askerler, 600 bin km2 lik bütün İspanya’yı kılıç zoru ile egemenliği altına aldı”  diye yazar.

Ama olay tam öyle değildir.

Elimde, şu anda okumakta olduğum bir kitap var: RogerGaraudy’nin Geleceğimizde İslam Var isimli eseri. Malumlarıdır ki,Garaudy, Fransa’nın yetiştirdiği büyük bir alimdir.Fikri alanda büyük değişimler göstermiş, devrinin devlet adamlarını ,bilim adamlarını ve  sosyal çevreleri etkilemiş bir alim..Fransız Komünist Partisi’nin ideoloğu iken müslümanlığı seçmiş 60 kadar eser yazmıştır.

Kitapta, genel tarih yanında İspanyanın fetihten önceki dini ve sosyal hayatı, siyer,sosyal olayların izahı, İslamın genel seyri, veciz bir anlatımla ifade ediliyor.

Tarık Bin Ziyad,askerleri ile İberik Yarımadası’nın güney kısmına çıktığı zaman,İspanya’daki ve şimdi Portekiz’deki halk, bölgelere yayılmış küçük kralcıklar (mahalli krallıklar) ve dini otorite olan rahiplerin zülmü altında idi.

Hristiyanlıkta genel ve yaygın  kanaat, teslis inancıdır  malum..Tesliste Allah baba,Meryem ve İsa vardır. Onlara göre İsa, Allah’ın oğludur.

Hristiyan mantığı, Allah’ın, “.doğmamıştır ve doğrulmamıştır,çocuğu ve eşi yoktur” gerçeğini kabul etmez.Her şeye gücü yeten Allah’ın Meryem’e babasız çocuk doğurmasını emredeceğini düşünemez.Adem peygamberin durumunun İsa’dan daha ağır olduğunu hiç fark edemezler.İsa,sadece babasız.Adem, hem anasız, hem babasız olduğu halde,nedense sadece “babasız çocuk nasıl olur” derler.

İşte miladi 8.yüzyılda İberik Yarımadasında, Hristiyanlar arasında bu konu en hararetli şekilde tartışılıyordu.Halkın bir kısmı hristiyanlığın saf haline inanıyor,hristiyan despot krallar ve yerlerini terketmek istemeyen katı papazlar,İznik Konseyi’nde alınan teslis inancını ısrarla ve zorla uyguluyorlar din özgürlüğü diye bir şey tanımıyorlardı.

Diğer yandan hristiyan kralların halka karşı zulümleri tebaayı bezdirmişti.Halk, vergi yükü ve baskı altında idi.

                                   İnsan, “istilacı”yı kucak açarak karşılar mı?

Fetih’ten önce İberik Yarımadası’nın durumu, sanki l453’den önceki  Bizans halkının durumu gibi idi.

Bizans’ta da halk, imparatorlarının baskısından ve zülmünden bıkmış,”.Hristiyan külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi yeğleriz ”demişti hani..Tabiri caiz ise, 8.yüzyıl başlarında İberik Yarımadası’nın durumu da aynı idi. Halk sanki,”. birileri gelse de bizi bunlardan kurtarsa” der gibi idi..

Üstad Garaudy; incelemesinde, bu konuda yazılmış eserleri de kitabında zikretmiş.Garaudy’un izahına göre tarihçi Blasco İbanez,( Katedralin Gölgesinde) isimli kitabında şöyle der:”İlahiyatçı kralların ve savaşçı rahiplerin kölesi İspanya,istilacılarını kucağını açarak karşılıyordu..Müslümanlar fetihten sonra yedi yüz sene sonraki bir mücadele ile geri geri alınabilen topakları, iki sene içinde zaptettiler. Silahla zorla kabul ettirilen bir istila değildi bu.Aksine capcanlı kökleri  her yanda filizlenen yeni bir toplumdu. Milletlerin gerçek büyüklüğünün temel taşı demek olan din ve vicdan hürriyeti ilkesi onlar için son derece önemli idi. Hükümran oldukları şehirlerde Hristiyan Kilisesine ve  Musevi’nin Havrasına da yer verilebiliyordu”

Evet, olay bu kadar açıktır. Müslümanlar Endülüs’e zulümden bıkan hristiyan halkın kucaklarını açmaları ile girdi.

                             İspanyol  yazar:  “Endülüs’ün fethi İspanya için bir nimet oldu”

Hatta Garaudy, teslise inanmayan Hristiyanlar için İslam’ın,kendilerine yakın bir mezhebin ülkeye girmesi gibi algılandığını  ve bu sebeple fethin sevinçle karşılandığını söyler kitabında..Yani teslise inanmayan Hristiyan halk, İslam’ı, kendilerine çok yakın bulurlar.Ve sevinirler.

Garaudy kitabında bu konudaki halk desteğini anlatmaya devam ediyor. Yazar kitabında bu yollu kitap yazan İspanyol tarihçilerin görüşlerine  de yer veriyor.Roger  Garaudy,Oryantalist Dozy’nin(İspanyol  Müslümanlarının Tarihi) kitabında şöyle yazdığını zikrediyor:”.Arap fethi İspanya için nimet oldu.Önemli bir sosyal devrimi gerçekleştirdi.Memleketin asırlardır altında inlediği sıkıntıların büyük bir kısmını ortadan kaldırıldı.. Araplar şu usule göre yönettimemleketi :Vergiler eski hükümetinkine nispetleazaldı. Köle çiftçiler veya gayri memnun esirler tarafından işlenen uçsuz bucaksız derebeylik alanları şeklinde paylaşılmış toprakları zenginlerin elinden aldılar ve arazide çalışanların arasında eşit olarak bölüştürdüler. Yeni sahipleri onu büyük bir gayretle ekip biçtiler. Ve en iyi hasadı elde ettiler. Ticaret, kendini ezen ağır vergilerden ve sınırlamalardan kurtulunca, büyük bir gelişme sağlandı.Kur’ an kölelerin uygun bir azatlık parası karşılığında hürriyete kavuşmalarına imkan sağlıyordu.Bu da yep yeni bir enerjinin ortaya çıkmasını sağladı. Bütün bu tedbirler genel bir refah seviyesinin çıkmasına sebep oldu. Müslüman egemenliğinin en başındaki hüsnü kabulün sebebi zaten bu idi.”

Evet,böyle bir kabul ile ve destek ile Endülüs’e giren Müslümanlar,girişinden 700 yıl sonra ülkeden

adeta kovuldular .Ama hala hayranlık uyandıran eserleri geride bırakarak..Elhamra Sarayı, Kurtuba Camii,Granada şehri ve diğerleri..700 yıl boyunca, ilmin ve medeniyetin beşiği Endülüs oldu .Yerli halk ve dünya görülmemiş bir zenginlik yaşadı.Büyük alimler burada yaşadı ve yetişti.Muallim-i Sani burada yaşadı.Parke taşlı ve sokakları  aydınlanmalı ilk şehir Kurtuba idi.O zaman Avrupa’nın diğer şehirlerinin cadde ve sokakları çamurdan geçilmiyordu. Avrupalılar genel su bidonlarında aynı suda birkaç kişi  6 ayda bir yıkanıyordu .Ama Endülüs’te onlarca hamam vardı o zaman.Müslümanlar ayrıca ilme ve okumaya önem veriyorlardı.Yüzlerce kütüphanede milyonlarca kitap vardı.Avrupalılar bu kitapları yaka yaka bitiremediler.

Ama bizi teselli eden bir şey var: Bir İslam toprağı el değiştirir, İslam ve Müslümanların oradaki gücü  yok edilse bile, Müslümanlar oradan atılsa bile, orası ebed müddet  Dar’ül İslam’dır.

Selam ve hürmetlerimle..

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 25.07.2017 - 09:01 -391-
Bu sayfayı paylaşın :