FETÖ İle Mücadele Bağlamında

-A A +A

   Türkiye Cumhuriyeti geçmişten bugüne PKK, DHKP-C, TİKKO vs. birçok terör örgütü ile mücadele etmiştir. Bu terör örgütleri eline silah alıp dağa çıkan, suikastler yapan, bir ideolojik propoganda ile belli bir kitleyi peşinden sürükleyen organizasyonlardır. Ancak sanıyorum ki hiçbirisi Fethullahçı Terör Örgütü kadar ülkenin dibini oymamış; bürokrasiden orduya, emniyetten yargıya kadar hiç bu kadar zarar vermemiştir. Bir söz bilirim ‘’Yanlışın en kötüsü doğruya en yakın olan yanlıştır’’ diye, bu söz sanki FETÖ’yü anlatıyor. Çünkü yıllarca alnı secdede bulunan, gençleri eğitip manen ve madden donatan bir yapı olduğu düşünülen bu virüs, bu durumu bir maske olarak kullanmak suretiyle devletin her kurumuna yerleşti. Soru çalma, adam kayırma, takiyye yapma hususunda gayet usta olan FETÖ, geçtiğimiz yaz bulunduğu darbe girişimi ile 246 vatandaşımızı bu ülkenin silahı ile şehit etti. Bu çok acı bir tablodur. Ve devletin bu gözü dönmüş çete ile mücadelesi de sonuna kadar meşrudur ve gereklidir. Buraya kadar amenna, ancak dikkat etmemiz gereken belli hususlar mevcuttur.

   Bu tehlikeli örgüt, on yıllardır her dönem ülkemizin en üst kademe  yöneticilerinden, gazetecilerinden, bürokratlarından ve vatandaşlarından milyonlarca insanımızı tuzağa çekti. Sayıları yüz binleri aşacak şekilde öğrencisiyle ve ailesiyle kendi insanımız bu örgüte iyi niyet ile yaklaştı. Ancak iyi niyeti suistimal edilen Anadolu insanı bundan zarar gördü ve görmeye devam ediyor. Nasıl görmeye devam ediyor? Şöyle ki; bugüne kadar kamu kurumlarından yüz binin üzerinde personel atıldı. Bunların muhakkak birçoğu FETÖ ile organik bağı olanlar. Ancak bizde bir tabir vardır: kurunun yanında yaşta yanmasın. Dışarıdan bakıldığında kolay görülebilir ancak bu mesele sosyolojik travmalar yaratıyor. Gururuna yediremeyip inthar edenler oluyor. İnsanlar birbirine güvenemiyor.

   Bir Müslüman haksızlığın kesin olarak karşısında durmalıdır. Bu yüzden devletimiz gerekli hassasiyeti göstermelidir. Anadolu’nun bir köşesinden polis olma, asker olma, memur olma, evlenme, ailesine bakma hayalleri ile yola çıkıp bu örgtün geçmişteki iyi yüzüne aldanan insanımız, teröristlerle aynı kefeye konulmamalıdır. Mücadele rayında gitmeli, amacından sapmamalıdır. Kendi bacağımıza ateş etmenin mantığı yok. Kendi elimizle kendi dibimizi oymanın mantığı yok. Bediüzzaman Said Nursi bir sözünde der ki :

‘’On katlı bir binada dokuz kat terörist bir kat masum olsa Müslüman’a o bir masumun hakkını savunmak düşer’’ , işte ölçü bu olmalıdır. Ve bu ölçü kabul görürse bu devlet bu millet vicdanlı ve dik duruşlu insanların omuzlarında yükselecektir.

   Devletimizin varlığı, milletimizin birliği için selam ve dua ile…

Vesselam

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 02.05.2017 - 19:50 -372-
Bu sayfayı paylaşın :