FETÖ'nün dini cemaatlere verdiği zarar

-A A +A

Dini cemaatlerin dini boyutu kadar sosyolojik boyutları da çok önemlidir. Cemaat ve tarikatleri sosyolojik birer organizma olarak görebiliriz. Her organizma gibi canlılığını sağlayan bir hayat alanına ihtiyacı olduğu gibi. Yaşam şartlarını sağladığı hayat alanının sürekliliğini sağlar.

Aralarında bir nevi simbiyonik ilişki vardır. Bu ilişki koptuğu zaman cemaatin hayatı da biter. Yani dini cemaatleri sadece benimsedikleri ve uyguladıkları dini anlayış çerçevesinde görmek onları doğru anlamak için yeterli değildir.

Bütün sosyolojik oluşumlar gibi Cemaat ve tarikatlar da çevresindeki diğer sosyolojik ekonomik politik şartlardan etkilenirler ve aynı zamanda etkilerler. Dolayısı ile bunlar hiçbir zaman rijit katılaşmış kastlar değildirler.

Eğer böyle olsaydı mensupları için karşılaya geldikleri dini toplumsal işlevlerini kısa sürede kaybederler ve sönümlenip yok olurlardı. Bu ikame cemaatler, görünürlüklerini sağlayan biçimsel öğeleri son derece önemsemelerine rağmen, üyelerinin yaygın kent kültürünün peşine takılarak değişmelerini engelleyemezler. (Kent kültürü üretimi, cemaatlere rağmen kontrol edilemeyen bir yan ürün değil, bizzat cemaatler İslam'ın kentsel yaşam pratiğini üreten birimlerdir) Dinî cemaatlerin söylemi geriye dönük soyut bir "devr-i saadet" özlemini taşıyorsa da eylemleri günceldir.

Fakat bu dini cemaatlerin devri saadet özlemi Hz.Muhammedin hayatta olduğu günlerin yaşam şartlarını ve toplumsal yapıyı yeniden harfi harfine ihya etmek değildir. Sadece o dönemi oluşturan değer ve inanç ilkelerini günümüz şartlarında yaşam rehberi edinmekten ibarettir…

Yakın zamanlara kadar cemaat ve tarikatler, karşı devrimci gerici yobaz istihbarat ve kolluk kuvvetleriyle baskı altında tutulması gereken kriminal oluşumlar olarak değerlendiriyordu. Bu nedenle ne doğru anlaşılması ne de yasal mevzuat içine alınıp kayıt altında denetlenmesi mümkün olmadı.

Dini cemaat ve tarikatlar, devletin dini, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum aracılığıyla denetimi altında tutuyor olmasına rağmen, her türlü dayatma ve zor şartlar altında, modernitenin meydan okumalarına rağmen, büyük bir adaptasyon kabiliyetiyle, hem de büyüyerek varlıklarını sürdürüyorlarsa, irtica tehdidi konseptinin dışında, ciddi, tarafsız ve bilimsel bir akademik araştırma konusu olmayı hak ettiklerini söyleyebiliriz.

Cumhuriyet dönemi ile yasadışı ilan edilmeleri bu kurumları yok etmedi, sadece yeraltına inmelerine, kırsal alanlara kaçmalarına neden oldu ve tarikatların deforme olmalarına, işlev değiştirmelerine, savunma psikolojisi içine girmelerine veya köylüleşmesine yol açtı. Yasadışı kabul edilen her sosyal oluşum bir şekilde kendilerini var eden sosyolojik şartlar devam ettiği sürece yok olmaz sadece şekil değiştirir yer altına girer.

Tarihin her döneminde her dinde her toplumda cemaat ve tarikatler olagelmiştir ve var olmaya devam edeceklerdir. Bu Batının putperestlik ve Hristiyanlık dönemlerinde de olmuştur. İslam tarihinde de olmuştur. Mesela İngiltere'de Selçuklu ve Osmanlı tarihinin önemli bir bölümü bu mücadelelerle geçmiştir.

Zaman zaman dönemin siyasal otoritesi ile ters düştükleri olmuş, isyanlar iç savaşlar yaşanmıştır. Bu gün İzoterik Dinler dediğimiz sır (veya gizil) dinlerin oluşmasındaki esas sebep te bence budur. Bu safhaya gelmiş bir dini inanışın hurafeler ile çok değişik kılıklara girmesi veya çok farklı amaçlar doğrultusunda istihdam edilmesi kaçınılmaz olur.

Dini cemaat ve tarikatların Özellikle, devletle ilişkileri politik alandan toplumsal alana kaydığı sürece, görünümleri diğer STK'lardan farklı olmayabilir. Bu noktada, cemaatlerin günümüzün sivil toplum örgütleri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Fakat bir Dini cemaat ve tarikat belirli bir ekonomik ve insan kaynağı büyüklüğüne eriştiğinde yani güç temerküz ettiğinde sahip olduğu güce oranla egemenliğe ortak olmak isteyecektir. Nitekim Günümüz Türkiye şartlarında FETÖ Terör örgütünün dini bir cemaat yapılanmasından emperyalist güçlerin bir alt yüklenicisi olarak devleti silahlı darbe ile ele geçirmeye çalışan terör örgütüne dönüşmesi bunun en acıklı örneğidir.

Aslında dini cemaatler aşırı şekilde ekonomik ve sayısal güç kazanma peşinde koşarak kendi varlık nedenlerine ihanet ediyorlar. Araçlar amaç amaçlar da araç haline dönüşüyor.

Amaç İslama ve Müslümanlığa hizmet etmek iken, sahip olunan gücü korumak ve büyütmek uğruna İslam, güç devşirmek için araçsallaştırılıyor.

Aslında Dini cemaatlerin manevi dini hizmetlerine ilaveten, Modernitenin meydan okumaları karşısında Müslümanca hayatı günümüzün şartlarına adapte olarak yaşamayı mümkün kılan, Müslümanlığın yaşam ve kent kültürünü üreten toplumsal dayanışmayı sağlayan çok önemli ve gerekli işlevleri vardır.

Bu nedenle cemaatlere kurumsal kimlik kazandırıp yasal platforma çekmek, dini hizmetler alanında kalmalarını sağlamak Türkiye'nin birlik beraberliği ve bekası açısından çok önemlidir. Bir musibetten bin rahmet çıkar fetvasınca FETÖ olayından ders alınarak bu alanda reformlara gidilirse o rahmete erişilmesi umulur.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.07.2017 - 12:11 -249-
Bu sayfayı paylaşın :