Fıkıh soruları ve cevapları(3)

-A A +A

S-1) Etinin yenilmesinin haram olduğu bilenen hayvanların satışı ile ilgili fıkıh hükmü nedir?

CEVAP  :  İslam fıkıh ilmine göre benimsenmiş genel kurullardan birine göre; yiyecek, içecek ve gıda konusunda temel hüküm bunların mubah ve caiz oluşudur. Ancak insan sağlığına zararlı oluşu, fıtrata aykırılığı vb. sebep ve gerekçelerle bazı yiyecek ve meşrubat türleri yasaklanmıştır. Allah’tan başkası adına kesilen hayvanların etinin yenmesinin yasaklanması ise ilahi dinlerin bildirdiği tevhit inancına karşı bir başkaldırı vasfı taşıması sebebiyle ilgili bir haram ve yasaktır. Nitekim murdar hayvanın satışı, domuzun satışı dinen yasaktır. Dini usule riayet edilmeden kesilen hayvanların ve kendi kendine ölmüş (meyte) hayvanın etinin yenmesi haram olduğu gibi, böyle bir hayvanın etinin gıda olarak satışa da haramdır.

S-2) İnsan ve organlarının satışıyla ilgili fıkıh hükmü nedir?

CEVAP  :  İslam İnancında ve İslam Düşüncesinde hür bir insan köleleştirilip alış-verişe konu yapılması dinen ve fıkıh açısından yasaklanmıştır. Tarihte kölelik savaşların iç çatışmaların doğurduğu sonuçlardan biri olarak ortaya çıkmış olup, esirlik ve tutsaklıkla ilgili bir durumdur. Bu durumu ilahi dinler veya İslamiyet getirmiş değildir. Bu uygulama İslam’ın ihdas edip, ortaya getirdiği bir kurumda değildir. Tam tersine, İslam köleliğin tasfiyesi ve sona erdirilmesi hususunda pek çok hüküm ve uygulamalar getirilmiştir. Pek çok haramın ve günahın işlenmesi halinde köle azad etmek şartı konulmuştur. Evlilik işlemi esnasında kızın velisinin erkek tarafından bir bedel ve meblağ istemesi de caiz değildir. Mehir ise bundan farklıdır. Kadının kendisine ödenen bir tazminat hükmündedir. İslam fıkıh bilginleri organ naklini bazı şartlarla caiz görürken bu organların para veya maddi bir bedel karşılığında satış konusu yapılmasına itiraz etmişler ve bunun haram olduğunu belirtmişlerdir. Bu konuda ilk hatıra gelenler arasında bulunan; kan satışı, organ satışı vb. uygulamalar Dini-fıkhı açıdan yasak sayılan ticari etkinliklerdir. Çağımızda bu çeşit faaliyetlerin bazı ülkelerdeki gayr-i meşrü oluşumlarca insanlar kaçırılarak çeşitli zorlamalarla yapıldığı bilinmektedir. İslam bilginleri organ nakliyle ilgili konuları 1970’den itibaren incelemişlerdir.

S-3) Henüz elde olmayan şeylerin satışı caiz midir?

CEVAP  :  İslam fıkıh bilginleri mal ve servetin insanlar arasında helal ve meşru yollarla mübadele edilmesi hususunda hassas ve titiz davranmışlardır. İhtilafa, belirsizliğe, şüpheye yol açacak sebeplerden sakınmayı öngörmüşlerdir. Henüz sahip olunmayan mal ve eşyanın satışının da –alıcıya tesliminin imkânsız ve şüpheli oluşu sebebiyle-caiz olmadığını ifade etmişlerdir. Klasik fıkıh kaynaklarında ilgili bölümlerde satılan malın özellikleri arasında, satış esnasında o malın veya eşyanın mevcüd (var) olması şartı da öngörülmektedir. Fıkıh bilginleri bunun (Tersini Madümün yani yok olan şeyin satışı)şeklinde ifade etmişlerdir. Henüz vücut bulmayan yok sayılan sebze, meyve vb. şeyler yanında satıcının henüz sahibi bulunmadığı şeylerde kavram içinde dâhil sayılmıştır. Ancak sipariş üzerine satış ve selem akdi (para peşin mal ise veresiye)vb. işlemler caiz olup, bunlarda herhangi bir sakınca yoktur. Bilakis bu yollarla sanatkârların teşviki söz konusudur. Ayrıca sanatkârlar böylece finanse edilmektedir.

 

 

S-4)  Fiyat tespit edilip, belirlenmeden yapılan satışlarla ilgili fıkıh hükmü nedir?

CEVAP  :  Satılan malın mahiyetinin ve karşılığı olan fiyatın belirlenmesi ve bu hususların her iki tarafça (satıcı ve alıcı)bilinmesi bu çeşit akidlerin sahih ve geçerli oluşunun şartlarındandır. Ayrıca bu hususta her iki tarafın anlaşmış olmaları da gereklidir. Günümüzde çoğu kez esnaf ve müşteri arasındaki samimiyete ve dostluğa güvenilerek fiyat ve ödeme zamanı belirtilmeden alış –verişler yapılmakta fakat zamanın geçmesiyle birlikte bu konuda çeşitli anlaşmazlıklar ve ihtilaflar ortaya çıkmaktadır. Çoğu kez müşteri satın aldığı malın fiyatını bilmiyor. Satıcı ise alacağını nasıl ve ne zaman tahsil edeceği hususunda bir bilgiye sahip değildir. Bu belirsizlik ve gar er (aldanış)durumu bu işlemin batıl ve geçersiz oluşuna sebep oluşturmaktadır. Bazı Hanefi bilginleri bu çeşit belirsizlik taşıyan işlemleri batıl değil, fasid (yani kısmen geçersiz)saymışlarsa da en ihtiyatlı yol; Toplumu oluşturan fertler arasında ihtilafa üzüntüye ve kırgınlıklara yol açması muhtemelen olan davranışlardan sakınmak ve borçları, yazıyla tespit etmektir.

S-5) Fıkıh İlmi açısından icare(kiralama)akdiyle ilgili temel prensipler nelerdir?

CEVAP  :  İcare(kiralama)bir şeyin aynı yani kendisi aynen kalmak şartıyla, o eşyadan elde edilecek olan fayda ve menfaatin satışıdır. Kirayı ödeyene yani kiralayan kişiye, kiraladığı şeyden dinen kesin olarak yasaklanmayan bir fayda ve menfaatin ulaşması gereklidir. Kiralama akdinin sahih ve geçerli olması için öngörülen fayda Dinin yasakladığı bir şey veya fiil olmayacaktır. Diğer taraftan menfaat ma’lum olmalı, meçhul veya belirsiz halde bulunmamalıdır. Öngörülen fayda ve yararın teslimi mümkün olmalıdır. Ayrıca ibadet ve taat yapmak veya günah (masiyyet)işlemek üzere insan kiralamak da caiz ve geçerli değildir. Bu çeşit işlemlerde ücret veya kiralama bedeli alınamaz. Diğer taraftan icare(kiralama)akdinde akid süresinin belirli olması, kira bedelinin miktarı, cinsi, de belirtilmiş olmalıdır. Müddet bitince akdin yenilenmesi caiz ise de bunun şartları belirtilmelidir. Çağımızda taşınmaz mallarda mülkiyetle birlikte icare kiralama, da yaygın olduğundan bu tür konular ayrı bir önem arz etmektedir.  

 

İbrahim URAL

Diyanet İşleri Başkanlığı,

Din İşleri Yüksek Kuru, Emekli Başuzmanı

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.07.2015 - 11:42 -970-
Bu sayfayı paylaşın :