Geleceği yaşayan adam: Nuri Demirağ

-A A +A

“Büyük mücadelelerle geçmiş 7l yıl. Çocukluk yıllarında yokluk, gençlik yıllarında Milli Mücadele. Genç Cumhuriyet’in inşası için gece gündüz çalışmalar. İşsize iş, evsize ev için fabrikalar, yatırımlar.. Olmazı oldurmalar… İşlerini engellemeye çalışan egemenlerle mücadeleler. Siyaset.. Adım adım Türkiye’yi ve dünyayı dolaşmalar..”

Bu satırlar, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ülkenin sanayileşmesi için büyük çaba harcayan bir öncünün, iş ve aksiyon adamı Nuri Demirağ’ın kısa hayatının özetidir.

İş adamı, sanayici, siyasetçi Nuri Demirağ’ın hayatı bir romandır. Romandan da ötedir. Genç bir banka memuru iken zekası  keşfedilir. Kurum içinde yükselir. ”Büyük balık büyük derede yüzer” felsefesiyle İstanbul’a gelir ve burada kısa bir memuriyetten sonra özel sektöre geçer. Ticaretin değişik yerlerinde çalışır.

Bir yolunu bulup San Fransisko’ya gittiğinde; oradaki asma köprüyü görür. ”Bunu yapanlar da insan. Biz de insanız. Biz niye böyle bir köprü yapamıyoruz” diye hayıflanır. Köprüyü yapan firma yetkilileri ile görüşür. Bir proje hazırlatır. Bu arada  Samsun –Sivas demiryolu ihalesini, Fevzipaşa-Diyarbakır, sonra Afyon-Antalya, sonra Sivas- Erzurum demiryolu derken; ülkede ll74 km demiryolu ihalesi alır ve yapar. Bunun yanında şoseler, diğer yollar ve yol kenarında bir çok hayrat çeşmeler ve işler de vardır. Sümerbank’ın  Merinos fabrikasını yapar. Karabük’te Demirçelik, İzmit’te Seka, Sivas’ta çimento fabrikası, İstanbul’da hal binası, Ankara’da Meclis binasını yapar.

Böyle hayırlı işlerle ülkenin kalkınması için çabalayan Nuri Bey, l935’lerde Türkiye’nin en zengini olur. San Fransisko’daki asma köprüden etkilenerek ve “biz niye yapamayalım” diye gayret ederek İstanbul Boğazı için hazırladığı asma köprü projesini Salih Bozok vasıtası ile Atatürk’e sunar. Atatürk ”Aferin Nuri’ye büyük iş yapmış” der. Projeyi Atatürk, hükümete sevk eder. Ama hükümet acaba O’nun gibi bu konuda hayırhah mı düşünmektedir?

O zaman Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya’dır. Ali Çetinkaya, projeye bakmaz bile. ”Ben, Başbakan ne derse onu yaparım “der. Oysa proje bir harikadır. Ahırkapı ile Salacak arasında 1600 metresi denizde 960 metresi karada bir asma köprüdür bu. Projesi incelenmeden rafa kaldırıldı. Farklı bir çeşidini 40 yıl sonra Başbakan Demirel yaptırdı.

Teklifleri kabul edilmese bile, Nuri Bey yılmaz. Fırat Nehri üzerine bir baraj yapılması halinde suyun tutulması ile hem  memlekette sulu tarım yapılacağını, daha fazla mahsul kaldırılacağını, hem de ülkenin elektrik sorununun  halledileceğini düşünür. Keban Barajı  projesini yaptırır. Ama bir şey vardır: Yaptığı her projeyi sunacağı ve onay alacağı adamlar aynıdır: Ali Çetinkaya ve  diğerleri..

Proje Ulaştırma Bakanı’nın önüne geldi. Ali Çetinkaya, projeyi genel kabul etmedi. Üstelik bir de; “Sana mı düştü ülkenin geleceğini düşünmek. Düşünülecek ise biz düşünürüz” dedi.

Nuri Bey bu arada, siyasi konuları ve ülkedeki eğitimi de düşündü. Bir çok okul açtı. ”Bu ülkede bir Teknik ve Ahlak Üniversitesi kurulmalıdır” dedi. İnsanların ahlaken de üstün olmalarını istedi. Üstün ahlakı anlatan okullar kurulmasını istedi. Bütün İslam ülkelerinin bir konferans etrafında toplanmasını teklif etti. Gene kabul edilmedi. Keban Barajı yıllar sonra, 40 yıl sonra yapıldı. O ise bunu kimsenin düşünmediği bir zamanda düşünmüştü. İslam konferansı da yıllar sonra kuruldu. Oysa O, bunları düşündüğünde; daha sonra onları yapanlar, O’nun proje yaptığı yıllarda daha kısa pantolonla gezen çocuklardı..

Nuri Demirağ, ”ben l935’de yapmak istediklerimi l915’de düşünmüştüm ”diyor.

Her kapı yüzüne kapanan Nuri Bey’in insani tarafı da çok gelişmişti. l940 yılında Erzincan depremi olduğunda, şehrin nüfusu 20 binden, l2 bine düştüğünde, ilk koşan, devletten önce oraya varan insanlara yardım eden gene Nuri Bey’di.

Türk Hava Kurumu’na yardım için kardeşi ve ortağı Abdurrahman Naci Bey o zamanın parası ile 120 bin tl verdiğinde; ülkenin diğer zengini Vehbi Koç, 5.000 tl vermişti. Hayır toplayanlar, Nuri Bey’e geldiklerinde O’na; “sen ne vereceksin” dediklerinde; O, “.ben para yardımı değil, semalarımızda uçacak uçaklar vereceğim” dedi.

Ve, Nuri Demirağ, o yıldan sonra uçak imalatına girişti. Bunun için Avrupa’nın bütün uçak fabrikalarını gezdi. İncelemeler yaptı. Beşiktaş’ta, Yeşilköy’de ve memleketi Divriği’de uçak fabrikaları kurmaya başladı. İlk uçaklarını kısa sürede imal etti. Mısır’dan İspanya’ya kadar bir çok ülke sipariş için kuyruğa girdi.

Nuri Bey’in bu arada, bütün engellemelere rağmen işi büyüyor, memlekete de büyük hayrı oluyordu.  Bu arada ünü de artıyordu. Üstat  Rauf Tamer’in “O kafa” dediği adamların hasedi de kat kat artıyordu.

Nuri Bey uçak fabrikası kurdu. Ama bu uçakları kim kullanacaktı? Dışarıdan adam mı getirilecekti? Nuri bey bunu da düşündü. Pilot yetiştiren bir okul kurdu: Gök Okul. Bu okuldan harika pilotlar yetiştirdi. Kendi uçağımızı kendimiz yapıyoruz, kendimizin  uçaklarını kendi pilotlarımız kullanıyordu. Bundan daha sevinilecek bir şey olabilir miydi?

Nuri Bey’in bunlara teşebbüsünden  40 yıl sonra Keban Barajını ve Boğaz Köprüsünü yaptık. 80 yıl aradan sonra bile hala kendi uçağımızı kendimiz yapamıyoruz. Cumhurbaşkanı Tayyip Bey“ Kendi uçağımızı yapacak bir babayiğit arıyorum” dedi. O babayiğit, yıllar önce çıkmıştı. Yenileri hala gelmedi.

Bir gün Yeşilköy’deki Gök Okulu’na Cumhurbaşkanı İnönü geldi. Önce hava alanını ve Gök Okul’u gezdi. Yanında ekibi de vardı. Sonra Nuri Bey’in yazıhanesine çıktılar. Sanki önceden bir hesap yapılmış gibi idi.. Nuri Bey bir evrak almak için diğer odaya geçince, Milli Şef; ”. bunun işini bitirin. Hava alanı arazisini de ucuza istimlak edin” dedi.

Ülke için büyük hayırlar yapan ve daha büyük hayırlar yapmaya hazır bir girişimcinin önü böylece kesildi.

Nuri Bey, egemenlerle mücadele için, bir sanayici olmanın, bir iş adamı olmanın yetmeyeceğini  anladı. “Bir parti kurayım, siyasi yollardan bunlarla mücadele edeyim” diye, Milli Kalkınma Partisini kurdu. Zamanın egemenlerine göre her isteyen parti kuramıyordu. Parti kurulmasına Bakanlar Kurulu karar verdi. Nuri Bey’in partisi l946 ve l950 seçimlerinde varlık gösteremedi. Daha sonra Demokrat Parti’den Bağımsız milletvekili oldu Nuri Demirağ..

13 Kasım l957‘de vefat etti. Türkiye’nin kaderini değiştirecek işler yaptı. Çok daha büyük işler yapacaktı. Ortam bulamadı. ”O kafalar” buna mani oldu. Hep engellendi. Ölürken, başucundaki kızı Mefkure’nin eğilmesini istedi. Kızının kulağına; “.ben 30 yıl erken doğmuşum” dedi. Allah rahmet etsin.

Not: Daha fazla bilgi için, ”Bir Öncünün Romanı: Nuri Demirağ“. Prof Dr. Muhittin Şimşek. Alfa yayın.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.04.2017 - 16:13 -460-
Bu sayfayı paylaşın :