Gençlerin Gözünden IV. Kocatepe Gençlik Fuarı

-A A +A

6-7-8-9 Mayıs günleri, ömrümün “iyi ki yaptım” dediğim işlerinden. İstanbul’da yaşamaya sırf bu tür etkinliklerden dolayı hep heves etmişimdir; ama bu günler, Ankara’da olmak bir nimet dediğim günlerdendi. İyi ki böylesi bir fuar düzenlenmiş ve biz de sadece ziyaretçi olarak değil katılımcı olarak katılmıştık. IV. Gençlik Fuarı’ndan bahsediyorum. Hani Kocatepe’nin koca yürekli gençlerinin fuarı… Evet kocaman yürekli gençler… Bu gençler inanmış, ümmetin yükünü yüklenmiş gençlerdi. Belki de bu yük yüreklerinin belini bükmüştü. Mehmet Lütfi Arslan’dan okumuştum: Bize küreyi içine alacak bir yürek lâzım, diyordu. İşte kürenin yükünü pay etmiş yüreklerin paydaş noktası idi gençlik fuarı.

Rekabetin ve buna dayalı ötekileştirmenin bir yaşam tarzı şekline geldiği dünyada, ötekileştirmeyi ötekileştirmiş gençlerdi onlar. Fuar buram buram kardeşlik kokuyordu. Kardeşliğin her çeşidinin tadılabildiği bir ziyafet sofrası idi âdeta. Kime ait olduğunu bilemediğim bir söz var aklımda: “Müslümanlar olarak sahada birlikte iş yapmayı öğrendiğimiz gün, ümmetin vahdeti gerçekleşecektir.” Bu söze inanıyorum ve bu fuar inancımı ve umudumu, daha da artırdı. Baş vesilemiz KAGEM ile birlikte 36 Müslüman genç topluluğu düşündükçe içim içime sığmıyor. Her biri çok kıymetli idiler. Hangi birini anlatayım? Fuara gelmeyen bilmez:) Fuar boyunca seminerler, yarışmalar, farkındalık etkinlikleri, belgeseller daha çeşitli etkinlikler… Bütün bunlardan gündemimizi okumaya çalıştım, okumalarımın neticesi için Allah’a hamd ederim. Bu gündemleri her daim diri ve hareketli olur inşaAllah. Populizmin yağmur gibi yağdığı zamanlarda bu gençlerin o değerli gündemlerine o yağmurun suyu sıçramasın diye dua ediyorum. Onların gündemleri ile bendeki kelimeler yeniden anlamlandı.  Kimisi mefkûre diyordu, kimisi dert çağrısı. Kimisi Afrika diyordu, kimisi Kudüs. Kimisi kalem diyordu, kimisi tiyatro. Kimisi doktor diyordu, kimisi mühendis. Kimisi eğitim diyordu, kimisi hukuk. Vel hâsıl-ı kelâm her biri ortak ufkumuzdan, benzer umutlarla aydınlık günlerimiz için farklı tepelerden doğuyorlardı. Ve ben, bu doğuşun ardından gelecek günlerin hayalini şimdiden kuruyorum. Öyle inanıyorum ki, Allah bu genç kardeşlerimi yalnız bırakmayacaktır. Gittikçe bireyselleşen toplumumuzda bu gençler, başkaları için âdeta ikinci bir kalp taşıyorlar. işte bu nadir bulunan erdemi ve umduğum neticeyi ben, karo taşlarının arasından sıyrılan çiçeklere benzetiyorum. Evet; Bu 36 topluluk ki, selâm olsun onlara, yerdeki karo taşlarının arasından sıyrılan çiçek gibiydiler. Arkalarında bir Sonsuz (c.c.) ve ufuklarında direksiz duran gökyüzü vardır. Bilirim ki o göğü öylece tutan kudret, çabalarının, umutlarının yeşermesi için de bir sebep yaratacaktır elbet. Rabbim samimiyetlerini ihlâslarını ziyadeleştirsin; çabalarını bereketlendirsin. Zafer Allah’a aittir, seferleri hayr olsun. KAGEM gibi böyle hayır ve bereket umduğumuz işlere öncülük eden kurumlarımızın sayısı ve imkânları, aynı doğrultuda ihlâsları (bunu kaybederiz diye çok korkuyorum) artsın.

Onlara şu mısraları ithaf ederek ve her birine selâm ederek bitirmek istiyorum. Ama üzgünüm biliyor musunuz? Bugün son gündü ve daha fuar alanından ayrılmadan her şeyi özledim.

“Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü.
Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
Sizin bahçenizde büyüyecek
İmanın güneş yüzlü çocuğu.”

(Erdem Beyazıt)

Hazırlayan: Esra Ekinci

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 12.05.2017 - 16:09 -120-
Bu sayfayı paylaşın :