Geride Bir Güzel Ad Bırakmak

-A A +A

Ne vakit bir fotoğrafını görsem aslını görmeye can attığım İshak Paşa Sarayı, Doğubeyazıt’ta, yüksekçe bir tepenin üstüne kondurulmuş bir alıcı kuş yuvasıdır. Az ötesinde Ahmed-i Hani hazretlerinin türbesi... Sonra bir kaç kez gidip gezdiğim doğunun bu muhteşem sarayını yine kendi tepesi üzerinde, ama çok uzaktan seyre koyuldum. Güneş Ağrı’nın karşısında öylesine güzel batıyor ve öylesine müthiş bir akşam başlıyordu ki, ışığı İzmir’in Çeşme’sindeki bir evin önünde, yaprakları yere eğilmiş bir asma fidanına ve dahi ona sarılmış güzeller güzeli patonya çiçeklerine yansıdı.

Bir yaban güvercini cümle âlemin seyretmesini istediği manzaraya tepeden bakmak için, Cide’de, deniz kenarında gördüğüm tahta çitlerin üstüne kondu. Alt kısımları kumdan kurtulan çit şimdi gölgesini çayıra çimene uzattı. İlerde, Bünyan mezarlığındaki “Seyyidler”e dua ettikten sonra ağır aksak adımlarla evine doğru yol alan yaşlı amca, kim bilir hangi engin düşüncelere dalıp gitmişti. Tıpkı ziyaret ettiği kabristandaki mezarlar gibi sessizliğe, yalnızlığa gömülmüştü. Acaba tek düze bir şarkıya başlayan güzelim çırçırların sesini duyuyor, uzaktan uzağa uluyan kurtların seslerini işitiyor muydu?

İshak Paşa da çekip gitmişti böyle. Duvarları nakış nakış işlenmiş muhteşem sarayında bütün odalar boş ve soğuktu.

Geriye bir iyi nam, bir güzel ad kalıyor insanlardan işte. Geriye ne ceset kalıyor, ne bir parça kemik. Bütün emirler, sultanlar, krallar ölüyor. Yeniden bir daha hiç ölmemek üzere dirilecekleri ve yapıp ettiklerinin hesabını verecekleri güne kadar kendi mekânlarında bekliyorlar. Belki uzun bir bekleyiş bu…

 Herkesin ufkuna gün doğsun diyedir dualarımız. Başka ne istenir ki yüceler yücesi Mevlâ’dan?

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.01.2017 - 11:47 -382-
Bu sayfayı paylaşın :