+A A -A

Gül Yetiştiren(diğer)Adam(lar)..

-A A +A

Bu yazıyı,geçen haftaki yazımın devamı sayabilirsiniz..

Rasim Özdenören’in kitabında anlatılan adam,bir semboldür.O’nun gibi umduğunu bulamayınca, topluma küsmüş  çok insan vardır.Bunların bir kısmı kitapta anlatıldığı gibi hareketliliğini ve vücut sağlığını yitirmemek için bir meşgale bulmuş,bulduğu ile avunmayı yeğlemiştir.Bunlar,enerjilerini kendileri için harcamıştır.Böylelikle,toplumdan uzak bir şekilde ömürlerini tüketip gitmişlerdir..

Harpten sonra umduğunu bulamayanların bazısı öfkesine yenilmiş,fiili kavgayı seçmiş,İstiklal Mahkemeleri’nin verdiği kararlarla idam edilmişler ve darağaçlarında sallandırılmışlardır.

Savaştan sonra umduğunu bulamayıp,Gül Yetiştiren Adam gibi  kendi kabuğuna çekilen ama,şiddete varmayan bir tavır koymayı tercih etmiş olanlar da vardır.Bunlar,enerjilerini sadece kendileri için harcamamış,harpten önce olduğu gibi, harpten sonra da etkinliklerini rejime küskün olarak ama topluma fayda olmak uğruna didinmişlerdir.

Bu yazımda bunlardan 4 tanesini anlatacağım.Bunların l.si Mehmet Akif Ersoy,2.si  Ali Ulvi Kurucu,3.sü Halide Edip Adıvar,4.sü de Sait Nursi’dir.

Mehmet Akif Ersoy,Milli Mücadeleyi bizzat iliklerine kadar yaşamış bir şair ve fikir adamımızdır. O’nu sadece “İstiklal Marşı Şairi ”diye tarif etmek yetmez.Mehmet Akif,Milli Mücadele’nin  başarıya ulaşması için  adım adım Anadolu’yu gezmiştir.Gittiği her yerde hür yaşamanın rahatlığını, esaretin üzerimize çökecek bir kabus olduğunu anlatmıştır.Camide vaazlar,köy kahvelerinde konuşmalar,şiirleri, duygularını haykırmalar hep insanların Milli Mücadele’ye katılmaları  içindir.Milli Mücadeleden önceki dönemle bile, mesela; Çanakkale Savaşları dönemindeki duyguları ,Çanakkale Savaşları ve şehitleri için yazdığı şiirler, bugün dahi o savaşların dehşetini gözler önüne sermektedir.

Mehmet Akif Ersoy,bizzat kendisinin fedakarca katıldığı  Milli Mücadele başarı ile bitirildikten sonra ilk kurulan Mecliste, yani l. Meclis’te Mebus olarak bulunur.

Artık savaş bitmiş,yeni bir devlet kurulmuştur.Ülkede yerli ve milli bir yapının oluşturulması çalışması vardır.Mehmet Akif yeni yapıda umduğunu bulamaz.Mecliste mebustur ama, etkin rol alamaz. Meclis 2.kere açıldığında bu defa mebus değildir.Dehşetli bir moral bozukluğu içindedir.Ama yapısı icabı isyankar olması mümkün değildir.

Yurtdışına ,Mısır’a gider.Şimdilerde çoğu insanın bu konuda şöyle bir görüşü vardır:”Mehmet Akif, Mısır’a Kur’an tefsiri yapmak için gitti.”Belki bu, tam öyle değil..Çünkü ortada bir tefsir veya meal yok. Bu görüşün sahipleri,”tefsir yaptı ama, onu sonradan yaktı ”derler. Ama gene yaktığına  dair de bir kanıt veya belge yoktur.Rahmetlinin kendisinin de böyle bir  açıklaması  bulunmamaktadır. Sonra tefsir veya meal yazmak için ille niçin Mısır’a gidilsin?Aynı yıllarda kendini dini ilimlere vermiş,yazdığı meal-tefsir ile büyük takdir toplamış olan  Elmalı Hamdi Yazır,bu mükemmel  eseri ülkede yazmıştır.

Sonraki  yıllarda büyük eserler veren alim Asım Köksal da iyi bir çalışma için  yurt dışına gitme  ihtiyacı duymamıştır.Yani Akif’in ;”.tefsir yazmak için Mısır’a gittiği” tezinin doğru olmadığı kanısındayım.

 Mehmet Akif’in Mısır’a gidişini açık yüreklilikle kimse açıklayamamaktadır.Kimse,”Akif,savaş sonrası  umduğunu bulamadığı için topluma küstü, onun için bir taşkınlık veya imajına ters bir hareket  yapmamak için ve isyanını kendi içinde yaşamak için  Mısır’a gitti “diyemiyor.Oysa,işin aslı budur.

Akif, ülkesini seven bir insandır.Bunu, şiirlerinde ve konuşmalarında yaşamıştır.Hatta O’nun şiirlerini ve konuşmalarını dinleyenler ve okuyanlar  da aynı hazzı yaşarlar. Gittiği yerlerde ülkesi aleyhine çalışmamıştır.Rejime küskün ama, ülkeye zarar verir diye aleyhte konuşma yapmamıştır.Öyle olsa idi bir süre sonra  ülkeye dönemezdi.Bu,O’nun büyüklüğündendir.

Fikir ve edebiyat dünyamızın bir başka ismi, Ali Ulvi Kurucu da Gül Yetiştiren (diğer)Adam(lar)dan birisidir. Yani savaştan sonra umduğunu bulamayanlardandır. Daha doğrusu aile öyledir.Konya’nın

meşhur Hacıveyiszadeler Ailesi,tümden,maneviyat dünyamızın hizmetkarlarıdırlar.Ali Ulvi Kurucu’nun babası umduğunu bulamadığı için, savaştan epey sonra, Hicaz bölgesine göç kararı aldığında, oğul Ali Ulvi henüz delikanlıdır.Babası gittiği için O da Medine’ye gider.

Delikanlı Ali Ulvi, orada hafızlık okur.İlim tahsil eder.El- Ezher Üniversitesine kaydolur.3.sınıfa gelince babası öldüğü için Medine’ye döner.Orada devlet  memurluğu yapar.  Kütüphane müdürüdür en son.

Oradan emekli olur.

Ali Ulvi Kurucu’nun, Gül Yetiştiren (diğer) Adam(lar) dan az bir farkı vardır. Zira savaştan sonraki durumdan rahatsız olup kendi kendine gitmemiştir yurt dışarına.O, l922 doğumludur.Babası gittiği için veya aile gittiği için yurt dışına gitmiştir.Ama l950’lerden sonra ilk defa ülkeye gelebilmiştir Bunda fakirliğin ve imkansızlığın da rolü vardır tabi.

Ali Ulvi Kurucu,yaptığı konuşmalarla,yazdığı yazılarla ve şiirlerle tanınmıştır.Şiirde çok kuvvetledir.O’ na, Medine’de” 2.Akif” bile denmiştir.İslam dünyasının manevi ve siyasi yönü olan bir çok insanını tanımış, onlarla sohbet etmiştir.Yakın tarihi bizzat yaşamış ve yaşayanlarla konuşmuştur.

Ali Ulvi Kurucu’nun hatıraları 4 cilt olarak yayınlanmıştır.Kitabın her cildi merakla okunacak heyecan  yüklü sayfalarla doludur.Milli Mücadeleden sonraki sıkıntılar,onların  yurt dışında çektiği sıkıntılar,hep bu hatıralarda vardır.l949 yılına kadar Hac yasak olduğundan memleket hasreti,o zamana kadar hiçbir  Türk görmeyişi,Hasan El Benna ile tanışması,Mısır’da Nasır’ın yaptıkları,Türkiye’nin yurt dışından  görünüşü,bir dönem ülkede dindarlara yapılan baskılar,Arapça ezan yasağı,l985 yılında emekli olması ile her yıl Türkiye’ye geldiğinde devrin önemli insanları ile teması  4 ciltlik hatıralarında anlatılır.

Ali Ulvi Kurucu,bir peygamber aşağıdır.
“Sevdim Seni mabuduma canan diye sevdim
Bir ben değil, alem sana hayran diye sevdim
Evladı iyalden geçerek ravzana geldim
Ahlakını methetmekte Kur’a diye sevdim
Mahşerde bile nebiler senden medet ister
Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim” diye biten ilahinin söz yazarı Ali Ulvi Kurucu’dur. Bu ilahi şimdi FM radyolarında söylenir.

Ali Ulvi Kurucu’nun anıları tarihe ışık tutan bir eserdir.O sadece tarih anlatmamıştır.Devrindeki anıları da anlatmıştır.Tarih,olayların genelini anlatır.Anı ise, genel tarih içindeki püf noktalarını..Ciltlerde Ali Fuat Başgil,Zahit Kotku,Şeyh Şamil’in torunu Sait Şamil,Necip Fazıl,Sait Nursi,Dr.Ali Kemal Belviranlı, Hasan Basri Çantay,Sadettin Kaynak,Celaleddin Ökten, Sami  Kirazoğlu, Sami  Ramazanoğlu,l945’lerde etkin bir gençlik lideri olan, sonradan “Milliyetçilerin Ağabeyi”  unvanını alan Mehmet Emin Alpkan’ı O’nun da içinde olduğu bir grubun Mareşal Fevzi Çakmak’ın  cenaze törenindeki horlanışı ve protestoyu, Av.Bekir Berk’in “Yavuz Sultan Selim’in atına benzediğini” ve daha neleri anlatmış..Ali Ulvi Kurucu yakın tarihe not düşmüştür.Ali Ulvi Kurucu, maneviyat dünyamızda iz bırakanlardandır.

Gelecek yazımda, harpten sonra, umduğunu bulamayanlardan; Halide Edip Adıvar ile Sait Nursi’den bahsedeceğim.Sonra da “Zeytin Dalı’nı yazacağım.Hepinize hayırlı günler dilerim.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 22.01.2018 - 17:39 -1,628-
Bu sayfayı paylaşın :