Güney Sınırlarımızda Büyüyen Tehlike

-A A +A

   Emperyalist güçler, Türkiye’nin güneyinde bir koridor oluşturma konusundaki gayretini sürdürüyor. IŞID bahanesi ile dünya kamuoyunda meşrulaştırılan YPG, silah ve teçhizat takviyeleri ile büyütülme gayretinde. Öyle ki, ABD geçtiğimiz günlerde YPG’yi ağır silahlarla destekleyeceğini açıkça ilan etti. YPG, PKK’nın Suriye’de ki biraderi. Sözde bölgede ciddi bir halk savunması yapmaktalar. Ancak dünyanın en büyük emperyal gücü ABD’nin, Suriye’nin kuzeyinde bir halk savunmasına böylesine destek vermesi oldukça abes. Çünkü mesele samimi bir halk savunması değil Ortadoğu’nun kalbinde kukla devletçikler yaratmak. Ve bu sayede bölgeyi daha rahat kontrol edebilmek.Bu silah sevkıyatları da bu amaç uğrunda atılan bir adım. YPG bu şekilde ordu hüviyetine kavuşturulmak isteniyor. Hatay’dan Şırnak’a kadar 900 kilometrelik bir sınır hattımızda böylesine ağır silahlarla donanmış bir terör örgütü ülkemiz için ciddi bir tehlike arz ediyor. Hesaba Kuzey Irak’ta ki PKK kamplarını ve Kandil’i de katarsak güney sınırlarımız tamamen kapanıyor. Bu Türkiye ile Ortadoğu arasına kalın duvarlar örmek demektir. Bu durumun ulusal güvenliğimiz açısından ciddi bir risk barındırdığı aşikar. Ancak ben duruma birazda enerji oyunları açısından bakmak gerektiği kanaatindeyim.

   AK Parti hükümetlerinin ikinci döneminden itibaren Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile iyi ilişkiler kuruldu. Ankara-Erbil hattında sıcak gelişmeler yaşandı. Yapay bir örgüt olan IŞID sahaya sürülüp birçok işin baltalanmasına sebep olmadan kısa süre önce, IKBY’nin merkezi hükümetten bağımsız bir şekilde Kerkük-Yumurtalık boru hattı vasıtası ile petrolünü Akdeniz’e Türkiye üzerinden çıkarıp uluslararası sulardan dünyaya pazarlaması konuşuluyor, bunun altyapısı hazırlanıyordu. Ancak 2014 yılı Haziran ayında IŞID, Musul Başkonsolosluğumuzu basıp büyükelçi Yılmaz Öztürk ile birlikte konsolosluk görevlilerimizi rehin aldı. Ardından Suriye ve Irak’ın kuzeyinde her yere saldıran bu terör örgütü, kazandığı yerleri YPG’ye kaybederek güney sınırımızda Şili benzeri bir harita oluşmasına ön ayak oldu. Şimdi bu haritayı tamamlamak Kuzey Irak’tan Akdeniz’e bir koridor açıp o bölgenin petrollerini Türkiye üzerinden değil, bu koridor üzerinden uluslararası sulara çıkarmak istiyorlar. ABD bunu başarırsa tabi ki işin kaynağını YPG’ye yedirmeyecek. Bunlar sadece piyon. Buna alternatif olarak Musul-Hayfa ve Kerkük-Hayfa boru hatlarının da aktifleştirilmesi için atılan adımlara dikkat edilmesi gerekir. Eğer bu koridoru başaramazlar ise muhtemelen Musul-Kerkük petrollerini İsrail’in Hayfa Limanı’ndan çıkarmayı deneyeceklerdir. Fakat birinci projenin getirisi daha fazla. Ortadoğu’nun tarihi, kültürel, siyasi ve askeri birçok anlamda öncüsü olma potansiyeline sahip bir Türkiye’yi bu koridor ile tehdit etmek ve Anadolu’ya hapsetmek onlar açısından daha makul. Peki bu noktada bizim ne yapmamız gerekiyor.

   Ben her zaman sonuna kadar ihtiyattan ve diplomasi kanallarının açılmasından yanayımdır. Ancak ABD’nin açıkça YPG’ye ağır silahlar vermesi bardağı taşırmıştır. Bu kesinlikle kabul edilemez. Eğer bundan vazgeçilmezse Türkiye’nin askeri seçenekleri masaya yatırması gereklidir. Geç kaldığımız her dakika YPG biraz daha güçlenerek tehlikenin boyutlarını artırıyor. Bu yüzden gerektiğinde askeri müdahalede bulunmaktan kaçınmamalıyız. İbn-i Haldun ‘’Coğrafya kaderdir’’ der. Bizde YPG çapulcularına teslim edilecek kader yok!

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.05.2017 - 10:19 -227-
Bu sayfayı paylaşın :