Haçlılar, kimlikleri yok etmek için “İslam”ı nasıl kullanıyor?

-A A +A

Avrupa Birliği ülkelerinde “İslam’ın ve Müslüman’ın Avrupalılaştırılması” konusunda yapılan bu hazırlıklar şu soruyu akla getiriyor: Bu hazırlıklar düne kadar AB’ye girmeğe şartlandırılmış Türkiye’ye yapıldığı kadar ülkemizi ve İslam dünyasını karşı toptan savaş başlatmış bulunan sömürgeci Amerika Birleşik Devletleri tarafından da yapılıyor.

İslam’a karşı yeni Haçlı savaşı
başlatan ABD’nin baş hedefi

 

2006 Ağustos’unda Avrupa Komisyonunun içişlerinden sorumlu üyesi Franco Frattini’nin ağzından şu mesajı tekrarlamıştır. Frattini “Avrupai bir İslam istiyoruz. Bu, imamların Avrupa ölçeğinde eğitilmesini gerektiriyor.” demiştir.[1]

 “1990'larda, finansmanı Alman İçişleri Bakanlığı'nca sağlanan Alman Şarkiyat Enstitüsünün Başkanı, "İslam’ı Almanlaştırmak!" adlı projesinde şöyle demiştir:‘Genç Müslümanların Alman vatandaşlığına geçmesini kolaylaştıralım!’ Proje bununla da sınırlı değildi: Türk Müslümanların Türkiye ile bağlarının koparılması, minare yapımı ve ezana izin verilerek İslam'ın Almanya'da ‘yerlileştirilmesi’, Almanya'da İslam din hocası yetiştirilmesi ve nihayet okullarda Almanca din dersleri verilmesi. Bunlar o yıllarda adı geçen enstitü tarafından hükümete tavsiyelerdi. Çeşitli cemaatlere verilen destek de aynı projenin doğal sonucuydu. Verildi de.” [2]

Alman Şarkiyat Enstitüsü’nün “İslam’ı Almanlaştırma” Projesi kapsamında, 2006-2007 öğretim yılından itibaren 12 ilkokulda deneme amaçlı olarak Müslüman öğrencilere din dersi uygulaması başlatılacağı ve İslam eğitiminin yapılacağı açıklandı.

Baden-Württemberg Eyaleti Başbakanı Günther Oettinger, İslam'ın din dersi olarak ilkokullarda 1. ve 2. sınıflarda ilk aşamada 4 yıl boyunca verileceğini belirtti. Oettinger, ''Böylece Müslüman vatandaşların uyumu konusunda önemli bir hedefe yaklaşmış olacağız'' dedi. Oettinger, uygulamanın, Alman toplumu içinde paralel toplumların oluşmasını önlemeyi amaçladığını vurguladı.[3]

ALMANYA’DA OKULLARDA
İSLAM’I DEĞİŞTİRME DERSLERİ

Bu kapsamda son alınan kararlardan birisi, Alman okullarında İslam dersini okutacak öğretmenlere Alman Şarkiyat Üniversitesi’nden mezun olmak şartının getirilmesi oldu.[4]

Almanya’nın CDU/CSU grubu eski başkan yardımcısı Jürgen Rüttgers, 14 Aralık 1999'da, Alman hükümetine, "Almanya'da İslam" başlığı altında 135 maddeli soru önergesi verdi. J. Rüttgers, "Camiye evet, çifte vatandaşlığa hayır!" başlıklı yapılan propaganda çalışmalarında "Biz yabancılara karşı değiliz. Entegrasyondan yanayız. Bu amaçla daha fazla cami inşa edilmesi, okullarda Almanca din dersi verilmesi gerektiği inancındayız" görüşüyle açık destek sunuyordu.[5]

"İslamiyet Alman toplumuna entegre edilmeli" diyen Alman hükümetinin eski Yabancılar Danışmanı Marieluise Beck, Almanya’daki İslam’ın zamanla Alman İslam’ına dönüşeceğini belirtti. Steinbach da "Almanya, İslam’ını oluşturmak zorunda" dedi. [6]

ALMAN KİLİSESİ’NİN VE DEVLETİNİN
İSLAM’LA İLGİLİ ÖZEL RAPORU

Almanya’daki göçmenler ve İslam üzerinde konferanslar veren ve politikalar geliştiren Peter Heine, 1996'da yayınlanan Alman Katolik kilisesine bağlı Herder Yayınevinde çıkarılan bir kitabında şunları belirtiyor:

“İslam ülkelerinde yasaklanmış ve zulüm gören birçok İslami örgütün lider kadroları Almanya'da yaşamaktadır. İslamcı hareketlerin yarın öbür gün ülkelerinde iktidarı ele geçirecekleri kesindir. Bunun için falcı olmaya gerek yoktur. O nedenle, İslamcı örgütlerin ülkemizde yaşayan kadrolarıyla devletimiz ve siyasi partilerimiz bir an önce yapıcı bir diyalog kurmalıdır…” [7]

 

ALMANYA’DAKİ TÜRKLERE TÜRKİYE’YE
MİLLİ BAĞIMLILIĞI UNUTTURACAK YOL

Almanya, ülkede bulunan 2,5 milyonu aşkın Türk’ün Almanya’ya kazandırılması, Türkiye’den uzaklaştırılması ve koparılması için oluşturduğu stratejilerinde İslam’la ilgili politikalara büyük önem vermektedir. Türklerin İslami kimliklerini ön plana çıkararak, milli kimliklerini ve Türkiye devletine olan bağlılıklarını unutturmayı hedeflemektedir.

“Alman Hükümetinin en büyük ortağı SDP tarafından kendisine bağlı olan Friedrich Ebert Vakfı’na hazırlattığı ve Alman arşivlerine “devlet raporu” olarak geçen “Almanya’da İslâmi Örgütler” başlıklı rapora göre: (…) Yerel yönetimler, İslâmi örgütlerin ihtiyaçları konusunda işbirliği yapmalıdır. Raporda ilginç tespitlerde bulunulmaktadır.

Nitekim, ‘…Vatandaşlık yasası reformuna göre Alman yurttaşlığına geçişin kolaylaşacağı düşünüldüğünde, bu yeni vatandaşların dini kimliklerine önem verilerek ulusal kimliklerinden uzaklaştırılacaklardır. Böylece bu kişiler karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin söz söyleme hakkı kaybolacaktır. Ayrıca, dini talepleri karşılanan Müslümanlar devlete karşı daha sadık olacaklardır’ görüşü savunulmaktadır. (…)

Rapora göre bu uygulamalarla, Alman Hükûmetinin entegrasyon modelindeki temel hedefler şöyle olacaktır:

Müslüman Türkler ulusal kimlik ve kültürlerinden uzaklaştırılmalıdır. Bu insanlara temel sorunlarının dini ihtiyaçları ve talepleri olduğu aşılanmalı ve gündemde tutulmalıdır. Müslümanlar anayasal hakları sağlandığı gerekçesiyle sevindirilmeli, Türkiye’den mümkün olduğunca uzaklaştırılmalıdır.” [8]

FRANSA’DA ‘FRANSIZ İSLAMI’NI
MEYDANA GETİRMEK İÇİN RAPOR

Fransa İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa geliştirdiği projeyle ülkenin birkaç noktasında İslam eğitimi verecek okul ve enstitüler açmayı ve 'Fransız İslamı'nı uygulayacak' diplomalı imamlar' yetiştirmeyi planladığı bildirildi. İçişleri Bakanı Michèle Alliot- Marie, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin dört yıl önce İçişleri Bakanı olduğu sırada uygulamaya koyduğu reformları sürdüreceklerini, özellikle de son derece iyi eğitimli ve donanımlı imamlar yetiştireceklerini söyledi.

Bakan Alliot- Marie, "Devletimiz, bir 'Fransız İslamı' yaratmak ve bunun eğitimini vermek konusunda isteklidir" dedi. [9]

Diğer taraftan, Hollanda, Almanya, İngiltere ve Avusturya’da Müslümanların, Batı toplumlarına “kaynaşması” gerekçesiyle özel testlere tabi tutulması ve lisan dersleri alması konusu üzerinde çalışmalar başlatıldı. Daha sonra, İtalya’da bu konuda daha ileri düzeyde Müslümanlara Avrupalı olabilmeleri için hazırlanan “Değerler Sözleşmesi”ne imza attırılması uygulaması başlatıldı. [10]

İTALYA’DA MÜSLÜMANLARDA
DEĞİŞİM İÇİN ÖNEMLİ RAPOR

İtalyan İçişleri Bakanı Gualiano Amato tarafından programa konulan bu uygulama, daha sonra 2006 yılının sonlarında Avrupa Birliği Parlamentosu tarafından tüm üye ülkelerde uygulanmak üzere ele alındı.

Bu konuda “Müslüman Anlayış için Ferman” isimli bir rapor hazırlandı ve Müslümanlara 10 maddeden oluşan bir sözleşme imzalatılması öngörüldü.

İslami kabul ve anlayışları sınırlandıran, Müslümanların dini yaşantılarını Avrupa’nın değerlerine ve kabullerine uyarlamayı hedefleyen bu sözleşmeye imza atmayan Müslümanların “terörist” kabul edileceği bildirildi. [11]

SONUÇ

Avrupa Birliği ülkelerinde “İslam’ın ve Müslüman’ın Avrupalılaştırılması” konusunda yapılan bu hazırlıklar şu soruyu akla getiriyor: Bu hazırlıklar düne kadar AB’ye girmeğe şartlandırılmış Türkiye’ye yapıldığı kadar ülkemizi ve İslam dünyasını sömürgeleştirmeyi nihai hedef haline getiren ABD tarafından da yapılıyor.

Bütün bunlarla beraber Amerika tarafından ileri sürülen, Peygamberimizin hadislerini ve sünnetini hiç kabul etmeyen İslam’ı değiştirmeye yönelik anlayışları ve modelleri de çok dikkatli olarak ele almak ve değerlendirmek gerekiyor.

Sevgiler, saygılar…
Hasan Erden
herden1950@hotmail.com

 



[2] Ali Kırca, Sabah, 14.10.2004

[6] Aktaran:Çetinkaya Hikmet, İrticanın Kara Yüzü, İstanbul, Günizi yay., 2002, syf. 37

[7] age, syf . 48.

[8] Dr. Necip Hamlemitoğlu, Türkiye’de Alman Vakıfları Raporu’nun 43 no’lu dipnot

[9] http://www.haber10.com/haber/81462/,  07.07.2007, A.K.:CNN Türk

[10] Sabah Gazetesi, 4 Ekim 2006.

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 05.02.2017 - 13:43 -397-
Bu sayfayı paylaşın :