Haşdi Şabi Kimdir Amacı Nedir? - Ve Bir Uyarı!

-A A +A

           Musul'da DAEŞ terör örgütüne yönelik başlatılan operasyonlarla beraber Haşdi Şabi terör örgütü de sıkça konuşulmaya başlandı. . Haşdi Şabi'nin kelime manası Halk Seferberlik Güçleri demektir. Yaptığı katliamlarla DAEŞ'ten bir farkı olmayan bu örgüt, Şiilerin DAEŞ'i olarak nitelendiriliyor. Ağırlıklı olarak Şii milislerden oluşuyor. Perde arkasında da İran'ın olduğu söyleniyor bu sebeple de sünniler tarafından Musul savaşında istenmiyor

          DEAŞ  bölgeyi işgal ettikten sonra, Irak'ın en güçlü Şii dini lideri, Sistani, kutsal Ehlibeyt türbelerini ve mekanlarını korumak için 'cihat' ilan etti. Bir anda ona bağlı onlarca Şii aşiret ve on binlerce insan sokaklara döküldü. Buna en çok sevinen İran oldu. Ölmeye ve öldürmeye yemin eden, Hz. Hüseyin'e kavuşacağız diye yollara dökülen bu kızgın ve intikam dolu insanları örgütlemek için dini lider Hamaney bizzat devrim muhafızlarını görevlendirdi. Böylece efsanesi kendinden büyük, Kasım Süleymani Irak'ta ortaya çıkmış oldu.

           İran sayıları 45'i bulan aşiretleri paraya ve silaha boğdu. Bu aşiretlerin hepsi Kasım Süleymani aracılığı ile askeri eğitimden geçirildi ve bunlara askeri isimlerden ziyade Ehlibeyt isimleri veridi. “İmam Ali Tugayı, Seyyid Şüheda Tümeni, Asain El Hakk, Ali Ekber Tugayları, Seraya Aşura… Bu tugayların sayısı tam olarak bilinmiyor. Ancak hepsi bir araya gelerek kendilerine, Haşdi Şabi (Halk gücü) ismini verdiler.

            Haşdi Şabi mezhep kökenli ve İran destekli olduğu için Sünniler tarafından istenmeyen güç durumundalar.

           Haşdi Şabi'nin büyük bölümü Şii milislerden oluşuyor ancak bünyesinde Sünni milisler de var.  Haşdi Şabi'de savaşan milislerin toplam sayısının 300 binden fazla olduğu ve yüzde 90'nının Şii, 16 bininin ise Sünni Iraklılar olduğu söyleniyor. Bu rakamların çok daha fazla olduğunu tahmin etmek de mümkün.

          Haşdi Şabi, Irak ordusuna katılmadı. Üniformaları, bayrakları, flamaları ayrıydı. Emirleri önce aşiretlerinden, sonra dini mercilerinden ve son olarak da İran'ın dini lideri Hameney'den alıyorlardı. Aslında İran'ın Irak'taki ordusu olmuşlardı.

          Haşdi Şabi, IŞİD'in elinde olan, Samara, Ramadi, Tikrit, Anbar'ın geri alınması için ABD öncülüğünde başlatılan operasyonlarda en ön safta yer aldı. İşte o tarihten sonra da adı hızla duyulmaya başladı. Zira bu milisler, ölümden korkmuyor, ancak öldürmek için daha büyük şevkle hareket ediyordu. Örgütü ABD nin kurdurduğunu  ve  desteklediğini söyleyen gruplar da var.

           Yakaladıkları ve DEAŞ lı dedikleri Sünnilere yaptıkları işkenceler ve vahşeti cep telefonlarına çekiyor, sonra da bunu her yerde gururla paylaşıyorlardı. Ortalık kancalara takılmış, uzuvları canlı canlı kesilen, ciğer ve kalbi sökülüp çiğ çiğ yenilen korkunç insan görüntüleriyle doluydu. Bu yetmezmiş gibi, Musul hareketi başladığında bir de kedi, köpekleri dişleriyle parçalayıp yiyen korkunç milis görüntüleri paylaşıldı. Böylece  Haşdi Şabi tıpkı  DEAŞ  gibi, bu vahşi infazları sayesinde büyük bir korku  ve panik yaşattı.  

           Haşdi Şabi örgütünü Bağdat'ın İran destekli hükümeti doğrudan destekliyor. Bağdat örgüte, para ve silah yardımı da yapıyor. Bununla birlikte Haşdi Şabi'nin tam olarak hükümetin kontrol altında olmadığı düşünülüyor.

             Haşdi Şabi örgütünün İran Devrim Muhafızları tarafından teşkilatlandırıldığı, bünyesindeki grupların liderlerinin genelde, Tahran'la ve İran'daki kutsal Kum şehriyle yakın ilişkileri olan din adamları olduğunu biliniyor.

               Koyu Şii mezhepçiliğine bağlı bu örgütün DEAŞ'tan farklı olmayan yöntemler uyguladığı biliniyor. Irak'ta Felluce'yi terör örgütü DEAŞ'tan kurtarma operasyonuna katılan Şii milislerden oluşan Haşdi Şabi güçleri, "Hedef gözetmeksizin saldırı düzenleme ve sivillerin ölümüne neden olma" iddiaları nedeniyle ülkede yeniden tartışma konusu oldu.

            Örgüt , Musul, Tikrit ve Enbar'da DEAŞ'a karşı direniş gösteremeyen ve kırılma yaşayan Irak güvenlik güçlerine takviye olarak kurulmuş olsa da, daha sonra Sünnilere yönelik Tikrit, Diyala ve diğer bölgelerde mezhepçi tutum sergileyip zaman zaman ev ve iş yerlerini ateşe vermenin yanında yağma gibi insan haklarını ihlal eden eylemlerde bulundu. Korkulan o ki ; Bölgede bir mezhep çatışması çıkarılıp yeni katliamlar çıkarılma ihtimalidir..

          Irak'taki Şii milis gücü Haşdi Şabi Sözcüsü Ahmed el-Esedi'nin ağzından yapılan "Musul operasyonu sonrası Suriye'ye girebiliriz." açıklaması, uzmanlar tarafından "İran'ın bu gurubu kullanarak Sünni bölgelerdeki alanını genişletme, Telafer'i Suriye ve Lübnan üzerinden Akdeniz'e koridor açmak için bağlantı merkezi yapma çabası" olarak değerlendiriliyor.

            DEAŞ’ı kuranlar, eğitenler ve yönlendirenler kimse, Haşdi Şabi'yi de aynı şekilde kurdu ve eğitti denilse daha doğru bir tespitte bulunulmuş olur.  O derece benzerler vardır. İkisi de 'Allah' diyerek öldürüyor, ikisi de sadece Müslümanları katlediyor. Yani her ikisi de bir amaca hizmet ediyor ve Müslümanları  bölüyor, parçalıyor. Tek farkları birinin Şii, diğerinin Sünni olmasıdır. Sonuçta kaybeden İslam dünyası, kazanan ise batı ve Amerika’ dır.

          Türkiye Haşdi Şabi'yi sık sık eleştiriyor ve özellikle Sünnilerin yaşadığı bölgelerde örgütün operasyonlara katılmamasını istiyor. “ Bölgede bir mezhep savaşı istemiyoruz “ diyor. Haşdi Şabi ise bu suçlamaları kabul etmiyor ve genelde bunların propaganda olduğunu savunuyor.

         Türkiye olmasaydı bugün Haşdi Şabi militanları Musul operasyonun bir numaralı aktörü olacaktı. Türkiye'nin bu konudaki baskısıyla mezhepçi Şii militanlar şehir merkezine yönelik operasyonun dışında kaldı. Ancak yine de operasyona dahil durumdalar.

         Batı ve ABD güçleri Ortadoğu dan  ellerini çekmelidirler. Bölgeyi ateş çemberine çeviren malum güçler Müslümanları bir birine düşürmek, İslam dünyasını zayıflatıp parçalama ve bölme yarışı içindedirler. Buna karşı Türkiye devleti ortak tavır almak ve İslam dünyasının umudu olmaya devam etmek zorundayız. Amaç aynı, hedef aynı, oyun aynı oyun…

                      VE  BİR UYARI  !

          Türk milletine karşı top yekün bir saldırı hareketi ile karşı karşıyayız. Dost bildiğimiz Avrupalılar da bize kin ve nefretini kusmaya başladılar. ABD iki yüzlü politikası ile bizimle alay ediyor. İç ve dış düşmanların Türk ve Türkiye düşmanlığında birleştiğine tanık oluyoruz.

           Bu yeni bir istiklal mücadelesinin başlangıcıdır. Biz de vatansever Türk aydınlarını uyarıyoruz. Zaman birleşme, sırt sırta verme ve milleti uyarma zamanıdır. Bu ihanete birlikte dur diyeceğiz. Halkı uyarma, ülkeye sahip Çıkma ve devlete sahip Çıkma zamanıdır. Ihanet bitmeyeceğe benziyor, Çanakkale ruhu yeniden uyanmalı ve ülkemize, milletimize ve devletimize sahip Çıkma zamanıdır.

           Aydınlarımızı uyarıyoruz ve tüm vatanseverleri göreve davet ediyoruz. Bayrağımıza, vatanımıza ve devletimize sahip çıka dönemindeyiz. Bu hepimiz için ciddi bir var oluş mücadelesidir. Yedi düvele dur diyen yüce Türk milleti günümüzün çapulcu Satılmış hainlerine de dur demesini bilecktir.

          Bize diz çöktürmek ve terörle gücümüzü kırmak istiyorlar. Mazlum İslam Dünyasının umudunu söndürmek istiyorlar. Ülkemizi bölmek parçalamaktır tek amaçları. Ya istiklal, ya ölüm diye can veren şehitlerimizi unutturmak, itibarsızlaştırmak istiyorlar. Bu bizim için yeni bir var oluş mücadelesidir. Allah Yar ve Yardımcımız olsun!  Türk milletini Rabbim korusun ve yüceltsin. Yaşasın kahraman,  Aziz Türk Milleti. Kahrolsun Türkiye düşmanı tüm hainler!..    

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.11.2016 - 12:44 -967-
Bu sayfayı paylaşın :