Hayatın İçinden İbretlik Sahneler

-A A +A

                Geçtiğimiz hafta içinde bir meslektaşımı çalışmakta olduğu Noterlik dairesinde ziyaret ettim. Noterimiz bilgisayarı başında işiyle meşguldü. Selam verip oturduktan sonra “Ne var, Ne yok” diye konuşurken anlattıkları ilgimi çekti.

                Noterimiz, 70’li yaşlarındaki babasının araba taksidini otomatik ödemeyle alınsın diye hesabına para yatırmış, o da promosyon verdiler diye parayı bankamatikten çekmişti. Yatırılan para promosyonun çok üstündeydi. Para ya hesaba yeniden yatırılmalı, ya da eksilen para kadar yeni para ilave etmeliydi Noterimiz.

                Birileri yaşlı babaya, güvenini istismar ederek düşük model ve üstelik çalışmayan bir arabayı yüksek fiyata satmıştı. Araba çalışmadığı gibi yağ da kaçırıyordu. Neticeten, baba ikna edilerek ederi kadar bir fiyatla araba elden çıkarılmıştı.

                Gel gör ki yaşlı baba satılan arabasını unutamamış ve sayıklarcasına durmadan onu çok sevdiğini söylüyormuş. Noterimiz, düşünmüş taşınmış, arabasını unutamaz da başka sıkıntılara sebep olursa düşüncesiyle ona yeni bir araba almış. Eski arabasını unutamayan baba yeni arabasını da kısa sürede sevmiş. Ödenen taksitler bu arabaya aitmiş.

                Değerli okurlarım, bu ilgi, İsrâ Sûresi’nde geçen şu âyetleri hatırlamama vesile oldu:

                “Rabbin kesin olarak şunları emretti: Ancak kendisine ibadet edin, anne ve babaya iyilik edin. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara “öf” bile deme ve onları azarlama. İkisine de tatlı ve güzel söyle. İkisine de acıyarak tevazu kanatlarını indir. Ve şöyle de: “Ey Rabbim! Onların beni küçükten terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de kendilerine merhamet et.” (İsrâ, 17/23 ve 24. Ayetler.)

                İşte dinimizin güzelliği ve işte büyük bir sevap kapısı. Yüce Allah, kendisine ibadet ve itaatten hemen sonra anne ve babaya iyiliği emretmiş. Ayette annenin babadan önceye alınması da ayrıca dikkat çekici. Demek ki, anne-babaya iyilik edilecek, onlara yumuşak ve şefkatli davranılacak. Öyle ki, azarlamak şöyle dursun en ufak bir incitme şekli olan “öf” bile denmeyecek.  İslâmî bir şuurla yapılacak bu iyiliklerin karşılığını yüce Allah verecektir. Bunda şüphe yok.

                 Bu noterimizi yaşlı babasını mutlu eden bu ince düşünüşünden dolayı tebrik ve takdir ettim. Darısı yaşlı anne-babalarıyla kalan bütün evlatların başına olsun.

                                                                               YARIŞ BÖYLE OLUR

                Noterimizin anne tarafından dedesi bir asrı geride bırakmış, tam 102 yaşındaydı. Dede, kızlarından başka altı erkek çocuk sahibiydi. Burada genellikle duyduklarımızın aksine bir yarış söz konusuydu.

                Anlatılanlara göre altı erkek evlat, kendi aralarında babaya kimin daha iyi bakacağı yarışına girmişlerdi. Dede yer yer hafıza kaybı yaşıyordu. Ancak gelinlerin davranışlarını ölçebiliyordu. Gelinin birinden çok memnun kalmış ona on kere “Allah razı olsun” demiş, diğer gelinine altı kere Allah razı olsun demişti.

                Bu da güzel bir sahneydi. Nice anne ve baba var ki, buradakinin aksine özel bakımevlerinde veya huzurevleri denilen yerlerde kalıyordu. Böylesine güzel ilgi bütün yaşlı anne ve babaların ve bütün evlatların başına.

Kategori: 

1 Comment

AAh! İsmail bey zaman zaman

AAh! İsmail bey zaman zaman da böyle kanayan yaraya değinmeniz bizleri hem hüzünlendirdi hem de içimizi acıttı. Bizler her zaman anne ve babasına bakmaya ve en iyi şekilde ağırlamaya çalışıyoruz ama gel gör ki bunu evdekilere anlat. Allah anne ve babasına en iyi davranan ve bakanlardan eylesin.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 11.04.2017 - 09:14 -387-
Bu sayfayı paylaşın :