Hikmet kırıntıları..

-A A +A

 

Gazeteci, köyde yaşayan ll5 yaşındaki Ahmet amca ile ll3 yaşındaki Fatma teyzenin 95 yıldır evli olduklarını  duymuş. Gazeteci, işin magazin boyutu ile ilgileniyor. Aslında ll5 yaş yaşamak başlı başına bir iş. ll5 yılın bir serüveni olmalı. ll5 yıl içinde kaç kere hastaneye  gittin, kaç kere hasta oldun, kaç kere yatağa düştün. Veya hiç bunlardan birisi olmadı mı? Bu kadar uzun ömrün sırrı ne? Asıl merak edilecek olan bunlar..

Ama gazeteci, ll5 yıl sağlıklı kalmanın sebebinin peşinde değil. O, 95 yıl boşanmadan nasıl  kaldınızın peşinde. Elindeki  mikrofonu  ihtiyara uzatıyor gazeteci: ”Ahmet amca! 95 yıl evli kalmışsınız. Bunun sırrı nedir” diyor, ”ll5 yıllık sağlıklı ömrün sırrı nedir” diyeceği yerde..

İhtiyar, böyle bir soru beklemiyor. O, Allah ömür verdikçe, bir ve beraber olmaya söz verdiği eşine sadakattan ayrılmayı hiç düşünmemiş zaten. Bir de o babasından ve dedesinden eşleri ile hep beraber olmayı görmüş ve öğrenmiş. Tarlada beraber, evde beraber, işte beraber olmayı, birbirlerini asla ihmal etmemeyi öğrenmiş. Ölünceye kadar beraber olmayı, iyi günde, kötü günde beraber olmayı öğrenmiş Gazetecinin sorusu karşısında duruyor Ahmet Amca. Böyle bir soru beklemiyor. Çünkü ona ”yaşın kaç”

demişler hep. ”Maşallah” demişler. Bazıları da; ”Bu kadar ömrü, bu sağlığı neye borçlusun? İyi beslendin değil mi” demişler. Ama yaş ve uzun ömür varken, ”.bu kadar nasıl evli kaldınız” diyen olmamış.

Sonra gazeteci, Ahmet Amca duymadı sanarak soruyu tekrarlıyor: ”95 yıl nasıl evli kaldınız? ”Ahmet amca, kimsenin beklemediği bir cevap veriyor: “Eee? Biz ölmediiik!..”

Gazeteci şaşırıyor. Ve anlıyor ki, ölmeyince evlilikler de uzun oluyor. Asıl olan iyi günde kötü günde beraber olmaktır. Temel düşünce bu olursa geçim de kolay olur. Evlilik de uzun…

Her şeyin bir hikmeti vardır. Yani işlerin en iyisini yapmak için ondan bir fayda bulmak ve o faydayı   aramak. Ve işleri en iyi ve en doğru şekilde yapmak. Faydalı şeyi bulmak. Ve onun üzerinden gitmek..

İnsanlar, faydalı şeyleri bulmak için çaba harcamalı veya faydalı şeylerin peşinde olmalı.

Türk dünyasının büyük edebiyatçısı ve romancısı, bilge insan Cengiz Aytmatov, Beyaz Gemi’de bir Kıvrak Mümin’den bahseder. Kıvrak Mümin, hikmeti arayan insandır. Köyünde bir iş olsa, herkese yardım etmek isteyen Kıvrak Mümin oradadır. Bir düğün olsa, bir toy olsa, Kıvrak Mümin oradadır.

Köyündeki toylara gelen davetlilerin hepsinin elini sıkar birer birer, Kıvrak Mümin. Hem de ne sıkma.. Usulden değil el sıkmalar. Derinden ve elleri kavrayarak ve elini sıktığı adamın gözlerinin içine bakarak el sıkmalar ve tokalaşmalar yapar O. Toylara gittiğinde yanında küçük torunu da olur. Küçük torunun anası, yani Kıvrak Mümin’in kızı, kocasından ayrılmış, baba evine sığınmıştır. O küçük çocuğun babası ise, Aral Gölü’nde yük taşıyan Beyaz Gemi’de çalışır. Çocuk babasını özler. Ama ana ile baba birbirlerini görmezler.

Torun, dedesi toya gelen misafirlerin elini sıkarken, dedesinin yanında  dolaşır. Dedesinin el sıkmaları bitse de sofraya otursak, bir yemek yiyip karnımızı doyursak, diye düşünür. Ama dedesinin el sıkmaları çok uzar. Çünkü 0, eli sıkı sıkı kavrar, bir de “hoş geldiniz” dediği insanların güzünün içine bakar ve de gülümseyerek... Bu, işi biraz daha uzatır.

Bir böyle, iki böyle... Çocuk bıkar. Sonunda; ”Dede!. Sen herkesin elini sıkıp işi uzatacağına topluca;

“Hepiniz hoş geldiniz” deyip, işi hemen bitirsen olmaz mı? Biz de erkenden bir yere otursak ve yemekler soğumadan yesek olmaz mı?” der.

Kıvrak Mümin, damarına basılmış gibi tepki gösterir. Ve, ”Bak oğul! Kalabalık yerde her  7 kişiden birisi Nebi’dir. Ben, kalabalıklar arasındaki, bu yedi kişiden birini arıyorum. Bir kısım insanların elini sıksam bir kısmının da elini sıkmasam, ya o Allah’ın sevgili kulu; benim elini sıkmadığım kişilerin arasında ise? O zaman ben, o kutlu kişinin elinin sıcaklığından muhabbet, gözlerinin şavkından da ışık alamam” der.

Düşünen insan, hikmeti bulmaya çalışır. Aramakla bir şey bulacağına inanır. Ve bulur da. Asıl olan  faydalı olanı bulmaktır.. Bulduğunu kaybetmemektir. Hikmet ehli olan, bilgi ile donanandır. Hikmet, yüksek bilgidir. Yüksek bilgiye sahip olan da Rabbi’nin razı olacağı yolu kolay bulur. Kendisi de mutlu olur. Düşünen insan, kendiliğinden,bir arayışa yönelir. Bu arayış hikmetli arayıştır. Mutlu olmak için insana hikmetin küçük bir kırıntısı yeter.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 10.02.2017 - 15:01 -149-
Bu sayfayı paylaşın :