+A A -A

Hor görme garibi..

-A A +A

Türk edebiyatının usta kalemlerinden Kemal Tahir’in Köyün Kamburu isimli bir romanı vardır. Roman, serkeş bir babanın, sakat bir kadından olma oğlu Kerim’in hayatını ve O’nun bulunduğu yerlerin sosyalekonomik durumunu anlatmaktadır.

Böyle bir aileden doğmuş böyle bir çocuğun, büyük işler yapamayacağı, kimseye güven veremeyeceği aşikardır. Baba, çocuk doğmadan öldüğü için, sakat bir kadının bu çocuğa bir şey veremeyeceği zaten bellidir. Çocuk, babasının anasını dövmesi üzerine 7.5 aylıkken doğmuştur. Çocuk doğduğu gün de babası ölmüştür. Çocuk doğduğu zaman bir hilkat garibesi gibidir. Büyüdüğü zaman da kambur kalmış ve böyle yetişmiştir. Bunun için çocuğa Çalık Kerim denir. Çalık Kerim, çevrede ağaların yanında çoban olarak çalışır. Hayatı öğrenir. Bir süre sonra  köyün ileri gelenleri, O’nu medreseye gönderir, okusun, hafızlık öğrensin ve adam olsun diye..

Çalık Kerim, olur Hafız Kerim veya Hafız Efendi. Köyüne döner. Bir yerde görev alması istenir. Bu arada olaylar gelişir, fikirler değişir. Seferberlik yılları başlar. Bir yanda fakirlik, bir yanda da çevredeki eşkiya baskısı vardır. Bu arada Çalık Kerim, yani Hafız Kerim, kendine bir silah alır, silah talimleri yapar ve keskin nişancılığı öğrenir. Para kazanmanın da yollarını arar. Ama hala Çalık Hafız’a köyde bir itimat O’nun bir şey yapacağına dair bir güven yoktur.

Bir gün köye Musa Çavuş eşkiyasının bir adamı gelir. Köylüyü toplar: ”İçinizde okuma-yazma bilen var mı” der. Okuma yazma bilen yalnızca Çalık Hafız’dır. Adam, eşkiyadan bir name getirmiştir. Köylünün 500 lira haraç vermesini istemektedir. Çalık Hafız, kimsenin tahmin edemediği bir cesaretle, eşkiyanın adamına çıkışır. ”O Musa Çavuş eşkiyasının canına okurum” der. Adamı köyden kovar. Bu herkesin gözü önünde olur. Çalık Hafız’ın bu haline herkes şaşırır. O’nun hakkındaki kanaatlar değişmeye başlar. Çalık Hafız bir kahraman gibi olur. Eşkiya da köye gelmekten, köyü basmaktan ve köylüden  haraç para istemekten vazgeçer. Çalık Hafız’ın namı dokuz köye yayılır.

Kitaptan anladığımız; bir kişinin güçlü olması için önce konuyu bilmesi, yani bilgi sahibi olması gerekir. Sonra o işi yapacak kapasitesinin olması gerekir. Bilgi en büyük hazinedir. Bilen insanın gücü kadar güç yoktur. Belinde silah olması da insana güç verir. Bir de parasının olması. Böyle insan öne çıkan insandır. Öyle zamanda insan için; “ummadık taş baş yarar” özdeyişi hatırlanır. Veya “hor görmeyin garibi” sözünü..

Roman, olmuş veya olması muhtemel olayları anlatan bir edebi türdür. Eserde kullanılan motif, olayın seçilişi, tema ve konuları anlatma, yazarın hüneridir. Ve aynı zamanda tema  yazarın genel  fikridir.

Köyün Kamburu’nda anlatılanlar, olmuş veya olmamış.. Olayın bazı kahramanlarının ismi, şehir isimleri doğru. Olması muhtemel bir olay diyelim buna.. Kitap, edebiyat açısından harika. Tanımlamalar, cümle içindeki benzetmeler, betimlemeler güzel. Yani edebiyat iyi. Zaten Kemal Tahir usta.

Ancak kitabın büyük bir bölümü, olayın kahramanlarının bazısının hele Çalık Hafız’ın cinselliğe büyük önem vermesi tenkit konusu. Kitap, yazarın Çorum cezaevinde iken yazdığı bir eser. 60 yıl önce kitap piyasaya çıktığında en çok tenkit edilen kısmı kitaptaki cinsellikti. Şimdi kitabı yeniden okuyanlar bu konuyu gene tenkit eder. Çünkü insan hayatının günlerini alan bir konu değildir cinsellik.. Yazar bu konuya bu kadar önem vermemeli idi. Sonra o “bozuk ağız”, veya  “halk öyle konuşuyor”  gibi yapmak herkesin hoşuna gitmeyebilir. Bu biraz görecelidir..

Şimdi kitabın muhteviyatını bir tarafa bırakalım.. Kemal Tahir ile ilgili başka bir yöne geçelim.. Kemal Tahir, l960’lar sonrasında  herkesin sol fikirde Sovyetler Birliği’ne bağıl olmayı isteği bir ortamda yerli kalmayı tercih etmiş bir yazardı. Hele Sovyetler Birliği fikriyatına karşı, Mao Ze Dung düşüncesi çıktığı zamanda  bile  Kemal Tahir, buna da iltifat etmedi. Kemal Tahir’in” yerli solcu olma” düşüncesi iltifat da gördü. Bu fikri benimseyen bir çok yazar ve düşünce adamı oldu.

O yıllarda dünya çapında yerli olmayı savunan bir çok siyasi parti, komünist parti yöneticisi de ortaya çıktı. Mesela, Varşova Paktı’na bağlı olmakla birlikte Mareşal Tito, zaman zaman Sovyetler Birliğine karşı tavır aldı. İtalya’da Berlinguer, İtalyan Komünist Partisi’nin bağımsızlığını savundu. Buna kısmen Fidel Kastro da dahildi. Ama bizdeki bir çok parti, dernek ve siyasi dergi, orak- çekiçli amblem ile dolaşmayı marifet sandı. Sonra Mao Ze Dung düşüncesi  moda oldu. SSCB yıkılınca ona bağlı olanların  hayali yıkıldı.Şimdi Türkiye’de SSCB düşüncesi taşıyan yok. Bir kaç terör örgütü dışında.. Mao Ze Dung düşüncesi taşıyan bir parti ve yan  kuruluşları var. Onların da ne kadar ona bağlı oldukları belli değil.

Kemal Tahir baştan bu iki düşünceye  de karşı çıktı. O zaman bunlara “milli solcu” dendi. İstanbul Üniversitesi’nden Profesör İdris Küçükömer bunlardandı. Yani Kemal Tahir çizgisinde idi. Sinemada rejisör Halif Refiğ bunlardandı. Bu çizgidendi. O zamanlarda gazetelerde yazılar yazan, kitaplar yazan sonradan Dış İşleri Bakanı olan İsmail Cem de Kemal Tahir çizgisinde idi.

Rejisör Halit Refiğ, Kemal Tahir’in Yorgun Savaşçı romanını  TRT için sinemaya uyarladı. Filmin çekimi uzun zamanlar aldı. Tartışmalar oldu ara verildi, tekrar başlandı. En sonunda bitirildi. Gösterime hazır hale getirildiğinde; 12 Eylül İhtilali oldu. 12 Eylül ihtilali lideri Kenan Evren, o zamanki Başbakan Bülent Ulusu’ya talimat vererek  filmin bütün sahnelerini yaktırdı. Şimdi  film yok.

Yorgun Savaşçı, bu ülkenin mütareke yıllarını ve sonraki Milli Mücadele’nin nasıl çıktığını farklı bir gözle, anlatıyordu. Herkes mütareke yıllarında yorulmuştu. Anadolu’da da insanlar savaşlardan yorulmuştu. Anadolu’da mücadele, önce küçük çetelerin ve  efelerin direnişi şeklinde başladı. Roman düzenli ordunun faydalarını anlatıyor.  Savaştan bıkmış bir milletin halini anlatılıyor. Halit Refiğ, biz Bayrak Gazetesi’nde çalışırken, ziyaretimize gelmişti. Naif bir adamdı. Karısı, ”O film, Halit’in evladı gibi idi“ dedi.

Kemal Tahir, göğsüne orak-çekiç amblemi  takarak  veya kızıl yıldızlı flama asarak gezmedi. Yerli olmayı savundu. Bizimle benzeşmeyen yönleri olsa da  iyi edebiyatçı idi.

1 yorum var.

Kitap analizi okurlar için çok yararlı ve aydınlatıcı. Sa'yinize bereket

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.09.2017 - 12:55 -888-
Bu sayfayı paylaşın :