İbadetin Gerçek Anlamı

-A A +A

İbadet; ilahi emir karşısında kulun ilahi emre ram olup büyük bir tazim ve tevazu ile Allah’a itaat etme, her hal ve şartta ona muhtaç olduğu bilinciyle nefsani haz ve hevesleri aşıp, samimiyet ve sadakatle icra etme pratikler bütünüdür.

Sonsuz acziyet ve çaresizliğini, her halükarda ilahi rahmete muhtaç oluşunu ibadetler yoluyla ortaya koyması ise abdiyettir.

Abdiyet, şartsız kayıtsız ibadet gerektirir. İbadet; Allah’a tapma ve emrine boyun eğerek tevekkülle teslim olma halidir. İbadet niyet ve samimiyete dayalı özgür irade ve inançla icra edilen pratikler bütünüdür.

İbadet, kulun Allah’ın razı olacağı eylem ve efali icra etmesidir. Abdiyet ise kulun Allah’ın icraatlarından razı olmasıdır. İbadet soyut olan iman kavramının kulun eylem ve pratikleriyle somuta dönüşümüdür.

Kulun sadece yalın bir ifadeyle iman ettim demekle yetinmeyip imanın beraberinde getirdiği mükellefiyetleri yüklediği misyonu ve imanı sorumluluğunun bilinciyle ibadetlerin icra ve ifa edilmesidir. Hatta kulun ibadet denilen sembolik şekilleri icra etmekle kalmayıp, müminlerin andı niteliğindeki bu ayeti celillede ifadesini bulduğu gibi kulun hayatı boyunca icra edeceği tüm efal, ekval ve harekatını ibadete dönüştürme inanç azim bilincine sahip olmaktır. Yani kul dünyevi davranışlarına dahi ibadet mahiyetini kazandırmalıdır cümlelerindeki niçinlere verilecek cevabın ibadette şekil ötesine çıkılarak Kur’anî kriterlere uygunluğu muhakkak ve mutlaka gerçekleştirilmelidir.

Yani ibadete niyetlenirken dikkate alınması gereken en önemli husus niçin, kim için ve nasıl yapacağı şeklindeki soruların cevabını bilmeli ve 3N ile kodlanan nefse, nasa ve nesneye asla pay verilmemektir. Bu şuurla icra edilen ibadet kişide fıtratın, vicdanın, hak ve adaletin tevazu onur ve tüm erdemlerin tezahürüne, hak ve nezih olarak yaratılan orjinine yabancılaşmasını önleyen yegane gücün adı olduğu bilinmelidir.

İbadet ve amel-i salih, imanın şartı değil ama yegane koruyucusudur. Salih amel imanî fonksiyonunun göstergesidir. Amelsiz ve ibadetsiz iman felçli adama benzer eli var, ayağı var ama ne yazık ki kullanamıyor. Amel-i Salih, özgür iradeyle yaparak ve isteyerek icra edilendir. Zira tik, amel değildir. Çünkü irade dışı gelişen bir harekettir. İbadet, hayatı disipline ederek kullanılmasını sağlayan, hayata anlam ve değer kazandıran yegane mekanizmadır. Ancak kul-Rab diyaloğu ibadettir.

 Ödenmesi gereken bir borç veya sırtından atılması gereken bir yük mantığıyla değil, Allah’ın kulu ve halifesi olduğu bilinciyle icra edilen ibadetler, kulu Allah nezdinde refahın doruğuna ulaştırabilir. Dini literatürde Müslüman’ın, bir imtihan niteliğindeki dünyevi hayatının hakkaniyet ve Kur’an’ın kriterler ölçeğinde devamını temin, en önemli etkin ibadetlerdir. Çünkü abdiyet, ibadetle anlam kazanır.

Tevekkül, teslimiyet ve ibadetin olmadığı kişide kulluk itirafı samimiyetten uzak bir iddiadan ibaret kalır.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.12.2016 - 15:18 -538-
Bu sayfayı paylaşın :