İblis Tuzağı

-A A +A

Şeytan, cinler taifesi içinde (1), insanoğlunun en açık düşmanıdır. (2)

Hz. Âdem’den bu yana, kendisinin içine düştüğü çukura insanı da düşürmek için büyük bir mücadele vermekte,  bin türlü yalan, hile ve aldatmaca ile faaliyetini sürdürmektedir.

Yüce Rabbimizin her vesile ile şerrinden kendisine sığınmamızı emrettiği şeytan, başta “vesvese” (3) olmak üzere birçok silahını üzerimize doğrultmuştur. Yaldızlayıp süslediği günahlarla yolumuzu kesmeye çalışmakta ve acımasız davranmaktadır. Her hangi bir vakit ona inanılıp güvenilmesi dünya ve ahiret saadetinin kaybolup gitmesi demektir.

Şeytan ve onun izinde yürüyerek şeytanlaşmış kimselerin bariz vasıfları hakka tecavüz etmeleri, kalplere saldıkları fakirlik korkusuyla insanları harama bulaştırmaları, birazcık değil tamamen yoldan çıkarmak için uğraşmalarıdır. Sözleri aldatmacadan ibaret olup, isyan ve günahları cazip göstermeye çalışırlar. Yollar üzerine oturup tuzak kurarak insanlara önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından sokulup durur, (4) daima hile yaparlar. Yalan söylemek, yalan yere yemin etmek ve insanların görmedikleri yerden onlara yaklaşmak suretiyle her vakit tehlike doğururlar. Süvarileri, piyadeleri, yaygara ile saldıran yoldaşları vardır. (5) Can ve mallara ortak olmaya, kulaklara birçok boş va’d fısıldayarak geçitleri kapamaya çalışırlar.

Kahrolası kibri yüzünden yüce Allah’ın katından kovulup lânetlenmiş olan şeytanın, Allah’ın ihlâslı kulları üzerinde bir etkisi yoksa da o yine bütün gücüyle gayret göstermeye devam eder. Kâinatın Efendisi, şeytanın bütün tuzaklarından emin olduğu halde, ümmetini ona karşı uyarmış, birçok duasında onun şerrinden Allah’a nasıl sığınılacağını göstermiştir. Mü’minûn sûresinin 97. âyetinde Efendimizin yapması emredilen Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.”  duası da aslında mü’minlere emredilmiş pek mühim dualardan biridir.

Şeytanın ve şeytanlaşmış kimselerin temel özelliklerini bilen mü’minler onun etki ve gücünü küçümsemeyip, karşı tedbirler almak durumundadırlar. Elbette kötülüğü engellemeye çalışmak için, kötülüğün asıl kaynağını tespit gerekir. Düşmanını hakkıyla tanımayan kimseler onun oyun ve tuzaklarına düşmekten kurtulamazlar. Zira bu korkunç düşmanın nerede ve ne zaman saldıracağı belli değildir. Kişiye, namaz kılıp, oruç tutarken bile musallat olması göstermektedir ki, bir an için boş durmamaktadır.

Şarap, kumar, putlar, fal ve şans oyunları onun pisliklerindendir. (6) Avret yerlerinin açılması, dostlukların bozulup araya fitne ve fesadın girmesi ve nihâyet insanın kendi yaratıcısını inkâr ederek küfre düşmesi şeytanı en çok sevindiren işlerdendir. Bu durumda bile ne kadar vefasız olduğunu göstermek ister gibi, “Ben senden uzağım! Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım!” (7) diyerek saptırdığı kimseyi hemen terk edip, yanından kaçar.

Mü’minler herhangi bir iş yaparken önce “Eûzü Besmele” çeker ve daha işin başında ezelî düşmanları şeytanın kışkırtmasından yüce Rablerine sığındıklarını açıklamış olurlar. Adına “İstiâze” dediğimiz bu tür bir sığınma elbette Allah’ın ve Resûlünün tavsiyeleri ışığında yapılmalıdır. Sahih hadis mecmualarında “İstiâze”, “Tevbe”, “Zikir”, “İstiğfar” gibi bölümlerin bulunması da konunun önemini göstermektedir. Efendimiz birçok duasında, “Taşlanmış şeytandan, onun kışkırtması ve üfürmesinden Allah’a sığındığını” açıklamıştır. Bilhassa ölüm anında şeytanın vereceği vesvese, içine düşüreceği kuruntu ve kişinin imanını çalmak için yapacağı her türlü hileden Allah’a sığınmak pek önemlidir. Korkulu bir rüya gören kimsenin uyandığında hemen Eûzü Besmele okuyarak sol tarafına üç kez tükürür gibi yapması da Efendimiz tarafından tavsiye edilmiş, bu durumda şeytanın insana bir zarar veremeyeceği beyan edilmiştir.

Aziz kârî!

Burada Efendimizin şeytan hakkında açıkladığı birkaç hususu daha belirtmek, düşmanlığından kurtulma hususunda bize yardımcı olacaktır. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, esnemenin şeytandan olduğunu, esneyenleri görünce güldüğünü, insan bedeninde kanın ulaşabildiği her yere ulaştığını, hassas ve yalayıcı olduğu için temizliğe çok dikkat edilmesi gerektiğini, daima sol eliyle yiyip içtiğini, Besmele ile kapanmış bir kapıyı açamadığını, böylece bağlanmış bağı çözemediğini, Besmele ile yenilmiş bir yemeğe ortak olamadığını ve dokunmasının, kötülükle korkutmak ve hakkı yalanlamak olduğunu açıklamıştır.

1- Kehf, 18/50

2- Yûsuf, 12/5

3- Nas, 114/5

4- A’râf, 7/17

5- İsrâ, 17/64

6- Mâide, 5/90

7- Haşr, 59/16

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 11.12.2016 - 18:31 -211-
Bu sayfayı paylaşın :