İcazetin böylesi..

-A A +A

İcazeti onay vermek veya el vermek olarak da tarif edebiliriz. Bir işin ustası mahareti kendinde olan işi bir başkasına devredebilir. Yoksa, zamanla ondan anlayanların sayısı azalır veya tamamen yok olur.

İcazet, mesleğin ölmemesi içindir. Ustaların çoğalması içindir. Ahilerin “Şet Kuşanması”nı, icazet merasimi olarak kabul edebiliriz. Bir çırak, yıllarca ustasının yanında mesleğin merhalelerini öğrenmiş,

ayrı bir işyeri açabilecek hale gelmişse, usta olmuş demektir. İşi tek başına götürebilecek demektir bu. Bunu bir merasim ile kutlamak gerekir. İşte bu iş işin yapılacak merasime icazet merasimi denir.

İcazet tabiri bizde daha ziyade dini alandaki çabalar için kullanılmıştır. Dini alandaki başarıları sebebiyle, medresedeki talebeye, mesela hıfzını tamamladığında bir icazet verilir. İcazet artık onun hafız olduğunun belgesidir. Hocaları onu hafız olarak tanıtmak, anmak ve mecliste hafızlık yapmak üzere yetkili kılmıştır. Bunun daha başka çeşitleri de olmuştur. Mesela Hadis konusunda hadis toplayabilecek olanlara da böyle icazet verildiği, talebelik sürecini tamamlayıp, medresede öğreticilik yapabilecek olanlara da bu gibi işlemler yapılmıştır.

Modern dünyada da buna benzer işler olur. Ama bunun adı artık icazet değildir. Üniversitelerde yardımcı doçentlik, doçentlik ve profesörlük ünvanları da bir emeğin, bir çalışmanın sonucudur. Ve bunların hepsinin sonunda bu işin daha önceki uzmanları ve yetkilileri tarafından bir denetim sistemi vardır. Kendisine verilen görevi başarı ile tamamlayan akademisyen, bir üst akademik ünvana sahip olur. Ona da yapılan işlem  aynıdır. Ona artık sen doçentsin, artık sen profesörsün denir. Bir bakıma ona icazetname vermektir bu. Yani icazetname şimdi diploma olmuştur. Bu, ilmi icazet olabilir. Bir öncekinden farklı olarak..

Tekke ve zaviyelerde de icazet vardır. Şeyh efendi vefat ettiğinde yerine kimin geçeceği bellidir. O’nun naipleri vardır. Naipler arasında da kıdemliler vardır. Kıdem takvaya göre olur.

Bazen tekkelerde performansı ile  farklılıklar meydana getiren müritler olur. Onlar cezbeleli kişilerdir.

Ve ayrı bir ekip kurmak, ayrı bir cemaat oluşturmak isteyebilirler. Şeyh efendilerin bunlara bazen izin verdiği ve ayrı cemaat kurmasına icazet verdikleri olmuştur.

İstanbul’da bir Kadiri Şeyhi, vefatından sonra cemaatini iki gruba ayırmayı, sağlığında vasiyet etti. İki ayrı dergaha icazet verdi. Şimdi o grubun iki terbiye edicisi var. İkisinin de silsilesi aynı. İkisinin de zikirleri aynı. Tabi, bu da keyfi bir işlem değildir. İki terbiye edicinin şeyh tarafından üstün vasıflara sahip olduğu görüldüğü için bu böyledir. İleride bunun daha büyük faydalara sebep olacağı  görülmüş olabilir. Yoksa, kim cemaatinin ikiye bölünmesini isteyebilir..

Halk arasında icazete “el verme” denilir. Bir işin sırrını bilen birkaç kişi vardır. O bu sırrı güvendiği birisine, bir yakınına öğretir. Veya söyler. Bundan sonra o işin “büyüsü” ona geçmiştir.

Bu konudaki el vermeler bazen, cahilce bir seremoni haline gelebilir.

Bizim oralarda köyün birinde tükürüğü, küçük kazalara, akrep, örümcek ve börtü-böcek sokmalarına iyi geldiğine inanılan bir adam vardı. Adamın maneviyat yanı yoktu. Ancak küçük olaylarda, mesela bir böcek sokmasında adam oraya tükürür, yara iyi olur, küçük zehir vücuda yayılmazdı. Veya buna öyle inanılırdı. Buna “parpı” denir. Parpı, küçük tababettir.

Adam müthiş sigara içerdi. Sesi sigara içmekten iyice kalınlaşmıştı. Biz ilkokulun sonuna geldiğimizde de artık iyice yaşlanmıştı. Torununa bu mahareti konusunda el vermek isteğini duyduk. Nasıl el verme işi olacağını bilmiyoruz tabi. Merak ediyoruz. Bir kaç gün sonra bizim okuldaki toruna el verdiğini duyduk. Toruna nasıl el  aldığını sorduk: ”Dedem ağzıma tükürdü” dedi.

Biraz içimiz kalktı. Böğürdük..

El vermenin böylesine ne denir bilmiyoruz  ama, el alan da bir çocuk hani. Ayrıca bu ağıza tükürmeyi biz, küfretmek gibi bir şey sanırdık. ”Ağzına tükürdüğümün çocuğu” der gibi.. Sinkaflı küfür edemeyenler bunu biraz yumuşatarak böyle söylermiş. Adam, maharetini küfreder gibi vermiş.

Bu işin böylesi de var mıymış bilmem..

Kategori: 

1 Comment

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.07.2017 - 07:20 -345-
Bu sayfayı paylaşın :