“Ilımlı İslam..”

-A A +A

İslam, Allah nasıl emretmişse öyledir. Allah’tan gelenleri, Resulullah nasıl açıklanmışsa İslam öyledir.

İslam’ın temel hükümleri zedelenmemek üzere zamanla müçtehitlerce yapılan yorumlar, İslam’ı zenginleştiren, içtihatları çoğaltan, müslümanların amellerini kolaylaştıran hareket tarzları olmuştur. Bunları söyleyenler ve  kendilerinin müntesipleri hak mezhepten sayılmıştır. Bunun yanında İslam’ın temel yapısını bozmaya yönelik olarak, ayetleri ve hadisleri sapık bir düşünce ile izah eden, risaleti  tartışan, hatta “peygamber bundan sonra olmasa da olur” diyenler de çıkmıştır..

Allah’ın ve Resulullah’ın dedikleri ile yetinmeyip, daha ilerisini ve daha gerisini isteyenler, kendi nefis ve arzularınca hüküm kurmaya çalışanlardır. İşte, ayetleri ve hadisleri nefislerine göre izah edenler, bunlardır. Hiç lafı uzatmadan söyleyelim; “ılımlı İslam” diyenler de bunlardandır. 

Ilımlı İslam tabiri, aslında dışımızda gelişen, ama bazı ahmakların da değişik sebeplerle hoşuna giden bir tabirdir.

Ilımlı İslam, dışımızdakilere göre mesela, oryantalistlere göre bozulmak istenen bir İslamdır. Onlara göre İslam böyle olmamalıdır. İslam, hristiyanların yaşadığı gibi bir İslam olmalı, Musevilerin yaşadığı gibi bir İslam olmalıdır. Yani bir dine inanacaksın, dinin gereklerini, dinin sahibinin istediği gibi değil,  kendi istediğin gibi yapacaksın.. Allahın emri gibi değil kendi istediğin gibi..

Namaz Hz.İsa’ya da geldi. Hz.Musa’ya da. Ama bugün hrıstiyanlar namaz kılıyor mu? Peygamberimize gelen hükümler, diğer peygamberlere de geldi. Onlar da peygamberimizin yaptığını yapmaya çalıştılar. Ama zamanla diğer dinlerin mensupları, yani o peygambere inananlar veya inandığını söyleyenler, Allah’ın kitabını kendilerinin bilmek istedikleri gibi uygulamaya koyuldular. Nefislerine uydular.

İbadeti değiştirdiler. İncil’de ve Tevrat’ta yazılanların hiç birisini uygulamadılar. Veya bunu basite indirgediler. Kilisede İsa’nın kıldığı gibi namaz kılmak yerine, bir mum yakıp önünde iki elini birleştirip, hafif eğilerek selam durup, işin biteceğini sandılar.

Yani hristiyanlar ve Museviler, dinin değiştirilemeyecek hükümlerini kendilerine uydurdular. İşte İslam düşmanları İslam’ı da şimdi  bu hale getirmek istiyor. İslam’ı yozlaştırmak istiyor.

Bu, önce batının projesidir. Batı ‘da 9. ve 10. yüzyıldan sonra bu yollu projeler tatbik edilmeye başlandı. Hristiyanlar, Museviler, misyonerler ve bunların oluşturduğu oryantalistler, İslam’ı zayıflatmak, temel düşünceyi değiştirmek için müslümanların arasına girdiler. Zayıf insanları buldular. Okullar açarak, müslümanların hallerini, dillerini ve kitabını iyi bilen ajanları aramıza sokarak, bizden görünmeye çalışarak, temiz düşüncemizi bulandırmaya çalıştılar. Bunların gayesi, bize yakın görünüp, bizi yıkmaktı.

Kendilerine yakın olabilecek insanlar da en eskiden beri vardı. Mesela münafıklar bunların en büyük faydalandığı gruptu. İslam’ı değişik şekilde anlayan ve yorumlayan, kitapta yazmayan konuları konu edilenleri bulmaya, onlara destek vererek onların güçlenmesine çalıştılar.

İslam’ı değişik yorumlayanların ilki, hariciler idi. Sonra Fatimi’ler idi. Şianın değişik kolları idi.

Fatimi’ler, Mısır’da uzun süre devlet oldular. Fatımi halifeleri mektup yazdıkları zaman; mektubun başına; “Resulullah’ın halifesi” ibaresini koyuyordu ama, namazı Resullullah gibi kılmıyorladı. Akılları sıra namazın vakitlerini ve rükunlarını bile değiştirdiler. Yatsı namazı niçin gece kılınsın? Öğle namazı niçin öğleyin kılınsın dediler. Resulullah’ın kıldığı gibi  namaz kılanları cezalandırdılar. Teravih namazını yasakladılar. Takvasından dolayı, kuşluk namazı kılan adamı dövdüler. Ama sorulduğu zaman bunlar müslümandı. Dediğimiz gibi Fatimi halifeleri kendilerini efendimizin halifesi olarak görüyordu. Ama ne halife.. Müslümanlara benzemeyen halife.. Resulullah’ın haline uymayan halife..

Sonra İslam’da reformcular çıktı. Ayetleri, oryantalistlerin istediği gibi yorumladıkça, oryantalistler kıs kıs gülüyordu.

Ama İslam’ı bir türlü bozamadılar. Hrıstiyanların İncil’i ve Musevilerin Tevrat’ı kendi istedikleri gibi yaşamaları gibi, İslam’ı da  müslümanların nefsani duygularla yaşamasını istiyorlar. Sorulduğu zaman “müslümanım”, diyeceksiniz ama, her türlü herzeyi yiyeceksiniz.. Namaz yok abdest yok, onun yerine “kalbimizi temiz tutsak” olmaz mı  diyeceksiniz. Namaz kılmıyorum ama, kimsenin hakkını yemiyorum diye  kendini savunacaksın. Oruç tutmayacaksın ama, “.zaten ben daima fakirleri hatırlıyorum” böyle yapsam olmaz mı diyeceksin. Öyle yapmak islam’ın ayrı bir hükmü. Kalbin temiz olacak, fakirleri de koruyacaksın. Ama Allah’ın diğer emirlerini de yerine getireceksin. Birinin yerine birini yapmak İslam değildir. Hepsini yapmak İslam’dır. Birinin yerine birini koymak senin haddin değildir. Bu dini değiştirmektir. Bu, dini hrıstiyanlığa benzetmektir. Namaz kılma, Cuma günü bir mum yak, bütün günahlarım silindi san..

Ilımlı İslam’ı istemek, Allahın’ın emirlerinin bir kısmını bırakıp, bir kısmını da kendine göre değiştirmek demektir. Allah kitabında ne emretmişse, hepsi insanın iyiliği içindir. Bazılarını terk edersek ılımlı İslam oluruz diye bir şey yoktur. Mesela ılımlı olmak için neleri yapacaksınız? Neleri bırakacaksınız? Bunlara kitapta nasıl bir cevaz var? Oryantalistler, Kur’an’da yazılanların bazısını müslümanlara terk ettirerek, kendilerine göre bir İslam anlayışı geliştirmek isterler. ”Ilımlı İslam” bir yutturmacadır. Müslümanlar uyanık olmalıdır.  h.a.24/11-11.15

Kategori: 

1 Comment

Çok güzel bir yazı. Allah

Çok güzel bir yazı. Allah razı olsun. Kaleminize, kelamınıza kuvvet

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 18.11.2017 - 15:06 -532-
Bu sayfayı paylaşın :