15.11.2019 12:06
104 okunma
Paylaş
Türkiye 36 yıl önceki kuruluş sürecinde KKTC'ye güç verdi
Türkiye, bugün olduğu gibi bağımsızlığını ilan ettiği 36 yıl önce de KKTC'nin yanında oldu.

Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşuna giden yolda bir yandan tüm diplomatik kanalları zorlarken diğer yandan diplomasi yanıtsız kaldığında Kıbrıs Türkü'nün varlığını güvence altına almak için Barış Harekatı ile sahada varlık gösterdi. Türkiye'nin garantörlüğü, KKTC'nin kuruluş sürecine olumlu yansıyan en önemli unsurlardan biri oldu.

AA muhabiri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 15 Kasım 1983'te kurulmasının yıl dönümü vesilesiyle ülkenin kuruluş sürecine Türkiye'nin desteğine ilişkin bilgileri derledi.

Kıbrıs Cumhuriyeti'nden KKTC'ye uzanan yol

Kıbrıs'ta Ada'nın iki halkı arasında ortaklık temeline dayanan uluslararası antlaşmalara göre 1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Ancak Kıbrıslı Rumların silahlı gruplar dahil birçok yolla Kıbrıslı Türklere karşı saldırıları ve uyguladıkları ambargolar, 1963-1974 yıllarında artarak devam etti.

Bu süreçte 1967'de Yunanistan'da yönetimi ele geçiren askeri darbe yönetimi, Kıbrıs'ta Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırılar düzenledi.

Türkiye, anlaşmalardan doğan müdahale hakkını kullanacağı yönünde ihtarda bulununca Yunanistan, Ada'dan kuvvetlerini Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde çekmek zorunda kaldı.

Bu gelişmeler üzerine Kıbrıs Türkleri, 29 Aralık 1967'de "1960 Anayasası tam anlamıyla işletilinceye kadar" kendi yönetimlerinin kendilerince sağlanması anlamına gelen ''Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi''ni kurdu. Geçici yönetim, bir süre sonra ''Kıbrıs Türk Yönetimi''ne dönüştürüldü. Bu yönetim biçimi, "Otonom Türk Yönetimi"nin ilan edildiği 1974'e kadar sürdü.

Kıbrıs Adası'nı Yunanistan'a bağlamak için kurulan EOKA-B'nin liderlerinden Nikos Sampson, Yunanistan'da iktidarda bulunan cuntanın desteğiyle yaptığı darbeyle 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'u devirdi.

Türkiye, Kıbrıs'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kasteden bu hareket karşısında sessiz kalmadı. Ada'daki darbe haberi Ankara'ya ulaşınca Milli Güvenlik Kurulu toplandı.

Kıbrıs Barış Harekatı ve Kıbrıs Türk Federe Devleti

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, toplantının ardından Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) Kıbrıs'a müdahale ihtimaline karşı hazırlık yapması yönünde talimat verdi.

Türkiye, 1960 Garanti Antlaşması çerçevesinde önce İngiltere ile görüştü. İki garantör devlet olarak Türkiye ve İngiltere'nin Ada'ya ortak müdahale yapması önerildi. Londra'ya giden Bülent Ecevit'in teklifi, İngiltere Başbakanı tarafından kabul görmedi.

Kıbrıs Türk halkının Ada'daki varlığını güvence altına alan, Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakını önleyen adım, Başbakan Ecevit'in "Ayşe tatile çıksın" mesajı ile 20 Temmuz 1974'te atıldı.

Ecevit'in "Biz aslında savaş için değil, barış için ve yalnızca Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada'ya gidiyoruz." sözleriyle tarihe geçen harekat başarıyla sonuçlandı.

Böylece Türk Barış Harekatı aynı zamanda bir yandan Yunanistan'ın Kıbrıs'ı ilhakını önlerken diğer yandan Yunanistan'da cunta idaresinin de sonunu getirdi.

Kıbrıs Türk halkının varlığını güvence altına alan harekatın ardından 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.

Bir yıl sonra taraflar arasında Viyana'da BM gözetiminde Kıbrıs Türk ve Rum tarafları arasında varılan nüfus mübadele anlaşması uyarınca Rumların güneye, Türklerin de kuzeye geçmesi sonucu Ada'da iki kesim meydana geldi. Bu iki kesim, 180 kilometre boyunca uzanan ve genişliği 5 metre ile 7 kilometre arasında değişen bir "ara bölge" ile birbirinden ayrıldı.

Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs Türk Federe Meclisinde 15 Kasım 1983'te alınan kararla ise mücadelesini devlet çatısı altında bir araya getirdi. Meclis, düzenlenen olağanüstü oturumda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşunu ve bağımsızlık bildirisini oy birliğiyle kabul etti.

Kıbrıs Türk halkı kendi kaderini tayin etme hakkını dünyaya Rauf Denktaş'ın "Kıbrıs Türk halkının meşru ve önüne geçilmesi imkansız istek ve iradesine tercüman olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsız bir devlet olarak kurulduğunu dünya ve tarih önünde ilan ediyoruz." sözleriyle duyurdu.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
4.12.2019 20:20:00
7 mazlum daha özgürlüğe kavuştu
Hizb-ut Tahrir’e vurulan prangalar kırılıyor. Yaptığı İslâmî faaliyetlerle Müslümanların gönlünde taht kuran Hizb-ut Tahrirli mazlumların yargılandığı davalarda, son bir ay içerisinde 7 beraat, 2 tahliye kararı verildi. İfadeye çağrıldı sonrasında tutuklandı Fetullahçı çeteye mensup yargı mensuplarının uyduruk gerekçelerle mahkum ettiği Müslümanlar nihayet adaletle tanıştı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle ifadeye çağrıldıktan sonra örgüt propagandası yapmaktan tutuklanan Engin Uygun, çıkarıldığı mahkemede beraat etti. Gazetemiz okurlarından ve 3 aydır cezaevinde tutulan Ramazan Şimsek de aynı davadan suçsuz bulundu. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü tarafından ifade vermeleri için çağrılan Engin Uygun ve Ramazan Şimşek, sözde örgüt propagandası yapmak suçlaması ile nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanmışlardı. Masumiyetleri tescillendi Müslümanların yüreğine su serpen bir benzer karar da Adıyaman’dan geldi. Adıyaman’da Hizbut Tahrir’e üye olmaktan yargılanan 5 mazlum Yüksek Mahkeme’nin hak ihlali kararı sonrası özgürlüğüne kavuştu. Hizb-ut Tahrir’e üye oldukları gerekçesiyle cezaevinde tutulan Abdurrahman Tosun, Fahri Türkoğlu, Mehmet Çelik, Mehmet Hallaç ve İsmail Özkan yargılanarak beraat etti. Daha önce Adıyaman Özel Yetkili Mahkemesinin 4 kişinin üyelikten bir kişinin de yöneticilikten ceza aldığı davaya ilişkin, Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan rededdilmişti. AYM’nin Yılmaz Çelik hakkında verdiği emsal karar neticesinde itiraz edilen dosya, Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, yeniden yargılamanın yolunun açılması üzerine dosya yeniden görülmek üzere Adıyaman’a iade edilmişti. Uzun süre devam eden yargı sürecinin ardından Adıyaman’da yeniden yargılanması yapılan Abdurrahman Tosun, Fahri Türkoğlu, Mehmet Çelik, Mehmet Hallaç ve İsmail Özkan’ın masumiyeti tescillendi. Yüksek Mahkeme: Hizb-Ut Tahrir terör örgütü değildir! İslami bir fikir hareketi olan Hizb-ut Tahrir’in terör örgütleri listesinde olmadığına ilişkin onlarca resmi yazı ve mahkeme kararı bulunuyor. Akit’in ısrarlı haberleriyle kamuoyunun gündeminde tuttuğu Hizb-ut Tahrir davalarıyla ilgili Anayasa Mahkemesi emsal teşkil edecek bir karara imza atarak, Hizb-ut Tahrir’in terör örgütü olmadığını vurguladı. Yargıtay ve mahkemelerin Hizb-ut Tahrir’in silahlı bir terör örgütü olarak kabul edilmesine ilişkin karar gerekçelerinin “yeterli” olmadığına hükmeden AYM, hak ihlali kararının gerekçesini Resmi Gazete’de yayımladı. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin ceza yağdırdığı Hizb-ut Tahrir’e yönelik “terör örgütü” suçlamasına itiraz eden Yargıtay Üyesi Mustafa Kurtaran ise, 19 Temmuz 2017 tarihli şerhinde, Hizbut Tahrir’in terör örgütü olmadığını, Hizb-ut Tahrir’in kuruluşundan bugüne kadar ülkemizde veya başka bir ülkede şiddet olayına karışmadığını savundu.
YAZARLAR
Haber Akışı

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya