10.02.2020 10:08
43.990 okunma
Paylaş
Hamit Yalçın İle Fotoğrafçılık üzerine Söyleşi:
“Benim Sevdam Anadolu...”
Anadolu bizim yurdumuz başka vatanımız yok. Benim Anadolu sevdamın ve temamın ana sebebi; kadim medeniyetler burada kurulmuş bunların örneklerini, tarihi geçmişimizin ve vatanımızın eşsiz güzelliklerini bir cennet oluşunu vurgulamaktır.

Ayizi: Hamit Bey bizi kabul etti­ğiniz için teşekkür ederiz. Başlan­gıç sorusu olarak kısaca hayatınız hakkında bilgi verebilir misiniz ?

H.Yalçın: 1958 yılında Elazığ’da doğdum, ilkokula başladığım yıl olan 1964 yılının Eylül ayında ba­bamın işi dolayısıyla Ankara’ya ta­şındık, Ankaralı sayılırım bu şehirde büyüdüm, bütün kazanımlarım, ka­biliyetlerim ve sevdam her şey Anka­ra’da gerçekleşti, Ankara beni büyü­ten adam eden kenttir. Sakalar İlko­kulunu bitirdim ve 1969’da Ankara İmam Hatip Lisesine başladım bu okulda sosyal ve kültürel olarak ken­dimi geliştirdim, fotoğrafçılığımın ve gazeteciliğimin başlaması Ankara İmam Hatip yıllarında gerçekleşti. Liseyi bitirince Bayrak gazetesinin Ankara bürosunda gazeteciliğe başla­dım, foto muhabirliği yaptım ve fo­toğraf çekmeyi çok sevdiğimden ga­zeteciliğe rahatça adapte olabildim. Bayrak gazetesinin her pazartesi ya­yınladığı TRT sayfası vardı onu dü­zenlerdik, 1982’de askerlikten sonra ilk fotoğraf sergimi açtım, 1985’de ilk profesyonel fotoğraf makinemi alabildim. 1986’da Mesut Yılmaz’ın beni Kültür Bakanlığı özel ödülünü layık görerek onore etmesini unuta­mam, 1988’de evlendim. Hayatım boyunca gözümü alan her şeyi çek­meye çalıştım, fotoğrafa adanmış 40- 45 yıllık bir ömrüm var.

Ayizi: Fotoğraf ve fotoğraf sanatı­na olan ilginizin nasıl başladığın­dan bahsedebilir misiniz ?

H.Yalçın: Orta ikinci sınıftayken sıra arkadaşım Selçuk bir gün oku­la fotoğraf makinasını getirmişti, o gün teneffüste birbirimizin fotoğraf­larını çektik, okul bahçesinde poz­lar verdik. Sonra çekildiğimiz bu fotoğraflar elimize geldiğinde heye­canlandım ve çok sevindim.

Bu iş o gün hoşuma gitti ve o günden sonra arkadaşım Selçuk’un fotoğraf maki­nasını kendisine vermedim ve hep bende kaldı. Artık fotoğraf çekmeyi arar ve ister olmuştum. Okulda, ismi Gonca olan ve yılda iki veya üç kez çıkardığımız camekanlı büyük bir bulvar gazetemiz vardı. Bu gazeteye okulumuzla ilgili önemli tarihi olay­lar, günler ve zaferlerle ilgili haber, yorum ve makaleler yazar resim, ka­rikatür, fotoğraf ve şiirle de süslerdik. Bende bu gazetenin hazırlanmasın­da görev alır, gazeteye konulacak fotoğraf ların çekimini yapardım. Özellikle okulda öğretmenlerimden gördüğüm ilgi fotoğraf çekmemde­ki cesaret ve özgüvenimi artırmıştı, fotoğrafa ve fotoğraf sanatına olan ilgimin başlangıç noktası bu şekilde oldu diyebilirim.

Ayizi: Gençlik döneminizde sizi etkileyen ve eğiten kimler vardı ?

H.Yalçın: Melih Gökçek’in Zafer çarşısında kendisine ait bir fotoğ­rafçı dükkanı vardı. O sıralar Kızı­lay’daki gökdelende ise çok sayıda fotoğraf ajansı vardı. Düğün, nişan, yaş günü, toplantılar bu ajanslar ta­rafından çekilirdi. Bu türden aktu­alite çekimlerinin bir kısmı da bu dükkana verilirdi. Biz de çektiğimiz fotoğrafların film yıkama işlemleri­ni aynı dükkanda yapardık. İlk defa siyah-beyaz, büyük ebat metrelik si­yah-beyaz baskıyı Melih Gökçek’ten öğrendim, fotoğraftaki gelişimimde onun katkısını değerlidir. Ali Müfit Gürtuna’yı anmam lazım, bizi lise­de çalıştırırdı, Ali abi bizi yetiştiren kişidir, giyimi kuşamı oturması kalk­ması ile bize örnek olurdu, idolüm­dü benim, beni hep iyi bir fotoğrafçı olacağıma dair teşvik etmiştir. ‘’Yeni Fotoğraf’’ ve ‘’Refo Fotoğraf’’ der­gilerini hatmederdim, Ozan Sağdıç, Şakir Eczacıbaşı, Ersin Alok, Meh­met Bayhan, Yusuf Tuvi, Gültekin Çizgen, Nusret Nurdan Eren, İzzet Keribar, Halim Kulaksız, İbrahim Zaman ve Sabit Kalfagil hafızamda yer etmiş, çalışmalarını takip ettiğim ustalardı.

Ayizi: Çalışmalarınızda ‘’Anado­lu’’ ve ‘’Doğa’’ vurgusu yapıyorsu­nuz bunun sebebi nedir?

H.Yalçın: Benim yetişme tarzımın ve aldığım sanat eğitiminin sonucu­dur bu, Anadolu bizim yurdumuz başka vatanımız yok. Benim Anado­lu sevdamın ve temamın ana sebebi; kadim medeniyetler burada kurul­muş bunların örneklerini, tarihi geç­mişimizin ve vatanımızın eşsiz güzel­liklerini bir cennet oluşunu vurgu­lamaktır. Bunların sanat gözüyle iz­lenmesi, ortaya konması ve fotoğraf yoluyla Anadolumuza ülkemize hiz­met etmenin katkı sunmanın gayreti içinde oluyoruz. Anadolu ve Doğa zaten ikisi bir bütün, Anadolu’nun doğası güzel doğayı fotoğraflamakta ayrı güzel, ikisi iç içe. Ayrıca Türki­ye de hep İstanbul fotoğrafçılığı ön plana çıkmıştı Anadolu fotoğrafçı­lığı görmemezlikten geliniyordu bu yüzden Anadolu coğrafyasının, ya­şantısını, kültürünü, güzelliklerini ve kadim medeniyet bakiyelerini çekip yayınlamanın şart olduğunu düşün­düm. Fotoğraf yoluyla kimliğimizi yansıtmalıyız, Anadolu vurgusunu yapmak milli sanat anlayışımızın bir gereğidir.

Ayizi: Fotoğraf yoluyla kimliği­mizi yansıtmalıyız ifadesini biraz açabilir misiniz?

H.Yalçın: Anadolu bizim özümüz, ait olduğumuz topraklardır, dayanış­manın, hoşgörünün, sevginin har­manlandığı kutlu beldedir. Anadolu ya ait olan kimliğimizi sanatımızda da ifade etmeyi bir görev birilim bu yüzden fotoğrafta ‘’kimlikli sanat’’ tan yanayım, yaptığımız sanatın bir tarzı ve kimliği olmalı bizi yansıtabil­meli bu çok önemli, fotoğraf amaç mı araç mı? sadece araç olmamalı. Fotoğraf, bir ülkeye, fikre, düşün­ceye hizmet etmeninde bir amacı olmalı.

Ayizi: Yurtdışında yaptığınız çalış­malarınız ve sergileriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

H.Yalçın: İlk yurtdışı fotoğraf ser­gimi 1984 yılında Karaçi’de Türk haftası etkinliklerinde gerçekleştir­dim. Mayıs 2003 yılında Mosko­va’da ‘’Ankara’da Sonbahar’’ sergisi ile başlayan Ankara fotoğrafları ser­gilerim 7 başkentte ve 7 sergi olarak tamamlandı. Bu sergiler sırasıyla Mayıs 2003 Moskova, Mayıs 2005 İslamabad, Mayıs 2006 Seul, Mart 2008 Lefkoşe, Kasım 2010 Şangay ve Strazburg ve Mayıs 2016 Bu­dapeşte’dir. Burada 2003 yılındaki Moskova sergimden bahsetmek iste­rim çünkü bende derin izler ve hatı­ralar bırakmıştır. Şöyle ki; açılışı bi­zim Belediye Başkanımız ile birlikte yapacak olan Rusların Kültür Bakanı açılış öncesi gelip fotoğraflarımı izle­yip sergimi gezdikten sonra notlar almış ve bu notlarından yola çıkarak açılış konuşmasında benim fotoğraf profilimi çıkartmış ve övgüyle bah­setmişti. Bu bir yöneticinin sanat adına takındığı üst düzey sorumlu­luk ve değer vermenin bir gösterge­siydi. Ben çok şaşırmıştım ve mutlu olmuştum. Moskova’nın en önemli sanat galerilerinden olan Salenka Sanat Galerisi’nde açılan ‘’Ankara’da Sonbahar’’ sergim için Moskova te­levizyonu benimle röportaj yapmış ve akşamına haber bültenlerinde ya­yınlanmıştı. Açılışa gelen Rus davet­liler benden imza istiyorlar, ellerine ne geçerse imzalatmaya çalışıyorlar, hatta bunun için sıraya girip kuyruk bile oluyorlardı. Bütün bunlar bizim çok aşina olmadığımız ama sanat adına olması gereken davranışlardı. Buradan Rusların sanata ve sanatçıya ne kadar çok değer verdiklerini söy­lemek pekala mümkün. Venezuela, Kolombiya ve Ekvador’da ‘’Anado­lu’dan Renkler’’ adını taşıyan sergiler gerçekleştirdim ve benim için sanat hayatımın en değerli en önemli proje olan ‘’ Sonsuzluğa Bırakılan İzler ‘’ isimli çalışmam ise Paris ve Lüksem­burg’da sergilendi.

Ayizi: Sanat hayatımın en önemli projesi dediğiniz ‘’ Sonsuzluğa Bı­rakılan İzler ‘’ adlı çalışmanızdan bahsedebilir misiniz?

H.Yalçın: Sanat hayatımın en önemli projesi ‘’Sonsuzluğa Bırakı­lan İzler‘’i 14 Şubat 2006’da sergile­meye başladım. 1,40m X 2m boyu­tunda 40 fotoğraftan oluşan benim sanat hayatımın en önemli projesi ve sergisi diyebileceğim, beni en çok temsil eden ve güzel bir açılışla taçla­nan sergiydi. O tarihe kadar bu ka­dar büyük bir ebatta ve tematik bir sergi Ankara’da görülmemişti.

Uzayda seslerin yok olmadığı ve son­suza kadar yankılandığına dair bilim adamlarının 15 yıl önce ortaya koy­duğu çalışmalardan etkilenmiştim. Uzayda sesler yok olmuyorsa, belki görüntüler de yok olmuyordur diye düşünüyordum. Bundan 20-30 yıl sonra görüntülerin de yok olmadığı­nı iddia eden bilim insanları çıkarsa şaşırmamak lazım. Güçlü sahne ışık­ları altında ve rengarenk giysiler içe­risinde dans eden oyuncuları düşük enstantanede, zoom-in, zoom out ve shilt-tilt teknikleriyle pozlarsam iç içe girmiş şekiller ve desenler ile iz bırakmış görüntüler oluşur diye düşünmüştüm. Öyle de oldu. Kı­saca iz bırakma kavramını işlemeye çalıştım. İnsan olarak yaşantımızla, düşüncemizle, eylemimizle bu dün­yaya birtakım izler bırakıyoruz. Reel olarak bu görüntülerimiz uzayda bir yerlerde duruyor mu acaba? Düşük enstantanede yapılan çekimlerin bıraktığı izlerin bu yoruma uygun olduğunu gördüm ve başladım dans gruplarının fotoğraflarını çekmeye. Bir kısmı yurtdışı ve bir kısmı yurtiçi çekimlerdi bunlar. Yıl 2004, aylar­dan Eylül. Ruslar Ankara’daki Bü­yük Tiyatroya gösteriye geldiler. Ah­met Necdet Sezer ve Putin gösteriyi birlikte izlemeye geleceklerdi ancak Putin Rusya’daki bir okul baskının­da oluşan infial nedeniyle Ankara’ya gelişini iptal etti. Ankara’ya gelmedi, dolayısıyla Büyük Tiyatro’daki göste­ride protokol yoktu. Benim rahat fo­toğraf çekeceğim bir ortam doğmuş­tu. Büyük Tiyatro’nun üst katındaki balkonuna makinam ile yerleştim ve ön taraftaki balkon duvarının üstüne makinamı koyup diz çökerek göste­riyi başından sonuna kadar soluksuz çektim. Gösteri sonrasında müthiş fotoğraflar çıktı ortaya. Kısaca iz bı­rakma kavramını işlemeye çalıştım. İnsan olarak yaşantımızla, düşün­cemizle, eylemimizle bu dünyaya birtakım izler bırakıyoruz. İz bırak­manın değerli olduğunu belirtmek istedim, bu çalışmada verdiğim bir mesaj bir felsefi boyut var.

Ayizi: Pınar Dergisi ile tanışmanız nasıl gerçekleşti ?

H.Yalçın: Ankara İmam Hatip yılla­rında bize değer veren, gelecekte bu ülke için birlikte güzel işler yapabi­leceğimizi gören bir arkadaş toplu­luğu ile tanıştığımızda Pınar dergisi ile tanıştık. Büyük heyecanla her ay Pınar dergisinin sayısını beklerdik. Derginin hangi noktasına ne kondu­ğu bile bizi çok etkilerdi, içindeki hi­kayeleri, şiirleri bir çırpıda okurduk. Desen ve Resim çizmeye ilgim vardı ve çalışmalarım olmuştu, ilk desen denemelerim Pınar’da yayınlanmıştı. Fotoğrafa yönelmem ile birlikte fo­toğraflarımı da Pınar’a gönderdim, dergideki şiirlere uygun görsel olarak yayınlandı. Pınar dergisinin Türk edebiyat tarihinde önemli bir yeri vardır.

Ayizi: Pınar Dergisi ve Bayrak Ga­zetesi ile girdiğiniz yol size neler kazandırdı ?

H.Yalçın: Bayrak gazetesi kendi döneminde Türk siyasi hayatına damga vurdu, ben de o gazetede çalışma fırsatı buldum. Hem foto muha­birliği hem gazetecilik ikisini bir arada yürüttüm ama en önemlisi TRT ile olan kıs­mıydı, her pazartesi TRT sayfası çıkartırdık tam sayfa o sayfanın hazırlanması ha­berler, yorumlar ve fotoğraflar hepsini biz sağlardık. TRT de foto muhabirliğinde program öncesi stüdyo çekimlerinde sanatçıların önce gazeteciler tarafından fotoğrafları alınır­dı, stüdyolarda çektiğim sa­natçı fotoğrafları yıllar sonra sergiye dönüştü. ‘’Beyaz Ca­mın Ünlüleri’’ adıyla o yıllar­da çektiğim Türk müzik ve eğlence dünyasının çok ünlü isimlerinin tarafımca çekilmiş fotoğ­rafları görücüye çıktı. Birçok şehirde bu sergi dolaştı.

Pınar dergisi ve Bayrak gazetesinde­ki çalışmalarımın bana kazandırdığı hem fotoğrafçılıkta hem de hayatta benim kendimi bulmamı, kimliğimi bulmamı sağladı ve kendime güve­nimi kazandırdı. Başarılı işlere imza atmanın temelleri ilk bu yayınlarda atıldı, sonraki hayatımı şekillendir­mede Pınar dergisi ve Bayrak gazete­sindeki çalışmalarım bir temel oldu.

Ayizi: Türkiye’yi fotoğraflar ile yurtdışında tanıtma isteğinizde Pınar Dergisinde ve Bayrak Gaze­tesinde kazandığınız perspektifin etkisi var mı ?

H.Yalçın: Tabiki var, biz kendi sı­nırlarımız içinde yerel ve milli düşü­nüyorduk, kendi kabuğumuz için­deydik, kabuğumuzu kırınca artık yurtdışında sergiler açmaya başladık. 7 başkentte ‘’Ankara’da Sonbahar’’ adlı çalışmam sergilendi. Asya ser­gilerim, Paris ve Strasbourg sergisi, film festivali sergileri, Lüksemburg sergisi ve son dönemde de Güney Amerika’da sergilerim oldu. Kolom­biya’da yapılan bir Türk haftası et­kinliklerinde hem sergi hem sunum hem konferans yaptık ve oradaki iki üniversitede bunları gerçekleştirdik. Türkiye’yi tanıttık, fotoğraflarımız ile Türkiye’nin yumuşak gücüne katkı verdik, Türk elçiliği ile işbirliği yaparak Ekvator Parlamentosunda ‘’Anadolu’dan Renkler’’ isimli sergi açıp Türkiye’yi tanıttık. Ülkemizi fotoğraf aracılığıyla yurtdışında ta­nıtma hedefimde gerek Pınar dergisi gerek Bayrak gazetesi gerekse de gö­rev yapmış olduğum diğer yayın or­ganları sayesinde kazanmış olduğum perspektifin büyük katkısı vardır.

Hayatım boyunca 59 kez sergi açtım bunların 16-17 si yurtdışı sergileriy­di.

Ayizi: Fotoğrafta teknik ne kadar önemlidir ?

H.Yalçın: Fotoğraf tekniği çok önemli, bilgi olmadan fotoğraf ol­maz, temel fotoğrafçılık bilgilerini fotoğrafa başlayan biri mutlak suret­le özümsemelidir, her şey bu bilgiler üzerine inşa oluyor. Fotoğrafçılık bilgileri zor olan bilgiler de­ğildir, fotoğraf sanatının içine girince çok pratik ve kolaydır fotoğrafçılık. Bugün günümü­zün imkanlarıyla fotoğraf eği­timiyle ilgili her şey yazılıyor önemli olan istek ve başarma azmidir. Teknik bilgi temel fotoğraf bilgileriyle birlikte ol­mazsa olmazdır.

Ayizi: Fotoğrafçılığı bir keli­meye sığdırmaya çalışırsanız bu hangisi olurdu ?

H.Yalçın: Fotoğrafçılığı bir kelimeye sığdırmak zor, bir kelime ile fotoğrafçılığa yaşam tarzı diyebilirim, benim için yaşam tarzıdır. Fotoğraf benim için hayattır.

Ayizi: Son olarak dergimizin okurlarına ve gençliğe bir mesajınız var mı ?

H.Yalçın: Ülkesinin kültürüne ya­bancılaşmadan bu ülkenin değer­leriyle barışık, kültürüyle barışık ve bu kültürle heyecanlanıp bu kültürle beslenen bir sanat anlayışına ihtiya­cımız var. Yurtdışında da bunu ger­çekleştirebilmek önemli çünkü milli bir sanatçı kimliğine, kimlikli bir sa­nata ihtiyaç var, sanat toplum içindir genel olarak, bu ülke için bir yarar sağlayacaksanız bunun kültürüyle, değerleriyle, geçmişiyle birleşik ve barışık olmanız lazım. Fotoğrafçı ol­mak için sanat eğitimlerini de mut­laka almanız gerekiyor yetkin olma­lısınız. Fotoğraf sadece görsel olarak basit bir sanat olarak düşünülme­meli insanları, kitleleri etkileyen bir anlatım dilidir fotoğraf, dolayısıyla fotoğrafı etkili kullanmak için çok iyi çalışmak ve gayret göstermek ge­rekiyor.

Ayizi: Bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ederiz Hamit Bey.

H.Yalçın: Ben teşekkür ederim.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya