Morisko’lar Kimdir? (2)
22.05.2020 15:26
1 yorum
1.127 okunma
Paylaş
Morisko’lar Kimdir? (2)
Geçen yazımda İskender Pala’nın son Endülüs Devleti yıkıldıktan sonra orada kalan Müslümanlar için müdeccen tabirini kullandığını, aslında müdeccenlerin İspanyolların morisko dediği mağlup Müslümanların çocukları olduğunu anlatmıştım.
Av. Sabri Turhan

Geçen yazımda İskender Pala’nın son Endülüs Devleti yıkıldıktan sonra orada kalan Müslümanlar için müdeccen tabirini kullandığını, aslında müdeccenlerin İspanyolların morisko dediği mağlup Müslümanların çocukları olduğunu anlatmıştım.

Morisko tabirini İspanyollar türetmiştir. Ama, müdeccenin İspanyolların türetmediği kanısındayım. İslam ansiklopedisinde müdeccenin (decn) kökünden türediğinden hareketle, Endülüs sonrası Müslümanları için kullanılan bu tabirin “uyum sağlamak” veya “bir mekana yerleşip kalmak” şeklinde ve anlamında olduğu kaydedilmektedir.

Endülüslüler için bir “mekana yerleşip kalmak ve oraya uyum sağlamak” tabirini kullanmak doğru değildir. Zira o mekanı kuran, orada hayatı yöneten onlardır. O bölgenin kurucu unsuru ve medeniyetin inşası onlara aittir. Onlara daha şanlı bir tabir gerekirdi.

Neyse… Konumuz, Efsane’de sık kullanılan müdeccen kelimesinin içeriği değildir. Ama Endülüslülerin kalan evlatlarına bizimkilerin böyle bir tanımlama yapmasına küçük bir itiraz ile (zaman zaman o kelimeyi de kullanarak) asıl konuya devam edelim..

Son Endülüs devleti yıkıldıktan sonra Müslümanların başına gelen felaketleri anlatmıştım. Onlar bir insanlık dramıdır.

Varlıklarını korumak için insanlar, orada, dinini ve adlarını değiştirmiş gibi görünmek zorunda kaldılar.

Bunlardan birisi Saint Alkala’dır. Sait Alkala’ya Barbaros “Sidi” der.. “Sidi Can”.. Sidi aslında Barbaros’tan bile gerçek adını saklar. Herkesten saklar. Ama Barbaros araştırmış, O’nun kim olduğunu bilir, fakat hiçbir zaman “Sen O’sun” demez..

Sidi, Barbaros’un yanına haritacı ve tercüman olarak girer. Kralın mekteplerinde Saint Alkala olarak okumuş, iyi bir eğitim almış, birkaç dili rahat konuşabilmektedir. Barbaros için O kıymetli bir adamdır.

İskender Pala, Efsane’de hep Sidi’yi konuşturur. Kendisi bir roman yazarı gibi değil, Sidi’nin hatıralarını nakleden biri görünümündedir.

Sidi, Barbaros’un Midilli Adasındaki hayatından, ilk denizciliğinden, abisi Oruç Reis’in ölümünden, her ikisinin de saçları kızıl olduğundan lakaplarının “Barba Rossa” olmasından, Andre Doria ile Preveze savaşında beraber bulunmasına ve Beşiktaş’taki kabrine defnine kadar Barbaros Hayrettin Paşa’yı anlatır.

Sanki yazar hiçbir şey bilmiyor. Her şeyi Sidi biliyor gibi bir üslup… Denizciliğe adanmış bir hayat.. Hızır Reis, fakir bir balıkçının oğlu iken Akdeniz’de onlarca gemisi olan bir denizcidir. Cezayir’i alır. Orada bir devlet kurar. Kanuni’den önce kendisine Saruhan Beylerbeyi Korkut Bey yardım eder. Yavuz, O’nun hep becerilerini keşfeder. Hayrettin ismini layık görür. Kanuni devrinde ise başında bulunduğu Cezayir Devletini Osmanlı’ya bağlar ve Osmanlı’nın Kaptan-ı Deryası olur.

Sidi (aslında yazar) bunları çok güzel bir üslup ile anlatır. Tabii, roman dediğimiz şey, olmuş veya olması muhtemel olayların anlatımıdır. Efsane’de geçen şahısların ve mekanların hepsi gerçek olduğundan kitaptakileri olmuş gibi kabul ediyorsunuz. Yani, “olması muhtemele” yer kalmıyor..

Sidi’nin Barbaros’un yanında iken tek hayali vardır: Müdeccenleri yaşatmak ve ayağa kaldırmak.. Bunun için onlarca insan ile görüşür. Barbaros’un elçisi olarak birçok yere girer çıkar. Bazı savaşlarda kendisine ait savaş gemilerine doldurduğu müdeccen savaşçılarla Barbaros’un yanında yer alır.

Barbaros ile çok samimidirler. Beraber satranç oynayacak kadar.. Barbaros O’nun özel hallerini sorduğu gibi O da Barbaros’un bazı özel hallerine vakıftır. Sidi, O’na “Kaptan Baba” der.

Sidi’nin yani Saint Alkala’nın Gırnata’yı tekrar ayağa kaldırmak ülküsü hayatının gayesidir. Bunun için donanımlıdır da. Bölgeyi de, oradaki siyasi ortamı da çok iyi bilmektedir.

Ama müdeccenler yani moriskolar çok gerilemiştir. Barbaros’a bir konuşmasında; “.. buraya gelirken hem sana yardım etmek, hem de Gırnata Emirliği için yardım istemekti niyetim” der.

Ve Hızır Barbaros Hayrettin’in bildiği ve asla O’nun yüzüne vurmadığı gerçek kimliğini açıklar. Sidi: “Ben son Gırnata Emirinin torunu Seyyid Muradiyim” der.

Seyyid Muradi, Gırnata Devletini ayağa kaldıramaz. Ama oralarda konuyu bilenler O’na büyük umut bağlarlar. Ve O’na “Muhafız” lakabını takarlar.

Müdeccenler, nasıl Osmanlı’dan ve Memlüklüler’den medet ummuş, umutlar gerçekleşmemiş ise Barbaros’a bağlanan umutlar da, birkaç gemi ile mağdurları başka bir yere nakletmekten öteye gidemez.

Seyyid Muradi için Gırnata’yı ayağa kaldırmak hayali de; “.. Ben layık olamadım ama daha iyilerini çıkar Allah’ım” duası ile son bulur. Seyyid Muradi, Barbaros’un mezarı başında üzgün bir şekilde El Hamra Sarayının duvarındaki “Ve la galibe illallah” (Galip olan Allah’tır) yazısı ile teselli bulur.

Aradan 530 sene geçer, korona virüs diye bir felaket dünyayı sarar. Allah’ın gücü karşısında insanlık acziyetini anlar. Herkesin duyguları incelir. Müdeccenlerin veya moriskoları Hristiyan olmaya zorlayanlar ilk defa izin vererek El Hamra Sarayından yükselen ezan sesine sanki günah çıkarırcasına saygı duyarlar. 530 yıl sonra Gırnata semalarında ezan dinlenir.

İspanya’da şimdi 3 milyon Müslüman yaşıyor ve bunların 1/3’ü hem de İspanyol asıllıdır.

İslam ıstılahında Dar’ul İslam diye bir tabir vardır. Bir İslam ülkesi sonradan küffarın eline geçse bile, orası gene de Dar’ul İslamdır. Ruhun şad olsun Seyyid Muradi. Ruhun Şad olsun “Kaptan Baba”…

--------------------------------------------------

Not:             1. Geçen yazımda; “2. Beyazıt devrinde Gırnata düşmemiştir” diye yanlış bir ifade geçmiştir. Gırnata 2. Beyazıt sultan olmadan 11 yıl önce düşmüştü. Yanlışlık için özür dilerim.

2. Bayramınız kutlu olsun.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
BARBAROS HAYRETTİN PAŞA
Kaptan-ı Deryayı daha yakından tanıtan ve belki roman üslubuna da ilgi çeken yazınız benim gibiler için güzel bir görev ifa etmiştir bence. Ayrıca EFSANE romanının içeriğini böylece öğrenmiş olduk. Yanlış mı dedim kiymetli yazarımız? Teşekkür ederim.
Yorum Ekleyen: Hüseyin AYAZ     23.5.2020 12:19:28
YAZARLAR
Haber Akışı

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya