18.09.2020 15:49
1.646 okunma
Paylaş
“Drina Köprüsü”
Drina Köprüsü, Osmanlının kudretli sadrazamlarından Sokullu Mehmet Paşa’nın 1575’de Drina Nehri üzerine yaptırdığı köprünün adıdır.
Av. Sabri Turhan

Drina Köprüsü, Osmanlının kudretli sadrazamlarından Sokullu Mehmet Paşa’nın 1575’de Drina Nehri üzerine yaptırdığı  köprünün  adıdır. Drina Nehri  de Sava Nehri’nin bir koludur. Drina’nın uzunluğu 460 kilometre kadardır. Sava Nehri  de 945 kilometre  kadar aktıktan sonra Tuna Nehri ile birleşir.Yani Drina, Sava’nın , Sava da Tuna’nın  kollarındandır. Köprü, çevresinde  bulunan 18 köy ve kasabanın ulaşımına hizmet eder. Köylerden birisi de Sokullu Mehmet Paşa’nın 12 yaşına  kadar yaşadığı Sokullu Köyü’dür. Coşkun akan, geçilmesi zor Drina’ya böyle bir köprü, çevre halkına büyük bir hizmet olmuş, köyleri  büyük şehir Saraybosna’ya  bağlamıştır.  

Sırp yazar İvo  Andriç de bu ismi taşıyan  eserinde,450 yıl boyunca oradaki sosyal hayata, kavgalara, savaşlara, isyanlara, ihtilallere ve barış zamanındaki kardeşçe yaşamaya tanıklık eden köprünün hikayesini  yazmıştır. Kitabın  adı da Drina Köprüsü’dür ama, anlatılan, Köprü civarındaki insanların hayatıdır. Nasıl  yaşadıklarıdır. 1980 yılında; Sırpların, Bosna Hersek topraklarında  yaptıkları katliam ve saldırı hariç,  buranın insanları  farklı dinlerden ve etnik gruplardan  olsa da barış içinde yaşamıştır. 

Sırp yazar, diğer toplumlara karşı önyargılı değildir. Müslümanlarla  Sırpların  ve Ortadoksların barış içinde bir arada olmasını eserinde hazmetmiş, hiç bir yerde “niye böyle oluyor”  anlamına gelecek,  “onlar Müslüman,  diğerleri Hrıstiyan bunlar  birarada olamaz” dememiştir. Adeta,onların barış içinde yaşamasını teşvik etmiştir. 

Diğer yandan yazar Andriç, Sırbistan’da farklı toplulukların, farklı iki dinin, hatta üç dinin inananlarının birarada bulunmasını  özleminde tutmuş, Drina Köprü’nü   de 1941 yılında Hitler’in Sırbistan’ı işgal etiği yıl yazmıştır. Yani o yıl, bölge insanlarının başına dünya yıkıldığında  Andriç, inzivaya çekilmiş, barışa özlem duymuş ,eski günlerin  ve 400 yılık huzurun hayali ile  bu eseri yazmıştır. 

Andriç, inhisarcı değildir.” Bu benim olsun, onlar bunu alamaz, onların hakkı bu değildir” demez. Her şey nasılsa ve ne ise olduğu gibi anlatır. Kötüye kötü der, ama ondan intikam almaya kalkmaz. Her işi tabii  seyrine bırakır. Yani bir sosyolog  gibi olayın gelişimini yazar sadece. Yeni bir şey eklemez. Olayı olmasını istediği gibi anlatmaya çalışmaz. .Olanları yazar. Niye böyle oldu da demez .Niye öyle olduğu yazarı ilgilendirmez. 

Kitapta 300 kadar Türkçe’den Sırpça’ya geçmiş kelime de vardır. Yazar Andriç, bunları bir milliyetçilik duygusuna kapılmadan sanki o Türkçe  kelimeler Sırpça’nın bir parçası imiş gibi zikreder. Bunlar Türkçe’dir diye   metinden ve konuşma dilinden  çıkarmaya çalışmaz .Çünkü oraların insanları Sırp olsun,  Boşnak olsun, konuşurken  onlarca Türkçe kelime kullanır. “Türkçeleri  atalım “ diye bir fikri   yoktur Andriç’in. Dedik ya, O  inhisarcı değildir. Tabilikten yanadır. Kitabın çevirisini yapanlar da bu 

Kurala riayet etmiş. Türkçe kelimeler  olduğu gibi kalmıştır.Mesela biz,Avusturyalılara

“Nemçeli”deriz. 

Sırplar “Nemseli” dermiş. Bu kelime  tercümede aynen geçmiştir. 

Kitapta dikkat çeken bir şey daha vardır. Oralardaki insanların (şimdi bile) dedikleri gibi müslüman  olanların  genel adı Türk’tür. Kıyafeti  ile davranışları ile birisi, bir Hristiyan  veya Musevi’din farklılık gösteriyorsa ona; “bu müslüman ” denmez. “Bu Türk” denir. Oraya gidenler, oraları görenler buna hala şahittir. 

Yazar oralıdır. Yani Saray Bosnalı’dır. Saray Bosna, eskiden  Sırbistan’ın bir parçası idi. Sonradan Tito öldükten  sonra Sırbistan 6-7 devlete ayrıldı. Andriç, Drina Köprüsü’nde çevredeki yaşamı anlatırken orada asırlarca gelişmiş ve yerleşmiş efsanelere, hikayelere ve masallara  da yer vermiş,1575’te ve sonrasında olanları  biraz da tarih bilgisi  ve efsanelere dayandırarak  anlatmıştır. 

Burada bazı tarihi  yanlışlar da vardır. Mesela, Sokullu’nun, daha 12 yaşında bir çocukken, köyünden koparılışı anlatılırken, O’nun zorla Osmanların Acemi Oğlanlar Ocağına yazdırıldığını ,ailesinin ağlayarak O’nu uğurladığı  yazılıyor kitapta .Oysa, devşirme Hristiyan  çocukları, ailelerinin rızası ile Devşirme Ocağına verilirdi. Fakir Hristiyan aileler, çocukları  bir istikbal kazansın, ileride  rahat yaşasın diye 12 yaşına kadar olan erkek  çocuklarını Osmanlıya gönüllü  olarak verirlerdi. Bunlar, özel seçilmiş çocuklardı.  Kabiliyetleri gözlerinden fışkıran çocuklardı bunlar. Bu çocukları insanı gözünden tanıyan ve okuyan  Turnacıbaşılar  seçerdi. Aileler, “benim çocuğum da   devşirme olsun” diye can atardı. Çocuklar  zorla götürülmezdi. Büyüdükleri  zaman belli bir zaman sonra aileleri ile  ilişkileri olurdu. Mesela Sokullu, yıllar sonra kendi köyünü  de içine alan bir alanda köprü yapıp, doğduğu topraklara böyle bir hizmet etmiştir.Keza  Pargalı İbrahim Paşa da yıllar sonra, Parga’ya  bir kilise yaptırmıştır. Yazar, devşirme olayını zorla yapılmış çocuk toplama gibi anlatmakla yanlış bir tarih bilisine dayanmıştır. 

Drina Köprüsü yapılırken, insanın her yeniye  karşı bir muhalif damarının kabarma halini de görüp köprüye karşı çıkmaları da izliyoruz. İnsanların bir kısmı kendisinin yapmadığına  karşı olurlar.Alkış  yerine kötülemeye kalkarlar. Drina Köprüsü yapılırken de böylelerine rastlanır. Hatta doğumda ikiz çocuklarını  kaybeden kadına;”senin çocuklarını köprüyü yapanlar öldürdü ve köprüdeki kumların arasına gömdüler ”diye tahrik ettiler. Yarı akıllı kadın günlerce,” benim çocuğumu nereye gömdünüz” diye işçilere çıkışır. İş öylesine büyür ki, zaman zaman köprünün ayağını kırmalara kadar gider iş.Haset sebepsiz haset..(Böyleleri her devirde vardır. Türkiye’de de boğaza yapılan her üç köprüye de itiraz edenler oldu. Hatta birisi; ben o köprüden geçmem” dedi. Birisi de,” iki- üç araba vapuru daha alıp, bu köprüyü yapmasa idik” bile dedi. Ama şimdi hal ortada.. Hangi köprünün yapımı zararlı ? Fırat Nehri üzerine Birecik Köprüsü yapılırken de ,köprü mühendisi öldürüldü bile.. Böyleleri her zaman var. ) 

Drina Köprüsü, belli bir konu üzerinde yoğunlaşmıyor. Hayattan rastgele kesitleri anlatıyor. Sıkıntılı dönemlerde birkaç toplumun  nasıl barış içinde yaşadığını anlatıyor. Aralarında din ve ırk faktörünü yok sayarak toplumun  nasıl birbirlerine iyi davrandığını  gösteriyor. Drina Köprüsü hoşgörünün  sembolü.. Drina Köprüsü tarihin tanığı.. 

Kitapta “yazılmasa da olurdu” dedirtecek sahneler de var. Mesela, iki kumarcı gece yarısı 2-3 sıralarında  kimsenin olmadığı bir ortamda acayip bir kumar atışmasına  başlıyorlar. O saatte  bunları gören yok. Onların  zararlı hallerinin ibretlik bir halinden ibret  alacak kimseler  de yok. Yazar, iki kumarcıyı niçin uzun uzun anlatmış anlamak mümkün değil.. 

Kitap yazılsa daha devam edecekmiş gibi  konuları ele almış. 350 sayfada rast gele yaşam hedef alınmış. Yani aynı konu devam ettirilebilirdi gibi hissediyor insan. O zaman kitap sanki bitmezdi. Veya ikinci bölümünü, cildini  yazmak gerekirdi. 

En iyi yanı, farklı inançların ortak yaşamını, farklı insanların birbirlerine dostça bakışlarını  Nobel ödülü alacak kadar güzel bir üslupla anlatmış olması olmuş. 

Nobel Edebiyat Komitesi, l961’de  İvo Andriç’e ödül verildiğinde  kitabın arkasına şöyle  bir not düşülmüş: “ İvo Andriç, izini sürdüğü temaları ve ülkesinin tarihinden seçtiği insan yazgılarını güçlü ve destansı bir dille anlatmış.” 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya