09.08.2019 17:36
116 okunma
Paylaş
“Boğalar Yörük Türkmen Kültür Şöleni” ve Dostlar Buluşmaları
Vakfımız Mütevelli Üyesi, 24. Dönem Muğla Milletvekili ve Boğalar Yöresi Yörük Beyi Ali Boğa kardeşimizin beldesinde 2-3 Ağustos 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen “21. Uluslararası Seydikemer Beşkaza Yaylaları Boğalar Yörük Türkmen Kültür Şöleni”ne Anadolu Eğitim Kültür ve Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Başer, Başkan Vekili Şazeli Çügen, Genel Başkan Yardımcısı Raif Ak ve Genel Müdür Ali Ay’dan oluşan bir heyetle, katıldık ve bu vesile ile Afyon, Burdur, Gölhisar, Muğla, Denizli’ de kadim dostlarımızla buluştuk.

Vakfımız Mütevelli Üyesi, 24. Dönem Muğla Milletvekili ve Boğalar Yöresi Yörük Beyi Ali Boğa kardeşimizin beldesinde 2-3 Ağustos 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen “21. Uluslararası Seydikemer Beşkaza Yaylaları Boğalar Yörük Türkmen Kültür Şöleni”ne Anadolu Eğitim Kültür ve Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah Başer, Başkan Vekili Şazeli Çügen, Genel Başkan Yardımcısı Raif Ak ve Genel Müdür Ali Ay’dan oluşan bir heyetle, katıldık ve bu vesile ile Afyon, Burdur, Gölhisar, Muğla, Denizli’ de kadim dostlarımızla buluştuk.

AFYON

Vakıf Heyeti olarak 2 Ağustos günü Cuma namazından sonra Afyon’da Prof. Dr. İsmail Hakkı Nakilcioğlu’nun bereketli sofrasında İbrahim Öz, İsmail Ün ve Hasan Akçay kardeşlerimizle buluştuk.

 

 

SANDIKLI

Sonrasında Sandıklı ilçesinde kadim dostlarımız Mehmet Kum ve Ali Özkalp kardeşlerimizi iş yerlerinde ziyaret ederek hasret giderdik.

 

 

 

BURDUR

Aynı gün akşamı saat 21.00 de Öğretmenevinde Burdur Temsilcilerimiz Adem Çakıcı, Nihat Akgül, Ali Uz, Tahsin Gökçe, Remzi Özçelik, Veysel Akçay’la bir araya gelerek vakıf çalışmalarımız üzerine bir değerlendirme toplantısı yaparak Eylül-Ekim aylarında Burdur’da bir bölge toplantısı ve etkinlik yapılmasını kararlaştırıldı.

GÖLHİSAR

03 Ağustos Cumartesi günü sabah kahvaltıdan sonra şölen alanına geçerken Gölhisar Temsilcilerimiz Bülent Okunakol, Av. Mustafa Demirörs, Eczacı Safa Demirörs, Mehmet Akgül, Hüsnü Demirörs, Av. Kamil Irmak, Av. Yusuf Kemal Öztürk’le Gölhisar’ın merkez parkında buluşarak vakıf çalışmaları ile ilgili çay sohbetinden sonra Seydikemer-Boğalar şölen alanına geçildi.

21. Uluslararası Seydikemer Beşkaza Yaylaları Boğalar Yörük Türkmen Kültür Şöleni”

 

Şölen alanına vardığımızda heyetimizi, programın organizasyonunu yapan Cemal Akkuş girişte karşılayarak Yörük Beylerinin bulunduğu Otağa geçildi ve başta Yörük Beyi Ali Boğa olmak üzere diğer konuklarla selamlaşıldı, kucaklaşıldı. Otağ’da ülke dışından gelen ekiplerin gösterileri ile şölen alanı gezilerek etkinlikler, kültür varlıkları ve folklor gösterileri izlendi.

Pek çok Yörük-Türkmen büyüğünün olduğu şenliğe protokol olarak Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı Yalçın Topçu, Milletvekilleri, Muğla ve Denizli Valisi, Kaymakamlar, Belediye Başkanları, Türkiye ve Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu ile birlikte, Türkiye'den ve Bölgeden yüzlerce Yörük Beyi, STK Başkan ve Temsilcileri, folklor ekipleri ve sanatçılar katılmışlardır.

Ayrıca şölene katılan bölgeden arkadaşlarımız, Yozgat milletvekili Mütevelli üyemiz Mehmet Çiçek, İstanbul’dan Nizamettin Kutlu, İzmir’den Vakıf Şube Yöneticilerimizden Av. Mevlüt Evren, Harun Yeşilnar ve Ahmet Civcir, Ankara’dan Av. Ali Aydın, Av. Şahin Kosdik, Av. Mustafa Dora ve pek çok arkadaşımızla burada buluşmuş olduk.

Şölenin genel Organizatörlüğünü yapan Cemal Akkuş bu faaliyetin hedefini  “Biz olma ruhu ve birlik inancına dair umutlarımızın bir kez daha ve en güçlü şekilde yinelendiği bu toyda, Yörük Türkmenlerin bu vatanın teminatı olduğu gerçeği çok güçlü bir şekilde gösterildi.

Türk dünyasının her coğrafyasından yükselen ses, al bayrak altında bir şenliğe dönüştü. Şenliğimizin son gününde hep birlikte söylenen ezgiler, türküler, şiirler bir yürek birliğini de haykırdı geceye. Yakın zamanda Yörük Türkmen kültürünün bir Milli politika unsuru olarak çalışmalar da hazırlanmakta olduğundan bahisleŞenliğimiz giderek büyüyor, büyüyecek...” sözleriyle açıklamıştır.

Yoğun bir program  içinde bizlere zaman ayıran, ağırlayan değerli kardeşimiz Ali Boğa Bey’e ve bu güzel organizasyonu yöneten Cemal Akkuş ve ekibine teşekkür eder, başarılar diliyoruz.

Seydikemer-Kınık

Yörük Şöleni ziyaretimizden sonra bu günkü diğer bir durağımız, Musa ve Kemal Güzel kardeşlerimizin Kınık’taki yayla evinde saat 17.00 de Muğla yöresindeki arkadaşlarımızla buluşmak oldu.

Musa Güzel’in evindeki bu buluşmaya Kemal Güzel, Mehmet Çiçek, Bodrum Müftüsü,  Prof. Dr. Mansur Harmandar, Ahmet Karataş, İrfan Aktan, Koray Ertan,  Hüseyin Güzel, Hüseyin Turhan, Hüseyin Sabancı, Etem Taşçı, Ünal Ölemez, İbrahim Ölemez, Tahir yavaş, Mustafa yavaş, Şevket Kuzgun Ahmet Selim Güzel katıldılar ve katılan arkadaşların hemen tamamına yakını eş ve çocukları ile geldiler.

Arkadaşlarımız şu an yaptıkları iş ve kendi durumları hakkına yaptıkları açıklamalar faslından sonra vakfın çalışmalarının ne durumda olduğu konusunda da yönelttikleri sorulara Yönetim Kurulu başkanı Hayrullah Başer bilgilendirme ve açıklamalarda bulundu. İki saate yakın yapılan görüşmelerden sonra Anadolu Ay Yayınları ve Gençlerimizin çıkardığı AYİZİ dergisi tanıtılarak son derece verimli bir toplantı oldu.

Dağılmış ve savrulmuş bir topluluğu kucaklama iradesi ve gayreti içinde olan vakfın yaptığı bu çalışmaları büyük bir heyecanla takdirle karşıladıklarını belirten dostlarımızın, Musa ve Kemal Güzel kardeşlerimiz ve diğer hanım kardeşlerimizin de katkıları ile büyük bir zahmetle hazırladıkları ikramlarına, heyetimize gösterdikleri sevgi, ilgi ve alakalarına candan teşekkür ediyoruz.

Bodrum’dan Denizli’ye

Akşam Seydikemer Kınık dan Mehmet Çiçek kardeşimizin misafiri olarak Bordum’a geçildi, Sabah  11.00 de Denizli Tavas ilçesinde olmak üzere erkenden yola çıkıldı.

4 Ağustos Pazar Günü saat 11.00 de vakfımızın Denizli Temsilcilik Yöneticileri ile Şahin Uzun kardeşimizin Bağ evinde kahvaltıda buluştuk.

Kahvaltıya Şahin Uzun kardeşimizin tüm ailesi ile Emre Uzun, A. Kaan Uzun, Sadi Öztekin, Hüseyin Kazalcı, Ramazan Bozkurt, Kadir Elçin Eczacı Cemal İnanöz, İzmir’den Mevlüt Evren, Harun Yeşilnar ve Ahmet Civcir katıldılar.

Şahin Kardeşimizin ailesi de zengin bir kahvaltı sofrası ile misafirlerini ağırladılar. Gösterilen bu ilgi ve ikramlara minnet ve şükranlarımızı sunar teşekkür ederiz.  Yeşillikler arasında, güzel bir kahvaltılı sohbet oldu. Aynı şekilde vakıf ve ülke sorunlarına cevap bulmada karşılıklı soru, görüş ve açıklamalarla bu kahvaltılı buluşma geleceğe hoş bir ümit ışığı yaktı, hoş bir seda bıraktı.

Ankara’ya 2000 Km ye varan yolculuğa rağmen dolu dolu bir faaliyetle sağlıkla mutlu olarak dönmüş olduk.

Prof. Dr. Altan Çetin’in "Boğalar köyünden Türk Dünyasının birliğini görmek ve hayal etmenin naçizane başlı başına bir medeniyet hayali ve tasavvuru olarak görülmesi gerektiğini düşünüyoruz." diyerek şölenle ilgili mahalli bir gazetede yayınladığı yazısını da aşağıda sunuyoruz

Altan Çetin

MUĞLA BOĞALARDA BİR OĞUZ(YÖRÜK-TÜRKMEN) TOYU VESİLESİ İLE

Milletimiz asırlardır kendisini bir eden, birlik içinde tutan, birliğini koruyan ve güçlendiren değerler ile içeriden dışarıdan pek çok sıkıntıyı aşıp geleceğine sahip çıkmıştır. Türkler teşkilatçı bir millettir. Milli asabiyeleri içinde bulundukları vaki şartları doğru görüp, değerlendirerek devlet ve medeniyet kurmak konusunda tarihin şahit olduğu bir tecrübeye sahiptirler. Yayıldıkları geniş coğrafyalarda binlerce yıldır, şu anda da olduğu üzere, birden çok devlet ile temsil edilme ayrıcalığına haiz çok az millete nasip olan bir faikıyetleri vardır. Bunun yanında tarihin gösterdiği ve bugüne mesuliyet olarak tevdi ettiği bir mesele ise Türk milletinin kendi bilkuvve potansiyelini bilfiil hale getirme konusunda ortaya irade koyma ve bunu sağlayacak müessese ve teşkilatı yapabilme güçleridir. Yani önce insanı eğiterek, onun kendisini en yüksek düzeyde ortaya koyacağı şehri, devleti ve medeniyeti var etmek Türk olmanın ve Türkistanlılığın en önemli mefhumlarından biridir.  

Türklerin, bahusus bugün Türkiye'de otantik omurgayı teşkil eden Oğuzların, geçmişle gelecek arasında bağı kurup geleceği görecek insanı yetiştirip milleti bu terbiye birliği, birlik, beraberlik içinde tutmasının bir gereği, icabı mazinin bilgi ve tecrübesini akademik ve entelektüel seviyede temessül ise diğeri de bunu ahaliye hatırlatacak mahiyette bilgi, şuur ve duygu verecek kanaların oluşturulup bu meyanda faaliyetlerin gerçekleştirilmesindedir. Bu yolla mazi ile hal buluşarak müstakbeli birlikte inşa edebileceklerdir. Özellikle bu faaliyetlerin gençler ve çocuklar için cazip hale gelmesi geleceğin toprağı hükmünde olan evlad-ı vatanın kendisini mazi ile bugün arasında bir tarih ve coğrafya bütünlüğü içinde tanıması ve kimliğini algılamaya başlaması fevkalade önemlidir. Çocuklar ve gençlerin kazandıkları okuma alışkanlıkları yanında bu faaliyetler içerisinde de kültürlerinin musiki, yemek, halk oyunları gibi pek çok göze ve hisse dokunan unsurlarıyla tabii bir ortamda buluşması ve yetişmesi fevkalade önemlidir. Türk okçuluğu gibi son zamanlarda ülkemizde yeniden hatırlanan faaliyetler ve bunlar birlikte gerçekleştirilecek olan sosyal faaliyetler saatlerce anlatılacakları kısa zamanda ve doğrudan kazandırabilir. Millet bir terbiye birliği ise bunun içinde mazinin, halin ve geleceğin şuurunun kültürün gaye ve vasıta değerleri ile aktarılması son derece önemlidir. Müstakbeli önemseyenlerin insanın terbiyesine ve ondaki bilkuvve/potansiyel imkânları ortaya fiili olarak çıkarmak olduğuna her şeyden çok ehemmiyet vereceklerinde şüphe yoktur. Bir devlet ve medeniyet davası milli asabiye vasıtası ile bunu amaçlar, fiilen milliyetçiliğin mefhumundaki esas meselelerden birisi budur, bu olmalıdır. Milli şahsiyet de, mefkûre de bunun üzerine kurulan bir milliyetçilik telakkisi ile teşekkül edecektir.

Değerler sadece yazılan ve korunan şeyler olup yani sadece kutsandığında hayata dokunamaz hale geldiğinde bir süre sonra müzelik malzemeye dönüşür. İşte bahsetmek sadedinde bulunduğumuz şenlik gibi faaliyetler millet olmamızın, milliyet taşımanın bilgi ve duygusunun birlik içinde sazlar çalınıp oklar uçurulduğu bir ortamda gerçekleşmesini sağlarlar, sağlamalıdırlar. En çekirdeğinde aksalların irfanı, vicdanı, bilgeliği, tecrübesi ile teşekkül eden Yörük-Türkmen töresinin dairevi bir tarzda gençler ve çocuklara kadar yayıldığı bir şenlik havası ayakların yere basıp, akılların aylaklıktan kurtulması adına önemli kazanımlara yol açabilir. Elbette dostlar alış verişte görsün, maddi bir takım çıkarlar sağlansın, birilerinin siyasi-sosyal kariyerine birkaç taş konsun kabilinden yapılan niyeti bozuk, istikameti şaşmış faaliyetler kastımızın tamamen dışındadır. Muğla Seydikemer Boğalar da geçtiğimiz 2-3 Ağurtos'da gerçekleşen Uluslararası Seydikemer Beşkaza Yaylaları Boğalar 21. Şöleni başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere pek çok kurumun destek ve katkısı ile gerçekleşti. Milli aklımız, bilgimiz ve şahsiyetimizin değerleri ile, iyi bir niyet ve hayırlı neticeler temennisi ile teşkil edildiği görülen faaliyetin gerçekleşmesinde 24. Dönem Muğla Milletvekili Ali Boğa gibi pek çok Yörük-Türkmen büyüğünün olduğu anlaşılan bu şenlik Cemal Akkuş ve değerleri arkadaşlarının organizasyonu ile icra edildi. Devlet protokolü de Cumhurbaşkanı baş danışmanı ve valiler düzeyinde etkinlikte yer aldılar. Şenlik bağlamında Yörük-Türkmen dernek, federasyon ve konfederasyon ve birliğinden pek çok temsilci faaliyete iştirak ettiler. Oğuzlar adeta bir toy düzeni içinde bey çadırında toplanarak geleceğe baktılar. 2 gün süren şenliklerde Türk Dünyasında Birlik teması bağlamında Kosova, Bosna, Azerbaycan, Nogay Türkleri gibi kültür-gönül coğrafyamızın pek çok güzelliği şarkıları, halk dansları, giysileri ve kültür hayatlarının pek çok unsuru ile birlikte katıldılar. Boğalar köyünden Türk Dünyasının birliğini görmek ve hayal etmenin naçizane başlı başına bir medeniyet hayali ve tasavvuru olarak görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Selçuklular-Osmanlılar nasıl bir obadan cihana hükmeden devletler kurup ve daha önemlisi bir medeniyetin müntesibi oldularsa Boğalar köyünden yeniden birliğimizin duygu ve bilgisini kültür üzerinden hatırlamak çabası şayanı takdir bir faaliyettir. Bu bakımdan faaliyetin sembolik değeri olduğunu değerlendiriyoruz. Ayrıca Türkiye'nin en batısındaki bir yayla köyünde en doğudaki kökenlerimizi düşünmek ve birlik duygusunu tasavvur Türkistanlılık adına manidardı. Şenlik dâhilinde kurulan Türkmen çadırları mazide çadırlarımızdan nasıl dünyaya ilim, irfan ve insanlık taşıdığımız şehirler kurduğumuzu, bu “fazıl şehirlerde” dayanışma, yardımlaşma ile insanlığın büyük medeniyetine ne denli mensup olduğumuzu düşündürdü. Bunun yanında o çadırlarda Türk Dünyasından şenliğe katılanların sesleri, sözleri ile; sazla, dombra ile bizi bize hatırlatan sesler arasında onların milli kıyafetleri içerisinde adeta bir masalda gibi gezerken bir anda sizi Yörük göçünün develer sırtında yürüyüşü karşılayıp binlerce yılın hikayesini düşündürürken öte yandan Yörük düğünü ile geleceğe dair yeni bir umut ocağının daha yandığını görerek mutlu oluyordunuz. Bunların yanında Burdur Dirmil'den resim bölümü öğrencisi ak pak bir genç kızın modern resmin imkânları ile Yörük-Türkmen kültürüne dair resimler çizdiğini gördüğünüzde Türklerin çağdaşlaşarak kendisi kalma kabiliyetlerine şahit olup bir Yörük köyünden çıkan bir vatan evladının eğitilerek neler yapacağını da görmenin yani terbiyenin manasını da düşünüveriyordunuz. Her yerde dalgalanan al bayrağımız, Türk dünyasının bayrakları ve Oğuz boylarının tamgalarının bayrakları sizi zamandan koparıp bir kültür tüneline sokarak şahsiyetinize, aslınızla, kimliğinize kavuşturuveriyordu. Şenlik meyanında diğer yanda uçurulan oklar Türk'ün dosta güven düşmana korku olan gücünün büyük yoldaşı ok ve yay ile Ya HAKK diyerek Oğuz'un kültürünün başka bir yönüne işaret ediyordu. Çocukların yayı tutup atarken yaşadıkları heyecan ise görülmeye değerdi. İletişim başkanlığının engelsiz internet aracı ise şenliğe katılanlara teknoloji üzerinden gelinen noktalar tanıtılırken, gençlere internetle alakalı faydalı tavsiye ve ikazlarda da bulunuldu. Küreselleşmeci iç-dış tüm odaklarınsa bu şenlikten fevkalade rahatsız olduğundan şüphe yoktur. Nihayet faaliyetin sonunda mahalli sanatçılar ve sair yerlerden faaliyete katılan Ömer Çandır gibi sanatçılar katılımcıları büyük bir coşkuyla, türküler ve şarkılarla şenliğin içinden sona taşıdılar. Adeta tüm faaliyet boyunca Türk'ün istiklal ve istikbal duygusu, Atatürk'ün Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez sözü mefhumunda o köyün semalarından dalgalanan bayrakların kanatlarında dünyaya ilan edilir gibiydi.

Şenlikte omuzlardaki Türkmen-Yörük Oğuz keyfiyeleri birliğimizi, yolda tanışıklığımızı temsil ederken, ifade edildiğine göre keyfiyedeki beyaz renk duruluğu, sadeliği ve temizliği, yeşil renk imanımızı, muradımızı ve İslamı, mor renk hoşgörüyü, affediciliği ve sevgiyi, kırmızı renk bayrağımızın rengini, sarı renk işi, bolluğu, bereketi, buğday başağını temsil ediyor, keyfiyenin uçları birleştiren üstünde ay yıldız olan parça geleceğe bir yürümek irademizi gösterir şekilde şenlik sahasının her yerini süsülüyordu. Renklerdeki bu manalar dileriz geleceğimizi süsler. Türklerin obalardan cihan devleti kurduklarını önce milletin çocukları anlamalı, şehirlerinde, kasabalarında, köylerindeki evlerde, okullarda bu şuurun terbiyesi milli eğitim bağlamında verilmeli, ocağımız tüttükçe insanlığa umran, irfan, ilim, merhamet, samimiyet, insanlık ve vicdan mesajımızın olduğunu her vesile ile ifade edilmelidir.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya