21.08.2019 20:23
159 okunma
Paylaş
Yemen’de Körfez koalisyonunun hesapları tutmadı
Yemen'de BAE ile Suudi Arabistan arasındaki ihtilaf, ülkedeki mevcut insani ve siyasi krizi daha da derinleştireceği gibi Suudi Arabistan’ı da daha büyük bir çıkmazın içine sokacak

Temmuz ayının başında Yemen’in Aden kentinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Hizam-ı Emni milislerine ait El-Cela karargâhına yapılan saldırıların ardından, Husi karşıtı siyasi ve askeri güçler arasındaki ihtilaf ve çatışmalar artarak devam ediyor. Bölgesel bazı gelişmelerin de etkisiyle Yemen’deki durumun farklı bir boyut kazandığı söylenebilir. Husi karşıtı Arap koalisyonunun tek sesliliğini kademeli olarak kaybetmesi, üye ülkeler arasındaki farklı çıkar beklentileri ve ortak bir ajandanın oluşturulamaması, koalisyonun çatırdamasına yol açtı. Katar’ın koalisyondan çekilmesinin, Sudan’ın belirsiz geleceğinin ve son olarak BAE’nin İran’la diyalog arayışlarının, Yemen’de sahadaki duruma doğrudan etki eden faktörler.

BAE-Suudi Arabistan ittifakında Aden çatlağı

BAE, Arap Baharı’ndan sonra bölgede militarist politikaları ve genişleyen askeri varlığıyla dikkat çeken bir aktör haline geldi. Özellikle Yemen konusunda takip ettiği sert işgal politikaları, ülkenin kapasitesini aşan bir görünüm arz ediyordu. Ancak BAE’nin son dönemde Yemen'in toprak bütünlüğüne zarar veren faaliyetleri ve İran’la yakınlaşma arayışları, Yemen’de verdiği savaştaki en önemli müttefiki ve İran’ın da bölgesel düşmanı olan Suudi Arabistan’la arasının açılmasına yol açıyor.

Aden merkezli Husi karşıtı gruplar arasındaki çatışmalar yeni değil. Daha önce de gerek Aden havalimanının gerek diğer askeri ve siyasi stratejik noktaların kontrolüyle ilgili BAE destekli milisler meşru Hadi hükümetinin birlikleriyle şiddetli çatışmalara girmişti. Yemen’in güney başkenti olarak da adlandırılan Aden’de son günlerde Arap koalisyonunun desteklediği gruplar arasında ciddi çatışmalar yaşanıyor. BAE’nin eğittiği Hizam-ı Emni milislerinin önde gelen komutanlarının öldürülmesinin ardından düzenlenen cenaze törenleri esnasında Hadi hükümetinin binaları ve cumhurbaşkanlığı sarayı hedef alındı. Çıkan çatışmalarda sarayı koruyan güçlerin esir alındığı ve Hizam-ı Emni güçlerinin birçok devlet kurumunu ve cumhurbaşkanlığı sarayını ele geçirdiği açıklandı.

 

Körfez ittifakı içindeki ayrışmayı açık bir şekilde ortaya koyan Aden’deki olaylar, Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedeledi.

Yemen’in güney bölgelerinin en önemli kenti ve geçici başkenti Aden, ülkenin en stratejik merkezlerinden biri. Arap koalisyonu içindeki BAE gibi etkin bölgesel aktörler kentte hakimiyet kurmaya çalışırken, Güney Geçiş Konseyi gibi aktörler, bazı yerel unsurlarla birlikte, Aden merkezli bağımsız bir Güney Yemen devleti kurmanın peşinde. Güneyli ayrılıkçılar olarak da bilinen bu oluşumların temel amacı Kuzey ile Güney arasındaki ayırımın resmileşmesi. 2015 yılından itibaren Husi darbesini bastırma gerekçesiyle ülkeye askeri müdahalede bulunan BAE ise Aden kentinde en etkin ve büyük yabancı güç konumunda. BAE, Kızıldeniz ve Aden Körfezi stratejisinin bir parçası olan Aden kentinde bir askeri üs kurdu ve Hizam-ı Emni gibi milis güçlerini desteklemekte.

Ancak bu durumdan koalisyonun diğer büyük ortağı Suudi Arabistan memnun değil. Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da ikamet eden Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur el-Hadi’yi destekleyen Suudi Arabistan’ın yaptığı açıklamada, çatışmalara son verilmesi talep edilerek Aden’deki istikrarın bozulmasına izin verilmeyeceği açıklandı. Riyad yönetimi olayları tehlikeli gelişmeler olarak niteleyerek kesin bir dille reddettiğini bildirdi. Suudi yetkililerin bu açıklamalarına ilaveten Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’yi Mina sarayında kabul ederek meşru hükümete güçlü bir destek mesajı verdi. Güney Geçiş Konseyi’nin her türlü askeri ve sivil uygulamalarını reddettiğini açıklayan Kral, son dönemde BAE ile Yemen politikası konusunda ciddi bir ihtilaf içinde olduğunun da açık bir işaretini vermiş oldu.

Aden’deki olaylara ilişkin Yemen hükümetine bağlı bakanların açıklamalarında söz konusu gelişmelerin altında BAE’nin parmağı olduğu açıklandı. Gerek İçişleri Bakanlığı gerek Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamalarda Hizam-ı Emni’nin faaliyetleri BAE’nin açık bir darbe girişimi olarak tasvir edildi. Hadi hükümeti yetkililerinin açıklamalarında da, BAE’nin ülkedeki çeşitli milis güçlere verdiği askeri ve maddi desteğin kesilmesi istendi. Ayrıca olaylarla ilişkin açıklama yapan Islah Partisi ve eski Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in kurduğu Halk Genel Kongresi partisi gibi siyasi ve askeri aktörler de Hizam-ı Emni güçlerini kınadı.

BAE ile Suudi Arabistan arasındaki bu ihtilafın, Yemen’in içinde bulunduğu mevcut insani ve siyasi krizi daha da derinleştireceği gibi Suudi Arabistan’ı da daha büyük bir çıkmazın içine sokacağı açık. Aden’deki olaylar Arap koalisyonu içindeki ayrışmayı açık bir şekilde ortaya koyarken, Yemenlilerin koalisyona güvenini de büyük ölçüde zedelediğinin altını çizmek gerekiyor.

 

Doğrudan BAE’nin kontrolünde bulunan askeri ve siyasi güçlerin tek taraflı girişimleri, Yemen’in toprak bütünlüğünün korunması ve siyasi bütünlüğün sağlanmasının artık çok uzak bir ihtimal olduğunu gösteriyor.

Güney Geçiş Konseyi ve Hizam-ı Emni

Son olayların baş aktörü Hizam-ı Emni milisleri, BAE’nin doğrudan mali ve askeri desteği sayesinde, yalnız Aden’de değil, Yemen’in güney bölgelerinin neredeyse tamamında etkin. Güney Yemen ayrılıkçı bayrağını kullanan grup, Arap milliyetçiliği ve sosyalist bir dünya görüşüne sahip. Hizam-ı Emni, 2016 yılı mart ayında Aden şehrine yönelik Husi tehdidine karşı kuruldu. Gençlerden oluşan ve sahip olduğu mühimmat kayıtlı olmayan bu güçler, ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı olarak görev yapıyor. Hizam-ı Emni Güçleri’nin askeri eğitimi ve mühimmat gibi temel askerî ihtiyaçları BAE tarafından sağlanıyor. Sayısal varlığı hakkında çeşitli görüşler bulunsa da farklı komutanlara bağlı 90 bin milisten oluştuğu tahmin ediliyor. Ana hedefi güneyin bağımsızlığı olan grup, Aden dışında Babu’l-Mendeb’e kadar Abyan, Dali, Lahic ve Şebva’nın bazı bölgelerini kontrol altında tutuyor.

Güney bölgelerinin en önemli çatı kuruluşu olan Güney Geçiş Meclisi ise Aden’de kuruldu. Meclis başkanlığını Aydarus ez-Zubeydi yapıyor. Hareketin en önemli amacı BAE’nin desteği ile ayrı bir devlet kurmak. Yemen’in meşru cumhurbaşkanı olan Hadi, bu meclisi tanımayarak gayrimeşru olduğunu ilan etti. Hareketin taleplerine bakıldığında kendi aralarında dahi bir birlik sağlayamadıkları görülüyor. Zira bu hareketi oluşturan çeşitli kabile ve grupların talep, beklenti ve çıkarları arasında da farklılıklar söz konusu.

"Birleşik Yemen" fikri çöküyor

Doğrudan BAE’nin kontrolünde bulunan askeri ve siyasi güçlerin bu tek taraflı girişimleri, Yemen’in toprak bütünlüğünün ve tek Yemen düşüncesinin bu aşamadan sonra ne kadar zor hedefler olduğunu gösteriyor. Kuzey-Güney ayrımı olduğu kadar güneyliler arasında da toplumsal ayrışma, güvensizlik ve kötü niyet daha da derinleşiyor. Husilerin darbe girişimi ve Yemen’i ele geçirme projeleri kadar güneyli ayrılıkçı grupların ve Hizam-ı Emni gibi milis güçlerin toplumsal bölünmeleri derinleştiren politikaları yüzünden Yemen’in toprak bütünlüğünün sağlanması ve iç barışın tesis edilmesinin çok zor bir mesele haline geldiği ifade edilmeli.

Ayrıca bu şartlarda Arap koalisyonunun Husileri yenme planları da mümkün görünmüyor. Gerek İran’ın Aden Körfezi’ndeki menfaatleri, gerekse Husilerin Yemen içindeki pozisyonu hiç olmadığı kadar güçlü. Güneydeki grupların bu dağınık görüntüsü ve parçalanmış hali, Kuzeylilerle Güneyliler arasındaki barışı daha da uzak bir ihtimal haline getiriyor.

Tarihte büyük güçlerin hesaplaşma coğrafyası olan ve bölgesel güçlerin saldırgan politikaları ve uluslararası toplumun kayıtsızlığıyla fakirliğin pençesinde bırakılan Yemen, belki de tarihinin en zor zamanlarını geçiriyor.

[Riad Domazeti, İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi İNSAMER'de Orta Doğu araştırmacısı olarak görev yapmaktadır]

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı