İnsan İle Maymun Arasındaki Fark

-A A +A

                Hak dinin muhatabı akıl sahipleridir. Bundan dolayı cansızlar, bitkiler, hayvanlar, deliler, akılsızlar, çocuklar, bunamışlar din açısından sorumluluk sahibi değildir. Çünkü bunlar akıldan yoksundur. Şayet kendilerinden bir iyilik meydana gelirse bu arzu ve seçim sahibi olmadıklarından dolayı istem dışı olur. Tesadüfen yapılanların dışındakiler ise zorlama eseridir. Bundan dolayı hayvanlarda din vardır demek, olsa olsa mecazî bir ifade olur.

                Deniz kıyısında bir kasabada yaşayan insanlara cumartesi günü avlanma yasağı getirilmiş: “Onlara deniz kıyısında bulunan o kasaba halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi günü yasağına saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı, balıklar da onlara o gün akın akın geliyorlardı…” (A’râf, 7/163).

                “İçinizden sebt günü yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. İşte bundan dolayı onlara “sefil maymunlar olun” dedik.” Bakara, 2/65).

                Tefsir kitaplarında bu ayet-i kerime şöyle açıklanıyor: Biz de onlara “Maymun olun, sürünün!” dedik ve bu hadiseyi hem o zaman hazır olanlara hem de arkadan geleceklere bir ibret-i müessire (tesirli ibret), etkili bir gözdağı yaptık, korunacaklara da unutulmayacak dini bir öğüt kıldık. Çünkü onlar yani sahil kasabasında yaşayanlar verdikleri sözde durmadılar. Ahde vefa etmek, insanlık borcu ve gereği iken ona yanaşmadılar. İşte bu sebeple insanlığın gereklerinden olan ilim, idrak, marifet ve iz’andan mahrum edilerek maymun kılıklı, sefil, boynu bükük ve sürünen kimseler oldular ki, buna literatürde şeklini değiştirmiş, çirkin bir hale gelmiş anlamında “mesh” denir.

                Bunlar dış görünüşleriyle kuyruklu maymunlara mı döndüler? Yoksa insan şeklinde oldukları halde iç dünyaları ve huyları itibariyle manen maymun gibi mi oldular? Bunun tefsirinde farklı görüşler var ancak… Aslında insan ile maymun arasındaki gerçek fark, yalnızca bir kıl, bir kuyruk farkı değildir. Akıl, mantık, huy ve ahlâk farkıdır.

                 Maymunun bütün hüneri taklit hissinin gelişmişliğindedir. İnsanın hareketlerini gören maymun onu derhal taklit eder. Bu taklit özelliği, birçoklarının nazarında maymunu insana adeta yaklaştırır. Hâlbuki maymunun önünde günlerce ateş yakınız, soğuk günlerde karşısında ısınmayı gösteriniz, sonra onu alıp bir kıra götürünüz, yanına kibrit, çıra, odun, kömür koyunuz, o yine de üşüdüğü zaman bunları bir araya getirip bir ateş yakamaz ve ısınmayı başaramaz. Bu kadarcık bile mantık ilişkisi gösteremez. Artık bunun üzerine terettüp edecek diğer aklî işlemlerin derecesini tasavvur ediniz.

                İşte manevi dünyası meshe uğramış olan insanlar da böyledir. Onlar kör bir taklitten başka bir şey yapamaz ve hayvanî duygularından öteye geçemezler. Bir bakıma insan gibi görünürler ama hakikatte maymundan başka bir şey değildirler. Fındığı kırar yerler de bir fındık ağacı dikmeyi akıl edemezler. “Onlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar.” (A’râf, 7/179).

                Soru: Bugün Irak ve Suriye’de (Musul’da, Halep’te) Müslümanlara reva görülen muamele aklı başında insan eseri midir yoksa akıl ve izan yoksunu insan kılıklı hayvanların eseri midir?

Kategori: 

2 Comments

Orta Doğu coğrafyasının ve

Orta Doğu coğrafyasının ve Müslüman toplumların maruz bırakıldıkları hazin ve acıklı manzaranın (talan edilmenin-yağmalanmanın-sömürülmenin-ırza namusa tebelleş olmanın müsebbiplerine hayvan demek bile hayvanlar alemine hakaret sayılabilir. Esfeli safilinin mukimleri bunlar.

Evet maneviyatı olmayan

Evet maneviyatı olmayan toplulukların bu gün kendinden olmayanlara her türlü kötülüğü normal saymakta,içleri cız bile etmemekte. Onun için aslanın avunu parçaladığı gibi insanları parçalamaya devam edecekler.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 10.01.2017 - 16:04 -677-
Bu sayfayı paylaşın :