+A A -A

“İnsana ne kadar toprak lazımdır”

-A A +A

Yazının başlığı Rus Edebiyatı’nın en önemli yazarlarından Tolstoy’un bir yazısının başlığıdır. Tolstoy, özgün anlatımı ile Rusya’nın bir köyünde, gözünü mal ve toprak hırsı bürümüş bir köylünün Pahom’un başından geçenleri anlatır.

Pahom’un başına gelenler,önünü arkasını düşünmeden söylediği bir söz üzerine başlar.Pahom,akşam evde otururken; ”Biz köylüler, çocukluğumuzdan beri  toprak anayı işlemekle o kadar meşgulüz ki, kafamızda boş şeylere zaman kalmıyor. Tek endişemiz,yeterince toprağımızın olmaması.Eğer şöyle bol miktarda  toprağım olsaydı,şeytandan bile korkmazdım” der.

Şeytan, Pahom’un arkasında bu sözleri duyar, kıs kıs güler.Macera bundan sonra başlar.

Pahom’un köyünde 300 dönüm arazisi olan bir kadının yerinden bir başka köylü 50 dönüm yer satın alır.Pahom bunu kıskanır:”Şuna bak ! Adam 50 dönüm yer alıyor, biz hiç alamıyoruz ”der.Hanımı ile konuşur.Bir şeylerini  satar, oradan 20 dönüm yer satın alır.Artık onun da bir toprağı  vardır. Kendi mahsulünü kendisi  hasat etmekte,kendi arazisinde inek beslemekte, kendi yerini kendini ekip biçmektedir.Pahom’un keyfine diyecek yoktur..

Derken,tarla komşularının  bazısı, Pahom’un arazisine zarar verecek hareketler yapar.Pahom onlarla mahkemelik olur.Komşuları ile kötü olur.Köyde eski itibarı kalmaz.Arazi yüzünden,arazide ekili ürün yüzünden insanlarla arası bozulur.Bir gün köye bir adam gelir.Pahom’un evinin önünde durur.O’na “Volga Nehri’nin öbür tarafında öyle verimli araziler  varmış ki,hem ucuzmuş hem de insan o araziye çavdar ekse, çavdarlar bir at boyu kadar büyürmüş” der.Pahom’ün gözleri fal taşı gibi açılır.Buradan yer alıp daha iyi mahsul kaldırmak, daha çok para kazanmak çok hoşuna  gider.Bunu hayal eder..

Pahom, Volga Nehri’ni vapurla geçerek o denen yere geldi.Gerçekten orası güzeldi.Bir miktar yer alıp bir miktar da icarlayarak toprağı işlese kazancına kazanç denmezdi.Köydeki  bütün tarlasını, mallarını sığırlarını ve her şeyini satarak Volga’nın doğusuna  gitti.Burada l25 dönüm yer aldı.Durumunun eskisinden l0 kat daha iyi olduğunu hissediyordu.Orada üç yıl arazi kiralayarak da ziraat yaptı.Pahom gittikçe hedef büyütmek istiyordu.Bir kısım arazisi kira idi.Bütün ekip –biçtiklerinin  kendisine ait olması  kadar iyi bir şey var mıydı? Bunu düşündü.Oralarda  300 dönüm arazisi olan ve  para sıkıntısı çeken bir köylüden l500 rubleye bir yer satın almaya karar  verdi.Toprak sahibi ile her  konuda tam olarak anlaşıldı.Parayı verip 300 dönüm araziyi teslim alacakken, köye yabancı bir adam geldi. Adam atına su vermek için yol üzerindeki Pahom’un evine uğradı.Hoş- beşten sonra adam uzak yerden geldiğini söyledi.

Konuşurlarken,yabancı adamın,Başkır’dan dönmekte olduğu anlaşıldı(Biz, Tolstoy’un Başkır dediği yere Başkırt deriz.Yani sonuna (t) ekleyerek..Başkırtlılar Türklerin bir boyundandır ve müslümandırlar. Ama Tolstoy yazısında ve kitabında bu konuya pek temas etmez)Yabancı adam ,Pahom’a, Başkırt’ta bahsettiği paradan daha ucuza yerler olduğunu,hem de daha büyük araziler olduğunu,l000 rubleye 13.000 dönüm arazi alabileceğini söyler.Gözü arazi ve toprak hevesi ile ışıldayan Pahom’un bütün düşünceleri değişir.Kafası allak bullak olur.Adam Pahom’a” Başkırlılar koyun kadar saflardır.istediğin kadar torağı sudan ucuza alabilirsin”der.Pahom daha da coşar.”Neden l500 rubleye daha küçük bir arazi alayım.l000 rubleye binlerce dönüm yer alınır,bu daha iyi der, Başkırt ülkesine gider.

Yanına aldığı uşağı ile birlikte 7 gün yol yürürler.Sırtlarında kendi yiyecekleri ile Başkırtlılara verilecek hediyeler de  vardır.Nihayet Başkırdıstan’a varırlar.Başkırtlılar,o yabancı adamın anlattıkları gibidir. Nehrin kenarında  uçsuz bucaksız çayırlarda ve ovalarda insanlar at besliyor,atları çadırların etrafından bağlı duruyor.Erkekler biraya gelip oturmuş sohbet ediyor,kadınlar da durmadan çalışıyor. Nerede ise kimse bir iş yapmıyor.Birlerce dönüm arazi sahipsiz vaziyette ve işlenmeden duruyor.

Pahom, Başkırt ülkesinde misafir edildiği çadırda otururken,biraz sonra tilki kürkü giymiş heybetli bir adam içeri girdi.Herkes ayağa kalktı.O,  onların reisi idi.O’nunla tanıştılar.Pahom, buralardan toprak almak istediğini söyledi.Reis, Rusça;“olur, istediğin yerden istediğin  kadar toprak veririz sana”dedi. Pahom dönümü kaça”  dedi.Reis,”biz toprağı  dönümlü satmayız.Bir günü bin ruble”dedi. Pahom şaşırdı. “Toprak dönümle satılır. Bu nasıl bir ölçü” dedi.Reis, anlattı:”Biz toprağı günle satarız. Başka bir ölçü bilmeyiz.Sabah gün doğarken bir yerden başlarız.Sen akşam gün batarken ne kadar yer dolaşıp geri gelebilirsen bastığın bütün yerler l000 rubleye senindir” dedi.

Toprak heveslisi Pahom, buna bir kere daha şaşırdı.Hemen aklından bir günde ve l000 rubleye dünya kadar yer dolaşıp gelebileceğini sandı.Uçsuz bucaksız  yerlerin  sahibi olabilirim dedi içinden..

Ertesi gün gün doğarken Başkırtlıların reisi ve diğerleri ile birlikte Pahom ve uşağı bir yer belirlediler.

Oraya bir şapkanın  içine l000 ruble koydular.Pahom ve uşağı akşama kadar uçsuz bucaksız yerleri gezecek, geçtikleri yerler, bu şapkanın içindeki para karşılığı kendinin olacaktı.Başkırtılar da şapkadaki parayı alacaktı.Başladılar gezmeye ve dolaşmaya..Gittikçe gittiler.Pahom’un gezdikçe iştahı açıldı.Şu tepe çok güzel.Arazime şu dereyi de katmalıyım dedi.Şurada çok iyi mısır yetişir dedi.Arazimin içinde düzlük de olmalı dedi. Her yer birbirinden güzeldi.Beğen beğendiğin kadar.Ama o kadar çok yer vardı ki,gün de öğleden sonraya doğru geliyordu.Akşam karanlığından önce güneş  batarken,Başkırtlıların olduğu yere,içi para dolu şapkanın başına gelmeli idi.Şurayı da alsam, şuraya da ayak bassam,derken ikindi oldu.Ama gecikmeyecek ve ayak basılacak daha çok yer vardı.Acaba şu tepenin arkası nasıldı? Oraya da gitse miydi?Oraya gidince, bir de akşam olursa,kendini bekleyenlerin  yanına varamazsa emekler ve paralar boşa gidecekti.Ne yapsa idi?Vakit ikindiyi biraz geçerken istemeden “bu kadar yeter”dedi.Dili “yeter” diyor ama kalbi yeter demiyordu..

Geri dönmek de ilerlere gitmek kadar zahmetli idi.O da gitmek gibi vakit alıyordu.Akşam uzak yerlere inmişti.Akşamdan sonraya kalırsa bu iş olmazdı.Bir taraftan heyecanlanıyor, bir taraftan da yürümeye takadi  kalmamış bir vaziyette ve bitkin halde ayaklarını sürüyü süreye Başkırtlıların yanına gelmeye çalışıyordu.Kalbi küt küt atıyordu.

Gün tam batarken Başkırtlıların reisinin olduğu yere, anlaştıkları  yere geldi.Heyecandan kalbi duracak gibi idi.Kendini oraya şapkanın yanına attı.

“Başkırtlıların  reisi; “Vay!. Ne hoş adam.Dünya kadar toprak kazandı “dedi.Pahom yere yatmış  ve uzanıyordu.Uşağı arkasından koşarak geldi,O’nu yerden kaldırmaya çalıştı.Ama Pahon heyecandan ve yorgunluktan ölmüştü.

Başkırtılar “cık cık “diye ses çıkararak  acıma duygularını ifade ettiler.

Pahom’un uşağı,orada duran küreği alarak,Pahom’un sığabileceği kadar derinlikte bir çukur kazdı.Ve O’nu oraya gömdü.O’nun şimdi ihtiyaç duyduğu topu topu 2 metrelik topraktı.”

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 01.03.2018 - 11:18 -827-
Bu sayfayı paylaşın :