İslam âlemi ve Türkiye ile savaş için açılan okullar!

-A A +A

İslam âlemi ve Türkiye ile
savaş için açılan okullar!

Memleketimizde “Amerikancı İslam” adına ne gibi programlar uygulamağa konulmuştur? ABD İslam ülkelerinde bu amaçla hangi okullarda ne gibi müfredat değişikliklerini dayatmıştır? Kaç ilahiyatçı akademisyen, kaç İslamcı yazar, kaç din adamı özel eğitim programlarına tabi tutulmuşlardır?  Özellikle Türkiye’mize sahip çıkmağa çalışan, toplumumuzun maddi ve manevi her türlü güvenliğini sağlamaktan sorumlu olan irade, bu karanlık noktaya ışık tutmalı, bu konuda kamuoyunu aydınlatmalı ve uyarmalıdır.

Müslüman’ı ABD’ye uyumlu
kılmak için eğitim çalışmaları

ABD, İslam ülkelerini kontrol edebilmek ve kendine uydu ve güdümlü ülkeler haline getirebilmek için Müslüman’ın İslami anlayışını değiştirmeye ve Amerika’ya göre biçimlendirmeye yönelik, İslam eğitim programları oluşturmuş, kendi stratejileriyle uyumlu İslam okulları açmıştır.

Bu eğitim programlarında ve okullarda, ABD sömürgeciliğine ters düşmeyen ve uyumlu hareket eden Amerikancı bir İslam anlayışında kitlelere öncülük yapabilecek kadrolar, sahte ilahiyatçı “uzmanlar” ve sahte “din adamları” yetiştirilmiştir. İslam dünyasının değişik bölgelerinden ve ülkelerinden getirilen din adamları ve ilahiyatçılar bu kurumlarda, ABD’nin siyasi emellerine ve hedeflerine göre İslam’ı biçimlendirmeyi ve reforme etmeyi öğreniyorlar, Müslüman kitlelerin zihinlerini ve din anlayışlarını çarpıtacak ve saptıracak yorumlar ve yöntemler konusunda bilgileniyorlar ve tecrübe ediniyorlar, böylece sömürgeciye evet diyen, hayır demeyen fetvalar ve çözüm yolları öneren model bir İslam’ın tahsilini gerçekleştiriyorlar.

ABD, bu alanda sadece okullar kurmuyor, İslam ülkelerinde din adamlarını ve akademisyenleri özel eğitime tabi tutacak programları da uygulamaya koyuyor. Bu ülkelerdeki üniversitelerde ve alt eğitim kurumlarında ders müfredatlarının değiştirilmesi için dayatmalarda bulunuyor.

ABD’ye göre biçimlendirilmiş “Amerikancı İslam” (Demokratik İslam/Ilımlı İslam) için gerçekleştirilen eğitim operasyonlarından verdiğimiz bir dizi örnek, olayı daha iyi anlamamızı sağlayacaktır:

“AMERİKANCI İSLAM”
OKULLARI

ABD’nin Irak’ı işgale hazırlandığı dönemlerde, New York Times gazetesi, Amerika’nın Irak savaşı sonrası kendi amaçları için hizmet edecek medreseler ve dini okullar açacağını yazdı. ABD'nin bunun için yüksek meblağda para ayırdığını belirten gazete, bir grup akademisyenin İslami kavramların Amerikan çıkarlarına hizmet edecek şekilde okutulması ve toplum içinde yaygınlaştırılması için yoğun çaba sarf ettiklerini kaydetti.  [1]

ABD ORDUSU PENTOGAN’DAN  “İSLAM
SOSYAL BİLİMLER YÜKSEK OKULU”

“Müslümanların hamiliği”ne soyunan ABD yönetimi, Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon’un istek ve önerileriyle Virginia’da bir “İslam ve Sosyal Bilimler Yüksek Okulu” açtı. 2 Eylül 1999’da ilk mezunlarını veren “Yüksel Okul”un mezuniyet töreni, hükümet yetkililerinden kordiplomatiğe kadar uzanan “geniş yelpazeli” bir katılımla gerçekleştirildi.”  [2]

24 ÜLKEDE ABD’NİN
“GİZLİ İSLAM PLANI”

ABD'nin önde gelen haftalık haber dergilerinden US News & World Report, Amerikan Eski Başkanı Bush yönetiminin "İslam dininin çehresini değiştirmek için" milyar dolarları aşan bütçeyle gizli bir projeyi devreye soktuğunu yazdı. David E. Kaplan imzalı yazıda Amerika'nın iki yıldır, İslam dininde reform yaşanması için dünya çapında olağanüstü gayret gösterdiği ileri sürüldü.

Buna göre, Beyaz Saray'ın "kriz yöneticileri" Temmuz 2003'te Washington'daki Ulusal Savunma Üniversitesi'nde bir araya gelip muhtemel kötü senaryoları tartıştılar. “Radikal İslam”ın (yani ABD’ye direnen ve teslim olmayan İslam’ın) durdurulması için Ulusal Güvenlik Kurulu, Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı ve CIA, "İslam Dünyasına Yardım Eli" başlıklı gizli bir stratejide anlaştı.

Gizli metinde dünya çapında ılımlı İslam'ın elinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ile İslam dininde yaşanan değişikliklerle yakından ilgili olunması gibi kararlar yer aldı. Amerika'nın dini bir mücadele yürütme gücünün sınırlı olduğu, bu nedenle demokrasi, kadın hakları ve hoşgörü gibi değerleri benimseyen partnerlere güvenmek gerektiği konusunda uzlaşmaya varıldı ve bu partnerler şöyle sıralandı: Müttefik İslam devletleri, özel vakıflar ve sivil toplum örgütleri.

US News'e göre, söz konusu planın uygulanmasında, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'na (USAID) çok büyük iş düşüyor. Bütçesi 21 milyar doları aşan USAID bunun yarıdan fazlasını "İslam dünyasına yardım" için kullandı. 24 ülkede İslami radyo ve televizyon programlarına, dini okullara, İslami düşünce üretim kuruluşlarına, ılımlı İslam'ı teşvik eden faaliyetlere mali yardım yapıldı.

Aynı strateji çerçevesinde aralarında Kuzey Kıbrıs'ın da olduğu birçok ülkede camiler onarıldı, çok sayıda el yazması eser kurtarıldı. Plan dahilinde halen Bangladeş'te çok sayıda Müslüman din adamı "kalkınma" konusunda eğitime tabi tutuluyor. Uganda'da ve Madagaskar'da birçok okul açılıyor. Dergi "Soğuk Savaş'tan sonra yaşanan en kapsamlı siyasi savaş" dediği strateji çerçevesinde Washington'un daha önce karşı çıktığı İslamcı siyasi hareketlerle de iyi geçinmeye başladığını iddia ediyor. Bu örgütlerin başında "Müslüman Kardeşler" geliyor.  [3]

500 DİN ADAMI ABD’YE
NİÇİN GÖTÜRÜLDÜ?

2005’in Mart ayında Yeni Şafak’ın yabancı haber kaynaklarından derlediği bir habere göre Müslüman ülkelerden 500 civarında din adamı yakında Washington'a götürülüp eğitilecek ve "Amerikan İslamı" için seferber edilecekler. Artık Cuma hutbeleri ABD tarafından yakından izlenecek. Din derslerinin okullardan kaldırılması istenecek. El Ezher gibi İslam üniversitelerinin eğitim müfredatı ABD'li akademisyenler öncülüğünde yeniden belirlenecek.

Yine ABD'de sayısız devlet/istihbarat örgütlenmesi yapılıyor. "Terörizme Karşı Özgür Müslümanlar", "Kuzey Amerika İlerici (Reformcu) Müslümanlar Birliği" ve "İslami Çoğulculuk Merkezi" bunlardan sadece bir kaçı. [4]

AMERİKA NEDEN 5 BİN
İMAMA 18 AY EĞİTİM VERDİ?

İslamonline sitesinde yer alan bir habere göre, İslam dünyasına yönelik kültür diplomasisine hız veren Amerika, Fas'tan Bangladeş'e uzanan coğrafyada neredeyse bütün İslami grup ve cemaatlere yönelik programlarını hayata geçirmeye çalışıyor. Son olarak Amerikan Uluslararası Yardım Kuruluşu USAID, Bangladeş'te din adamlarının toplumdaki rollerini artırmaya yönelik bir programı devreye sokuyor.

Sözkonusu haberde programın amacının, imamların ülkedeki yardım kuruluşları ile olan diyaloglarının daha üst düzeye çıkarılması olduğu belirtiliyor. USAID'den yapılan basın açıklamasında, ilk aşamada 100 kadar din adamının 3 günlük bir oryantasyon programından geçirileceği, daha sonraki aşamada ise yaklaşık 4 bin 800 imamın 18 ay zarfında benzer bir eğitimden geçirileceği kaydediliyor. [5]

CIA, NEDEN İMAMLARI
MAAŞA BAĞLADI?

CIA ve FBI (Amerikan Federal Soruşturmu Bürosu) hakkında yaptığı araştırmalarla tanınan gazeteci yazar Ronald Kessler'in "CIA Savaşta" (The CIA at War) adlı kitabında yer alan iddialara göre, CIA sadece imamları maaşa bağlamakla kalmadı, ayrıca ABD için çalışacak sahte dini liderler yaratarak İslam dünyasını etkiledi. Ancak Kessler, CIA'nın bu tür faaliyetleri hangi ülkelerde gerçekleştirdiğini açıklamadı.

Kitapta, Amerikan Merkezi Haber Alma Örgütü'nün (CIA), Arap ve İslam dünyasında 11 Eylül saldırıları sonrasında ortaya çıkan Amerikan aleyhtarı havayı dağıtmak için imam ve molla gibi dini liderlere ödeme yaparak ABD'yi olumlayan vaazlar vermelerini sağladığı öne sürüldü.

Başta CIA Başkanı George Tenet olmak üzere üst düzey CIA ve FBI yetkilileriyle defalarca görüşen Kessler, kitabında "Öteki dinlerde olduğu gibi İslam’da da herhangi birisi kendini dini önder ilan edebilir. Dolayısıyla CIA sahte mollalar kiraladı, ajanları kendilerini dini lider ilan etti ve bunlar Müslüman olmayanlara karşı daha toleranslı bir söylem geliştirdi. CIA, imamları radyolarda konuşturdu. Yani propaganda savaşı dönemine dönüldü." iddialarını ortaya attı.

Amerikalı gazeteci yazar, CIA'nın Irak'ta ise ödeme yaptığı imamlardan Amerika'ya karşı direnilmemesi yolunda fetva çıkardığını öne sürdü. [6]

Bir CIA kaynağının “Radyo istasyonlarının yönetimini devralıyor ve din adamlarını destekliyoruz. Propagandaya geri dönüş. Ilımlı Müslümanlar yaratıyoruz” şeklindeki sözlerine yer verilen kitapta Kessler, CIA’nın Ürdün, Suriye ve Mısır gibi ülkelerin gizli servislerinden sağladığı elemanlar vasıtasıyla El Kaide örgütünün içine sızmaya, istihbarat geliştirmeye ve örgüt mensupları arasında birbirlerine karşı kuşkular uyandırarak birbirlerini öldürmelerini sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunduğunu kaydetti. [7]

İSLAM DÜNYASINDA BEYİN
YIKAYAN EĞİTİM PROGRAMLARI

Financial Times’in 1 Nisan 2007 tarihinde verdiği bir habere göre, [8] Suudi Arabistan’da cihat düşüncesiyle eyleme katılmış olanlara, bu düşüncelerinden vazgeçirmek için özel bir “rehabilitasyon programı” başlatılmış bulunuyor. Programda ağır dini ve psikolojik eğitim yöntemleri kullanılıyor. Rehabilitasyon için seçilen adaylar pek az hakka sahip oldukları ve kimi zaman işkence gördükleri Suudi hapishanelerinden alınıyor, 100 resmi din adamı ve psikologları da içeren 30 profesyonelden oluşan bir ekiple, 6 ila 10 hafta arasında bir zaman süresince, bir tür karşı beyin yıkama faaliyeti olan eğitimlere tabi tutuluyor. Bu eğitimde, tutuklulara, “İslam’ın gerçek öğretileri” adı altında, öngörülen düşünceler ve anlayışlar benimsetiliyor ve yönlendirmeler yapılıyor. Cihadın ülke emirinin (başkanının/kralının) ve anne-babanın izni olmaksızın yapılamayacağını ve cihat için resmi fetva makamından ferman çıkması gerektiği anlatılıyor. Aynı zamanda cihadın iyi ilişkiler kurulan bir ülkeye (mesela ABD gibi) karşı yapılamayacağı söyleniyor.

Rehabilitasyon tamamlanmadan önce tutuklular bir haftalığına serbest bırakılıyor ve bu sırada yetkililer tarafından izleniyorlar. İçişleri Bakanlığı yetkilileri program için seçilen 2000 tutukludan 700’ünün rehabilitasyonunun tamamlandığını ve serbest bırakıldığını, bunlardan yalnızca 9 tanesinin küçük şiddet olaylarına karıştığını belirtiyorlar.

Eskiden mücahit olan, ama cihattan vazgeçirilmiş olan, programa tabi tutulmuş bu kişilerin aileleri hükümetten ayda 1500 dolara kadar para yardımı alıyor. Ayrıca sözkonusu insanlara iş bulmalarında yardımcı olunuyor, hatta evlenmeleri sağlanabiliyor. Böylece operasyon sadece zihinlere yönelik olmuyor, havuç politikasıyla insanların psikolojileri de etki altına alınıyor.

Financial Times, sözkonusu programa ABD ve İngiltere’nin büyük ilgi duyduğunu ve önem verdiğinizi yazmış. Çok açık bir şekilde anlaşılıyor ki, program, sadece Suudi yönetiminin bir iç meselesi olarak uygulanmıyor. ABD sömürgeciliğine ve işgaline karşı “cihad” adı altında ortaya çıkan tepkileri ve direnişleri sindirmek ve yok etmek üzere oluşturulmuş, Suudi yönetimini aşan bir üst stratejinin ürünü bir program icra ediliyor.

Burada şu soruyu sormadan geçemiyoruz: Suudi Arabistan’da uygulanan bu rehabilitasyon programı, acaba ABD nüfuzunun hakim olduğu başka hangi İslam ülkelerinde  [9] uygulanıyor?

Özellikle Türkiye’de de “beyin yıkama programları” var mıdır?

ABD’NİN İSLAM ÜLKELERİ
ÇOCUKLARI İÇİN YAZ KAMPLARI

Hatırlanacak olursa, ABD Devlet Başkanı Bush’un imaj Danışmanı Karen Hughes, 2007 yaz döneminde, İslam ülkelerinden çocuklarla ilgili yaz kampları düzenlemişti. Tam bir beyin yıkama faaliyeti olarak nitelendirilebilecek bu kamplarda, 8 ila 14 yaş arası Müslüman çocukları konuk edilmişti. Programın amacı, İslam ülkelerinde geleceğin büyükleri olacak çocukların fikirlerini ve duygularını şimdiden Amerikan düşüncesiyle ve kabulleriyle şekillendirmekti.  Programda yüzlerce aile organizasyonu da görev yapıyordu. Geçen yaz mevsimi kamplarında 14 İslam ülkesinden 6 bin Müslüman çocuğu programda yer almıştı. Bunların yaklaşık 2000’den fazlası Türkiye’den gelen kızlardı.

Geçen yılki yaz kampları için Kongre’den 8,5 milyon dolar aldıklarını belirten Karen Hughes, çocuklar liseye gittiğinde hayata bakış açılarının şekillendiğini ifade ile, Amerikan devlet programlarının gerçekten de gençlere yeterince ulaşmadığı gerekçesiyle bu projeyi geçen yıl (2006) planladığını açıklamıştı.  [10]

2007 yılının son aylarında Türkiye’ye gelen ABD Devlet Başkanı Bush’un imaj Danışmanı Karen Hughes, Türk halkının kalbini kazanmak için Amerikan hükümetinin yeni planlar yaptığını söylemişti ve şöyle konuşmuştu: "Türkiye’de görev yapan birçok halkla ilişkiler uzmanımız var, bu konuda yoğun olarak çalışmalar yapıyorlar. Bölge için geliştirdiğimiz planlar çerçevesinde, Türkiye bizim için anahtar ülkelerden biri durumunda. Bölge için uyguladığımız pilot ülke projesinde Türkiye var, bunun için Türkiye’ye ekstra fonlar ayırdık.  (…) çok çalışıyoruz, ancak daha kat etmemiz gereken yollar var."  [11]

SONUÇ
Bu örnekler, Müslümanların ve İslam ülkelerinin dini düşüncelerini ve anlayışlarını değiştirmeye ve Amerikancı bir İslam modeline dönüştürmeye yönelik Amerikan sömürgeciliğinin operasyonlarının sadece birkaçı... Din adamlarından ve ilahiyatçı akademisyenlerden okullara kadar geniş bir alanı kapsayan sözkonusu operasyonlardan Türkiye’de yapılanların ne düzeyde ve hangi boyutlarda olduğu doğrusu merak konusudur?

Memleketimizde “Amerikancı İslam” (Ilımlı İslam/Demokratik İslam) adına ne gibi programlar uygulamağa konulmuştur? ABD bu amaçla hangi okullarda ne gibi müfredat değişikliklerini dayatmıştır? Kaç ilahiyatçı akademisyen, kaç İslamcı yazar, kaç din adamı özel eğitim programlarına tabi tutulmuşlardır?

Özellikle Türkiye’mize sahip çıkmağa çalışan, toplumumuzun maddi ve manevi her türlü güvenliğini sağlamaktan sorumlu olan irade, bu karanlık noktaya ışık tutmalı, bu konuda kamuoyunu aydınlatmalı ve uyarmalıdır.

Diğer taraftan bu iradenin en az bunun kadar önemli olan hayati bir görevi de unutmamalıdır: Bu memleketin insanlarına gerçek ve doğru İslam öğretilmeli ve bunun için azami imkanlar sağlanmalıdır. Toplumumuzun buna çok büyük ihtiyacı vardır.

Eğer Müslüman kitlelere gerçek ve doğru İslam’ı öğretmezseniz ve bu konuda fırsatlar oluşturmazsanız, yanlış ve çarpık İslam düşüncelerini yaygınlaştırmağa çalışanlar, bilhassa ardında Amerika ve başka sömürgeciler bulunan güdümlü siyasi İslam düşüncelerinin ve anlayışlarının temsilcisi olan güç odakları, kitleleri daha çok etki altına alma fırsatını bulacaklardır.

Bu kesinlikle unutulmamalı ve asla gözardı edilmemelidir.

Zira  “Mert çıkmazsa meydane, namert çıkar merdâne.” Demişler.

Sevgiler, saygılar…
Hasan ERDEN

herden1950@hotmail.com

 

 



[1] Yeni Şafak Gazetesi, 28 Aralık 2002

[2] Metin Aydoğan, Türkiye’yi Bekleyen Tehlikeler Bitmeyen Oyun, Kum Saati Yay., 11. Basım, 2002. İst., s: 183

[3] Vatan, 20/4/2005

[4] Yeni Şafak, 22.03.2005

[5] Yeni Şafak, 19.04.2005

[8] Financial Times, 1 Nisan 2007, Roula Khalaf…Haberi tercüme eden ve nakleden “ADAM Basın Taramaları Grubu”

[9] ABD’nin Irak işgali sonrasında Türkiye’de ve İslam ülkelerinde kitlelerde yoğunlaşan ABD karşıtlığından ve düşmanlığından büyük rahatsızlık duyduğu ve yönetimlerden, Amerika’yı insanlara sevdirmek için tedbirler almasını istediği biliniyor. Acaba bu coğrafyada Amerikan karşıtlığının yok edilmesi için ABD sömürgeci merkezlerine bağlı herhangi bir rehabilitasyon olayı var mıdır?

[10] Dünya Bülteni, 27 Ağustos 2007

[11] Milliyet Gazetesi, 11.12.2007

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.09.2016 - 00:28 -2,385-
Bu sayfayı paylaşın :