İslam aleminde yüreklerde ve kafalarda ABD için patlatılan “Müslümanlık” bombaları!

-A A +A

Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Japonlar’a “ABD size atom bombası attı. Bize daha kötüsünü yaptı, kültür bombaları attı ve hala da atıyor.” Demiş.

İşte Türkiye toplumuna atılan en önemli ve tehlikeli kültür bombalarından birisi “İslam’da Kur’an-ı Kerim’den başka kaynak yoktur” düşüncesi.

Bu anlayışın neresi sakıncalı ve tehlikeli, diyebilirsiniz. Ama bu düşünceyi yakından tanıdığınızda ve ne demeye geldiğini anladığınızda, bu bombanın İslam’ı bilmeyen ve anlamayan kesimlerde ne büyük yıkımlar meydana getirebileceğini tahmin edebilirsiniz.

Son yıllarda sıkça karşımıza çıkan ve bugün de çeşitli yayınlarla boy gösteren bu anlayışı savunanlar bakın neler iddia ediyorlar? Lütfen bir okuyun:

“Mirac olayı olmamıştır!”

“Günlük farz kılınan namazlar üç vakit kılınabilir!”

“Kurban kesmenin İslam’da bir hükmü yoktur”

“İslam’da başörtüsü yoktur!”

 “Kur’an’da yasaklanan tefecilik/faiz, serbest piyasa koşullarında çalışan banka faizleriyle bir ilgisi yoktur! (Yani bugünkü banka faizleri İslam’a uygundur ve meşrudur.)”

“Ehli Sünnet, sonradan uydurulmuş bir anlayıştır, gerçek dışıdır!”

“La ilahe illallah’ın yanında ‘Muhammedün Rasulullah’ demek sonradan çıkarılmıştır, Kur’an’ın hiç bir yerinde bu iki cümle birlikte zikredilmemiştir. Dolayısıyla Kelime-i Tevhit sadece ‘La ilahe illallah’ demekten ibarettir!”

Bu iddiaları ortaya atanların dayandıkları gerekçeyi de net bir şekilde öğrenelim:

“Peygamber Allah’ın elçisidir, Allah’ın bildirdiğinin dışında, kendiliğinden bir ilave yapamaz. Kur’an dinin tamamıdır. Peygamber, Kur’an dışında kendiliğinden tüm insanları bağlayacak bir din kuralı koyamaz. Şayet peygamber böyle bir şey söyleseydi, Kur’an’a, dine ilave yapmış olurdu. Bu olay, “Kur’an her şeyi açıklamaz, Peygamber onu tamamlar’ diyen zihniyeti, kökünden geçersiz kılar. Kur’an dinin tamamıdır.” [1]

Daha açık bir ifade ile şöyle denmek isteniyor: İslam’da tek kaynak vardır o da Kur’an’dır! Allah’ın kitabının dışında, İHz. Peygamber’in sünneti/sözleri kaynak değildir! İtibar edilemez!

NASIL BİR BOMBA İLE
KARŞI KARŞIYA BULUNUYORUZ?

Aslında söz konusu görüşü savunanların iddialarında birçok tutarsızlıklar ve çelişkiler bulunuyor. Olayı pratik boyutta değerlendirdiğimizde ve örneklerle sorguladığımızda bu tutarsızlıklar ve çelişkiler daha net bir şekilde kendini gösteriyor:

•         Allah’ın kitabında, namazın farz kılındığı beyan edilmiştir. “Namazı dosdoğru kılınız” buyurulmuştur. Ama namazın nasıl “dosdoğru kılınacağı”, kaç rekat kılınacağı, namazın temel şartlarının, namazı bozan hallerin neler olduğu açıklanmamıştır. Bu ibadetle ilgili bu ayrıntılar, Yüce Allah tarafından Kur’an’dan ayrı olarak Hz. Peygamber’e bildirilmeseydi, o da Müslümanlara nakletmeseydi, ibadeti nasıl icra edecektik?

•         Kur’an-ı Kerim’de orucun farz kılındığı açıklanmış, bu görevin nasıl yapılacağı, şartlarının neler olduğu beyan edilmemiştir. Bunlar Peygamberimiz tarafından açıklanmasaydı, oruç ibadetinin esaslarını nasıl bilecektik?

•         Zekat, Kur’an’da  defalarca zikredilmiştir. Ama bu önemli vazifenin kimler tarafından yapılması gerektiği ve nasıl verileceği anlatılmamıştır. Bunları Hz. Peygamber öğretmeseydi ve örnek olarak uygulamasaydı Müslüman nasıl Zekat verecekti?

•         Hac ve umre gibi görevlerin de nasıl gerçekleştirileceği aynı şekilde Allah’ın Elçisi tarafından beyan edilmeseydi, Müslümanlar bu görevleri nasıl yerine getirebileceklerdi?

•        Abdestin temel unsurları Kur’an-ı Kerim’de açıklanmış, ancak  abdestin bozulmasına yol açan haller zikredilmemiştir. Bunu yine Hz. Peygamber öğretmiştir. Bundan başka Gusül abdestinin ne zaman alınması, nasıl alınması gerektiği Allah’ın kitabında anlatılmamıştır, Allah’ın elçisi anlatmıştır.

•         Diğer taraftan içkinin ve kumarın haram olduğu Allah’ın kitabında beyan edilmiş, ama günümüzde kullanılan bir çok türde içkinin ve kumarın haram olup olmadığını anlayabileceğimiz temel kıstaslar Kur’an-ı Kerim’de beyan edilmemiştir. Bu kıstasları Peygamberimize, Yüce Allah Kur’an’ın dışında bildirmiş, o da Müslümanlara nakletmiştir.

Örnekleri daha da çoğaltmak mümkün.

Düşmanın, yani ABD’nin yukarıdaki görüşlerine itibar ederek, “Kur’an, dinin tamamıdır, onun dışında Hz. Peygamber’in açıklamaları geçersizdir!” anlayışını esas aldığınızda ibadetler yok oluyor, daha doğrusu yok sayılıyor.

ABD OYUNUNDA PEYGAMBERİMİZİN
ÖĞRETTİĞİ TÜM YAŞANTI YOK SAYILIYOR

Sadece ibadetler yok olmuyor, Müslüman’ın yerine getirmesi lazım gelen tüm dini gerekler, tüm İslami yaşantılar yok oluyor.

Mesela Kur’an-ı Kerim’de yer almadığı için:

- Toplum hayatından ezanlar kalkıyor!

- Cemaatle namaz kılmak hiçe sayılıyor!

- Ramazan ve Kurban Bayramları yok oluyor. Bu dini bayramlarda bütün toplumu kaynaştıran bayramlaşma adet ve gelenekleri de bitiyor!

- Müslümanların birbirlerine selam vermelerine kadar pek çok İslami sosyal yaşantı, Kur’an-ı Kerim’de yer almaması yüzünden geçersiz sayılıyor!

Daha çok örnek saymak mümkündür.

Kısacası Müslüman, Müslümanca yaşantısını tamamen bırakmış oluyor. Müslüman kitlelerde İslam, yaşanır bir din olmaktan çıkıyor. İnsanların manevi hayatı çorak bir hale geliyor.

Bu durumda nasıl tehlikeli bir bomba ile karşı karşıya olduğumuz herhalde anlaşılıyor.

BOMBAYI BOMBACININ ELİNDE
PATLATACAK KUR’AN AYETLERİ

Aslında Müslüman Allah’ın kitabını bilinçli bir şekilde öğrenebilse ve anlayabilse, bombayı hazırlayanların kabul ettikleri kaynağın, yani Kur’an-ı Kerim’in onlara hak ettikleri cevabı verdiğini ve böylece bombacının kendi silahıyla kendini vurduğunu açıkça görebilir.

Kur’an-ı Kerim ayetleri açıkça gösteriyor ki, Allah’ın kitabından başka Hz. Peygamber’in örnek yaşantısı, hadisleri (sözleri) ve davranışları da kesin delildir, kaynaktır.

Bu konudaki ayetlerde Yüce Allah (CC) şöyle buyurmuştur:

ABD’NİN OYUNUNU BOŞA
ÇIKARAN KUR’AN AYETLERİ

“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız, bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve sizi mağfiret eylesin...” [2]

“Sizin için Allah’ın Resulünde güzel örnekler vardır.” [3]

“Peygamber size neler getirdiyse, onları alın ve nelerden vazgeçirdiyse, onlardan kaçının.” [4]

“O kendi hevasından konuşmuyor, ancak vahyolunanı konuşuyor.” [5]

Bu Kur’an ayetleri, Hz. Peygamber’in hadislerini ve açıklamalarını inkar eden ve kaynak kabul etmeyen iddiayı boşa çıkarıyor.

Tabiri caizse bombayı, bombacının elinde patlatıyor..

TEHLİKELİ DÜŞÜNCEYİ ASIL
GEÇERSİZ KILAN HAK DELİL

Öncelikle şunu önemle vurgulamalıyız ki,  “Kur’an-ı Kerim tek kaynaktır, ondan başka kaynak yoktur” bombası, asıl bilinçsiz Müslümanların Allah’ın kitabına olan inancını ve güvenini yıkması bakımından büyük tehlike arzediyor.

Neden ve nasıl diyeceksiniz?

Öncelikle Kur’an-ı Kerim’in, bir kitap haline getiriliş sürecini detayıyla hatırlamağa çalışalım:

Bilindiği gibi, Kur’an, Yüce Allah tarafından Hz. Peygamber’e topyekün bir kitap halinde indirilmemiştir. Yaklaşık 23 sene içerisinde bazen sure sure, bazen ayet ayet indirilmiştir. Her vahiy geldiğinde, ayet ve surelerin, Allah’ın kitabının neresine konulacağı, hangi bölüme yerleştirileceği, Peygamberimiz tarafından bildirilmiştir. Kur’an-ı Kerim parça parça her indirildiğinde, bazı ashap tarafından ezberlenmiş, bazı ashap tarafından da taşlara, kemiklere ve ceylan derilerine yazılmıştır. O zamanki imkanlar ve şartlarda Allah’ın kitabı bu şekilde kayıt altına alınmıştır.

Kur’an-ı Kerim ayetleri ve sureleri ilk olarak Hz. Ebu Bekir’in halifeliği zamanında, uzman bir heyetin ciddi çalışmalarıyla, bir araya getirilmiş ve bir kitap halinde yazılmıştır. Bu çalışmada ayetler ve sureler, Hz. Peygamber’in hayattayken nasıl emir buyurmuşsa, o şekilde sıraya sokularak yazıya geçirilmiştir.

Kılı kırk yararcasına titizlik gösterilen bu faaliyette, öncelikle her ayet veya surenin yazılı olarak getirilmesi şart koşulmuştur. Ayrıca getirilen yazılı Kur’an parçalarının, Peygamber’in huzurunda yazıldığına dair iki şahit gösterilmesi de esas alınmıştır. Bu hummalı çalışma göz önüne alındığında, Allah’ın kitabının derlenip toparlanması hizmetinde sadece birkaç büyük sahabenin değil, her ayet veya surenin heyete arzedilmesinde (getiren kişi ve iki şahit olmak üzere) en az üç sahabe görev yaptığına göre, 6666 ayet ve 114 sureden oluşan Kur’an’ın bir kitap haline getirilmesinde yüzlerce ashabın büyük emeği ve katkısı olmuştur.

İşte Kur’an-ı Kerim’in dışında kaynak kabul etmeyen “bomba” anlayış, Allah’ın kitabının sadece Hz. Peygamber tarafından nakledilişini ve tebliği edilişini dışlamakla kalmıyor, yüzlerce sahabenin bu hizmetini ve emeğini de devreden çıkarıyor.

Zincirin bir halkası koparıldığında ve devre dışı bırakıldığında nasıl bütün zincir fonksiyonunu kaybederse, Kur’an-ı Kerim’i bize kadar intikal ettiren zincirin ilk halkalarını (Hz. Peygamberi ve ashabını) devreden çıkardığınızda da Kur’an sağlam bir kaynak olma özelliğini tamamen yitirir. 

DÜŞMANIN OYUNUNU
BOZAN KUR’AN AYETLERİ

Bu durumda “Kur’an’dan başka kaynak yoktur” diyenler, hem büyük çelişkiye düşüyorlar, hem de zımnen Allah’ın kitabının da kaynak olmadığını söylemiş oluyorlar. Böylece kendi silahlarıyla kendilerini vurmuş, kendi iddialarını kendileri çürütmüş oluyorlar.

Ama bunu kaç kişi bilir ve anlayabilir ki?

İslam’ı iyi öğrenememiş ve anlayamamış Müslüman kesimlerde, özellikle genç kuşaklarda bombanın önemli ölçüde yıkımlar meydana getireceği şüphesizdir. Bu muzır anlayış en azından bu kesimlerin, Kur’an-ı Kerim’e olan inançlarını ve güvenlerini yıkacak, insanları Allah’ın kitabına şüpheyle bakar, İslam’ı sorgular hale getirecektir.

Belki de bombayı hazırlayan merkezlerin asıl amaçları budur. Nitekim olay, Amerikalı İslam düşmanlarının en çok başını çekenlerinden İşadamı-misyoner Al Dobra’nın sözlerini hatırlatıyor:  “Amacım bir Müslüman’ı dininden döndürmek değil. (..) Hedefim (olan attığım tohum) önce çürüyecek, sonra çatlayacak ve (fidan) büyüyecek; (o kişiler) giderek kendi dinlerini sorgulamaya başlayacaklardır.” [6]

SONUÇ

Aslında Kur’an’ın dışındaki kaynakları yok sayan anlayış sadece bu zamanda yeni ortaya çıkmış bir safsata değildir. Bir asırdan beri değişik zamanlarda ve dönemlerde İslam dünyasında bu düşünceyi savunanlar çıkmıştır. Bu düşüncenin mensuplarının Batı’yla yakından ilişkide bulunan düşünür ve alimler arasından çıkmış olması dikkat çekicidir.

Bilindiği gibi bu programla, Müslümanların, ABD (ve Batı) tarafından kontrol altına alınmasını ve İslam anlayışlarının Batı’ya uyumlu hale getirilmesini amaçlanıyor. Daha pratik bir ifadeyle ABD’ye “hayır” demeyen, “evet” diyen bir Müslüman tipi yaygınlaştırılmak isteniyor. İslam ülkelerinin bu çerçevede bir yol izlemeleri, iktidarların bu çizgide bir tutum sergilemeleri dayatılıyor.

Belki de biri ötekinin devamı olan, birbirini desteklemek üzere oluşturulmuş iki programla karşı karşıya bulunuyoruz. Sanki birbirini fitillemek ve ateşlemek üzere kurulmuş bombalar...

Müslüman bu bombaların tesirinden kendisini nasıl koruyabilir?

Dediğimiz gibi bilinçli bir Müslümansanız, kendinizi koruyabilirsiniz ve hiçbir tehlike sözkonusu olamaz.

Peki ya bilinçsiz ve bilgisiz Müslüman kitleler ne olacak?

Nitekim Müslüman “aydınlar”dan kimilerinde o bombaların tesiri açıkça görülüyor.

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden1950@hotmail.com

 

 



[1] İslam’ı Doğru Anlayabilmek, 2004, İstanbul, s: 66

[2] Al-i İmran Suresi: 31

[3] Ahzap Suresi: 21

[4] Haşr Suresi: 7

[5] Necm Suresi: 3

[6] Sivil Örümceğin Ağında, Mustafa Yıldırım, Toplumsal Dönüşüm Yay. 2004, İst. S: 407, A.k.: Mother Jones, May/June 2002, s.46

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.06.2017 - 17:49 -307-
Bu sayfayı paylaşın :