İslâm’ın temel kaynaklarına yapılan saldırılara seyirci kalamayız!

-A A +A

Bir yandan, bu toplumun İslâm’la ilişkisi süratle çözülüyor... İslâm’la ilişkisi sıfırlanan bir kuşak geliyor…

Öte yandan da, İslâm’ın kurucu kaynaklarına içerden inanılmaz bir saldırı yapılıyor…

Mezhepler tartışmaya açılıyor: Akîdenin temelleri sarsılıyor…

Hadisler tartışmaya açılıyor… Hz. Peygamberin (sav) konumu sarsılıyor…

Bunların hepsi, önce, Peygambersiz İslâm projesi’nin ön-hazırlıkları.

Ardından sıra Ku’ân’a gelecek… Kur’ân’daki âyetlerin açıklanmasında ciddi sorunlar yaşanacak ve Kur’ân’dan soğutulacak kitleler…

DİYANET DE, İLÂHİYÂTLAR DA İSLÂM’IN TEMELLERİNE YAPILAN SALDIRILARA SEYİRCİ KALAMAZ!

Müslümanları 1400 yıl dimdik ayakta tutan İslâm’ın kurucu kaynaklarına, temel yapılarına, bu kaynakların ve yapıların iyi-kötü temsilcisi bütün cemaatlere büyük bir saldırı var.

Üstelik de Batı uygarlığının felsefî olarak çöktüğü, diğer dinlerin fosilleştirildiği; dünyanın, İslâm’a, İslâm’ın kuşatıcı, kucaklayıcı, diriltici, insan haysiyetini koruyucu evrensel mesajına her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissettiği bir zaman diliminde, bir yok oluş mevsiminde İslâm’ın temellerinin sarsılması, kaynaklarının ağır saldırıya uğraması tam bir intihardır…

İslâm’ın temellerine, kurucu kaynaklarına, hadislere, Ehl-i Sünnet’e, Hz. Peygambere büyük bir saldırı oluyor.

Diyanet uyuyor…

İlâhiyatlar uyuyor…

Olmaz!

Daha da vahimi, bu saldırılar, Diyanet’in içindeki bazı odaklar, ilâhiyâtlardaki bazı sığ tipler tarafından da destekleniyor hatta bizzat yürütülüyor zaman zaman.

İyi de Diyanet niçin var?

Tam da böyle zamanlar için var, değil mi?

İlâhiyâtlar niçin var, ne işe yarar?

Tam da böyle zamanlarda İslâm’ın ana omurgasını, kaynaklarını korumak için var.

Üstelik, oryantalistlerin iki asırdır geliştirdikleri ama bizim proje tiplerimizin gündeme getirdikleri, gönüllü acentalık yaparak yürüttükleri bu tür saçma sapan saldırılar, genelde kitlelerin, özelde genç kuşakların İslâm’dan hızla uzaklaşmalarına, İslâm’dan soğumalarına, nefret etmelerine, deizmin, nihilizmin, ateizmin kucağına sürüklenmelerine yol açıyor…

MUHAFAZAKÂR DİNDARLAŞMA: DİNİ DARLAŞTIRMA…

Bir yanda muhafazakârlaşma süreci var; ama öte yanda da İslâmî duyarlıklar aşınıyor hızla!

Bu bir çelişki mi, peki?

Hayır.

Hayır; çünkü muhafazakârlık bir modernleşme, sekülerleşme biçimdir: Konformizm, oportunizm, kariyerizm, bireyselleşme, beraberinde, sosyal ve ahlâkî yapıların ve duyarlıklarını yırtılmasını ve aşınmasını da getiriyor kaçınılmaz olarak.

Sanıldığı gibi, muhafazakârlaşma, otomatik olarak, İslâmîleşme değil, modernleşme ve sekülerleşme biçimlerini tetikliyor; bu da protestanlaşmış, bireysel alana hapsedilen, duyarlıkları aşınan bir din algısı, olgusu ve dindarlaşma biçimi üretiyor.

Bu anlamda muhafazakâr dindarlaşma, dini protestanlaştırma ve dini dar’laştırma biçimidir.

Devamı için tıklayınız...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 10.08.2017 - 15:38 -676-
Bu sayfayı paylaşın :