İsmail Sirâceddin Şirvani Hazretleri

-A A +A

           Bugün Amasya’da Şamlar Mahallesi’nde şehre hâkim yüksekçe bir tepe üzerinde inşa edilmiş olan türbede metfun bulunan Halidi şeyhlerinden efsaneleşen Amasya’da yetişen büyük âlim ve velilerden eski Sadrazamlardan (Başbakan) “Mehmet Rüştü” Efendi’nin babasıdır.

           Hicretin 1197(1782-83)yıllarında Azerbaycan’ın Şirvan vilayeti, Şemahi kasabasına bağlı ‘’Kürdemir’’ köyünde dünyaya gelmiştir. Tahsil çağına varınca, adı geçen kasabada Baba Efendi adındaki âlimin öğrencilerinden Muhammed Nuri Efendiden ‘’Molla Cami’nin ‘’Kafiye Şerhi’ne kadar okumuştur.

           Daha sonra 1215  (1800-1801) tarihinde Erzincan’a gelerek burada Evliya-zade Abdurrahman Efendiden eğitim ve öğrenimini tamamlayıp icazet almıştır.  Bundan sonra Tokat’a gelerek burada da bir sene oturduktan sonra Bağdat tarafına yönelip Süleymaniye’de “Mirzevi Yahya” Efendi’den hadis ilmini, İbni Âdem lakabı ile tanınan Molla Muhammed namındaki faziletli kişiden de felsefi ilimleri öğrenmiştir.1220 (1805-1806) tarihinde Burdur kasabasına gelerek orada da bir süre fıkıh okumuş; bundan sonra Şirvan’a giderek vatanı olan ‘’Kürdemir’’e geçip orada yedi yıl eğitim ve öğretimle uğraşmıştır.

          Daha sonra Hac görevini ifa için Hicaz’a gitmiş ve 1228 (1817-1817) senesinde mürşidinden icazet alarak tekrar Şirvan’a gitmiş ve dokuz yıl Şirvan’da irşad görevi ile meşgul olmuş ve bu arada evlenmiştir.

           İsmail Şirvani Hazretleri’nin Şirvan’da, Abdulhamit Efendi adında bir oğlu dünya ya gelmiş, bu zat Karadenizde bir yolculuk esnasında iken geminin batmasıyla vefat etmiştir.

           Mevlana İsmail Siraceddin kendi memleketinde Kafkas Kartalı diye tanınan Şeyh Şamil, Şeyh Mehmet Efendi, Şeyh Ahmet Efendi El-Ağdaş gibi zatlara hilafetname vermiştir.

            Şeyh Şamil olayı ortaya çıktığında; Mevlana İsmail Şirvani’nin Şeyh Şamil’in hocası olduğu anlaşılınca Ruslar tarafından hapsedilmiş, ancak müritlerinden “Şeyh Ahmet El-Ağdaşi” kendilerine kefil olmak sureti ile üstadını hapisten kurtararak 1242 (1826-1827) senesinde Mevlana İsmail Şirvaniyi “Ahıska’ya” sağ salim getirmiştir.

           Ruslar Ahmet Efendi’yi hapsetmişlerse de bir yolunu bulup hapisten kaçarak o da Ahıska’ya kadar gelip İsmail Şirvani Hazretleri ile bir araya gelmişlerdir. Ahıska’da iki sene kaldıktan sonra Ruslar’ın Ahıska’yı istila eylemleri üzerine her ikisi de oradan ayrılarak Amasya’ya hicret edip böylece Amasya’da dört sene kalmışlardır. 

           Amasya’ya gelişlerinden iki sene sonra 1244 (1828-1829) yılın da oğlu Rüştü dünya ya gelmiştir.(Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa).

           Mevlana İsmail Şirvani bundan sonra Amasya’dan ayrılarak Sivas’a gitmiş ve dokuz sene Sivas’ta ikamet etmiştir. Diğer oğlu Ahmet Hulusi (Kazasker),1249 (1833-1834) yılında Sivas’ta doğmuştur.

           İsmail Şirvani 1255 (1839-1840) yılında tekrar Amasya ya dönmüş burada 1260 (1844) yılında üçüncü oğlu Mustafa Bey doğmuştur. Geri kalan ömrünü Amasya’da tamamlayan İsmail Şirvani Hazretleri 1264 (1847-1848) tarihinde 67 yaşındayken, kolera hastalığına yakalanarak, Ramazan ayının on yedinci(17.) günü vefat etmiştir. Cenazesi Şamlılar Mezarlığının yüksek bir noktasına, Amasya’ya hâkim bir tepenin üzerine defnedilmiştir.

           İsmail Şirvani Hazretlerine Siraceddin Mahlası, hocası Mevlana Halid tarafından verilmiştir. Âlimler arasındaki lakabı, Fakirullah, Kutbu’l-Aktab, Gavsü’l Enam, Seyyid Ennüceba, Şah İsmail Şirvani, Hazreti Mevlana diye çağrılır.

           Denizli Kasabası’ndan Şeyh Hacı Ahmet Efendi ve Mir Hamza Niğari bu zatın halifelerindendir. Akli ve nakli ilimlerde zamanının emsalsiz bir bilgini olduğu, özel olarak fıkıh ilminde bir kaynak teşkil eder derecede bilgiye sahip olduğu anlatılmaktadır. İsmail Şirvani, gayet alçak gönüllü, itaatkâr, saygılı, Şah Nakşibendi meşrep, hikmet sahibi, Hakka ulaştıran, eğitici bir mürşid idi.

           Şeyhin mezarı üzerine 1286 (1869-1870) senesinde oğlu Sadrazam Şirvani-zade Mehmet Rüştü tarafından iki kubbeli bir türbe inşa ettirilmiş olup 1290 (1873-1874) tarihinde de vakıfları tanzim ettirilmiştir.

           Bugün türbesinde metal bir levha üzerine yazılı hayat hikâyesi ile birlikte yer alan Mevlana Halid’in kendisine vermiş olduğu “icazetname” kopyası incelendiğinde Nakşi tarikatının inceliklerini görmek mümkündür.

           Kısacası; İsmail Şirvani Hazretleri, gayet alçak gönüllü, iteatkar, saygılı, Şahı Nakşibend meşrep, hikmet sahibi, Hakka ulaştıran, eğitici bir mürşid idi. .(1)

Arapçada olan İcazetname mealen şöyledir.

         “Hamd sadece Allah’a mahsustur. Salavat ve selam vahyine seçtiği Hz. Muhammed’e (s.a.v),ailesine ve sahabesine olsun. Bundan sonra Allah’ın halifesi olarak şefkatli, sadık dost, âlim, ariflerin ve faziletlilerin menbaı, sedat-ı tarik-ı Nakşibendiyyenin emri ile kuvvetlendirilmiş kardeşim, sevdiğimiz uca (!) ve kerem sahibi Hacı İsmail Efendi’ye “icaze” verdim. Allah’u Teâla bereketini, derecelerini ve hallerini artırsın. Talebelerine feyzlerini yağdırsın. Ona nakşibendiye tarikatında irşad, zikir ve tevhid telkini ile taliplere nazarının tesirini, nurları muayyen etmekteki ve perdeleri kaldırmaktaki iktidarını tecrübe ettikten sonra icaze verdi. Bu icazeyi, silsile-i aliyenin büyüklerinden aldığım müsaade ve peygamberin sünneti üzerine istihareden sonra verdim. Evliyanın yoluna teşebbüs eden herkes onun sohbetini ganimet bilsin. Ona kitap ve sünnete sarılmayı tavsiye ederim. Keşf ve vicdan ehli imamlara uygun olarak fırka-i naciye olan ehlisünnetin görüşlerinin gereği olan akideyi tashihe emredip çalışmayı vasiyet ederim. Ve ona Kur'an muallimlerine, fıkıh âlimlerine, sufilere hürmet etmeyi, kalp selameti, nefis semaheti, cömertlik, güler yüzlülük, eziyetten çekinmek, kardeşlerin kusurlarını affetmek, büyüklere ve küçüklere nasihat, düşmanlıkları terk etmek, tamahı terk etmek, ihtiyacın karşılanacağı hususunda Allah’a itimat etmek (Allah kendisine güvenenleri darda koymaz),kurtuluşun ancak doğrulukta olduğundan (doğruluktan) asla ayrılmamak ve Allah’a vasıl olmak ki, bu ancak Hz.Muhammed’tabi olmaktır.(Salavat ve selam Hz.Muhamed’e (s.a.s),ailesine ve sahabesine olsun).Kendisini hiç kimseden üstün görmeyip nefsini herkes den aşağı görsün, aleyhinde hareket edenleri ve hased edeni Allaha havale etsin. Başına gelen şerri gayreti ile def etmeye çalışmasın. Bu tarkat-ı aliyenin şeyhleri kimi himmetleri ile sana yetişecekler. Eğer isterse Allah’u tealanın kudreti ile fesadı o anda maddi olarak bağlarlar. Bedenlerinin sayısınca, razı olduğu nefisler adedince, dünyanın ziyneti ve kalemlerinin mürekkepleri sayısınca (mikdarınca)Allah’ın salavat ve selamı yine Nebiy-i ümmisi Muhammed’in aile ve sahabesinin üzerine olsun.

           Âlemlerin Rab’ına hamd olsun.

           Ben fakir ve miskin Halid en Nakşibendi, el Müceddidi

           Mevlay-ı Kerim’in büyük fazlına erişmiş

           Mühr-ü şerif;

           El Halidi, El Nakşibendî, El Müceddidi, El Kadiri, El Kübrevi, El Sühreverdi, El Çişti

           Aşağıdaki resim Şeyh Mevlana Hazretlerinin Şeyh İsmail Şirvani Hazretleri’ne verdiği “icazetname ”dir.(2)

           Türbetin batı tarafı mescid olarak kullanılmaktadır. Halk arasında Şirvanlılar Türbesi diye anılan bu türbe içerisinde “Sicareddin İsmail Hazretleri” ile birlikte 17 Ocak 1889 tarihinde Amasya’da vefat eden onun oğlu İstanbul eski kadısı “es-Seyyid Ahmet Hulusi” Efendi ve damadı “el-Hac İsa Ruhi Efendi” metfundur.

           Türbenin bitişiğinde avlusu geniş bir Cami şerif, güzel bir şadırvan ve birde konak olduğu söylenmektedir. Fakat günümüzde bu Camiden eser kalmamış olup konak ise eskidiğinden dolayı restore edilmiş ve muntazam bir hal almıştır.

           Türbenin güney ve doğu tarafları tamamıyla kabristan olup burada pek çok âlim ve fazıl metfundur. Günümüzde bunların çoğunun mezarları da tahrip edilmiştir.

       İsmail Siraceddin Şirvani Hazretlerinin Çocukları.

1)   Abdulhamit Efendi: İsmail Şirvani Hazretleri’nin Şirvan’da, Abdulhamit

Efendi adında bir oğlu dünya ya gelmiş, bu zat Karadenizde bir yolculuk esnasında iken geminin batmasıyla vefat etmiştir.

2)   Mustafa Bey: İsmail Şirvani 1255 (1839-1840) yılında tekrar Amasya ya

dönmüş burada 1260 (1844) yılında üçüncü oğlu Mustafa Bey doğmuştur.

3)   Ahmet Hulusi: İsmail Şirvani Hazretleri’nin diğer bir oğlu Ahmet Hulusi’dir.

Ahmet Hulusi (Kazasker),1249 (1833-1834) yılında “Sivas’ta” doğmuştur. Tahsilini Tahsilini Amasya ve İstanbul’da yaptı. Önce müderris 1867 Galata Mollası oldu. Aynı yılın Aralık ayında Mekke’yi Mükerrereyse ve daha sonra da İstanbul payelerini aldı. Kendisine 1874’te fiilen İstanbul kadılığı ardın da Anadolu Kazaskerliği payesi verildi.1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi)sırasında Afganistan’ın Rusya’ya taarruz ederek Osmanlı Devleti’ne yardımda bulunmasını ve aynı zamanda İngiltere ile diplomatik münasebetlere girişmesini temin için 1877’de fevkalade sefir olarak Sultan II. Abdülhamit tarafından Afganistan’a Emir Şir Ali Han nezdine gönderildi. Ahmet Hulusi Efendi, beraberinde Haremeyn payesine sahip sır kâtibi Mektûbizade Ahmet Buhâi Efendi ve daha bazı kişiler olduğu halde.Hindistan…..

 bitirdikten sonra, 1284 (1867) tarihinde “Galata Mollası” olmuş ve “Mekke Pâyesi”11yle daha sonra da “İstanbul Pâyelikleri”yle taltif edilmiştir. 1294 (1877)tarihinde memuriyetine son verilerek Afganistan’a gönderilmiş ve 1295 (1878) tarihinde “Diyarbakır Nâipliği’ine (kadı vekilliğine) ve daha sonra da Amasya’ya gelip 1306 (1888-1899) senesi Cemaziye’l-ûlânın on beşinci günü Amasya’da vefat ederek babasının medfun bulunduğu türbeye defnedilmiştir. “Osmanlı Müellifleri”  ve “Sicill-i Osmâni” bu bilgiyi vermektedir.

4)   Mehmet Rüştü Paşa: İsmail Şirvani Hazretlerinin Amasya’ya

gelişlerinden iki sene sonra 1244 (1828-1829) yılın da oğlu “Mehmet Rüştü” dünya ya gelmiştir.(Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa). Rüştü Paşa Osmanlı Devleti zamanında ilmiyeden vezirlik makamına yükselen ender Vezir ve Sadrazamlardan biridir. Mehmet Rüştü Paşa’nın Sadrazam olduğu yıllardaki bir resmi: .(3)

           İsmail Siraceddin Şirvani Hazretlerinin Halifeleri

1)   Şeyh Hacı Ahmed El Ağdaşi Efendi Denizli Kasabası’ndan İsmail Şirvani

Hazretlerinin halifelerindendir.

2)   Şeyh Hacı Mehmet Efendi: İsmail Şirvani Hazretlerinin halifelerinden

Biridir

3)   Şeyh Şamil (Kafkas Kartalı) İsmail Şirvani Hazretlerinin halifelerinden bir

başkası da; Şeyh Şamil (Kafkas Kartalı)dır. Şeyh Şamil Dağıstan’ın Gimri Köyü’nde 1797 yılında dünyaya geldi. Kafkasya’nın hürriyeti için mücadele etmiştir. İsmail Şirvani Hazretleri kendi bilgi ve tecrübelerini Şeyh Şamil’e aktarıp icazet vermiştir.

Şeyh Şamil, 1871 yılında Hac ziyareti için bulunduğu Arabistan'da vefat etmiş ve Medine'de “Cennet-ül Baki” mezarlığında Rufai tarikatının şeyhi Seyyid Rufai tarafından cenaze namazı kıldırılarak defnedilmiştir. Onun savaş yıllarında çekilmiş bir resmi: .(4)

4)   Mir Hamza Niğari İsmail Şirvani Hazretlerinin halifelerindendir.

Seyyitlerden olduğu söylenilen bu zat, Mevlâna Sirâceddin İsmail Şirvâni Hazretlerinin halifelerindendir. Zahir ve batın ilimleri büyük üstadından okumuş ve ondan öğrenim görmüştür. Tasavvuf vadisinde irşatla uğraşmaya başlayan Hamza Nigâri’nin başına toplanan binlerce müritlerinin, günün birinde sultan Abdulhamid’e jurnal edilmek suretiyle padişahın dikkatinin çekilmesine sebep olunmuştur. Hakkında ne gibi jurnal yapılmış olmalıdır ki, bu zatın Harput’a sürülmesine dair çıkan irade üzerine Amasya’dan uzaklaştırılmıştır. Hicretin 1303 (1885/86) tarihinde Harput’da vefat edip vasiyeti üzerine cenazesi sevenleri tarafından Amasya’ya gönderilmiş ve şimdiki medfun bulunduğu yere defnedilmiştir. Onun karakalemle yapılan ve daha sonra renklendirilen bir resmi .(5)

 

 

           İsmail Siraceddin Şirvani Hazretlerinin Türbesine Defnedilenler.

1)   İsmail Siraceddin Şirvani Hazretleri: İsmail Siraceddin Şirvani

Hazretleri 1264 (1847-1848) tarihinde 67 yaşındayken, kolera hastalığına yakalanarak, Ramazan ayının on yedinci(17.) günü vefat etmiştir. Cenazesi bu gün yukarı türbe olarak bilinen Şamlılar Mezarlığının yüksek bir noktasına, Amasya’ya hâkim bir tepenin üzerine defnedilmiştir.

           Şirvani-zade Mehmet Rüştü Paşa” 1870 yılında vefat eden babası İsmail Şirvani Hazretlerinin mezarı üzerine bir türbe yaptırır.1873 yılında da vakıflarını tanzim ettirir.

2)   Ahmet Hulusi Efendi: Türbenin içerisinde Sicareddin İsmail Hazretleri

İle birlikte 17 Ocak 1889 Amasya’da vefat eden oğlu İstanbul eski kadısı es-Seyyid Ahmet Hulusi Efendi dir. Tahsilini Amasya ve İstanbul’da yaptı. Önce müderris, Mayıs 1867 de de Galata Mollası oldu; ayın yılın aralık ayında Mekke-i Mükerreme ve daha sonra da İstanbul payelerini aldı. Kendisine 1874’te fiilen İstanbul kadılığı, ardından da Anadolu Kazaskerliği payeliği verildi.1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı (93 Harbi) sırasında Afganistan’ın Rusya’ya tearuz ederek Osmanlı Devleti’ne yardımda bulunmasını ve aynı zamanda İngiltere ile diplomatik münasebetlere girişmesini temin için 1877’de fevkalade sefir olarak Sultan II. Abdülhamit tarafından Afganistan’a, Emir Şir Ali Han nezdine gönderildi. Ahmet Hulusi Efendi, beraberinde Haremeyn payesine sahip sır kâtibi Mektûbizade Ahmet Bahâî Efendi ve daha bazı kişiler olduğu halde Hindistan yolu ile Kabile hareket etti. Ağustos ayında Kabil’e varabildi ve Bir hayli zorluklardan sonra Şir Ali Han tarafından kabul edildi. Ancak bu elçilik görevinden istenilen sonucu alamadı. Heyet II. Abdülhamit ’in mektup ve hediyelerini Şir Ali Han’a verdikten sonra geri döndü. Ahmet Hulusi Efendi, dönüşte Diyarbakır naibliğine tayin edildi.(1878); iki yıl sonra da Amasya’da ikamete mecbur tutuldu. On beş Cemaziyelevvel 1306 ‘da (16 Ocak 1889) orda vefat etti.

           Mecellenin birden beşe kadar olan kitaplarında “Divan-ı Ahkâm-ı Adliyye Azazası” ünvanı ile mühürü vardır. Altı. Yedi ve sekizinci kitapların hazırlanmasına katılmamıştır. Dokuzuncu kitapta aynı unvan, onuncu kitapta “ Şûrayı Askerî Müftüsü”, on birinci kitapta   

 

3)   Damadı “el-Hac İsa Ruhi Efendi” burada metfundur. .(6)

 

Kaynaklar:

(1)Amasya Evliyaları – Turan Böcekçi Sayfa: 69  

(2) Hüseyin MENÇ; Tarih İçinde Amasya, Sayfa:264

(3) Hüseyin MENÇ; Tarih İçinde Amasya, Sayfa:266

(4) Hüseyin MENÇ; Tarih İçinde Amasya, Sayfa:264

(5) Hüseyin MENÇ; Tarih İçinde Amasya, Sayfa:268

(6) Hüseyin MENÇ; Tarih İçinde Amasya, Sayfa:268

(7) Yolumuzu aydınlatanlar İsmail Siraceddin Şirvani Hazretleri Buyurdu.

Kategori: 

1 Comment

RAHMÂN, RAHÎM ALLAH İSMİYLE

RAHMÂN, RAHÎM ALLAH İSMİYLE Gönlünüze esenlik dilerim. Güzel bir çalışma olmuş. ALLAH CELLE VE A'LÂ hayırlı muradlarınızı versin. ALLAH'ın Salât ve Selâmı Rasulullah Efendimize Aline, Ashabına ve Güzellikle Onun Yolundan Gidenleredir.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.07.2017 - 15:38 -628-
Bu sayfayı paylaşın :