+A A -A

İsrail Kör Düğümü

-A A +A

Siyah renk Filistin.1946’dan beri İsrail’in işgal ve zulüm ile kendi lehine genişlettiği ve milyonlarca Filistinliyi yurtlarından sürdüğü haritalar.

Trump’ın akılsızca aldığı karar üzerine Türkiye’nin, İslam ülkelerini İstanbul’da toplaması ve kararlar çıkarttırması büyük bir başarıdır.

Bir kere bu kararlarla Trump’ın aldığı karar ret edildi ve bütün dünya kamuoyuna deklare edildi.

Kudüs’ün üç semavi dinin ve bir yönüyle bütün insanlığın ortak değeri olduğunu gösterdi.

Trump’ın kararına Doğu Kudüs’ü Filistin’in Başkenti olarak kabul etme resti ile karşılık vermiştir.

Bununla İslam dünyasının lideri olduğunu ispatlamıştır. Bazı devletlerin kerhen katılmaları bu gerçeği değiştirmeyecektir.

Gerçi bütün bunlar ne kanları dökülen Filistin şehitlerini geri getirebilir, ne de devam eden mezalim ve işkenceyi kısa sürede durdurabilir. Zira İsrail denen küçük bir taife ile değil, dünyanın tamamını mahvedecek nükleer silahlara sahip bir ABD belası ile karşı karşıyayız.

MÜZMİN MUHALİFLER

Türkiye’nin başarılarını beğenmeyen müzmin iç muhalifler, ne böyle bir başarıyı kabul ediyorlar, ne de “Doğu Kudüs’ün, Filistin’in başkenti olarak dünyaya ilan edilmesini” hazmediyorlar. İlla da muhalefet edip bir açık bulacaklar ya; “Kudüs’ün yarısını sattınız” diyorlar.

Oysa yapılan şey, maddi gücümüzle engelleyemediğimiz bir karara karşılık, rest çeken bir karar:

“Madem öyle, işte böyle !” kabilinden bir rest.

KUDÜS YALNIZ BİZİM OLSAYDI…

Şunu da unutmayalım ki Kudüs yalnız bizim olsaydı Hz. Ömer, Yahudi ve Hıristiyanlara EMÂN vermezdi. Gerçekçi olalım. Ama Kudüs nihai tahlilde Allah'ın mübarek mülküdür.

“İsrail diye bir devlet yok ki Başkenti olsun!” kabilinden bazı hamaset sözlerle gerçek ortadan kalkmaz.

BİZE NE KUDÜS’TEN? DİYENLER

Böyle düşünenler, acaba babalarının dedelerinin mezarlarına bir hakaret ve kötülük yapılasa da mı, kılını kıpırdatmayacaklar? Onların kutsallarına saldırıldığında da mı susacaklar?  Hadi, yarı tanrı haline getirdikleri birine sövülsün bakalım, susacaklar mı? Bunu şunun için söylüyorum:

Kutsallarına ve milli değerlerine sahip çıkmayanlar, namuslarına sahip çıkmayanlar gibidir.

Cennet mekân Sultan Abdülhamit’in şu sözleri ne kadar muhteşemdir:

Mekke Allah’ın haremidir. Medine Peygamberin haremidir. Kudüs ise bütün Müslümanların haremi ve namusudur!”

DÜNYA BARIŞININ EN BÜYÜK ENGELİ

Yahudi diye genelleme yaptığımız milletin içindeki SİYONİST ekip ve fanatik gruplar dışında makul Museviler de vardır.

Dünya hâkimiyeti için muharref Tevrat hedeflerini gerçekleştirmek uğruna kendilerini yüzyıllardan  beri felaketlerden kurtaramayan ve bütün dünyanın içine bulaşıcı bir mikrop gibi yayılan bu SİYONİST zihniyet sahipleri, dünya barışı önünde büyük engeldirler. Devletlerin iki dünya savaşı sonunda nispeten şekillenmiş sınırlarını muhafaza etmek, dünya barışının en önemli şartıdır.

Eğer “ Benim kitabımda şöyle yazıyor” diyerek işaret edilen coğrafyaları işgal etmek doğru olsaydı o zaman kendilerini Roma, Bizans, Pers ve Osmanlı İmparatorluklarının varisi sayanlar, bu imparatorlukların hâkim olduğu coğrafyaları yeniden işgal etmeleri gerekirdi. Mevcudu muhafaza ile barış içinde yaşamak varken böyle bir kaosun dünyayı ne hale getireceğini anlatmaya gerek yoktur. Doğrusu, mevcut sınırlar içinde barışı tesis etmektir.

Bu nedenle İsrail’in 1967 sınırlarına değil, ilk kurulduğu 1948’deki sınırların içine çekilerek savaş sebebi sayılan işgale son vermesi gerekir. O zaman İsrail’in güvenliği de ABD ve Batı dünyasınca değil, bu coğrafyadaki İslam devletleri tarafından garanti altına alınır.

İsrail diye bir devleti kabul etmiyorum!” demek, gerçeğe gözünü kapatmaktır.

Yoktur! Deyince İsrail yok oluyor mu?

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.12.2017 - 12:15 -1,976-
Bu sayfayı paylaşın :