İzzet, Şeref, Haysiyet Fakirleri

-A A +A

Kategorik olarak kötüye ve kötülüklere karşı mücadele ilk insana kadar uzanır. Zira insanoğlu, neyin doğru, neyin yanlış; neyin kötü, neyin iyi olduğunu fark edebilecek bir fıtratta yaratılmıştır; çocukların masum oluşları da bundandır. İşin felsefesine girmeden meseleyi konuşmaya çalışalım.

Bütün ilahi dinler, özellikle de inancımız, insanları sadece ‘iyilik yapmakla’ mükellef tutmaz; aynı zamanda ve öncelikle kötülüklerden uzak durmanın gereği üzerinde tekrarlarla, ısrarlarla durur.

Denebilir ki, hiçbir iyilik yapmayan birinin, en azından kötülüklerden uzak durması, kötülük işlememeye gayret etmesi de bir tür iyilik sayılır. Her türlü şer ve kötülüğün kol gezdiği, küreselleşme adı altında dünyamızı bile tehdit eder hale geldiği günümüzde, pirim vermeden kötülüklerden kaçınmak iyilik yapmaktan daha önemlidir, daha önceliklidir.

İyilik yapmak, kötülüklerden kaçınmayı ve ışık hızıyla yayılmakta olan her türlü kötülükle, küresel ölçekli bir mücadele içerisine girmeyi getirmediği sürece kötülükler, iyiliklerin yanında varlığını sürdürmeye devam edecektir.

Her insaf sahibi kabul edecektir ki, günümüzde gelişmeler, kötülüklerden uzak kalmanın fertler boyutunu aştığını -biraz önce ifade ettiğim gibi- kötülüklerin benimsenip yayılarak adeta kitlesel ve küresel bir hal aldığı ayan beyan ortadır. Yani sadece kendimizin kötülüklerden kaçınmamız, toplumun huzur ve hayrı için yeterli değildir. Zor gelse de kötülüklerle mücadele içinde yer almak, bu uğurda önemli emek, enerji ve zaman harcamak gerek.

İnancımız nazarında, üstünlük ölçüsünün temeli olarak mal mülk, servet, güç, iktidar değil; ‘ahlaki değerler’ yer alır ve bizden yeryüzündeki her türlü şer merkezlerine, mensuplarına karşı amansız bir mücadele yürütmemiz istenir.

Ne kadar güç, iktidar ve servet sahibi olurlarsa olsunlar, kötülüklerden sakınıp kaçınmayanların İslam nazarında hiçbir değeri olmadığını; bu tiplerin peşinden gitmek bir yana, bu gibilere karşı durmak ve onları yalnızlığa mahkûm etmek, takip ettikleri yolun doğru olmadığını göstermek gerektiği insani bir görev olarak yüklenir insana.

İzzet, şeref, hasiyet fakiri ahlaken düşük olanlardan uzak kalmak bir zaruret olarak değil, bir mecburiyet olarak görülür ve Kalem Suresinin 10, 11, 12, 13, 14’üncü ayetlerinde nefis şu uyarılar yapılır:

Doğru yanlış demeyip durmadan yemin eden, kendi güçlerini herkese kabul ettirmeye kalkışan aşağılık, baskıcı zorbalara; daima kusur arayıp onu bunu kınayan, kalplere kin ve düşmanlık tohumu ekerek dedikodu üreten iftiracılara; iyiliği sürekli engelleyip hakkı çiğneyen saldırganlara; günaha dadanmış son derece kaba ve haşin, üstelik insanları sömürüp her türlü kötülüğün simgesi haline gelmiş haysiyetsizlere, şahsiyetsizlere; bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, malları, evlatları, ekonomik ve sosyal imkânları vardır diye sakın boyun eğme.

Bu eğitim öğretim yılında sloganımız, ‘Nehyi anil münker’ olsun. Olsun ki, hatır gönül yapmaktan kaçınan, kadir kıymet bilmeyen, hak hukuk tanımayan, yasaları kuralları ayaklar altına alan azgınlar ve zalimler haddini bilsinler.

 

idris-dogan@hotmail.com

Kategori: 

1 Comment

Eyvallah sevgili Dost:

Eyvallah sevgili Dost: Yazmaya devam inşaallah

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 20.09.2016 - 09:54 -603-
Bu sayfayı paylaşın :