Karargahın Rahatsızlığı Menbiç'in Satrancı

-A A +A

Bir haftadan beri tüm Türkiyenin gündemini esir alan Hürriyet gazetesinde “Karargah rahatsız” haberi hakkında yazılıp çizilmedik birşey kalmadı. Bu konuya ilişkin hala birkaç satır okumak kabak tadı verebilir. Ama dişinizi sıkın. Bu olay bir nevi güncel olarak Türkiye siyasetinin MR ını çekti. Birincisi apoletli vesayet korkusu o kadar içimize işlemiş milli şuur altımızda o kadar yer etmiş ki, içinde karargah geçen bir başlık zihin kimyamızı allak bullak etmeye yetiyor. Bunu Hürriyet Gazetesinin yaptığını masumlaştırmak için söylemiyorum. Zaten bu konudaki sabıkaları tescilli. Hürriyet gazetesi her zaman Türkiyeye operasyon çekmek isteyen karanlık güçlerin ve onların içerideki uzantısı vesayet odaklarının kullanışlı bir medyası olmuştur. Günümüzde de bu özelliğini değiştirmesi için bir neden yoktur.

İkinci olarak kabul etmeliyiz ki negatif anlamda da olsa Hürriyet bir manşetle Türkiyenin gündemini değiştirme kapasitesini hala koruduğunu göstermiştir. Bu başlık bile içeriğinden bağımsız olarak, zekice kalibrasyonu son derece hassas hazırlanmış bir operasyondur. Ve bu operasyon amacına ulaşmıştır. O zaman bu operasyonun amacı ne olabilir sorusunun cevabına yoğunlaşmak gerekmez mi? Siyasetçilerden tutun da her türlü medya unsuruna kadar buna yoğunlaşıldığına dair bir işaret almadım. Bana kalırsa bir başlıkla birkaç hedef vurulmaya çalışılmaktadır.

 Bu bir işaret fişeği midir? Zincirleme gelecek başka operasyonların tetikleyicisi olarak mı planlanmıştır? Almanyanın Adalet Bakanımız Bozdağın konuşmasına izin vermemesi Avrupadan gelecek yeni bir baskı dalgasının habercisi olabilir mi? Anayasa Referandumu sonuçlarını etkilemeye yönelik bir operasyon olma ihtimali de az değil. Türkiyede fikir ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların arttığı propagandasına malzeme hazırlamak ve buradan yola çıkarak.”Şimdi bunu yapan, Başkan olunca neler yapmaz?” sorusuyla seçmenin tercihini olumsuz etkilemek amaçlanmıştır. Baksanıza Azarbaycan Başkanı Aliyev’in Karısını Yardımcısı yapmasını bile hayır kampanyasına malzeme yapmaktan çekinmeyen bunu tepe tepe kullanır.

Başka bir hedef te Türk kamuoyunun ve siyasetçisinin dikkatini dağıtarak Suriyede özellikle Menbiç operasyonunun başlayacağı (veya başladığı) şu günlerde oldu bittilere girişmek. Suriyedeki operasyonlara yoğunlaşması gereken TSK nın içinde moral bozukluğu ve huzursuzluk yaratarak hızını kesmek. Bu arada Suriyede kimin dost kimin düşman olduğu iyice birbirine karışmış durumda. El Bab dan sonra Menbiç e yönelen TSK destekli ÖSO  birkaç köyü kontrol altına alınca ABD Özel kuvvetlerinin Menbiç’in Kuzeyinde bayraklı olarak resim vermesi sadece bir hatıra resmi değildir. Beri yandan önce ABD’nin bayrağı altına sığınan PYD, şimdi de rejimle anlaştı. Şam yönetiminden sınır güvenliği talep eden örgüt, “Rus yetkililerle yaptığımız ittifak gereği Münbiç’in Batısını Esad rejimine devrettik” açıklaması yaptı..

Maksat açık. Bu güne kadar TSK Suriye rejim güçleri ile sıcak bir temesa girmemek için son derece dikkatli hareket etti. Bu konuda Rejim güçleri ile Rusya aracılığı ile yürürlüğe giren bir mutabakat vardı. Fakat yapılan açıklamada “Rus yetkililerle yapılan ittifak” ibaresi çok dikkat çekicidir. Bu güne kadar Türkiye Suriyede attığı her adımda Rusya ile mutabakat içinde olmaya özen gösterdi. Bu mutabakat sona mı erdi? Bu aşamadan sonra TSK destekli ÖSO nun Menbiç ilerlemesi duracak mı? Veya Suriye rejim güçleri ile sıcak bir temasa mı girilecek, Bu gelişmeler karşısında Rusya ile ilişkiler nasıl bir seyir izleyecek?

Şurası açık bir gerçek ki; Hem ABD hem de Rusya Suriyedeki müdahale gücünü daha da etkinleştirmek için Kürt Kartını elde tutmak istiyorlar. Bunun için çeşitli şekillerde PYD yi kendi yanlarına çekmek için ellerinden geleni yapıyorlar. PYD bu güne kadar bu durumdan çok yararlandı. Fakat bu siyasetin de bir sonu var. Rusyaya çok yaklaşırsa ABD yi karşısına almakla sonuçlanabilir. Tamamen ABD yörüngesine girerse Rusya nın desteğini kaybedebilir.. PYD açısından sorun şu ki ABD bu güne kadar PYD ye olan desteğini tamamen askeri boyutta sadece IŞID ile mücadele çerçevesinde tutmuştur. PYD nin alan hakimiyeti sağladığı bölgelerde hayal ettiği özerk Kürt yönetimlerinin kurulması konusunda siyasi bir imada dahi bulunmamış, bu konuda PYD tarafından gelen girişimlere kulak tıkamıştır. Tabii bunda Türkiyenin ABD-PYD askeri işbirliğine ısrarlı karşı koymasının etkisini kabul etmek gerekir. ABD Türkiye ile bütün ipleri koparacak gelişmelere yol açmamak için bu noktada stop etmektedir.

İşte burada Rusya devreye girerek PYD yi kendi tarafına çekmek için siyasi bir hamle yapıp Moskovada Kürt Ulusal Kongresi toplayıp içinde güçlü özerklik imkanını mümkün kılan bir anayasa taslağını devreye sokmuştur. Tabii bu arada sahne önünde Türkiye ile mutabakat görüntüsünü bozmadan dansına devam ediyor. Tabii bütün bu gelişmeler karşısında Türkiye bir hazan yaprağı değil. Her durum karşısında izlenecek stratejiler var. Bunun içinde bütün bü sözü geçen aktörlerle “aldı- verdi” uzlaşmaları da sözkonusu olabilir. Rusya ile yapılan  “Halepe karşılık El Bab” mutabakatı gibi şimdilerde kulislerde ABD ile yapılan  “Menbiç Türkiyeye terkedilsin ama Rakka operasyonu PYD-YPG ile yürütülsün” gibi bir mutabakattan bahsediliyor. Tabii sadece bir kulis söylentisi. Bir de PYD nin böyle bir plana razı olup olmayacağı meçhul. PYD savaşmadan Menbiçi kolayca bırakmayacağını defalarca beyan etti.

Bu arada ABD Başkanı Trump un Pentagon a “yeni bir Suriye Stratejisi” hazırlamaları için verdiği süre  doldu. Bu stratejinin nasıl belirlendiği, Bunun karşısında Trump tarafından ne derece kabul göreceği çok yakında açığa çıkacak. Kısacası Suriyede Menbiç satrancı tüm hızıyla davam ediyor.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.03.2017 - 11:11 -173-
Bu sayfayı paylaşın :