Karlov Suikastının Mesajı Rusya'dan Uzak Dur Mu?

-A A +A

 

 

 

27 Mayıs darbesi öncesi şimdi günümüzde de olduğu gibi Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler gelişiyordu. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes 1960 darbesi olmasaydı hem kredi imkânlarını değerlendirmek hem de sanayi hamlesi için Moskova’ya ziyaretlerde bulunacaktı.

 

MENDERES’IN SON ABD ZIYARETININ ÖYKÜSÜ

Rahmetli Adnan Menderes ABD’ye, 1959 yılı Ekim ayında uzunca sayılacak bir ziyaret yapmıştı. Linkteki kısa tarihi filmde eski Başbakanlardan Adnan Menderes in Amerika ziyareti görüntülenmiş. Kayıt sesli ama sesin bir bölümü günümüze ulaşamamış. Ziyaret Ekim 1959 senesinde gerçekleşti. .bu ziyaretten yaklaşık 6 ay sonra 1960 darbesi yapılır. hükûmet yönetimden zorla alınır.[1]

Türkiye NATO ittifakı içerisinde yakın olduğu ABD’den ekonomisini rahatlatacak bir jest bekliyordu; birkaç yüz milyon dolarlık kredi veya borcun silinmesi jesti… Milyar dolar değil, milyon dolar…

Amerikalılar ayaklarına kadar gelen Menderes’i oyaladıkları gibi, birkaç ay sonra (6 Aralık 1959) Türkiye’ye gelen ABD Başkanı Eisenhower da, Ankara’da, Menderes’e, “Kusura bakmayın” diyecekti. Türkiye’yi temsil eden Başbakan Menderes’e Washington’da uygun görülen muameleyi, gezisini izleyen gazetecilerden Orhan Karaveli’nin anlatımından aktaralım:

“9 Ekim günü öğleden önce Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile birlikte Beyaz Ev’e gitmiş ve ‘önemli ziyaretçiler’ geldiğinde kapılara çıkan Eisenhower, yani bu tarihten kısa bir süre sonra Türkiye’ye geldiğinde, bizim abartılı ‘I love Ike’ pankartlarıyla sokaklara döküldüğümüz Amerika başkanı, Menderes’i giriş katındaki çalışma odalarından birinde kabul etmişti.

Kolumdaki saate göre üç devlet adamı toputopu 25 dakika kadar konuşmuşlar ve biz, az sayıda gazeteci, resim çekmek üzere içeri alındığımızda Menderes’i, kolunun altında parlak bir kâğıda sarılmış imzalı ve kocaman bir Eisenhower fotoğrafıyla gülümsemeye çalışır durumda bulmuştuk. Hiç mutlu olmadığı yüzünden okunuyor ve resmen açıklamasa da gezisinin asıl amacı olduğu bilinen, güç durumdaki Türk ekonomisini düzlüğe çıkarmak için, hedeflediği 500-600 milyon dolarlık yeni bir yardım talebini başbakanın gündeme bile getiremediği anlaşılıyordu.  Beyaz Ev çıkışında Cadillac’ına binerken bana, ‘Sadece bir nezaket ziyareti idi!..’ demekle yetindi.”

Yukardaki tanıklığını onun ‘Görgü Tanığı: Bir Gazetecinin Sıradışı Anıları’ adlı kitabından aktardık. Orhan Karaveli’nin “Bir şeyler oluyor” hissine kapılmasını, Türkiye’nin Washington büyükelçisi Suat Hayri Ürgüplü sağlamış. ABD dışişleri bakanının özel kaleminde bekledikleri sırada sürekli ipek mendiliyle terini silen Başbakan Menderes’e bakarken bir anormallik olduğunu sezmiş Karaveli.

 

ÜRGÜPLÜ: AMERIKALILAR MENDERES’I ÇOKTAN SILDILER

Ürgüplü ‘yazılmaması kaydı ile’ şunları söylemiş:

“Amerikalılar Menderes’i çoktan sildiler. Gözden çıkardılar onu! Değil 500-600 milyon dolarlık yeni bir yardım, 1 dolar bile vermemekte kararlılar. Biz bunu ‘hissettiğimizi’ kendisine ilettik. Belki o da her şeyin farkında, ama şansını deniyor. Ümidini büsbütün kestiği an Türkiye’nin dış politikasını değiştireceğinden hiç kuşkun olmasın.”

Menderes, ABD’den döner dönmez, dış politika önceliklerini yeniden dizayn etmek üzere çalışmalar başlatmıştı.[2]

 

ABD’YE BAĞIMLILIĞI AZALTMA GIRIŞIMI VE BEDELI

Dönemin Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Türkiye’nin ABD’ye bağımlılığını azaltmak üzere Menderes’in yapacağı Moskova ziyaretinin ABD’de rahatsızlık yarattığını anlatıyordu:

“En büyük hatamız, kayıtsız şartsız Amerika’ya tabi olmamız. ... Adnan Bey ısrarlarım karşısında Sovyetlerle ekonomik alanda işbirliği yapılmasını ve Üçüncü Dünya ülkelerinin lideri durumunda bulunan Hindistan ile ilişki kurulmasını kabul etti. Ben de Başbakan Menderes’in Moskova’yı resmen ziyaret etmesi için gerekli girişimlerde bulundum. Bu girişimlerin özellikle Amerika’yı rahatsız ettiğini biliyorum.”

1959 yılında ABD'ye bir gezi yaparak ilave maddi kaynaklar isteyen Menderes'e, artık Marshall Yardımı fonlarının bitmek üzere olduğu hatırlatıldı ve istekleri reddedildi. 1961 seçimleri öncesinde İskenderun Demir-Çelik, Seydişehir Alüminyum, Keban Barajı ve İstanbul Boğaziçi Köprüsü gibi tesislerin temellerini atmak isteyen Menderes, yakın arkadaşı ve bakanı Dr. Lütfi Kırdar'ı nabız yoklamak için Sovyetler Birliği'ne gönderdi. Sovyetler Birliği'nin konuya olumlu yaklaşması üzerine, Menderes de Temmuz 1960'da Moskova'ya giderek, orada kredi anlaşmalarını imzalamaya karar verdi[3]

Türkiye, 1960 darbesi öncesi de uzun süreli ekonomik olarak bir yapılanmaya gitmişti. 1950’lerde Adnan Menderes’in başlattığı kalkınma projeleri başarılı bir şekilde ilerliyordu. Merhum Başbakan Menderes, ülkesinin daha iyi bir hale gelmesi için önceliğini Batı’ya çevirmiş ve gelişmekte olan ülkesi için destek istemişti. Ancak Türkiye’nin tek çıkar yolu Batı değildi, Menderes de bunu bilerek dönemin Rusya’sı (S.S.C.B) ile ilişkilerini güçlendirmişti ve Moskova’ya ziyaretlerde bulunmaya hazırlanıyordu.[4]

İç politikada açısından da zor günlerdi. Hükümet karşıtı gösteriler düzenleniyordu. Bu gösterilere Türkiye’deki ABD ve NATO kurumlarında çalışan muhalif subay ve memurlar da aktif biçimde katılıyordu. ABD bu kişilere engel olmadı, 5 Mart 1959 tarihli Türk-Amerikan Güvenlik Anlaşması’nın verdiği yetkiyi de kullanmadı. Bu anlaşmaya göre, “Türkiye’ye doğrudan veya dolaylı saldırı” durumunda ABD gerekli her türlü harekete girişecekti.[5]

 

ABD DARBEYI HABER ALMISTI

ABD’li tarihçi Christopher Gunn son makalesinde.[6] 27 Mayıs darbesiyle ilgili yeni CIA CIA ve Türkiye’deki Amerikan Komuta Merkezi arasindaki yazışmaların belgelerini yayınladı. Belgelere göre ABD darbe yapılacağını ön gördü. Ama tarafsız kalmayı tercih etti. Yine belgelerde darbeden yaklaşık bir ay önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi’nin iktidarla muhalefet arasındaki sorunların çözümü için Menderes ve İnönü ile görüştüğü bilgisine yer veriliyor.

Makaleye göre dönemin “CIA Başkanı Allen Dulles 1959 yılının Ocak ayında Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bazı grupların darbe planları yaptığını çoktan haber almıştı.” ABD yönetimi Menderes hükümetinden rahatsızlık duyduğu için gelişmeye göz yumdu.

 

NEW YORK TIMES YAZMIŞTI

CIA arşivlerine göre 22 Ocak 1959 tarihinde Beyaz Saray’a sunulan raporda darbe ihtimalinden bahsediliyordu. ABD Başkanı Eisenhower’a en son uyarı ise mayısın ilk haftasında yapılmıştı. 22 Mayıs tarihli New York Times gazetesi ise bazı subayların Menderes karşıtı gösterilere katıldığını açıklamış ve askeri darbenin çok yakın olduğunu açıkça yazmıştı. Aynı haberde ABD makamlarının gelişmeleri anbean izlediği ve Türkiye kamuoyuna ABD’nin Türkiye’nin iç işlerine karışma niyetinde olmadığı mesajı verilmesine çalışıldığı ileri sürülüyordu. ABD belgeleri de açıkça hem elçilik hem CIA ve ABD Savunma Bakanlığı’nın mayıs sonlarına doğru darbe sonrası politikalar konusunda hazırlık yaptıklarını ortaya koymaktadır.[7]

 

ABD-MENDERES ILIŞKILERI KÖTÜLEŞTI

1960 yılı bahar aylarında Beyaz Saray’da yapılan toplantılarda artan sayıda politikacı Menderes’ten şikâyet etmeye başlamıştı. ABD yönetimi, Türk ordusunun yapılanması, ekonomik reçetelerin uygulanması ve Sovyetler Birliği ile NATO üyesi Türkiye’nin tehlikeli flörtü hakkında yaptığı uyarıların ve tavsiyelerin Menderes tarafından dikkate alınmamasından cidden rahatsızdı. Menderes hükümetinin uyguladığı ekonomik politikaların çok önemli bir NATO üyesi olan Türkiye’de istikrarı tehdit ettiğini düşünüyordu.

Menderes’in nisan ayında Moskova’yı resmen ziyaret edeceğini açıklaması Eisenhower yönetimi ile Menderes hükümeti arasında tansiyonu artırdı. ABD darbecileri desteklemese de bir rejim değişikliğine de tamamen karşı olmadığını kapalı toplantılarda açıkça dile getirmeye başladı. Başka bir deyişle, tam da Menderes’in düşündüğü gibi Türkiye’nin ABD ve NATO için vazgeçilmez olduğu kesindi. Ama Beyaz Saray ve CIA açısından artık Menderes ve adamları vazgeçilmez değildi.[8]

 

ABD VEYA NATO DARBEYI NEDEN ÖNLEMEDI?

ABD veya NATO’nun darbecileri desteklediğine dair bir kanıt yoktur. Ancak Dr. Gunn’a göre ABD ve müttefikleri Menderes hükümetinin devam etmesini isteselerdi darbeye engel olabilirler veya Menderes’i darbe önleyici önlemler almaya zorlayabilirlerdi. Ancak bu tür bir girişim ABD’nin doğrudan müdahale etmesine yol açabilirdi. Bu yüzden ABD ne Menderes’e darbeden kurtulmak için yapması gerekenleri fısıldamış ne de darbe sonrası onu kurtarmak için girişimde bulunmuştu. Bu aldığı pozisyon karşılığını bulmuş, yeni rejim içeride ve dışarıda ABD politikaları ile uyumlu çalışacağını açıklamıştı. Dolayısıyla ABD darbeden hoşnuttu.[9]

ABD yönetimi CIA raporları doğrultusunda, Başbakan Adnan Menderes’i ordu içindeki bölünme ve muhalefete karşı sertleşmesinin doğuracağı ağır sonuçlar konusunda 1960 yılı Nisan başlarında uyarmıştı. CIA Başkanı Dulles’a göre Menderes otoriterleşmesinin darbe ile sonlanabileceği konusundaki uyarıları da önemsememişti.

 

BU GUN TSK DARBE YAPABILIR MI?

1960 darbesi dahil ABD,  1970, 1980, darbeleri, 28 Subat 1997 sureci , 2008-2013 Ergenekon-Balyoz davalari ile TSK icindeki ABD karsiti yapilanmalari tasfiye edegelmistir. 15 Temmuz 2016 darbe girisiminden sonra TSK icindeki Gulenci yapilanmanin da tasfiyesi ile, TSK icindeki "Adriyatikciler" denilen eksen rakipsiz hale gelmistir. Bu eksen, ABD'nin bir isareti ile Hukumete karsi emir komuta zinciri icinde darbe yapma kapasitesine sahiptir.

Hukumet, Karlov suikastini bu acidan degerlendirmeli ve uyari isaretini ciddiye almalidir. Rusya ile iliskilerde daha dikkatli olunurken, ABD ihmal edilmemeli, Avrupa Birligi ile iliskiler onarilmali, uyelik muzakereleri ciddiyetle surdurulmelidir.

 

Mehmet Can

 

 

1 Comment

Prof.Mehmet Can Hacamıźdan

Prof.Mehmet Can Hacamıźdan beklemediğimiz uzunlukta bir yazı. Beğendim, bu üslubunu. Hocamızın uyarıları dikkate alınmalı. Ancak Türk ordusunun emir komuta zinciri içinde bir Harekata kalkışacağını sanmıyorum. Münferit kalkışmaların sonunu da herkes gördü. Papuc pahalı. ABD dostluğu bu saatten sonra geçer akçe değil. Bu millet amerika muhiplerine papucu ters giydirir, eveallah.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 23.12.2016 - 15:30 -407-
Bu sayfayı paylaşın :