Kaybedeni Olmayan Referandum

-A A +A

İletişim teknolojileri en küçük bir olayın dahi son derece büyük bir hızla yayılmasını sağladığı gibi, toplumun her kesiminin olaylar hakkındaki tepkisini ve düşüncesini dile getirmesini mümkün kılıyor. Hatta sosyal medyada öyle yorum ve görüşleri okuyorum ki, anlı şanlı köşe yazarlarına, siyasal analizcilere taş çıkartır. Elbette bunun aksi de var, seviyesiz süfli ifadeler de patlayan kanalizasyon borusu gibi çirkef saçabiliyor. İşin başka bir boyutu da bu iletişim imkanının topluma algı operasyonları çekmeyi ajitasyonu, asparagas haberleri yaymayı kolaylaştırmış olması.

 Düşünebiliyor musunuz? Her isteyen anında istediği yerden canlı yayına geçebiliyor. Bu teknolojiden yararlanarak birçok kişi  veya grup digital TV yayını yapıyor. Daha olmazsa burnumuzun dibindeki Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Irak gibi yerlerde TV stüdyoları kurup bir uydu kanalı kiralayarak Türkiyenin her yanına yayın yapabilirsiniz.

Bu ortamda sansürden bahsetmek, baskı yoluyla bazı siyasal görüşlerin kendisini ifade etmesinin engellendiğini haksız rekabet yapıldığını ileri sürmek pek anlamlı gelmiyor bana. Hele bir de buna, yasaklanan görüşlerin özellikle gençler arasında cazibe oluşturduğıunu hesaba katarsanız aklı başında hiçbir iktidar gücü artık 20. Yüzyılda kalmış bu yöntemleri kullanmaz. Çünkü ters teper.

 16 Nisan referandumunda sandık kapanma saatinden bir saat bile geçmeden yukarıda bahsettiğim tüm imkanlarla bir tepki ve yorum seli karşılıklı mitralyöz ateşi gibi ortalığı kapladı. Böyle bir ortamda olaydan bir hafta sonra bu konuda yapılacak yorum ve analizlerin hiçbir güncellik öznellik değeri olabilir mi? Fakat her zaman şuna inanmışımdır. Her olayda sıcağı sıcağına toz duman ortalığı kaplamışken, heyecanlar nabızları 150 lere fırlatmışken yapılan yorumların analizlerin sağduyulu kapsayıcı ve isabetli olma kapasitesi yüksek değildir.

Her zaman için, toz duman ve heyecanlar yatıştıktan sonra yapılacak serinkanlı uz görülü yorum ve analizlere ihtiyaç vardır. Ve birde elinizde bir pusula bir değerler haritası olmalı. Yoksa kafası yarı kesilmiş tavuğun sağa sola kaçması gibi gideceği yeri bilmeyen birbiri ile çelişen sözlerle ortalığı karıştırırsınız. Son bir haftadır maalesef sağduyulu medya diye bildiğimiz basın yayın organlarında Sulukule senfoni orkestrası gibi akortsuz uyumsuz çelişkili çatışmacı kakafoni sürüp gidiyor. Sanırım güçlü bir ses çıkıp ta “yeter artık” diye bağırıncaya kadar da sürecek.

Bilmem hiç önceden ifade eden oldu mu? Bu referandumu iki üç kelimeyle tanımlayabilecek bir başlık ne olabilir diye düşündüğümde ilk aklıma gelen cümle “kaybedeni olmayan referandum” oldu. “Evet” taraftarları her ne kadar her türlü itirazı imkansız kılacak açık bir farkla kazanamamış olmaktan buruk iseler de, sonuçta %51,4 ile “evet” kazanmış ve Anayasa değişikliği kabul edilmiştir.

”Hayır” cephesi de aslında çok mutlu. Bakmayın siz “mühürsüz oy pusulaları” bahanesi başta olmak üzere bin dereden su getirerek ortaya attıkları, hile, oy çalma, yolsuzluk iddialarını ileri sürmelerine. Bu zaten onların en iyi bildiği şey, yapacaklar. Her seçim sonrasında sahnelenen klasik orta oyunu. Başta CHP olmak üzere, “hayır”cılar dışarıda bu iddiaları dile getirirken içerde de sevinçten dört kol çengi çiftetelli oynuyorlar. Çünkü % 48,6 hayır oyu çıkacağını hiçbir şekilde hayal dahi edemiyorlardı. Her seçimde taş çatlasa %25 ten yukarı çıkamayan CHP şimdi “oyumuz % 52” diyor. Öyle sevinçliler ki  kafadan 4 puan eklemekte bir sakınca da görmüyorlar. Deniz Baykal’ın çıkıp ta “Daha maç bitmedi. Birinci devre bitti, ikinci devre 2019 da, rövanşı alacağız “demesinin ardında bu “arpa ambarı” hayali yatıyor.

Aslında biraz gerçekçi olsalar görecekler. Bu %48,6 nın içinde hiç bir şartta CHP ye oy vermeyecek en az %20 lik bir seçmen kitlesi var. 2015 te yapılan 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri bunun ispatıdır. Bu seçimlerde AK Parti %10 indi ve çıktı. Fakat her iki seçimde CHP nin oyu milim kımıldamadı. Bu referandumda da aynı oy oranında kaldıkları konusunda iddialıyım.

Olan biten her şey, sağ blok içindeki seçmen kitlesinin oy verirken bunu bir mesaj verme ve belki de ders verme aracı olarak kullanma olayıdır. Sağ kitle seçmeni CHP nin iddialarının aksine son derece bilinçlidir. Taleplerinin, değerlerinin, aradığı politikaların çizgisinden sapıldığını gördüğü anda bunu oylarına yansıtmasını bilmektedirler. Bu referandumda da sağ seçmen Tayyip Erdoğan’a  “Başkanlığı” vermiştir ama Ak Parti teşkilatlarındaki  özellikle de AK Partili Belediyelerdeki yozlaşma  ve rant çeteleşmesinden, FETÖ kriptolarından duyduğu rahatsızlığı da vurgulamıştır.

 Sağ (özellikle bilinçlı AK Partili) seçmenin referandum sonrası sosyal medyaya yansıyan paylaşımlarını izliyorsanız bunu açıkça görürsünüz. Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AK Parti tepe kadrolarının bu problemlere en acil şekilde neşter atması kaçınılmaz bir mecburiyettir. Aksi takdirde Baykal’ın kehaneti AK Parti seçmeni eliyle  gerçekleşebilir.

AK Partinin  en acil şekilde evinin içine  çeki düzen vermesi ve seçmene ahenkli tutarlı toplumsal barışı sağlayıcı mesajları vermesi gerekiyor. Çünkü gözü olan herkes Batı dünyasından Türkiyeye yaklaşmakta olan kara bulutları görüyor.. Erdoğan dan kurtulmak için her türlü yöntemi kullanarak uzun vadeli bir mücadeleye hazırlanıyorlar. Bunu AGİT NATO AB, AP, BM  OECD Reyting kuruluşları velhasıl ne kadar kuruluş varsa onları kullanacaklar. Başlangıç şutunu AGİT ve Venedik Komisyonu çekecek ardından AİHM devreye girerek Referandumun gayrı meşru olduğunu ilan edip her türlü ekonomik ve siyasal kuşatmaya alarak Türkiyede bir kalkışma dalgası oluşturmayı planlıyorlar. Bunun ilk belirtileri de görülmeye başladı bile. Bu planın işlemesi için içerde işbirlikçi olarak FETÖ kriptoları ve CHP hazır görev kıtası olarak bekliyor. Türkiyeyi PKK, PYD, İŞİD ve diğer terör örgütleri vasıtasıyla sıkıştırma halen kullandıkları yöntem ama bunu daha da ağırlaştırmaları beklenir.

Bunun için başta AK Parti seçmeninin memnuniyetsizliğinin sebepleri gerçekçi olarak tanımlanıp çözümlenebilmeli. Ayni ihtiyaç MHP için de fazlasıyla geçerli. Ayrıca Kürt seçmenle ilgili olarak PKK terörü yurt içinde geriletildiği oranda, demokratik siyaset yolu açılmalı.

Yaklaşmakta olan fırtınayı ancak bu şekilde hasarsız atlatabiliriz.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 21.04.2017 - 10:14 -293-
Bu sayfayı paylaşın :