Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Toplantısında!

-A A +A

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları şöyle:

Demokratik standartlarımızı geliştireceğiz. Üniversite özerkliğini sağlayacağız. İnsan haklarını demokratik ülkelerin standartlarına eriştireceğiz. Bu bizim namus meselemizdir biz bunu yapacağız. Bütün vatandaşlarıma söz veriyorum.

"Mustafa Kemal'in annesini, Afet İnan'ı kötüleyenler onursuzdur"

6 Mayıs'ı hepiniz bilirsiniz. Hıdırellez. Tabiatın, doğanın yeşillendiği gün. Ama bizim için Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edildiği gün. Onlar, kendi ülkeleri için ve kendi insanları için çalıştılar. Hiçbir şey beklemediler. Bu cennet ülkede herkes huzur içinde yaşasın diye. Herkesin geliri, herkesin aşı olsun diye çalıştılar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanet ettiği ülkeyi çağdaş uygarlık seviyesine ulaştırmak için mücadele ettiler. İdam edildiler. Onlar bizim gönlümüzün kahramanlarıdır, onları saygıyla anıyorum.

Tarihe not düşen zamanlar vardır. Tarihe not düşen kişiler vardır. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, tarihe not düşen ve tarihe iz bırakan komutanlar vardır. Bunlardan biri de hepinizin bildiği üzere Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bütün hayatı savaşta geçti, bütün hayatı. Öldüğünde bütün mal varlığını Türkiye Cumhuriyeti'ne bıraktı. Bütün dünya kendisine saygı duydu. Düşmanları bile onu Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdiler. savaştığı ülkenin bayrağını yerden kaldırarak bir ülkenin onuruna nasıl saygı gösterilmesi gerektiğini bütün dünyaya anlattı. Bu kadar onur duyduğumuz bir insan.

Bir televizyon kanalında Gazi Mustafa Kemal hakkında yapılan her türlü çirkefliği, hakaretleri içime sindiremiyorum. "Derin Tarih"miş. Derinliği kafalarının derinliğinden kaynaklanan onursuz insanların çıkıp Gazi Mustafa Kemal'i, Afet İnan'ı, Gazi Mustafa Kemal'in annesini karalayanlar insan değil. Bunlar onursuz. Hain lafı bile az kalır bunlara.

İnsan onuru ve şerefiyle insandır. Onur ve şeref yoksunu insanlara insan denmez zaten. Oturmuşlar televizyon kanallarının başında Gazi Mustafa Kemal'i, annesini, Afet İnan'ı kötülüyorlar. Ne söylenebilir bunlara, nasıl yaratıklar bunlar. Değerli arkadaşlarım, az önce söyledim.

Sosyal devlet nedir? İnsanı odağına alan devlettir. Eğer birisinin işi yoksa ona iş yaratan devlete sosyal devlet denir. Birisi engelliyse, onun engelli olmasına özel ayrıcalıklar tanıyan devlettir. Sosyal devlet herkese aş, herkese iş verir. Sendikalaşma özgürlüğünü veren devlettir sosyal devlet. Peki engelliler ne istiyorlar? 16 Mayıs Engelliler Günü. Asla ve asla sadaka istemiyorlar. Üretmek istiyorlar, alın teri dökmek istiyorlar. Engelliler kimseye muhtaç olmadan onurlu bir birey gibi Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamak istiyorlar. Bunun adresi ne? Bunun adresi CHP'dir.

"Domatesin fiyatının ne olduğunu biliyorsunuz"

Sosyal devlet, sadece engellilerin mi haklarını koruyacak? Hayır. Çalışanların iş güvenliğini sağlayacak. 2013'ün ilk dört ayında 289 işçi, 2014'ün ilk dört ayında 431, 2016'nın ilk dört yılında 595, 2017'nin ilk dört ayında 586 işçi hayatını kaybetti. Bunlar isimsiz kahramanlar arkadaşlar. Bunlar ölür, kimsenin haberi olmaz. Çalışırlar, üretmek isterler, alın teri dökerler ama bir iş kazasında hayatlarını kaybederler. Bu Türkiye'nin kara tablosudur. İnsanların hayatı bu kadar ucuz olmamalı.

Değerli arkadaşlarım, iş kazalarında hayatını kaybedenlerin sesi sadece ve sadece CHP'dir. Onların haklarını savunan tek parti sadece ve sadece CHP'dir. Efendim Türkiye'yi uçuracaklar, Türkiye müthiş başarılara imza atacak. İşte uçurdukları bu, iş kazalarında hayatını kaybedenler. Türkiye sadece kendi bölgesinde değil, bütün dünyada yıldız olacaktı. Bunların havuz medyasına baktığınız zaman, hiçbir şeyden haberi olmayan vatandaşlar sanıyor ki Türkiye dünyayla yarışıyorlar. Vatandaşlara doğru bilgi aktarmıyorlar.

Domates işte, domatesin fiyatının ne olduğunu biliyorsunuz. Herkes biliyor ama herkesin düşünmesi lazım. Bu domates neden 10 lira? Bu et neden 44 lira? Ülkeyi uçuracaklar, neyi uçurdular? Fiyatları uçurdular. Enflasyon uçtu. İşsizlik 7 milyona yaklaştı. Emin olun nereye gidersem gideyim, ya bir anne ya bir baba elime bir kağıt tutuşturuyor; işsizim, bana iş bulun.

'BARIŞ BİLDİRİSİ'Nİ İMZALADI DİYE ÖĞRETİM ÜYESİNİ GÖREVİNDEN ATAMAZSINIZ

Şimdi bir sürü insanı KHK ile görevlerinden attılar. İçinde hakimi var, savcısı var, akademisyeni var... İki arkadaşımız var, Ankara'da. Saygılarımı sunuyorum onlara, ölüm grevindeler. Barış bildirisini imzaladı diye bir öğretim üyesini görevinden atıyorsanız veya ona devlet olarak sahip çıkmıyorsanız, devlet olarak açlığa mahkum ediyorsunuz biz bu sürecin karşındayız. Onların her türlü mücadelesine her türlü desteği vereceğiz.

'PARTİLİ HAKİM' TEPKİSİ

İktidar partisinin mensupları hakim olarak atanıyorlar, savcı olarak atanıyorlar. Grup başkan vekillerimiz bu konudaki çalışmalarını tamamladılar. Bakın arkadaşlar, isim vermek istemiyordum. 7 Haziran seçimlerinde AKP Adana Milletvekili Adayı, İstanbul Milletvekili Adayı, Konya, Adıyaman, Ankara milletvekili adayları... Uzun bir liste, şimdi bunları getirip partili yapacaklar. Seçime girip görevinden ayrılınca geri dönemiyor. Ama bunları alıp partili yapıyoruz. HSYK'ya seslenmek istiyorum, yargının saygınlığını korumak istiyorsanız, "Siyaset yargıya bulaşmasın" diyorsanız, onurlu bir görev yapıyorsanız bu tabloya izin vermemeniz lazım. Yargı siyasetin göbeğinde olursa adalet dağıtılamaz. Adaleti siyasallaştırdığınız zaman Ankara'daki beylerin dediği olur, vatandaşın değil.

KAVURMACI'NIN TAHLİYESİ: AYNI KONUMDAKİLER NEDEN TAHLİYE EDİLMİYOR

Bizi diğerlerinden farklı kılan, insana bakışımızdır. Hapiste olan kişinin kimliğine, siyasi görüşüne bakmaksızın, tahliye edilmesi gerekiyorsa, tahliye edilmesi lazım. Eğer siyasi geçmişine, kimliğine bakıp ona göre karar verirse o hakim hakim değildir. İstanbul'da belediye başkanımızın bir yakını. Hasta diye doktordan bir rapor ve tahliye edildi. Neden tahliye edildi diye sormuyorum. Aynı pozisyonda olanlar neden tahliye edilmiyor, bunu soruyorum ben. Bakın arkadaşlar; size örnek vereceğim. Şuanda cezaevlerinde ölümü bekleyen 841 kişi bulunuyor.

CUMHURBAŞKANI OLARAK GÖRMÜYORUZ ARTIK, KENDİSİ TERCİH ETTİ

'Tarafsız davranacağım. Namusum ve şerefim üzerine and içerim' dedi. Anayasadaki yemin metni. Baktığınız zaman, ben meydanlarda diyordum ki, 'biz tarafsız cumhurbaşkanı istiyoruz' diyorduk. 'Hayır, ben 80 milyonun değil, bir partinin cumhurbaşkanı olacağım' diyor. Gitti bir partiye üye kaydı yaptı. Halka verdiği sözü tutmadı. Son referandumda görüşürken anlattım. Onlar meydan meydan Kılıçdaroğlu yalan söylüyor diyorlardı. Gerçek çıktı meydana, Kılıçdaroğlu doğru söylüyor, onlar yalan söylüyor. Göreceksiniz daha sonra gelecek partinin genel başkanı olacak. O da her salı günü toplantı yapacak.

Cumhurbaşkanı olarak görmüyoruz artık, cumhurbaşkanı değil. Kendisi tercih etti.

EVET SOKAĞA ÇIKACAĞIZ AMA...

Her CHP'liden, 'hayır' diyen her vatandaştan açık ve net ricamdır. Evet sokağa çıkacağız; bütün evlere, bütün fabrikalara, bütün insanlara gideceğiz. Tokalaşacağız, demokrasiyi savunacağız.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.05.2017 - 15:09 -120-
Bu sayfayı paylaşın :