Kıyametten daha korkunç bir gün yok!

-A A +A

Osmanlı coğrafyasının bir asırdan beri paylaşımı devam ediyor. Küresel sırtlanlar avlarına sahip olmaya çalışırken birbirlerine düşecekler gibi.

KATAR ülkesine karşı tasarlanan hain ve canice oyunlar bir dünya savaşını tetikler mahiyettedir.

Taraf-ı İlâhîden gelecek olan bir tufan, onları şaşkına çevirmesini her zaman ümid edebiliriz. Zira her kurtuluşun, her zaferin öncesinde bir darlık ve zorluk vardır. Mecelle’mizde bir kaide var:  “Bir iş zıyk oldukda ittisa’ ider”  Yani bir iş daralmazsa genişlemez.

         Kur’an-ı Mecîd’in “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” yüce hakikati, ” kararan gün kararıp kalmaz; her gecenin bir sabahı, her yokuşun bir inişi, her zorluğun bir kolaylığı vardır”  hikmetli sözlerinin kaynağını teşkil eder. Hayatın ve dünyanın gerçeği bu olmakla beraber azim, irade, tedbir ve teşebbüs cesareti bu gerçeğe eşlik etmek zorundadır.

ATEŞ ÇEMBERİ

Evet, çevremiz ateş çemberi. Rahmetli Akif’in dediği gibi “eski dünya, yenidünya bütün akvam-ı beşer” diye nitelediği tablo, yeni versiyonu ve korkunç silahlarıyla arz-ı endam etmiştir.

Ne yapalım, korkalım mı? Hâşâ. Bu dünya Allah’ın mülküdür. Say ki bir bahçedir. Bizler de kuşlar gibi o bahçenin dallarında yuva kurmuş kuşlarız. “Nasıl olsa bu yuvalardan er geç uçacağız. Nasıl olsa öleceğiz; bir gün önce bir gün sonra; ne fark eder?” deyip ölümü korkutan insanlar olmalıyız.

Allah’ın izni ile küresel caniler, bizde bu serdengeçtiliği görünce tökezleyecekler ve geri adım atmaya mecbur kalacaklardır. Düşman karşısında korkaklığın bize kazandıracağı hiçbir şey yoktur. Koyun teslimiyeti yerine aslan direnişi özelliğimiz olmalıdır.

EN KORKUNÇ GÜN

Yazımın başlığının yaptığı çağrışımla bu satırları yazıyorum.

Emevî halifelerinden Ömer bin Abdulaziz, ana tarafından Hz. Ömer’in torunu olup Ömer dedesinin hem ismini alan, hem de onun gibi adil olan bir idareciydi. Halifeliğinin güzel olması nedeniyle de Hulefâ-i Raşidîn ( dört büyük halife) listesine giren beşinci halifedir. Kayınbabası olan Abdülmelik oğlu Süleyman’ın ölümünden sonra halife olmuştur.   

İcraata başlar başlamaz öncelikle kayınbabasın tarafından hanımına verilen mücevheratı ve malları milletin, ümmetin malıdır diye devlet hazinesine irad kaydetmiştir. Devamında beş paralık bir iş yapmayan  ama devletin hazinesinden yüksek maaşlar alan Emevi kodamanlarının maaşlarını kesmiştir. Ekmeklerinin kesildiğini gören iş bu kodamanlar, baskı yapmaya hatta onu halifelikten azletmeye çabalasalar da bu darbe teşebbüsleri akîm kalmıştır. 

  Siyaseten bu işi çözmek için nasihat yolunu tercih etmek zorunda kalmışlardır. Kendisinin hiç kıramayacağı ve çok büyük hürmet ettiği halasını elçi olarak gönderirler.

Halası:

 -Oğlum, eski köye yeni adet mi getiriyorsun? Bırak bu işleri. Böyle gelmiş, böyle gider. Bu adamların maaşlarını kesme!”  yollu nasihatler ettiyse de o adalet timsali Ömer, kararından asla vazgeçmeyeceğini ifade edince halası şöyle der:

-Sen bu inadında devam ettikçe korkarım bir gün senin başına çok kötü şeyler gelir! Ömer bin Adulaziz şu cevabı verir:

- Korkacağım hiçbir gün, bana kıyamet gününden daha korkunç değildir!

Evet, yedi düvel karşımıza dikilse de biz sadece kıyametin dehşetinden korkarız. Korku onların kalbindedir. Onlar, ellerinden sömürü düzenleri kayıyor diye zulumlerini artırıyorlar. Zulüm ise son noktasında zevale erer.

Eğilen eğilsin. Sen dik dur, eğilme!

“Hasbunallahu ve ni’me’l vekîl”

Kategori: 

1 Comment

TEŞEKKÜRLER..

TEŞEKKÜRLER.. HER ŞEY TEK CÜMLEDE ANLATILMIŞ. " HİÇ BİR GÜN K I Y A M E T GÜNÜNDEN DAHA K O R K U N Ç DEĞİLDİR"

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.06.2017 - 11:09 -1,170-
Bu sayfayı paylaşın :