Komplocunun Heybesi!

-A A +A

Geçen haftaki yazımda “Komplocunun heybesinde Ali Cengiz oyunu biter mi” sorusuna yer vererek, Türkiye üzerindeki operasyonların devam edeceğini her an yeni bir saldırının gelebileceğini ima etmiştim. Nitekim daha üzerinden bir hafta geçmeden yeni bir saldırı ile yüz yüzeyiz. Şu an Katar’a karşı yürütülen operasyon son tahlilde Türkiyeyi hedef almıştır.  Bu olay aynı zamanda Orta Dünya da (Körfez ve Orta Doğuda, Kuzey Afrikada yer alan ülkeler) siyaset zemininin ne kadar kaygan ve değişken  olduğunu bir kere daha gösteriyor.

 Onun için bu bölgede  sabit değişkenlere dayanan kırmızı yeşil çizgileri olan uzun vadeli politikalar izlemek hemen hemen imkansız gibi. Baksanıza daha dün, mezhep ayrımcılığı yapmakla, mezhep savaşı kışkırtıcılığı ile suçladığımız İran ile Katar konusunda aynı safta birleşiyoruz. Suudi Arabistanın inisiyatif aldığı Arap NATO’su  na katılma sözü vermişken, bunun ne idüğü ortaya çıktı ve ABD nin ileri karakol göreviyle oluşturulmaya çalışıldığı anlaşıldı. Şimdi Suudi Arabistan ile karşı karşıyayız. Suud medyasına Türk mallarına boykot çağrıları yapılıyor.

Birkaç ay önce bir yazımda ABD nin Suriyedeki planlarının, Türkiye-İran gerilimi üzerine kurgulandığını ifade etmiştim. Hatta Şii Sünni çatışması üzerinden, iki ülkenin savaşa sürüklenmesi hedeflenmektedir. Türkiye ve İranın aralarında diyalog ve uzlaşma oluşturmasının ABD nin, özelde Suriye genelde de Ortadoğu üzerindeki planlarını akamete uğratacağını belirtmiştim. Şu anda bu fırsat doğmuş bulunmaktadır. Güneyimizde bir Kürt Koridoru oluşturulması planı dahil Türkiyenin Ortadoğuda kıstırılmaya çalışıldığı çıkmazdan sıyrılmanın yegane yolunun İran Türkiye ve Rusyanın Astana uzlaşmasını derinleştirerek bir çözüm sağlaması olacaktır. Bu uzlaşmada belki de her istediğimizi alamayacağız. Belki de kırmızı çizgilerimizden fedakarlık yapacak  ve belki  Esed rejimi ile diyalog kanallarını bile açacağız. Ama şuna eminim ki, elde edeceğimiz sonuç bugün ABD nin bizi sürüklemek istediği kıstırılmışlıktan daha evla olacaktır.

  Katar’a reva görülen yaptırımların siyasi boyutu  Türkiyeyi Arap dünyasından yalıtmak ise daha da önemli boyutu ekonomik olarak diz çöktürmektir.  17-25 aralık operasyonundan tutun da, 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar her saldırıdan sıyrılmasını bilen Türkiye bütün bunlara rağmen, ekonomisini ciddi sarsıntılara sürüklemeden nasıl ayakta tuttuğunu sanıyorsunuz? Bu olaylar gündeme gelmeseydi belki de Katar’ın Ekonomimiz üzerindeki derinliğine odaklanmayacaktık. Katar ile ekonomik ilişkilerimizin baltalanması durumunda, nasıl etkileceğimizi görebilmek için, Katar Türkiye ekonomik ilişkilerinin çeşitliliğine bir göz atalım.

Son yıllarda Dünyanın her yerine yaptığı yatırımlarla dikkat çeken Katar'ın Türkiye ekonomisindeki payı da hızla arttı. Yalnızca, Varlık Fonu üzerinden, son iki ayda 600 milyon dolarlık Katar sermayesi Türkiye’ye giriş yaptı. Ekonomi Bakanlığı'nın yatırım verilerine göre Katar, ilk 20 uluslararası yatırımcı sıralamasında 2002-Mart 2017 tarihleri arasında toplam 1,5 milyar dolar yatırımla 19'uncu sırada yer alıyor. Ancak Katar İş Forumu ve AKP kaynaklarına göre ise doğrudan yatırımda Katar, 7'nci sırada ve yatırım miktarı çok daha yüksek. Yine Ekonomi Bakanlığı'nın verilerine göre Türkiye, geçen yıl Katar'a 439 milyon dolar ihracat yaptı, Katar'dan 271 milyon dolarlık ithalat yapıldı. Toplam dış ticaret hacmi ise 710 milyon dolar olarak gerçekleşti. İki ülke ayrıca mal ticaretini artırabilmek için Serbest Ticaret Anlaşması (STA) görüşmeleri yürütüyor.

Katar, özellikle son iki yılda Türkiye'deki ortaklıklarıyla dikkat çekti. Katar, 2015'de Ethem Sancak'ın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan (TMSF) aldığı askeri araç üreten BMC'nin yüzde 49'una ortak olurken, yine TMSF'nin elindeki Digitürk Kanalı'nı satın aldı.  Ayrıca Katar'ın Türkiye'de iki bankası bulunuyor. Katarlı Commercial Bank of Qatar (CBQ) Alternatifbank (Abank)'ı yüzde 75'ini 2013 yılında geri kalanını da 2016 yılında olmak üzere toplamda yaklaşık 700 milyon dolara satın aldı. Qatar National Bank (QNB) ise 2015 yılında Finansbank'ı 2,75 milyar euroya satın aldı. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, Finansbank aktif büyüklüğüne göre 2016 yılında Türkiye'nin en büyük 8'inci bankası olurken, Alternatifbank 18'inci sırada yer aldı. Banvit Tavukçuluk ile Boyner Grubu’nun yüzde 42,7 hissesi de, Katar sermayesinin elinde bulunuyor.

Türkiye Varlık Fonu (TVF) web sitesinde yer alan bilgiye göre Ağustos 2016'da kurulan fon halen yaklaşık 40 milyar ABD doları tutarında varlığı yönetiyor. TVF ilk ortak fonu Rusya ile arkasından Katar ile kurdu. Son iki ay içinde Türkiye'ye Katar'dan 600 milyon dolar sıcak para geldi ve karşılığında en büyük çay üreticisi Çay-Kur'un hisseleri güvence olarak verildi. Çay-Kur 24 Ocak 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Varlık Fonuna devredilmişti. Geçen yıl sonu itibariyle Merkez Bankası kayıtlarındaki 10,9 milyar dolar net hata noksan payının üçte birinden fazlası Katar kökenli. Katar Varlık Fonu yoğun bir şekilde alım yapıyor. Fonun varlıkları arasında Alman Volkswagen'ın yüzde 17 hissesi bulunuyor. Hükümet yetkilieri önümüzdeki dönemde TVF üzerinden Katar sermaye akışının artmasını bekliyor.

Katar şu anda Arap Ülkeleri arasında Türkiyenin en güvenilir müttefikidir. Ekonominin yanısıra askeri yakınlaşma ve iş birliği de son derece güçlü. Cumhurbaşkanı Erdoğan Şubat ayında Körfez ülkelerine yaptığı seyahat sırasında iki ülke arasında bu yıl içinde 2 milyar dolarlık savunma sanayi projeleri gerçekleştireceklerini açıklamıştı. Bu çerçevede Türkiye, Katar'a zırhlı araç, gece görüş sistemi, radar, insansız hava aracı ve telsiz satacak.

Geçen hafta TBMM de onaylanan Anlaşmaya göre Türkiye'nin Katar'da mevcut 88 askerin görev yaptığı askeri üssün inşaat ve kapasite olarak büyümesi kararlaştırıldı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı yetkilileri, üsse 3 bin asker yerleştirileceğini ve Katar’ın savunma sanayi alanında Türkiye'den yararlanmayı amaçladığını belirtiliyor. 

Ayrıca, Katar'ın 2022 Dünya Futbol Şampiyonası'na ev sahipliği yapmak için ayırdığı bütçe, Türk müteahhitlerinin iştahını kabartıyor. Fakat Başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinin uyguladığı yalıtma yalnızlaştırma operasyonları nedeniyle akibeti de belirsizleşmiş durumda. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek geçen yıl Katar'da faaliyet gösteren Türk müteahhitlik firmalarının bugüne kadar 125 projeden toplam 13,7 milyar dolarlık proje üstlendiklerini söylemişti. Hükümet yetkilileri hedefin bu projelerden 15-20 milyar dolarlık taahhüt üslenmek olduğunu aktarıyor. Bu çerçevede tek kalemde üstlenilen en büyük proje Tekfen'in 2,3 milyar dolarlık yol yapımı oldu. 
Hükümet, 335 milyar dolarlık yatırım portföyüyle dünyanın önde gelen para kaynaklarından biri olan Katar sermayesini yurtiçine çekmek için büyük çaba harcıyor. Bu çerçevede Katar Emiri'ne özel uçağıyla Karadeniz kıyılarını gezdiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak yatırım arzusunu her fırsatta dile getiriyor. Katar ile Karadeniz'de kış turizmi için tesis ve yatırım yapılması konusunda görüşmeler sürerken, petrol ve doğal gaz zengini ülkenin bu kaynakların çıkarılması ve pazarlanmasında da Türkiye aktif rol almak istiyor. Katar günlük 600 bin varil petrol üretim kapasitesine sahip. Ülke dünyanın en büyük üçüncü büyük doğal gaz (LNG) varlığına sahip ve LNG ihracatında ise ilk sırada yer alıyor.

Burada Einsteinin bir sözünü hatırladım. “Bir sorunun çözümü, onun oluşmasına neden olan bilinç düzeyi ile mümkün değildir.” Son Söz; Bu badireden sıyrılmak için Ortadoğu politikalarında kullandığımız tüm kavramsallaştırmalarımızı baştan aşağı gözden geçirmeliyiz.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 09.06.2017 - 11:18 -529-
Bu sayfayı paylaşın :