Kulluk Edemedik Affına Geldik

-A A +A

                Mübarek Ramazan-ı Şerifin ikinci günü, Şahmuratlı Köyü Derneği’nin iftar programına davetliydim. Orada bir konuşma yapmamı istediler. Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın tefsirinde yirmi yıl önce okuduğum dua ile başladığım konuşmamı, Bestami Yazgan’ın şiiriyle bitirdim.

                “İlâhi! Hamdini sözümüze sertac ettik, zikrini kalbimize mi’rac ettik. Kitabını kendimize minhac ettik. Biz yoktuk var ettin, varlığından haberdar ettin, aşkınla gönlümüzü bî-karar ettin. İnayetine sığındık, kapına geldik. Hidayetine sığındık, lütfuna geldik. Kulluk edemedik affına geldik. Şaşırtma bizi, doğruyu söylet, neş’eni duyur, hakikati öğret. Sen duyurmazsan biz duyamayız, Sen söyletmezsen biz söyleyemeyiz, Sen sevdirmezsen biz sevemeyiz. Sevdir bize hep sevdiklerini. Yerdir bize hep yerdirdiklerini. Yar et bize erdirdiklerini.

                Sevdin Habibini, kâinata sevdirdin. Sevdin de hil’at-i risaleti giydirdin, Makam-ı İbrahim’den Makam-ı Mahmud’a erdirdin, server-i asfiya kıldın, Hatem-i enbiya kıldın. Muhammed Mustafa kıldın. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikram, her türlü ihtiram ona, onun âline, ahbabına, ailesine, ashabına ve etbaına Ya Rab! Ramazan-ı şerif hürmetine affet bizi Ya Rab!

                Çok değerli Şahmuratlı’lı hemşehrilerim!

                Dernek Başkanımız Sayın Tuncay Başer’in daveti üzerine aranızda bulunuyorum. Şu muhteşem birlik tablonuza bakarak iyi ki gelmişim diyorum. Şahmuratlı’nın toplantısına niçin gelmeyecekmişim?

                Şahmuratlı da bağlarımız vardı. Şahmuratlı’nın yollarında rahmetli dedelerimin, ninelerimin, annemin ve babamın ayak izleri, ayaklarının tozu var. Şahmuratlı’nın yollarında kendi ayak izlerim var.

                Okulların kapanacağı mayıs ayı yaklaşınca, 23 Nisan’dan itibaren öğretmenlerimiz bizleri komşu köylere geziye götürürdü. Ya iki üç köyün çocukları olarak bir çayırlıkta toplanırdık ya da köyden köye geziye gider o gün gittiğimiz köyde yatıya kalırdık. Şahmuratlı köyü, geziye gidip de yatıya kaldığımız köyler arasında ilk sıradaydı.

                Şahmuratlı’ların misafirperverliklerini ta o çocukluk yıllarımdan itibaren bilirim. Eskişehir marşı eşliğinde ikişerli sıralar halinde köye girişimiz, bir merasim bölüğünün gösterisinden daha az heyecanlı değildi. Çocuk sesleriyle marş söylerken köyü adeta çınlatırdık. Sesimizi duyan evinden dışarı fırlar, bizi seyrederken coşkumuzu daha da artıracak şekilde alkış tutarlardı. Öğlen yemeğimizi yedikten sonra okulda bilgi yarışmaları yapılır, oyunlar oynanır, güreşler tutulurdu.

                Yatıya kaldığımız evlerde çocuk nazarıyla bakılmaz, yetişkin bir misafir gibi ağırlanırdık. Akşam yemeği için özel yemekler hazırlanırdı, tepsilerle siniler, börekler, özel çörekler… Kısaca Şahmuratlı köyünde böylesine güzel hatıralarımız vardı. Bu sebeple Şahmuratlı köyünün iftarına katılmak bizim için bir şereftir.

                Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bizim köyün yarısı sizden, sizin köyün yarısı bizden. Birbirlerine kız alıp kız vermiş iki köy Termezli ve Şahmuratlı. Emmi kızları, dayı kızları, komşu kızları Şahmuratlı’da. Rahmetli Hayriye ninem Şahmuratlı’dan, yengelerimiz Şahmuratlı’dan. Dolayısiyle birbirimizin ya yeğeniyiz ya dayısıyız; ya enişte kayın ya da bacanağız. Köyümüzün tanıdığım ilk imamı Şahmuratlı’dan. Çerçici “davlumbaz” lakaplı Mustafa Ağa ile topal Hüseyin Şahmuratlıdan. Bağ budakçıları Şahmuratlı’dan.

                Sevgili hemşehrilerim! Kutadgu Bilig’de okumuştum, “insan ölür adı unutulur ama namı kalır”, diyordu Yusuf Has Hacip. Bu topluluğa vücut veren arkadaşlar kahramanca bir şey yapmışlar, bir hayra vesile olmuşlar, dernek kurmuşlar. Dayatmalarla savrulduğumuz köyümüzden, bir araya gelişimiz ancak böyle vesilelerle, böyle çatılar altında toplanarak mümkün oluyor. Dernek kurucusu arkadaşlarıma teşekkür ediyor ve sizlerin de onlara aktif desteğinizi bekliyorum.

                 Allah mal verir ancak yemek kısmet işidir. Kimi insan vardır ki, ne yemeyi ne de ikram etmeyi beceremez. İkram etmek de nasip işidir. Bu açıdan derneğinize sahip çıkınız. Ne demek istediğimi anladığınızı düşünüyor, sözlerimi Bestami Yazgan’a ait “Gönül” şiiriyle bitirmek istiyorum.

                *Çiçeklerle Hoş geçin/Balı incitme gönül/Bir küçük meyve için/Dalı incitme gönül
               *Konuşmak İnsana has/Olsa da güzel bir süs/Ya hayır de, yahut sus/Dili incitme gönül
               *Sevmekten geri kalma/Yapan ol yıkan olma/Sevene diken olma/Gülü incitme gönül
               *Başın olsa da yüksek/Gözün enginde gerek/Kibirle yürüyerek/Yolu incitme gönül
               *Mevlam verince azma/Geri alınca kızma/Tüten ocağı bozma/Külü incitme gönül
               *Karışma hikmetine/ Dokunur gayretine/ Sahibi hürmetine/Kulu incitme gönül. (30.05.2017)

               Not: Soran ve ayrıca ilgilenen okurlarım için kitap isteme adresi: Akçağ Kitabevi, Tuna Cad. No. 8/1, Kızılay/Ankara. Tel: (0312) 432 17 98 – 433 86 51

1-      Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?
2-      Yeniden Yükselişe Doğru
3-      Umut Ülke Türkiye
4-      Bir Noterin Anıları           

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 30.05.2017 - 09:46 -566-
Bu sayfayı paylaşın :