Kur'ân çıkış yolunu gösteriyor(*)

-A A +A

         Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey inananlar, Allah’ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa da havarilere: “Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler: “Allah (yolun)un yardımcıları biziz.” Dediler. İsrail oğullarından bir zümre inandı, bir zümre inkâr etti. Biz de inananları, düşmanlarına karşı destekledik, onlara üstün geldiler.” Saff Suresi, ayet 14)

               Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah da razı olmuyor. Fakat kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlamayı diliyor.” (Tevbe Suresi, ayet 32)

               Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Biz onlara hem ufuklarda ve hem de kendi nefislerinde delillerimizi göstereceğiz ki, Kur’ân’ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Senin Rabbi’nin her şeye şahit olması kâfi değil mi?” (Fussilet Suresi, ayet 53)

               Bedir bunun delilidir. Mekke’nin fethi bunun delilidir. Kısa sürede İslâm’ın Arap Yarımadası’nda ve dünyada yayılması bunun delilidir. Milli Mücadele ve İstiklâl Harbimiz bunun delilidir. Müslüman olduktan sonra “Cündüllah” diye isimlendirilen aziz ve gazi Türk milletinin, sayıca kendinden üstün olan emperyalistlerin saldırılarını püskürttüğü bütün savaşlar bunun delilidir.

               Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.” (Âl-i İmran, ayet 139)

               Gerçekte “Dinlensinler diye geceyi yarattığımızı ve (çalışsınlar) diye gündüzü apaydınlık yaptığımızı görmediler mi?”(Neml Suresi, ayet 86) buyurulduğu üzere İslâm’ın da gecesi, gündüzü olacak, o da bu değişen âlemde bazen gecelerin sükûnet avucunda dinlenecek, bazen gündüzlerin parlayan ikbalinde gözlerini açarak Hak Teâlâ’nın huzurunda en yüksek hayatı yaşamak için uyanacaktır. Fussilet Suresi ayet 35’in işaretine göre İslam’ın istikbali gece değil, gündüzdür; sönük değil parlaktır. Arasıra basan gece karanlıkları onu dinlendirip tekrar uyandırmak içindir.

                               MÜSLÜMANLAR NE YAPMALI?

               Şayet İslâm’a mensup olanlar geri kalıp düşüş gösterirlerse, bu, İslâm’a sıkı sarılmalarından değil, ona iyi sarılmayıp, riayetsizlik etmelerinden ve bu hususta diğer dinlerin mensuplarına benzediklerinden, Hakk’a itaati bırakıp haksızlık, fısk, irtidat, dinsizlik, inançsızlık vadilerine saplandıklarından ve tefrikaya düşmelerinden dolayı olacaktır. İslâm birlik dinidir. Allah (C.C.)’ın yardım ve kudreti toplumla beraberdir.              

               Tarih gözden geçirilecek olursa görülür ki, İslâm’ın bu ayetlerde müjdelenen galibiyeti ilk defa Resulullah (s.a.v.) zamanında bütün Arabistan’da başlamış ve Abbasi hilafetinin çöküşüne kadar doğudan batıya bütün âleme yayılmıştı. Arada bir düşüş dönemi kendisini gösterdikten sonra çok geçmeden Türklerin ortaya çıkışı ve İstanbul’un fethiyle ikinci parlak dönem başlamış, bu da bir taraftan Kafkas dağlarından Atlas Okyanusu’na, diğer taraftan da Lehistan’dan Habeşistan’a kadar geniş bir bölgeyi içine almıştı.

               İşte siz de Allah’ın vaadlerine ve emirlerine, Peygamber (s.a.v.)in davetlerine iman edip Havarilerin çalıştığı gibi çalışır, Allah’ın yardımcıları olursanız bütün düşmanlara galip gelirsiniz.

               Gerçekten ilk Müslümanlar Peygamber (s.a.v.)in liderliğinde öyle çalıştılar ki, çok geçmeden müşrikleri ve Hıristiyanları yendiler. Hak dinini galip kıldılar ve öyle üstün duruma getirdiler ki, İslam’ın o göz kamaştırıcı galibiyeti ve Hz. Ömer hilafetinin hakkaniyet ve adalet zevkini hâlâ bütün dünya sonsuz bir hayret ve hasretle erişilmez bir umut gibi yâd etmektedir.

               Mamafih bu emir ve taahhüd yalnız onlara değil “Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun!” hitabının genel manasından anlaşılacağı gibi her zaman için o tarzda amel edecek bütün müminleri kapsayan bir vaad ve müjdedir. Allah vaadinden caymaz. Allah’ın yardım ettiğini kimse yenemez. PYD’ye verilen Amerikan silahlarının ekranlarda gösterilmesi psikolojik harptir. Ne gam! Asla şüphe etmiyoruz ki, Hakk’ın sesi yükseltildiğinde, hangi maskeyi takarsa taksın batıl Hakk’ın önünde diz çökecektir.

               O halde Müslümanlar Allah’ın yardımcıları olmaya bakmalılar. O’nun yardımından mahrum kalıp geriye sürükleniliyorsa, bunun sebebi Hak dinde değil, Müslümanların kendi günahlarında aranmalıdır. Onun için “Allah’ım bize hidayet et!” diyoruz.

               (*) Bu yazının hazırlanmasında Emalılı M. Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’ân Dili” isimli tefsirinden yararlanılmıştır.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 11.07.2017 - 08:31 -250-
Bu sayfayı paylaşın :