Kürdistan için Referandum

-A A +A

                25 EYLÜL DE BARZANİ liderliğinde yapılması planlanan “kürdistan referandumu” ne anlama gelmektedir sorusunun cevabını DÖRT açıdan vermek durumundayız.

                Birinci açıdan SAHADAKİ duruma baktığımızda dört şehirden 111 milletvekilinden oluşan kuzey ırak bölgesel özerk parlamentosu iki yıl aradan sonra apartopar 63 milletvekili ile toplanarak referandum kararını salt çoğunlukla almış olmasıdır.

Bu fotoğraf kuzey ırak özerk bölgesi partilerinin BİRLİK içinde olmadığı gerçekliğini ortaya koymaktadır. Beş partiden oluşan kuzey ırak bölgesel parlamentosu içinde salt çoğunluğu ancak sağlayabilen Barzani’nin KDP si - ki Erbil ve Dahokta çoğunluk seçmenlerine sahiptir- referandum kararını alırken diğer dört parti ise referandumun karşısında olduğunu deklare etmiştir. Karşı olan partiler GORAN hareketi TALABANİ hareketi kürdistan cemaati İslami hareketi ve komali İslami partisi referanduma karşı olduklarını açıklamışlardır ki bu dört parti çoğunlukla Süleymaniye ve Halepçe şehirlerinde çoğunluk seçmenlerine sahiptir.

                İkinci açıdan DİPLOMASİ durumuna baktığımızda Barzani hareketi başta İsrail olmak üzere İngiliz ve ABD diplomatları ile iç içe sahada ve özellikle de Erbil’de cirit atmakta olduklarıdır. Burada bir konunun altını özellikle çizmemiz çok çok önem arz etmektedir ki o da İsrail in hiç çekinmeden İsrail bayrakları medyası aracılığı ile ve diplomatları aracılığı ile Erbil’de KDP yi açık el bir politika ile desteklemekte olmalarıdır.

İSRAİL “büyük kürdistan” büyük İsrail projesinin bir parçasıdır ya da Kürtlerin düşmanları aynı zamanda İsraillin de düşmanlarıdır diyebilecek kadar ileri noktalarda mesajlar verebilmektedirler.

Bu çirkin mesajlar ve bu ilişki biçimleri de gösteriyor ki İsrail Ortadoğu’da bölgesel büyük savaşın mezhep ve etnisite temelinde fitilini ateşlemek istemekte olduğunu ve kendi tarihi projeleri için kirli kazanç hesapları yapmakta ve Kürtleri de bir araç olarak kullanmak düşüncesinde olması hayallerini ortaya koymaktadır.

ABD ise referandum un zamanlaması hususunda acele edilmemesi konusunda tavsiye mesajları vermekte ve kendi politik çıkarları için Barzani’ye akıldanelik yapmaya devam etmektedirler, İNG ve FR ve ALM ise sessiz desteklerini ve de kendi lehlerine olan manevralarını devam ettirmektedirler.

                Üçüncü açıdan BÖLGESEL DEVLETLERİN referandum konusundaki tutumunu diplomatlarının ve de medyanın aracılığı ile gözlemlediğimizde başta TÜRKİYE olmak üzere İRAN ve İsrail karşıtı olan diğer Ortadoğu ülkeleri referandumun bölgede hem İÇ SAVAŞI ve hem de BÖLGESEL SAVAŞI tetikleyebileceği konusunda endişelerini açık seçik deklare etmektedirler. Ayrıca BAĞDAT hükümeti de böyle bir referandumun hukuksuz defakto bir durum ortaya koyacağını ve asla kabul edilmeyeceğini de açıklamış olmasıdır.

                Her şeyden önce Barzani’nin referandum hedefinin İsrail’in politik amaçları doğrultusunda yapılmış olmasını ve de aralarında oluşturdukları ittifak Türkiye ve İran gibi bölgenin iki kadim devletini aşırı şekilde tedirgin etmektedir.

                Böylesine çok kritik bir tablo karşısında Barzani neden geri adım atmak istememektedir.

a.       Birinci neden Barzani zayıflayan siyasi liderliğini referandum aracılığı ile pekiştirmek istemektedir.

b.       BAĞDAT ile olan ekonomik ve siyasi ilişkilerini kendi lehine tahkim etmek istemektedir

c.        Üçüncü olarak dört şehirden oluşan kuzey ırak özerk bölgesel hükümetinin dört şehirden oluşan coğrafyasına KERKÜK ve MUSUL gibi büyük vilayetleri de eklemek istemesidir

d.       Dördüncü olarak BATILI İTTİFAKLARINI başta İsrail ve ABD olmak üzere pekiştirerek tesis etmek istemesidir.

REFERANDUM un sonuçları ne olursa olsun ya da ertelenmiş olsa bile bu İSTEK ve AMAÇLAR Barzani’nin siyasi LİDERLİĞİNİ pekiştireceğine kesin gözüyle bakılmakta ve de BATILI ittifaklarının desteğini çok daha fazla olarak alabileceği yorumları yapılmaktadır.

                Dördüncü açıdan bölgenin mezhep ve kavmiyet temelindeki ÇATIŞMALARININ başlangıcı

1979 İRAN devriminden sonra başlayan ve sekiz yıl süren İRAN IRAK savaşı neticesinde İRAN ın ABD ve İSRAİLİ bahane ederek Şİİ devrimini devrim MUHAFIZ tugayları ile fiilen ihraç etmeye başlaması ve de ABD nin IRAKI işgal etmesi ile başlayan birinci ve ikinci KÖRFEZ çıkarması ardından “Arap baharı” ile tetiklenen yerel dinamiklerin değişim talepleri karşısında rehberlik yapıp bölgeyi entegre etmeye çalışan TÜRKİYE Yİ bölgeden tecrit ve tasfiye etmek amacı ile SURİYE iç savaşının çıkartılması neticesinde yedinci yılına giren vekalet savaşlarının bitirilerek başat aktörlerin başta ABD ve RUSYA olmak üzere bölgeye ÜSLERİ ile kalıcı olarak konuşlanmış olmalarıdır.

                Sonuç olarak

 Büyük resim ARAPLARIN ve ACEMLERİN bölgedeki tavırları ortada iken küresel aktörlerin bölgeye ÜSLERİ ile konuşlanmış iken

-SELÇUKLU ve OSMANLI dan bu yana BİN yıldır İSLAM kader birlikteliğinin TARİHİ yolculuğunda olduğu gibi kanı kanına canı canına karışmış TÜRK KÜRT kardeşliğinin bölgesel dinamikleri etkinliğini sürdürür iken

- BATILI güçler “büyük Ortadoğu projesi” için “büyük çatışmanın” fitilini Barzani ile tutuşturarak “KORE modelinde” olduğu gibi Kürt halklarını bölmek istemeleri midir?

-Yoksa Barzani kendi küçük hesapları ile yıpranmakta olan siyasi liderliğini pekiştirmek mi istemektedir

BİZCE

Barzani İsrail in sinsi tuzağına çekilmekte ve kurt kapanına kısılmaktadır. Hem kadim dostlarını kaybedecek ve hem de İsrail in karanlık projelerine mahkum olacaktır.

Bu soruların cevaplarını elbette ki ilerleyen zaman dilimlerinde MİLLET olarak görmüş olacağız.

                ANCAK bu referandum ile bölgede

1.       Muhalif Kürtler arasında bir iç çatışma olabilir

2.       Haşdi şabi ile peşmerge arasında Kerkük Musul eksenli bir çatışma olabilir

3.       Kürt Arap çatışması bölgede kalıcı hale gelebilir

                Burada TÜRKİYE nin hem SAHADA ve hem de DİPLOMASİ masasında çok daha dikkatli tedbirli ve etkili olması mezhep meşrep ve etnisite temelinde bir çatışmaya meydan vermemesi gibi TARİHİ BİR SORUMLULUĞU bulunmaktadır.

 SURİYE ve IRAK özelinde açık seçik görülmüştür ki

SAHADAKİ fiili durum MASADAKİ diplomasi etkinliğinin maalesef önüne geçmiştir. Bu nedenledir ki TÜRKİYE nin IRAK sınırında ASKERİ TATBİKAT yapması ve de AFRİN-HATAY bölgesinin güvenliği için bölgeye ASKERİ hazırlık yapması da TÜRKİYE nin hem kendi güvenliği için ve hem de bölgenin güvenlik ve istikrarı için doğal bir savunma refleksidir.  

KEKRUK özelinde peşmerge nin ağır silahlarla konuşlanması ve Türkmen partisine bir gurup peşmenge nin silahlı saldırısı neticesinde çıkan çatışmada bir peşmerge nin öldürülmesi üzerine SOKAGA çıkma yasağı getirilmesi de gösteriyor ki GERGİNLİK had safhaya gelmiş durumdadır.

                ALLAH korusun KERKÜK ve MUSULDA tutuşturulan bir ateş HASEKİDEN AFRİNE kadar olan bir bölgenin “BARIŞ ve GÜVENLİ bölge” çalışmaları yapılıp dururken yeniden kan gölüne dönmesine yakılıp yıkılmasına vesile olabilir endişemizi dile getirmekten de kendimizi alamamaktayız.

 Vesselam

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 19.09.2017 - 10:52 -470-
Bu sayfayı paylaşın :