Kürt Ayrı PKK Ayrı

-A A +A

                Gün geçmiyor ki bir şehit haberi gelmesin. Şehit sayısı bazen günde onları buluyor. Hepimizin yüreği dağlanıyor. Kahroluyoruz. Fakat kahrolmak yetmiyor. Klavye başına geçip sanal yorumlar yapmak fayda sağlamıyor. Fayda bir yana, bu yorumlar ve paylaşımlar kavgalara ve manasız çekişmelere sebep oluyor. Herkesin kendince olaylara getirdiği bazı açıklamalar var. Benim de elbet…

                Reis-i cumhurun da kabul ettiği daha doğrusu itiraf ettiği bir şey var ki o da “çözüm süreci” süresince PKK’nın güç depoladığı ve bugünlerde düzenlediği lanet olası saldırılar için altyapı hazırlığı içerisinde olduğudur. Şahsımı Ak Parti ‘ci diye etiketleyenlere cevaben söylüyorum. Ben Ak Parti’ci değilim. Ak Parti’ye oy vermek ve Ak Parti’ci olmak arasında dağlar kadar fark vardır. Takım tutar gibi parti tutulmaz. Ayrıca şucu bucu olmak, taraftarı olduğunuz olguyu eğrisiyle doğrusuyla kabul etmek ve hararetli bir taraftar gibi savunmak anlamına gelir. Oysa kim olursa olsun, hangi kuruluş hangi parti olursa olsun sadece doğrularını kabul etmek, yanlışlarını eleştirmek gerekir. Bu bağlamda kanaatimce Ak Parti ve Erdoğan’ı eleştirmemiz gereken bazı noktalar mevcuttur. Eleştirelim o halde…

                Çözüm sürecini Erdoğan tek başına riskler alarak ve elini taşın altına koyarak başlattı. Peki neydi niyeti? Vatan evlatlarını ateşe atmak mıydı? Böyle olduğunu iddia edenler olsa da bu tarz iddialar deli saçmasından ibarettir. Erdoğan’ın niyeti dış mihraklı “Kürt meselesi”ni çözüme kavuşturmaktı. Nitekim büyük ölçüde başarılı oldu. Nefret ve nankörlük hastalığına yakalananlar dışında herkes, malum bölgeye özgürlük geldiğini, refahın ve yatırımların arttığını, asimilasyon politikalarının son bulduğunu kabul ediyor. Tabi insan yerine bile koymaktan imtina ettiğim inkârcı kesim “Ak Parti ne yaptı ki?” diyor o konu apayrı… Diyecek söz de bulamam doğrusu böyle düşünenlere…

                Şimdi anlamamız ve bilmemiz gereken bir mesele var. Doğuda yaşananlar Kürt sorunu kaynaklı değildir. PKK her ne kadar kendini Kürt haklarının savunucusu olarak addetse de, PKK saldırılarında en çok canı yananlar yine Kürtlerdir. Öldürülen vatan evlatlarından Kürt kökenli olanlar, Türklerden daha az değillerdir. Yasin Börü’yü hatırlayalım, Kobani olaylarını hatırlayalım. Yakılan, yıkılan mallar yine Kürt vatandaşların mallarıdır. Engellenen yatırımlar yine Kürt vatandaşlara götürülecek hizmetlerin aksaması ve engellenmesi anlamına gelmektedir. Bu örnekler çoğaltılabilir.

                Birileri aklını başına alsın! PKK ve Kürt olguları birbirinden çok farklıdır. PKK en büyük zararı bölge halkına yani KÜRTLERE vermektedir. Kürtlerden bazıları oyuna gelerek Türk düşmanlığı etseler de, saçmalıklara beyinlerini kurban etseler de, Türkler arasında da Kürt düşmanlığı edenler mevcut.

                Peki çözüm sürecinin akıbeti ne olacak? Geçmiş olsun bu süreç BİTTİ… Çözüm süreci MHP’nin dediği gibi çözülme süreci değildi. Yapılan hata çözüm sürecinde Kürtlerin değil PKK’nın muhatap alınmasıydı. Teröristlerle aynı masaya ne olursa olsun oturulmamalıydı. Halk için aynı şey söz konusu değildir. Halka özgürlük götürmek adına, refah adına, barış adına, yine halkla, kanaat önderleriyle, aşiret önderleriyle her türlü masaya oturulur ve oturuldu da. Fakat PKK asla muhatap alınacak bir yapı değildir. Tamamen pislikten oluşan bu yapıyla el sıkışmak, pisliğin elinize bulaşmasına sebep olacaktır nitekim oldu da. Ak Parti’nin eline pislik bulaşmıştır. Şimdilerde o pisliğin bedelinin kanla ödendiğine şahit oluyoruz.

                Medyada orada burada “çözüm süreci tekrar başlasın”, “Ak Parti yeniden inisiyatif kullansın ve barışı sağlasın”, “bölge halkı tekrar barış istiyor, hükümet askerin silahını sustursun” şeklinde açıklamalar görüyoruz. Onlara cevabım: yok canım! Kuzum sizin ananız güzel mi? Yakacaksınız, yıkacaksınız, öldüreceksiniz, zulmedeceksiniz, eee sonra canınız yanmaya başladığında silahlar sussun barış istiyoruz diyeceksiniz. Hadi oradan canım başka kapıya. Eriyeceksiniz, yok olacaksınız, akıttığınız kanda boğulacaksınız, Türk devletinin kudretine şahit olacaksınız!  Davutoğlu’nun da dediği gibi “O DAĞ LAR TE MİZ LE NE CEK!!!” İnanıyorum ki Popstar Selo’ya da bu halk artık pirim vermeyecektir. Tekrar melek maskesini taksa da halk o maskenin altındaki şeytanı gördü…

                Bölge ve konu o kadar zor ve çetrefilli ki… Allah doğru yoldan bizleri saptırmasın, yanlış kişilerin ardında yürütmesin. Âmin…

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.09.2015 - 12:15 -545-
Bu sayfayı paylaşın :