Kurumsal Liderlik

-A A +A

                “Tek adam ve keyfi siyaset” tabiri ile direkt olarak YÖNETİM konusuna girmek istiyorum.

Tek adam ve keyfi siyasetin

KURUMSAL yapılar ve İLKELER üzerine inşa edilmeyen toplumsal yönetimlerin tümünde tek ADAM dediğimiz KARİZMATİK liderlik yapıları şeklinde tezahür eden BİAT ya da İtaat itikadının “hakim unsur” olduğunu söyleyebilmekteyiz.

İlkel kabilelerden süreç içinde en gelişmiş toplumlara kadar bir şekilde YÖNETİLME ihtiyacı söz konusu olmuştur. Bu yönetilme gerçekliği İNSANIN sosyal bir varlık oluşu ve toplu yaşamaya fıtratı icabı zorunlu bir ihtiyaç oluşundandır.

Konuyu daha ziyade YÖNETİLME ihtiyacından doğan YÖNETİM sistemlerine getirmek istiyorum.

 Örfe dayanan AŞİRETLER ırka dayanan KABİLELER biate dayanan TARİKATLER itaate dayanan CEMAATLER hiyerarşik bir piramit düzenine dayanan TEŞKİLATLAR ve de ideolojik öğretilerle disiplinize edilen ÖRGÜTSEL yapıların tümü TEK adam figürünün hakim olduğu toplumsal yapılardır.

Bu tip sosyal yapıların hemen hepsinde KARİZMATİK bir yönetici söz konusudur.

 Kimi dini kimi örfi kimi ırki kimi fikri kimi ideolojik temele dayanan LİDERLİK yapıları söz konusu olmaktadır. Bu yapıların hemen hepsinde ortak özellik TEK adam olma özelliği ya da KARİZMATİK olma özelliğidir.

Bu kadar detay açıklamalardan sonra KURUMSAL LİDERLİK ne demektir biraz açmak istiyorum.

Kurumsal liderlik dediğimiz yönetim sistemlerinin en gelişmişine sosyolojide DEVLET yönetim sistemleri ve de HÜKÜMET yönetim sistemleri denilmektedir. İster DEVLET yönetim sistemleri olsun ister HÜKÜMET sistemleri olsun olmazsa olmaz üçlü bir SACAYAĞI sütunlarından oluşur.

Bu sütunların birincisi DEVLETİN kurumsal bir yapı arz etmesidir. Kısaca iç işleri dış işleri savunma güvenlik ve istihbarat alanlarında bir dizi alt kurumlardan oluşur ki hepsinin de fonksiyonel olması ve de uyumlu bir bütünlük arz etmesi bir zorunluluktur.

İkincisi bu kurumsal yapıların yönetici seçilmiş ve atanmış KADRO elemanlarıdır ki işin cinsine görev ve vazifenin künhüne göre EHLİYET ve LİYAKAT prensipleri işletilerek bu yönetim ve yönetişim sisteminin BEŞERİ unsurlarını teşkil ederler.

Üçüncüsü ise KURALLAR dediğimiz evrensel yerel ve değer İLKELERİDİR ki söz konusu olan DEVLET HÜKÜMET ve de YEREL yönetim sistemleri olduğunda bu yapının kurallar sistematiğine de HUKUK sistemi denilmektedir ki bu yapı anayasa ve yasalardan oluşur ve çok daha önem arz etmektedir. İşte bunun için denilmiştir ki DEVLETİN imanı hukuk tur dengesi de denetlemedir diye.

İşte dananın kuyruğunun koptuğu nokta da burasıdır.

Ancak HUKUK ve ANAYASAL sistemidir ki DEVLETİ ve de YÖNETİMİ tek adam ve keyfi siyasetten men ederek ZORBA yönetimlere ve de ZALİM yöneticilere karşı ülke zenginliklerini hazineyi vatandaşı bireyi ve de halkı koruma altına alan bir TEMİNAT sistemidir.

Böyle bir tanımlama yaptıktan sonra HUKUK SİSTEMİ NİN en hayati fonksiyonunu tespit etmek gerekiyor ki o da KONTUROL ve DENGE sistemi dediğimiz DENETLEME ve YARGI sistemidir. İşte zannediyorum ki kuvvetler ayrılığından kasıt da bu denge ve denetleme sistemi olsa gerektir.

Ancak KUVVETLER ayrılığının kuvvetlerin AYKIRILIĞINA dönüşerek bir iç MÜCADELEYE zemin teşkil etmemesi de gerekmektedir. Aksi taktirde devletin kurumları arasında gizliden gizliye ya da aşikare bir iç MÜCADELE oluşur ki yüz yıllık bir deneyimlerde de görüldüğü üzere toplumun gelişmesinde adeta PRANGA ola gelmiştir.

Devletin dengesinin ve de fonksiyonel bütünlüğünün temini ile hükümetlerin ve de yerel yönetimlerin verimli hizmet üretmeleri ancak ancak bu DENETLENEBİLİYOR olması niteliğinden ileri gelmektedir.

YASAMA yürütme ve de YARGI dediğimiz KURUMLARIN kuralları-ilkeleri öylesine sağlam ve işlevsel tanzim edilmelidir ki kimse kimsenin işine karışmamalı müdahale etmemeli ve de kuvvetler ayrılığı vardır denilerek de bir İÇ MÜCADELEYE DE girişilmemelidir. Çünkü devletin tüm kurumları arasında fonksiyonel bir bütünlükte vardır ve de olmalıdır da.

Ancak HUKUK sistemidir ki

1.       Tüm yönetim ve hizmet kurumlarının şeffaf olmasını gerektirir.

2.       Denetlenebilir ve hesap verebilir olmasını gerektirir.

3.       Vatandaşın her kademede hak aramasını gerektirir.

4.       Haksız ve hukuksuz davrananların cezalandırılmasını gerektirir.

5.       Uluslararası ilişkilerin tanzimini gerektirir.

6.       Son olarak da tek adam keyfi siyaset dediğimiz zorba yöneticiliğin ve de ahbap çavuş ilişkilerinin de köküne kibrit suyu ekmenin yegane yolu bu HUKUK sistematiği olmalıdır.

Hülasa bir toplumun tüm yönetim yönetişim ve hizmet kademelerinin tüm dernek vakıf gibi sivil toplum örgütlerinin üretimden dağıtımdan tüketime varıncaya kadar insan hayatının tüm ihtiyaç dalları ve alanlarının uyması gerekli ZORUNLU yasal ve de AHLAKİ kuralları vardır ve olmalıdır da.

a.       İlk olarak ANAYASA metinleri ve ilgili kanun tüzük ve yönetmelikler önem arz eder.

b.      İkinci olarak meclis iç tüzüğü önem arz eder.

c.       Üçüncü olarak da SEÇİM sistemi ve PARTİLER yasası dediğimiz seleksiyon işlevi ile devlet hükümet ve yerel yönetimlerin yenilenmesi tazelenmesi hayat bulmasını istikrar ve güven tazelemesi önem arz eder.

Netice olarak YASAMA kurumunun oluşturulmasında en temel vakıa olan sihirli sözcük SEÇİM sistemi kavramı olmaktadır ki PARLAMENTO teşkil edilmesinde milletvekillerinin karizmatik liderlerin iki dudağı arasında belirlenmemesi için yep yeni bir SEÇİM sistemi yasası çok acilen çıkartılmalıdır.

BEN şahsi kanaatimi serdetmek isterim ki

YENİ ANAYASA ile TÜRKİYE devlet sistemini yani rejimi değil “yönetim sistemini” değiştirmek istemektedir.

Yüz yıldır deneye geldiğimiz adına PARLAMENTER sistem dediğimiz sistem çok defa DARBELERLE tıkanmış vesayet odaklarınca örselenmiş HÜKÜMET çıkaramamanın sancıları ile krizlere dönüşmüş ve nihayet CUMHURBAŞKANI seçimlerinde adeta DEVLET kilitlenmiş idi.

BEN şahsi kanaatim olarak

 Bu yeni YÖNETİM sisteminde böylesi vesayet odaklarının müdahalelerin olmayacağı ve darbelerin yapılamayacağını umarak HÜKÜMET etme sistematiğinde kitlenmeler ve de sancılar çekilmeyeceği ve de ÇİFT başlılığa son verileceği ve de TEK adamlığa da müsaade edilemeyeceği kanaatini taşımaktayım.

BU yeni ANAYASA TBM Meclisi aritmetiğinin onaylaması ile NİSAN ayı içinde REFERANDUM yapılarak MİLLETİN iradesine evet ya da hayır ına arz edilerek netice SANDIKLARDA tecelli edecek ve MİLLETİN iradesi başımız gözümüz üstünde olacaktır.

Çeyrek asırdır söyleye geldiğimiz bir hayati “KURUMSAL YÖNETİM İLKESİNİ” yine de söylemeye devam edeceğiz. DEVLET, aşiret tarikat cemaat zihniyeti ile ve ahbap çavuş ilişkileri ile ve de tek adam keyfi siyaset dediğimiz ZORBA yöntemler ile yönetilemez ancak HUKUK sistemi ile yönetilebilir.

EVET, ben de ayni şeyi yeniden söyleyerek “KURUMSAL liderlikten” bu anlamları çıkartıyorum.

 İstediğimiz tek şey

TÜRKİYE yeniden fiili durum çatışmaları ortamlarına sürüklenmeden acı bedeller ödemeden yaşamakta olduğumuz bu KAOS ortamından referanduma sunulan bu yeni YÖNETİM modeli ile kısa sürede çıkartılmış olsun.

Uhuvvet ve suhuletle yeni ANAYASA sistematiği zemininde yeni siyasi ALTERNATİFLERİ de ortaya çıkartabilecek şekillerde yeni sistemin YÖNETİM kadrolarını seçebilsin istiyoruz diyerek neticenin tüm ÜLKEMİZ ve MİLLETİMİZ için hayırlı olsun diyoruz.

Vesselam

Şazeli Çügen

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.03.2017 - 14:30 -225-
Bu sayfayı paylaşın :